TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2025 NUMARASI : 2024/782 Esas 2025/478 Karar DAVA : İtirazın İptali( Bankacılık Hizmetinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/09/2024 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı tara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/545 Esas 2026/549 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/545 KARAR NO : 2026/549 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2025 NUMARASI : 2024/782 Esas 2025/478 Karar DAVA : İtirazın İptali( Bankacılık Hizmetinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/09/2024 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; Banka ile dava dışı TBMM Başkanlığı arasında 14/07/2021 tarihinde, 01/11/2021 tarihinden itibaren 36 ay boyunca geçerli olacak şekilde Kamu Kurumları Kurum Maaş Ödemesi protokolü imzalandığını, protokol kapsamında davalı tarafa ödeme yapıldığını, imzalanan ek protokolün 4.d. maddesine göre; " Promosyon ödemesi yapıldıktan sonra herhangi bir nedenle kurumdan ayrılan personelden kıst usulü promosyon iadesi alınacağının" kararlaştırıldığını, davalının maaş ödemelerinin protokolün imzalandığı şube aracılığıyla ödenmediğinin tespiti üzerine TBMM şubesi üzerinden maaş aldığı süre çıkarılıp kalan tutar olan 15.390,16-TL 'nin iadesinin istendiğini, bedelin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Ankara Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2024/64438 sırasında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olayın temeli olan protokol ve ek protokol imzalandığı tarihte TBMM personeli olmadığını ve söz konusu protokollerin imzalandığı veya ilerleyen süreçte ilgili protokolün tebliğ edilmemesi nedeniyle ilgili maddeden haber olmadığını, TBMM bünyesinde kamu görevlisi olarak göreve başladığı süreçte birincil muhatabın ... Bankası değil, TBMM olması nedeniyle protokolün tarafı olan idareye başvurulmadan doğrudan icra takibi başlatılmasının usule uygun olmadığını, kurumdan ayrılış sürecinde fazla aldığı maaş veya yan hakların geri iadesi yapılarak herhangi bir borcunun olmadığının teyit edildiğini savunarak davanın reddine, %20 'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Davacının ileri sürdüğü vakıaların ancak teknik bilirkişi incelemesi (Bankacılık hususunda) ile tespit edilebilir olduğu, davadaki uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi raporu alınmasında zorunluluk bulunduğu, uyuşmazlığın Hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ve tecrübe ile çözülmesinin mümkün olmadığı, delil avansının kesin sürede yatırılmadığı gerekçesiyle; "kanıtlanamayan davanın reddine" dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; Kararın, davanın esasına girilmeksizin, yalnızca usuli ve giderilmesi mümkün bir eksiklik gerekçe gösterilerek verildiğini, delil avansının dava şartı olmayıp yatırılmamasının yaptırımının davanın reddi olmadığını, delil avansı yatırılmadığından mahkemenin mevcut delillerle esasa girerek karar vermesi gerektiğini, bilirkişi incelemesinin zorunlu olduğu kabul edilse dahi, bu durumun davanın reddini haklı kılmadığını, verilen kararın, hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, yeniden yargılama yapılmasının zorunlu olduğunu ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; bankaca, davalıya ödenen promosyon tutarının, kurumdan ayrılış sebebiyle süreyle orantılı iadesi istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2. fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı üç bin Türk Lirasıdır. 01/01/2024 tarihinden itibaren ise bu sınır 28.250,00 TL'dir. İlk derece mahkemesince, davacının, 15.390,16-TL promosyon tutarının iadesi istemiyle başlattığı takibe vaki itirazın iptali istemiyle açtığı davada, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından istinafa konu edilen miktar 15.390,16-TL' ye yönelik olup 16/06/2025 tarihli karar davacı yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararlara karşı, HMK'nun 346/1. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır. (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf sayfa 176) 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6763 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle HMK'ya eklenen "Parasal sınırların artırılması" başlıklı ek 1. maddenin ilk hali; "(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" şeklindedir. Ancak 14/11/2024 tarihli ve 32722 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7531 sayılı Kanun) 22. maddesi ile HMK'nun ek 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “on” ibaresi “bin” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye "(3) İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde 3. fıkra eklenmiştir. Ayrıca 7531 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 6. fıkrasında HMK'nun ek 1. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişikliğin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 3. fıkra olarak eklenen düzenlemenin ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay'ın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanacağı belirtilerek geçiş hükmü öngörülmüştür. Daha sonra Anayasa Mahkemesinin (AYM) 30.01.2025 tarihli ve 32798 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 04/12/2024 tarihli ve 2023/182 Esas, 2024/203 Karar sayılı kararı ile HMK'nun ek 1. maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan "…341 inci, 362 nci..." ibaresinin ve iptal nedeniyle uygulanma imkanı kalmayan bu ibareden sonra gelen "…ve…" ibaresinin iptaline, kararın Resmî Gazete'de yayımından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra 04/06/2025 tarihli ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7550 sayılı Kanun) 20. maddesi ile HMK'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası; "(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş ve 3. fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/07/2025 tarih ve 2024/10-205 Esas 2025/410 Karar sayılı kararı ile 04/06/2025 tarihinden önce verilmiş kararlar bakımından, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklik kapsamında kararın istinafı/temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınmasının mümkün olmadığı, değişiklikten önceki düzenlemelere göre karar tarihi itibarıyla değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Hal böyle olunca 16/06/2025 tarihli işbu kararın istinafı/temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihindeki parasal sınırın (28.250,00 TL) esas alınması gerekmekte olup HMK'nun 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı tarafın istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden red kararına karşı miktar gözetildiğinde temyiz yolu da açık değildir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih ve 2017/3597 Esas 2018/5 Karar sayılı ilamı). HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesi hükmü HMK'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olduğundan davacı tarafın istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcı ve 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 30/04/2026 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -