TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/12/2022 NUMARASI : 2022/247 Esas 2022/1184 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 04/03/2022 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/04/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince sür…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1091 Esas 2026/429 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1091 KARAR NO : 2026/429 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/12/2022 NUMARASI : 2022/247 Esas 2022/1184 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 04/03/2022 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/04/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, davalı şirketin açtığı konkordato davasında kesin mühlet kararı verildiğini, konkordato dosyasında alacak bildirimi yapılmış ise de, bildirilen alacağın 530.472,37 TL'lik kısmının çekişmeli hale geldiğini, davalının çeşitli tarihlerde kısmı ödemeler yaptığını, yapılan ödemelerin mahsubundan sonra davalının müvekkiline 170.084,67 TL borçlu olduğunu belirterek 170.084,67 TL'nin konkordato projesi kapsamında dahil edilmesi ve proje kapsamında müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; çekişmeli alacak davasının şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; kesin mühlet tarihi itibariyle davacı bankanın 35.641,15 TL alacağı bulunduğu, bu alacağın davalının sorumlu olduğu kredinin riskinden kaynaklandığı, riskin gerçekleştiği, kredinin belirli taksitlerinin ödenmediği, davacının bu alacağı talep etmekte haklı olduğu davanın kabulü ile davacının Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/12/2021 tarih ve 2019/725 esas 2021/1050 karar sayılı dosyasında kabul edilen 35.641,15TL banka alacağının olduğunun tespiti ile tasdik edilen proje kapsamında alacağın %70'inin konkordato kararının kesinleşmesinden itibaren başlamak üzere 12 ay ödemesiz, 12 ay sonrasında aylık dönemlerde 48 ay eşit taksitte davalı tarafından davacı bankaya ödenmesine, fazlaya ilişki talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.641,15 TL çekişmeli alacağın mahkemenin 2019/725 Esas 2021/1050 Karar ve 22/12/2021 tarih sayılı kararı ile tasdik edilen proje kapsamında projeye dahil edilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili 05/05/2023 tarihli istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili 25/05/2023 tarihli istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, konkordato davası nedeniyle çekişmeli hale gelen alacağın tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Anayasanın 141,III hükmüne göre, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” HMK'nun 297. maddesinde de mahkeme kararının içeriğinde bulunması gereken öğeler açıklanmıştır. Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesindeki yargılamayı tekrarlamak ve esas hakkında karar vermek yetkisine sahiptir. Ancak ilk derece mahkemesi yargılaması usul hukukuna uygun yürütülüp karar da gerekçesi yazıldığında iki dereceli yargılama sistemi uygulanmış olacaktır. Diğer bir anlatımla, ilk derece mahkemesi yargılamasının tekrarlanması gereken ağır bir usul hatası varsa HMK'nun 353. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesi gerekir. Yukarıda anılan Anayasa ve yasa hükümleri ile yapılan açıklamalar karşısında istinafa konu mahkeme kararı incelendiğinde; mahkeme karar gerekçesinde "... 7101 sayılı yasa ile İİK'nda yapılan değişiklik ile konkordato sürecinde asıl olan kesin mühlet olup geçici mühlet sadece konkordato ön projesinin uygulanabilir olup olmadığının tespiti ile sınırlı, kesin mühlet öncesi bir tedbir dönemidir. Bu nedenle her ne kadar İİK'nun 288/1 maddesinde geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı düzenlenmiş ise de ancak amacı, niteliği ve kapsamı ile örtüştüğü ölçüde geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurur. Bu bağlamda İİK'nun 294/3. maddesinde "konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühletten itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur" şeklindeki düzenlemenin geçici mühlet süresi için uygulanmasının mümkün olmadığı ve bu kapsamda geçici mühlet süresi içerisinde rehinle temin edilmemiş alacak için dahi faiz işleyeceği mahkememizce kabul edilmiştir." denilerek geçici mühlet süresi içinde rehinle temin edilmemiş alacak için dahi faiz işleyeceği, geçici mühlet süresinde, kesin mühlete ilişkin faiz işlemesinin duracağı hükmünün uygulanamayacağının kabul edildiği belirtildiği halde denetime elverişli, gerekçeli ve hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporunda geçici mühlet tarihinden sonra faiz işlemeyeceği kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Bu durum ise, mahkeme gerekçesinin kendi içerisinde çelişkili olmasına sebebiyet vermiş olup, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu husus re'sen gözetilmiştir. Tüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 355. maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6, 355. maddeleri gereğince ayrı ayrı KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2022 tarih ve 2022/247 Esas 2022/1184 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından yatırılan 608,66 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 6-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g.maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/04/2026 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.