7. Hukuk Dairesi 2023/3418 E. , 2024/2917 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1317 E., 2023/811 K. DAVA TARİHİ : 02.02.2017 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/244 E., 2022/68 K. Taraflar arasındaki asıl davada el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve birleştirilen davada alacak isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne
**7. Hukuk Dairesi 2023/3418 E. , 2024/2917 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1317 E., 2023/811 K. DAVA TARİHİ : 02.02.2017 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/244 E., 2022/68 K. Taraflar arasındaki asıl davada el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve birleştirilen davada alacak isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar-birleştirilen davada davalılar vekili, müvekkillerinin murisi adına kayıtlı olan dava konusu dairenin murisin ölümü ile müvekkilleri adına 03.03.2016 tarihinde intikal işlemleri yapıldığını, davalı ...’ün herhangi bir hakka dayanmaksızın 2000 yılından beri daireyi kullandığını, taşınmazın tahliye edilmesine yönelik olarak davalıya ihtarname gönderildiğini ancak olumlu sonuç alınamadığını belirterek, el atmanın önlenmesini ve ecrimisil ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı-birleştirilen davada davacı vekili, müvekkilinin dava konusu daireyi davalıların murisinden 20.000 USD karşılığında haricen satın aldığını, bedeli ödediğini, ancak tapuda devir yapılmadığını belirterek, asıl davanın reddini savunmuş ve 20.000 USD alacağın ödendiği tarihten itibaren faizi ile birlikte ödeme günündeki kur üzerinden müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.03.2022 tarihli ve 2020/244 Esas, 2022/68 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamına göre dava konusu dairenin satışına yönelik davacıların murisi ... ile davalı ... arasında harici satış sözleşmesi yapıldığı ve bu kapsamda ... tarafından ...'na 20.000 ABD Doları ödeme yapıldığı, dosya arasındaki belge hep birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olan dairenin haricen satışı kapsamında ...'nun ...'ten 20.000 ABD aldığı, tapuda kayıtlı bir taşınmazın harici anlaşma ile satılması geçerli olmasa da, geçersiz sözleşmeler kapsamında tarafların karşılıklı olarak verdiklerini geri alma hakkına sahip oldukları, birleştirilen davada işçilik ve malzeme ücreti taleplerine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, iddianın kanıtlanmadığı, davalı yönünden ecrimisil koşullarının oluşmadığı belirtilerek, asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulü ile; 20.000 USD bedelin davacılar tarafından davalıya ödendiğinde davalının taşınmaza el atmasının önlenmesine, ecrimisil talebinin reddine, 20.000 USD'nin 19.04.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar-birleştirilen davada davalılar vekili istinaf başvurusunda; mahkemenin delil olarak kabul ettiği bononun yazılı delil başlangıcı sayılamayacağını, bonoda yazıların bulunduğu arka tarafta müvekkillerinin isim ve imzasının bulunmadığını, harici satış sözleşmesi ibraz edilemediğini, geçersiz sözleşmeye dayanan alacak taleplerinin yazılı belge olmadan istenemeyeceğini, birleşen davada senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, tanık delilinin kullanılmasına muvafakat etmediklerini, tanık Adil'in sözleşmeyi kendisinin düzenlediğini belirtmesine rağmen sözleşmenin dosyaya ibraz edilemediğini, 2000 yılındaki dolar kuru ile güncel kur arasında 14 kat fark bulunduğunu, müvekkillerinin dava konusu taşınmazın rayiç değerinden çok daha fazla bir bedeli, faizini, avukatlık ücretini ve ferilerini ödemeye mahkum edilmesinin hakkaniyetsiz olduğunu, birleştirilen davada alacağın zamanaşımına uğradığını, temerrüde düşürülmediğinden müvekkilleri aleyhine faize hükmedilemeyeceğini, davalının iyi niyetli olmadığını ecrimisile hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı-birleştirilen dosyada davacı vekili istinaf başvurusunda, hapis hakkı tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesine karar verildiğini, müvekkilinin iyi niyetli kabul edildiğini, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılması gerekirken müvekkiline yükletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında geçersiz bir sözleşme yapılması durumunda tarafların verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebileceği, taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme olduğundan davanın BK'nın 125 inci maddesine göre 10 yıllık zamanaşımına tâbi olduğu, zamanaşımının borcun muaccel olması ya da ifanın imkansız hale geldiği tarihte başlayacağı, zilyetlik devam ettiği sürece ise zamanaşımının işlemeye başlamayacağı, taraflar arasında harici satış sözleşmesi uyarınca dava konusu taşınmazın 20.000 USD bedelle davacıya satıldığı, tapuda yapılması gereken taşınmaz devrinin ise yapılmadığı, davaya konu edilen taşınmazın satış tarihinden itibaren fiilen davacının kullanımında olduğu hususlarının ihtilafsız olduğu, birleşen davanın kabulüne dair kararda isabetsizlik bulunmadığı, asıl davada 20.000 USD ödendiğinde el atmanın önlenmesi kararı verildiğinden birleşen dosyada hükmedilen alacağın mükerrer tahsile sebep olmamak kaydıyla tahsiline karar verilmesi gerekmekte ise de sonuca etkili olmadığından kaldırma sebebi yapılmadığı, kabul edilen el atmanın önlenmesi davası yönünden yargılama giderlerinin dava aleyhine sonuçlanan tarafa yüklenmesinde hata bulunmadığı açıklanarak, tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Taraflar temyiz başvurularında ayrı ayrı; istinaf başvurusunda belirttikleri gerekçeleri tekrar ederek, kararın bozulmasını istemişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 inci maddesi, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre tarafların aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemece, birleştirilen dosyaya ilişkin hüküm kurulurken, davacının ibraz ettiği belgeye konu olan taşınmazı kullanmakta olduğu gözetilerek faize hükmedilmemesi ve BK 99 uncu maddesine göre döviz cinsinden olan paranın ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk Parası ile ödenmesine yönelik hüküm kurulması gerekirken, hükmedilen miktarın ibraz edilen belge nedeniyle döviz cinsinden ödenmesine ve ödenecek miktara faiz işletilmesine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Tarafların diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, tarafların temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (A-1) numaralı bendinde yer alan “20.000,00 USD (ABD Doları) bedelin” ibaresinden sonra gelmek üzere, "fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile değerinin" yazılmasına, (B-1) numaralı bendinde yer alan “20.000,00 USD (ABD Doları) bedelin” ibaresinden sonra gelmek üzere, "fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile değerinin" yazılmasına, aynı bentte yer alan “19.04.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte" ibaresinin hükümden çıkartılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.