İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin tekstil ürünleri imalat ve pazarlama işini yürüten büyük çapta bir firma olduğunu, müvekkili şirketin Bağcılar İstanbul adresinde bulunan gerçekleşe…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1615 KARAR NO:2026/339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:19/04/2022 NUMARASI:2015/226 Esas - 2022/296 Karar DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin tekstil ürünleri imalat ve pazarlama işini yürüten büyük çapta bir firma olduğunu, müvekkili şirketin Bağcılar İstanbul adresinde bulunan gerçekleşen büyük çaptaki hırsızlık olayından dolayı, şirket içerisinde bulunan, kasada olmadığını düşündükleri bazı çekler ile doğrudan kasa içerisinde bulunan birçok çekin kasanın parçalanması suretiyle çalındığını, müvekkilinin hırsızlık olayından sonra çalınan ve ciro edilen bu çeklerden dolayı binlerce zararının oluştuğunu, müvekkil şirketçe imzalanan, aynı zamanda boş olan çeklerden dolayı başkaca zararların doğmasının ihtimalinin de yüksek olduğunu, Bakırköy 6 ATM'nin 2014/316 esas sayılı dosyası ile çalınan çekler üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve çeklerin iptallerine karar verilmesini talep ettiklerini, çeklerin müvekkili hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan davalı ... - ... isimli şahıs tarafından ilgili bankaya ibraz edildiğini ve tahsilini talep edildiğini, mahkemenin biraz geç ödemeden men yasağı kararı vermesinden dolayı yazının bankaya geç ulaştığını, bankanın çekin ibrazı üzerine müvekkilini aradığını, müvekkili tarafından bankanın çeklerin çalıntı olduğuna dair bilgilendirildiğini, buna rağmen banka tarafından çek bedellerinin haksız olarak ödendiğini, davalı bankanın en azından çek bedelinin banka nezdinde tutularak belli bir süre verilerek mahkemenin bir kararının olup olmadığı ve varsa bu kararın bankaya ulaştırılmasının istenebileceğini beyanla müvekkilinin uğramış olduğu zarardan dolayı 75.000 TL tazminatın davalı banka tarafından müvekkiline ödenmesini, diğer davalının ise sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle çek bedeli kadar almış olduğu paranın mükerrer tahsilat olmaması kaydıyla müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle husumet itirazlarının bulunduğunu, çekin ibraz süresi içinde ibraz eden meşru hamiline ödendiğini, ödeme tarihinde tedbir kararı ya da ödemeden men talimatının bulunmadığını, müvekkil bankanın hukuka aykırı bir fiilinin söz konusu olmadığını, davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili bankanın kusurunun bulunmadığını, muhataba ödeme yasağı talimatı verme yetkisinin sadece keşidecide olduğunu, lehtar, ciranta, hamil ya da üçüncü kişilerin ödemeyi yasaklama yetkilerinin bulunmadığını, çek cirantası davacı tarafın ödemeden men talimatı vermesinin de hukuken mümkün olmadığını, davacının gerçek hak sahibi olduğunu ispat etmesinin gerektiğini, çeki süresinde bankaya ibraz eden ve çeki elinde bulunduran diğer davalının yasa gereği meşru hamil durumunda olduğunu, davada tazminat şartlarının bulunmadığını, davacının zararının bulunmadığı gibi iddia olunan zarar ile müvekkil banka eylemi arasında illiyet bağının da bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktalarında icra edilen yargılama ve tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat gereğince; ayrıntılı ve gerekçeli olmakla mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, çek iptali davasının açıldığı mahkemece verilen ödeme yasağı kararından önce dava konusu çekin davalı bankaya ibraz edilmiş olması sebebiyle, davalı bankanın ödeme yasağı kararının varlığına rağmen ödeme yaptığından bahsedilemeyeceği, davalı bankanın yasaya uygun işlemi sebebiyle kusurlu bir davranışının söz konusu olmadığı, davalı ... aleyhine açılan tazminat davasının reddinin gerektiği, diğer davalı yönünden; söz konusu davalı görünüşte usulüne uygun ciro silsilesi ile çeki iktisap etmiş olduğundan yetkili ve meşru hamil olduğu, davacı yanın çekin bu davalı tarafça kötü niyetle iktisap edildiğini ispat külfeti altında bulunduğu, dosya kapsamına birçok ceza dosyası kazandırılmış ise de, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/8631 soruşturma nolu dosyası haricinde dava konusu çek ve davalı ile ilgili bir dava ya da soruşturma dosyasının bulunmadığı, neticesi beklenilen ilgili dosyada davalı ... hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından dava konusu çek nedeniyle takipsizlik kararı verildiği ve takipsizlik kararına itiraz edilmeyerek kararın kesinleştiğinin tespit edildiği, böylece davacı tarafça davalı ...'in çeki kötü niyetle iktisap ederek bedelini tahsil ettiği hususunun dosya kapsamında ispatlanamadığı, bu nedenle bu davalı aleyhine açılan davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket rızası dışında elinden çıkmış olan ve kötüniyetli kişilerin eline geçme ihtimali yüksek olan çeklerin davacı şirket aleyhine piyasaya sürülmesinden dolayı telafisi imkansız zararların doğmasına neden olacağından çek iptali için dava açtığını, çekin iptali için davanın 12.09.2014 tarihinde açıldığını, 13.09.2014 keşide tarihli çekin 15.09.2014 tarihinde davalılar tarafından tahsil edildiğini, çekin kötü niyetli olarak davalı tarafından tahsil edildiğini, davalı ...'in kötü niyetli olduğunu, davacıya karşı resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediğini, davalı ...'in davaya cevap vermediğini, delil bildirmediğini ve çeki nasıl iktisap ettiğini belgelemediğini, davalının kötü niyetli olduğu ve çekin yasal ve meşru hamilinin davacı olduğu açıkken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... ile davacı şirket arasında hırsızlık olayı neticesinde çalınan çekler ile ilgili olarak dava ve soruşturma dosyaları bulunduğunu, davalı ...'in soruşturma ve mahkeme dosyalarına beyan dışında başkaca bir delil sunamadığını, hırsızlık olayının hemen akabinde çekin çalındığının ilgili bankaya sözlü ve yazılı olarak bildirildiğini, çekin davalı ... tarafından bankaya ibraz edildiğinin müvekkil şirkete bildirildiğini, bunun üzerine çekin çalıntı olduğunun ve çekin iptali için dava açıldığının davacı firma yetkilisi tarafından bankaya bildirildiğini, ancak buna rağmen çek bedelinin davalı banka tarafından ödendiğini, davalı bankanın basiretli davranmadığını, davalı bankanın davacı firmanın zararına neden olduğunu, bu nedenle yerel mahkeme tarafından verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava; yetkili hamilin elinden rızası hilafına çıkan çekin hamiline ödenmesi nedeniyle bankaya yönelik tazminat ve çeki tahsil eden hamilden çek bedelinin davacıya ödenmesi istemidir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı ...'in çekin iktisabında kötü niyetli ya da ağır kusurlu olup olmadığı, davalı bankanın da çekin ödenmesinde bir kusurunun bulunup bulunmadığı noktasındadır.Dava konusu ... ... Şubesi üzerine keşide edilmiş 13/09/2014 keşide tarihli 75.000 TL tutarlı çekin; keşidecisi ... A.Ş, lehtarının ve ilk cirantasının ....Şti, sonraki cirantalarının sırasıyla ... A.Ş, ..., ..., ....Şti., ... A.Ş ve hamil ... imzalarının bulunduğu görülmektedir. Mahkemece davacı ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi ile dava konusu çekin davacı ticari defterlerinde yer aldığı, çekin beyaz ciro ile ... A.Ş.'den iktisap edildiği belirlenmiş, diğer deliler ile davaya dayanak olan çek ile birlikte başka çeklerin işyerinden çalındığı anlaşılmaktadır. Dava konusu çekin son hamil davalı tarafından 15/09/2014 tarihinde ilgili bankaya ibraz edilerek tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça ilgili çekin zayi nedeniyle iptali için Bakırköy 6. ATM'niin 2014/316 E. Dosyası ile 12/09/2014 tarihinde dava açıldığı, mahkemece gerekli teminatlar yatırıldıktan sonra 17/09/2014 tarihinde ödeme yasağına ilişkin müzekkereyi bankaya hitaben yazıldığı anlaşılmaktadır.TTK'nın 792. Maddesine göre, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. TTK'nın 788/1. maddesinde, açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceği, TTK'nın 790. maddesinde ise, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır. Dava konusu çekteki ciro silsilesi görünürde düzgün olup, şeklen çeki elinde bulunduran kişinin hamil sıfatını ispat eder niteliktedir. Ciro silsilesinde bir kopukluk söz konusu olmadığından hamil senedin illetten mücerret olması ilkesinden yararlanır.Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191).Eldeki davada, davacı öncelikle çekin yetkili hamili olduğunu, ardından davalı tarafın çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispat etmesi gerekir. Bununla birlikte davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, zira aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır niteliktedir.TTK’nın 792. maddesi içeriği itibariyle önceki hamilin elinden herhangi bir şekilde çıkan çeki iktisap eden yeni hamilin, TMK’nın 3. maddesi anlamında iyi niyetli olduğunu kabul etmiştir. Burada ispat yükü üzerinde olan davacının, kötüniyete veya ağır kusura dair iddialarını her türlü delille ispat etmesi mümkündür. Bunun yanında kötüniyeti yahut ağır kusuru ispatlanması gereken kişi çeki hamil olarak elinde bulunduran ve davada taraf olan davalıdır.Davaya konu çek üzerinde düzgün bir ciro silsilesi bulunmaktadır. Davacı taraf, dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre, davalı ...'in dava konusu çeki davacının zararına olarak kötüniyetle iktisap etmiş olduğunu ve/veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunduğunu ispatlayabilmiş değildir. Dava konusu çekle ilgili zayi nedeniyle iptal davası açılmış olması, çeki elinde bulunduran davalının çeki kötüniyetle iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu göstermez. Davalı hamilin, düzgün ciro silsilesiyle çeki iktisap eden meşru hamil konumunda bulunduğundan (TTK. m. 790), bankaya ibrazı anında bankaca ödenmesi mecburidir. Davacı çekin keşidecisi ve lehtarı olmayıp olay tarihi itibarıyla çekin yetkili hamili olduğu dahi davalı bankaya ispatlanmış değildir. Davacının yetkili hamili dahi olduğunun belirlenmediği bir aşamada bankaya bildirim yaparak çekin ödenmesini önlemesi mümkün olmadığı gibi bankanın bu beyanlara itibar ederek ödeme yapmaması hukuki sorumluluğunu doğurur mahiyettedir. Bankaca yapılan ödeme tarihi itibarıyla mahkeme veya savcılık kanalıya ödemenin önlenmesine ilişkin bir bildirimde bankaya ulaşmadığından bankanın sorumluluğundan bahsetme imkanı yoktur.Bu haliyle davalı ...'in çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiği ispat edilememiş olması, davalı bankanın da herhangi bir sorumluluğundan bahsetme imkanı bulunmamakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026