İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'in 2009 yılında ... basis ve ... yazılım çözümlerine ilişkin faaliyette bulunmak üzere 5 ortak tarafından kurulduğunu, davacı ...'ın tamamı ...'e ait ol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2022/1790 KARAR NO :2026/326 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:26/04/2022 NUMARASI:2016/1066 Esas - 2022/408 Karar DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'in 2009 yılında ... basis ve ... yazılım çözümlerine ilişkin faaliyette bulunmak üzere 5 ortak tarafından kurulduğunu, davacı ...'ın tamamı ...'e ait olduğunu, ...'in 2013 yılında %51 hissesinin dava dışı ...'a devredildiğini, davalılardan ... ve ...'ın ...'te %9.8 oranında paya sahip olduklarını, ...'ın ortak olması esnasında tüm ortakların 5 yıl boyunca çalışmayı taahhüt ettiklerini, adı geçen davalıların ayrıca şirkette hizmet sözleşmesi ile çalıştıklarını, diğer davalı ...'un da çalışan olduğunu ve diğer davalılar ile birlikte davalı ...'i kurmak amacıyla şirketten ayrıldığını, davalılardan ... ve ...'ın son genel kurula kadar şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olarak çalıştıklarını, sorumlu oldukları ... Sözleşmesi'nin ... - ... firmalarına aktardıklarını, ... Hizmetleri müşterilerinin neredeyse tamamını ayarttıklarını, hatta bu eylemleri nedeniyle 10.2.2015 tarihli genel kurulda yönetim kuruluna aday da olmadıklarını, 26 Kasım 2015 tarihli genel kurulda davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini, davalıların önceki eylemleri için İstanbul Anadolu 25. İş Mahkemesi'nde 2015/580 E. Sayılı davanın açıldığını, ancak 14.4.2015 sonrası eylemleri için bu davanın açılmasının gerektiğini, Şubat 2015 döneminde, şirketin ... hizmeti vermiş olduğu müşterilere ilişkin hizmet sözleşmelerinin sistematik olarak müşterilerce tek taraflı olarak feshedildiği, yapılan araştırmada bunun davalıların yönlendirmesinden kaynaklandığının tespit edildiğini, bu sebeple iş sözleşmelerinin 2.3.2015 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, davalıların birlikte ve sistematik olarak davacının müşterilerini ...'e aktardıklarını, davacının çalışanlarını ayarttıklarını, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/4809 soruşturma no'lu dosyasında alınan bilirkişi raporu ile de bu tespitlerin yapıldığını, davalı ...'un tanık beyanı ile de eylemlerin ikrar edildiğini, davalı şirketin kuruluşu için gerekli sermayenin davalılardan ... tarafından temin edildiğini, davalı ...'ın imzası ile ... Sözleşmesinin dava dışı Innova şirketine aktarıldığını, ...'nın ise davalı ... ile 21.4.2015 tarihinde 2 yıllık bir sözleşme imzaladığını, 2.2.2015'te de dava dışı ... Bilgisayar tarafından sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, oysa firmanın 29.1.2015'te projeye onay verdiğini, yine dava dışı ... tarafından davacı ile olan sözleşmenin tek taraflı olarak feshediliğini, fesihte dava dışı şirketin karşılıklı mutabık kalınmış gibi hareket ettiğini, oysa böyle bir mutabakatın bulunmadığını, dava dışı ... Teknoloji'nin de davalılardan ...'dan hizmet almak istediğini belirterek sözleşmeyi feshettiklerini, ... firmasından ...ile yapılan görüşmede davalı ...'ın bu firmada çalışma yaptıklarını ve işi ... firmasının altında taşeron olarak yapacaklarını söylediğini, oysa davacı şirket nezdinde ... veya ... tarafından yapılmış herhangi bir çalışmaya rastlanamadığını, davalılarca, ...un müşterisine ... tarafından verilen hizmetlerin bedelinin yeni kurulacak şirkete faturalandırılmasının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin kaynaklarını kullanarak müvekkiline faturalandırılmayan çalışmaların tespit edildiğini, ...'a 110.000 +KDV, 90.000 +KDV, 59.400+KDV şeklinde hizmet sunumlarının tespit edildiğini, yine ... tarafından 12.12.2014 tarihli e-postada dava dışı ...'ya 50 adam/gün faturalandırılmamış hizmet olduğundan mailde bahsedildiğini ancak şirkete kesilen bir fatura bulunmadığını, yine 29.1.2015 tarihli e-postada "aktivite detayları ektedir. Toplam 38 aktivite 116 saat 14,5 gün ediyor. Biz 10 gün diyoruz. Zamanı gelince helalleşiriz" şeklinde e-posta gönderildiğini, sözleşmelerin davalı şirkete geçirilmesi ile uğranılan zarar miktarının ... 440.000TL, ... 654.450TL, ... 52.800TL, ... 41.000TL ve ... 12.000TL olduğunu ancak davalı şirket kayıtları incelenmeden tam tutarın tespit edilemeyeceğini, davalıların eylemlerinin haksız rekabet olduğunu belirterek açıklanan nedenlerle haksız rekabet nedeniyle "uğranılan zararın tespitine", şimdilik 50.000TL maddi ve 50.000TL manevi zararın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP:Davalılar ... Şti. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu iddiaları, diğer davalılara gönderdiği Üsküdar .... Noterliğinin 02.03.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde davasına dayandırdığı eylemleri açıkça belirttiğini, bu sebeple TTK m. 60 hükmünde belirtilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davalılar hakkındaki takipsizlik kararının kesinleştiğini, bu itibarla ceza zamanaşımının da uygulanmayacağını, ... şirketini müvekkili ... kendi insiyatifiyle ve kendi kararıyla kurduğunu, iş arkadaşı ...'den 20.000,00-TL maddi destek aldığı gibi diğer davalılardan da borç aldığını ve bunun normal olduğunu, şirketi kendisinin kendisi için kurduğunu, müşterilere kendisi giderek teklifler hazırladığını ve firmaları çalışmaya ikna ettiğini, ... Sistemi'nin ... ve ...'a ait olduğu hususunun doğru olmadığı, müvekkilinin şirketi kendisinin kurmasının yanında müşterilerle de kendisi tarafından gidilerek iş alımı sağlandığı, hiç kimse tarafından şirket kurmak üzere yönlendirilmediği, ... devir sözleşmesinin müvekkili tarafından sonuçlandırılmadığını, zira sözleşmenin imza eksikliği nedeniyle uygulanamadığını, durumun genel müdüre bağlı çalışan ...'a bizzat iletildiğini, dolayısıyla ... sözleşmesinin müvekkil tarafından devredilmeye çalışıldığı iddiasının asılsız olduğunu, ...'nin kendi insiyatifiyle aldığı kararda, tüm sözleşmelerin ... şirketine devredilmesini şart koyduğunu, bütün firmalara da bunu ilettiğini, zira ...'nin, firmalardan direk hizmet almayı bıraktığını ve İnnova şirketi üzerinden hizmet almaya karar verdiğini, o yüzden ...'nin sadece davacı şirkete uyguladığı bir durum değil piyasada ki tüm şirketlere uyguladığı bir durum olduğunu, müvekkili ...'un bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının açmış olduğu İst.Anadolu 25. İş Mahkemesi'nin 2015/580 E. Sayılı dosyası ile bu davada aynı beyanlarda bulunduğu, her iki davanın esasları incelendiğinde davacının dayandığı tüm vakaların aynı olduğunun tespit edileceği, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı şirket ortakları arasında bir takım gruplaşma ve çekişmelerin başladığını, müvekkillerinin şirketten dışlandığını, müvekkillerinin çalışmalarının şirket içinde engellendiğini, taraflar arasında ciddi çekişme ve ihtilafların olduğunu, müvekkillerinin iş akitlerinin 02.03.2015 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, davacının ısrarla beyan ettiği ..Bankasındaki ödemenin ödünç olarak verildiğinin ... ... tarafından iş mahkemesi duruşmasında açıkça beyan edildiği, müvekkillerinin piyasada bilinen maddi durumları oldukça yüksek kişiler olduğunu, bu güne dek etrafındaki insanlara bir çok kez yardımda bulunduğunu, ödünç verilen ve daha sonra iade edilen bir bedelin baz alınarak haksız rekabet olgusunu ispatlamaya çalışmanın uydurma bir senaryodan öteye gidemeyeceğini, müvekkillerinin ... ile bir bağlantılarının olmadığını, dava dışı ... Kablo'nun İstanbul Anadolu 25. İş Mahkemesinin 2015/580 E.sayılı dosyasına gönderdiği cevabi yazısında fesih bildirgelerinin ve ihtarnamelerin ekte olduğunu belirttiğini, Beşiktaş ... Noterliğinin 27.02.2015 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fesih bildirimini yaptıklarını, ihtarname incelendiğinde; “01.09.2011 tarihli sözleşme gereği sunmakta olduğunuz hizmetlerden şikayetlerimizi ve hizmet kalitesinde ki yetersizliğinin derhal giderilmesini aksi taktirde sözleşmeyi feshedeceğimizi İstanbul ...Noterliği kanalıyla gönderdiğimiz 17.02.2015 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamemiz kapsamında bildirmiştik. Söz konusu ihtarnamemize rağmen arada geçen zaman zarfında firmanızca bu konularda eylemde bulunulmamış, bizim için son derece elzem hususların tarafınızca çözümlenemediği görülmüştür….Söz konusu sözleşmeyi 28.02.2015 tarihi itibariyle feshettiğimizi…..ihtaren bildiriyoruz” dediklerinin görüldüğünü, yani feshin tamamen davacıdan kaynaklandığını, ...'un sözleşmeyi kendi insiyatifi ile feshettiğini, diğer dava dışı şirketlerle olan işler açısından da müvekkillerinin bir dahlinin olmadığını ifade ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Davacının diğer iddiası şirkette çalışan personellerin istifa ettirilip ... firmasına geçtiğidir. TTK 54.maddesinde: "Haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız hukuka aykırıdır." içeriğiyle haksız rekabet hallerinin çerçevesi düzenlenmiştir. Aynı konuda faaliyet gösteren firmalardan biri nezdinde çalışan personelin kendi isteğiyle görevden istifa ettikten sonra davalı şirkete iş başvurusu yaparak davalı şirket nezdinde çalışmaya başlamasının başlı başına haksız rekabet olarak kabul edilmeyeceği zira bu durumun dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturmayacağı açıktır. Aynı konuda faaliyet gösteren firmaların ekonomik faaliyette bulunma hakkı mevcut olduğu gibi hizmet akdiyle çalışan işçilerin de anayasadan kaynaklanan çalışma özgürlüklerinin mevcut olduğu açıktır.(Benzer nitelikte Yargıtay 11.HD'nin 2014/16035 E. 2015/2148 K. Sayılı ilamı) Kalifiyeli,tecrübeli işçi alımı yalnızca davalı firmaya özel değil tüm şirketler için ekonomik faaliyeti devam ettirmekte, kar oranını arttırmakta önemli bir şirket yönetim biçimidir. Bu işçilerin geçmişteki tecrübelerinden dolayı davalı firmanın kar oranını arttırması, müşteri çevresini genişletmesi tek başına haksız rekabet eylemi teşkil etmez. Dosya kapsamında davalı şirketin davacı işçilerini çalıştığı sırada ayartarak kendi firmasına katmaya çalıştığına ilişkin bir delil de yoktur.Bu nedenle bu iddiaları da yerinde görülmemiş, dosya kapsamı, toplanan deliller, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın tümden reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının hatalı değerlendirmeler içerdiğini, İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1066 E. sayılı dosyasında yer alan somut, kesin ve hukuki deliller sonucunda davalıların eylemlerinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmasının mümkün olmadığını, Yerel Mahkemenin dosyadaki somut, kesin ve hukuki delilden çok az kısmına yer verdiğini, yer verilen delillerde de hatalı sonuçlara ulaştığını, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan raporun dayanak alındığını, özellikle banka kayıtları, para transferleri incelendiğinde davacı şirketlerin yaklaşık 3 Milyon TL tutarındaki gelirini gizli sahibi oldukları ...’e aktardıklarını, ...’den de yine akrabaları olan ... üzerinden paraları kendi şahsi hesaplarına transfer ettiklerinin kanıtlandığını, davalıların eylemlerinin somut ve kesin banka kayıtları ve hareketleriyle dahi kanıtlanması karşısında Yerel Mahkeme’nin dosyada herhangi bir kanıt olmadığı şeklindeki gerekçesinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davanın süresinde açıldığını, aksi yöndeki gerekçenin tamamen hatalı olduğunu, dava konusu eylemlere ilişkin çok sayıda bilirkişi raporunun dava konusu iddialarını teyit ettiğini, ... sözleşmesinin feshedilmesinin çalışma hürriyeti kapsamında değerlendirilmesinin tamamen hatalı olduğunu, ... sözleşmesinin davalıların iş akitleri devam ederken, ... Sisteme aktarılmaya çalışıldığının kanıtlandığını, dosyadaki bir diğer hususun ise; davacı şirket müşterisi...’a, davalıların davacı şirkette çalışan durumundayken verdikleri hizmetin bedelinin ...’e fatura ettirilip, davacı şirket’in tahsil etmesi gereken bedelin ... Sistem’e tahsil ettirilmesi olduğunu, davalılardan ... Sistemin haksız bir kazanç sağladığını, bu durumu dosyadaki yazışmalar ve banka kayıtlarının açık bir şekilde kanıtladığını, hükme esas alınan raporda bilirkişi heyetinin, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi olmamasından bahsettiğini, davanın rekabet yasağı düzenlemesi ile ilgisi bulunmadığını, dava konusu eylemlerin, davalıların davacı şirketlerle iş ilişkisi devam ederken başladığını, davalıların haksız ve hukuka aykırı eylemlere başladıkları tarihte davacı şirketlerin çalışanları ve yöneticileri olduğunu, bilirkişilerin ve Yerel Mahkeme’nin, Anayasal çalışma hürriyeti ile haksız rekabet, şirket yöneticilerinin sorumluluğu, bağlılık ve sadakat yükümlülükleri gibi hukuki düzenlemeleri birbirlerine karıştırdığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık temelde; davalılara isnat edilen eylemlerinin ispatlanıp ispatlanmadığı ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasındadır.Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, 55. Maddesinde sayılan bazı hallerin haksız rekabet hallerinin başlıcaları olarak örnek kabilinden sayılmıştır. Aynı yasanın 56. Maddesi ise "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir." düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz. Yine Tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d).Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.TTK'nın 58'nci maddesinde haksız rekabet nedeniyle zarar gören kimsenin maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiştir. Kural olarak böyle bir istemin kabul edilebilmesi için haksız rekabeti oluşturan eylemin ve davacının uğradığı zararın kanıtlanması gereklidir. Bu şekildeki tazminat davasında asıl olan, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Ancak, bu tür zararın ispat edilmesindeki güçlüğü dikkate alan kanun koyucu, TTK'nın 58/e maddesinde eylemin mali bakımından karşılıksız kalmaması bakımından haksız rekabette bulunanın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini hakime vermiştir. Manevi tazminata hükmedilebilmesinin temel şartı ise haksız rekabet fiilinin davacının kişilik haklarına zarar vermiş olmasıdır.Davacının iddiası davalı ..., ... ve ...'nın müşterek olarak diğer davalı ... şirketini kurarak davacı şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığı yönündedir.Davalılardan ... ve ...'ın davacı ... Şti.'in ortakları ve yönetim kurulu üyesi oldukları, aynı zamanda şirketle hizmet akitleri bulunduğu, davalı ...'nın ise şirket ile hizmet akti ile çalışanı olduğu ve her üç davalının şirketle rekabet yasağına ilişkin bir sözleşmesinin bulunmadığı, ... Ltd.'nin tüm hisselerinin ... şirketine ait olduğu, ... davacı ... Şirketinden 31/01/2015 tarihinde işten ayrıldığı, .... Şti.nin 19/02/2015 tarihinde ... tarafından tek ortaklı olarak kurulduğu, ticaret sicili kayıtlarına göre davalılar ... ve ...'in bu şirkette resmen herhangi bir ortaklık/müdürlük görevinin olmadığı, davalılar ... ve ...'ın yönetim kurulu üyeliklerinin 10/02/2015 tarihine kadar devam ettiği, iş akitlerinin 02/03/2015 tarihinde feshedildiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinin 4. Sayfasındaki açıklamaya göre; iş mahkemesinde davanın açıldığı 14/04/2015 sonrası için ayrı bir dava, ek dava, tespit talebinde bulunabileceğine yönelik ara karar üzerine 14/04/2015 tarihinden sonraki hukuka aykırı eylemler ve zararlar için eldeki davanın açıldığı beyan edilmektedir. Davacılar; davalılardan ... ve ... hakkında İstanbul Anadolu 25. İş Mahkemesi'nin 2015/580 E. Sayılı dosyası ile; sadakat yükümlülüğünün ihlali sebebiyle maddi ve manevi tazminat talepli dava açmıştır. Açılan davada eldeki dava ile tamamen aynı nitelikte davalıların gizli olarak ... şirketini kurdukları, ..., ..., ..., ... gibi dava dilekçesinde ayartıldığı iddia edilen şirketlerle iş birliği yaptıkları, davalıların bir kısım firmalarla davacı şirkette çalışırken gerçekleştirdikleri hizmetlerin faturalandırmasının davacı şirkete yapılmasını engelledikleri yönünde iddialarda bulunmuşlardır. Eldeki davada da dava dilekçesinde davacının iddiaları aynıdır. ... ve ... yönünden farklı bir iddiada bulunulmamıştır. Yine dava dilekçesinde açıkça 14/04/2015 tarihinden sonraki davalıların hukuka aykırı eylem ve zararların bu davada talep edildiği beyan edilmektedir.Davacının dayandığı tüm iddialar; davalıların diğer davalı hesabına para göndermesi, şirketin kurulması, ..., ... ... gibi bir kısım firmaların iş akitlerinin feshi vb. 14/04/2015 tarihinden öncesinde gerçekleştiği iddia edilen eylemlerdir. Eldeki davada yeni bir eylemde bulunulduğunun iddia ve ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Bahsi geçen iş mahkemesi dosyasında davanın kabulüne dair verilen kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 47 HD.nin 2020/4711 E.2023/1373 K sayılı ilamı ile delillerin tamamı toplanmadan karar verildiği gerekçesi ile İDM kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Yine İstanbul Anadolu 4.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/407 E. Sayılı ile sanıklar ..., ..., ... ve dava dışı ... hakkında aynı eylemler nedeniyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan yapılan yargılamada sanıkların cezalandırılmasına karar verilmiş, kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 22. Ceza dairesince sanıkların eylemlerinin TTK da düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturduğu, bu suçtan savcılık tarafından KVYOK kararı verilip itiraz üzerine itirazın reddine karar verildiği, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluşmadığı gerekçesiyle sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 11.CD.2022/8488 E. 2024/1108 K sayılı ilamı ile BAM kararının duruşma yapılarak verilmesi gerektiğinden bozulmasına karar verildiği, BAM dairesince de 2024/983 E. 2024/1688 K. Sayılı ilamı ile aynı gerekçe ile sanıkların beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalılar ... ve ... hakkında ayrıca İstanbul Anadolu 9. ATM'nin 2016/1020 E. dosyası ile yöneticinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemli dava bulunduğu, dosyanın derdest olduğu anlaşılmaktadır.Davacının davalıya isnat ettiği haksız rekabet eylemleri yönünden dosya içeriğine uygun denetime elverişli bilirkişi raporunun dosyaya kazandırıldığı, raporda;"Dava konusu ihtilafta davalıların "yönlendirmesi" sebebiyle feshedilen bir sözleşmeye rastlanamadığı, sözleşmelerin dava dışı müşterilerin davacıların hizmetlerinden memnun olmadıkları için feshedildiğinin görüldüğü, bu sebeple iş bu davada müşteri ayartmaya dayalı bir haksız rekabet haline rastlanamadığı, davalıların davacı şirketten ayrıldıktan sonra davacıların rakiplerinde belirli birer çalışmalarını yasaklayan rekabet yasağı sözleşmesine rastlanmadığı, davalıların rakip bir şirket kurmalarında ve hatta davacıların müşterilerine kurdukları yeni şirketi ve işlerini tanıtmalarında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, davacıların dava konusu eylemlerden 02.03.2015 tarihinde haberdar oldukları, iş bu davanın ise 7.11.2018 tarihinde açıldığı, dava konusu ihtilafta uygulanması gereken daha uzun bir ceza zamanaşımının bulunmadığı, yine dava konusu eylemlerin temadi eden eylemler de olmadığı, bu sebeple dava konusu ihtilafta TTK m. 60 hükümde bahsedilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği,İş hukuku ve ortaklıklar hukukuna yönelik iddia ve savunmalara rastlanmış ise de iş bu davanın konusu olmaması sebebiyle bu iddia ve savunmaların incelenmediği" yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. Raporun dosya içeriğine ve toplanan delilere uygun denetime elverişli olduğu görülmektedir. Dosya kapsamında toplanan gerek resmi kayıtlar gerek diğer belgeler ile ... ve ...'in .... Şti.'nin ortaklığına ilişkin delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı ...'nın rekabet yasağına ilişkin bir sözleşmesi bulunmamakla ... şirketini kurmasının tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği sabittir. Davacıların davalıların şirket kaynaklarıyla gerçekleştirilen işlerin faturalandırılmasının ... şirketine bıraktığı iddiası hakkında iş mahkemesinde yürütülen yargılamanın konusudur. Yine dosyaya toplanan deliler ile davalıların ... hizmetleri bölümündeki müşterileri ayarttığı iddiası; davalı ... ve ... yönünden İstanbul Anadolu 25. İş Mahkemesi'nde yargılama konusudur. TTK'nın 55/1-b/1. Maddesinde:"Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek" fiili haksız rekabet hallerinden sayılmıştır. a)Müşterilen daha önceden başkasıyla sözleşme yapması, b)Başkasıyla yapılan sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltme(ayartma) eyleminin bulunması, c)Sözleşmeye aykırı davranmaya yöneltilen kişinin müşteri olması, d)Yöneltme neticesinde müşterinin sözleşmeye aykırı davranmasının şart olmaması, e)Sözleşmeye aykırı davranmaya yöneltmenin amacının müşterilerin kendisi ile sözleşme yapmasını sağlamak olması olarak sayılabilir. Bu hususlar da davacı tarafça 14/04/2015 tarihinden sonra işlendiği ispatlanmış değildir. İş mahkemesinde işçi olarak çalışılan döneme ilişkin aynı iddialarla sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğinden bahisle dava görüldüğü, aynı maddi vakıalara açıklanarak iş aktinin feshinden ve iş davası açıldıktan sonraki dönem için eldeki haksız rekabete ilişkin davanın açıldığı, davada vakaların anlatımı taraflara talebinin hukuki niteliğini tavsif mahkemeye ait olup (YİBK. 04.06.1968, 15/6 sayılı ) ; iş aktinin feshinden sonra meydana gelen bir vakıa iddia ve ispat edilmemiştir. TTK 54 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı bir davranışta ispat edilmemiş olmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 161,40 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 570,60 TL istinaf karar harcının davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.26/02/2026