6. Ceza Dairesi 2008/7148 E. , 2012/19826 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde; Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY'nın 493/1-son, 55/3, TCY'nın 102/3, 104/2. maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın aynı suça uyan 142/1-b, 31/3, 66/1-e, 66
**6. Ceza Dairesi 2008/7148 E. , 2012/19826 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde; Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY'nın 493/1-son, 55/3, TCY'nın 102/3, 104/2. maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın aynı suça uyan 142/1-b, 31/3, 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 5237 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve suçun işlendiği 03.02.2002 tarihinden inceleme tarihine kadar aynı Yasanın 66/1-e, 66/2, 67/4.maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık sürenin geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, II-Sanık ... ve hükümlü ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesine gelince; 5237 sayılı TCY'nın 53. maddesinin uygulandığı kararda belirtilmemişse de, hükümlülüğün yasal sonucu olarak infazda gözetilmesi olanaklı kabul edilmiştir. Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, uyulan bozmaya, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanık ...'nin başka suçtan Ümraniye Cezaevinde hükümlü bulunduğunun anlaşılması karşısında, hükmün açıklandığı 14.11.2007 tarihli son oturumda hazır bulundurulmadan hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, 2-Yakınana ait kilit altına alınmış araca yönelik hırsızlık eylemi 5237 sayılı TCY'nın 142/1-b maddesine uyduğu halde yazılı şekilde aynı Yasa'nın 142/1-e maddesi ile uygulama yapılması, 3-Birlikte suç işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine yazılı biçimde uygulama yapılarak 5271 sayılı CMK'nın 326/2.maddesine aykırı davranılması, 4-Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09.04.2003 gün, 2002/347 207 sayılı hükümlülük kararının, sanık ... savunmanı ve sanık ... tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 22.11.2005 günlü ilamında "5328 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesi gereğince 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5349 sayılı Kanun'la değişik 9. maddesi uyarınca sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına ve bozmadan CMK'nın 325.maddesi gereğince sanık ...'un da yararlanmasına" denilerek bozulmasına karar verildiği, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen sanık ... da yararlandırılarak 14.11.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5252 Sayılı Yasanın 9. maddesinde Yasa koyucu sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçlarını özel olarak düzenlemiş bulunduğundan, somut olayda 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 325. maddesi hükmünün lehe yasa değerlendirmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda uygulama koşul ve olanağının bulunmadığı; sanık ... hakkında verilen 09.04.2003 günlü, 2002/347-207 sayılı hükümlülük kararının adı geçen sanık yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği gerçeğinin, yasa koyucunun iradesine aykırı yöntemle çözülemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanıklar ... ve ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, hükümlü ... hakkındaki 09.04.2003 tarihli hükmün kesinleşmesinden sonra bu hükümlü hakkında 03.02.2006 tarihli uyarlamaya ilişkin ek kararın verildiği, ancak kesinleşmesine dair bir şerhin dosyada bulunmadığı anlaşılmakla bu hususun da araştırılarak, sonucuna göre hükümlünün hukuki durumu değerlendirilerek, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca hükümlü ... hakkındaki davanın ayrılmasına karar verilip, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve hükümlü ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlü ... yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.