7. Hukuk Dairesi 2009/3579 E. , 2010/7606 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 27 parsel sayılı taşınmaz ... Ve paydaşları adlarına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar ise tapu iptali ve tescil davasını hazine ve ... aleyhine açmışlardır. Tapu iptali ve tescil davasında husume
**7. Hukuk Dairesi 2009/3579 E. , 2010/7606 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 27 parsel sayılı taşınmaz ... Ve paydaşları adlarına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar ise tapu iptali ve tescil davasını hazine ve ... aleyhine açmışlardır. Tapu iptali ve tescil davasında husumetin tapu maliklerine yöneltilmesi zorunludur. Belirtilen nedenlerle mahkemece 27 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların 27 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacıların 28 parsel sayılı taşımazla ilgili temyiz itirazlarına gelince: Davacı taraf K.Evvel 1309 tarih 197, 198, 199, 200, 136 ve 137 nolu tapu kayıtlarına dayanmıştır. Mahkemece dava ve temyiz konusu 28 parsel sayılı taşınmazın davacıların miras bırakanları tarafından 1950’li yıllarda ve hatta 1931 yılında bedeli karşılığında hava alanı yapılmak üzere hazineye satıldığı, böylece davacıların taşınmazda kayden bir haklarının kalmadığı, aradan uzunca bir zaman geçtikten sonra tedavül görmeyen eski tapu kaydına dayanılarak daha önce satılan yerlerle ilgili tapu iptali ve tescil davası açmanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu, esasen davacıların dava tarihi itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süreyi de geçirdikleri gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de dava konusu taşınmazın tutanağının 26.2.2002 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Ne var ki, davacıların dayandıkları K.Evvel 1309 tarihli tapu kayıtlarında malik ... ... yani ... oğlu ...’tir. Davacılar ise tapu kayıt malikinin ... oğlu ... olduğunu öne sürerek dava açmışlardır. Diyarbakır Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/329-823 E.K. sayılı veraset dosyasındaki nüfus kayıtlarında ...’ın baba adı ... olup ölümü ile oğulları 1315 doğumlu ... ... ve 1325 doğumlu ...’u ve 1310 doğumlu kızı ...’yi mirasçı bırakmıştır. ... oğlu ... ...’nin doğum tarihi 1315 olup, davacıların dayandığı tapunun tesisinde 6 sene sonra doğduğuna göre, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının malik olması mümkün değildir. İbraz edilen mirasçılık belgesi ve dosya da mevcut nüfus kayıtlarına göre ...’ın ... isimli ve 1309 yılında yaşayan mirasçısı bulunmamaktadır. Bu durumda davacıların dayandıkları tapu kayıtları maliki ile kendi aralarında akdi ve irsi ilişki bulunmamaktadır. Her ne kadar mahkemece mahallinde keşif yapılarak davacı taraf tapularının dava konusu taşınmazın bir bölümüne veya tamamına ait olup olmadığı belirlenmemiş ise de bir an için belirlendiği kabul edilse dahi tapu kayıtları maliki ile aralarında akdi ve irsi ilişki bulunmayan davacıların davalarının reddine karar verileceği kuşkusuzdur. Belirtilen nedenlere ve hükümde hak düşürücü süre dışındaki gerekçelere göre davacıların 28 parsel sayılı taşınmazla ilgili temyiz itirazları da yerinde değildir. Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde belirtilen gerekçelere göre davacıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 4,05 TL harcın hükmü temyiz eden davacılardan alınmasına, 28.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.