7. Hukuk Dairesi 2009/4341 E. , 2010/1990 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 212 parsel sayılı 32.800 m² yüzölçümündeki taşınmaz davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... ... miras hakkına ve kazandırıcı zamanaşımı zil…
**7. Hukuk Dairesi 2009/4341 E. , 2010/1990 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 212 parsel sayılı 32.800 m² yüzölçümündeki taşınmaz davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... ... miras hakkına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişinin 27.11.2008 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 30.718,34 m² yüzölçümlü bölümünün ifrazı ile ayrı bir parsel numarası verilerek davacı ... adına tapuya tesciline, (B) harfi ile gösterilen 2.081,66 m² yüzölçümlü bölümünün mezarlık vasfı ile davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava ve temyize konu 212 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki uzman bilirkişinin 27.11.2008 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 30.718,34 m² yüzölçümlü bölümü üzerinde tespit gününde davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, taraflar da yargılamada bir kayıt ve belgeye dayanmadıklarından uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Ne var ki zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersizdir. Öte yandan iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden dava ve temyize konu taşınmaz başında yapılan keşifte uzman ziraatçi bilirkişi hazır bulundurulduğu halde taşınmaz uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyetiyle birlikte görülüp gözlenerek, mahkemenin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmışsa da mahkemece yapılan gözlem ile uzman ziraat ve fen bilirkişilerinin raporları çelişmiştir. Bu nedenle hükme dayanak yapılan uzman ziraatçi bilirkişinin raporunu denetleme olanağı bulunamamıştır. Hal böyle olunca sözü edilen raporun yargı denetimine açık olmadığı kuşkusuzdur. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişiler ile ve ziraat yüksek mühendisi ve ziraat mühendislerinden oluşan 3 kişilik uzman ziraatçi bilirkişi kurulu ile dinlenmeyen tutanak bilirkişilerinin tümü ve mahkemece re’sen seçilecek konusunda uzman bir fotoğrafçı hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava ve temyize konu taşınmaz mahkeme heyetiyle birlikte gezilip görülmeli ve gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu taşınmazda taş yada toprak unsurundan hangisinin galip olduğu duraksamasız belirlenmeli, dava konusu taşınmazın dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi de yapılmalı, bu olgular da keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, mahkeme heyeti ve uzman bilirkişi kurulu hazır olduğu halde taşınmazın fiziksel yapısını göstermeye elverişli gününü, ayını ve yılını gösterecek şekilde fotoğrafı çekilmeli, fotoğraf bizzat keşifte hazır bulunan hakim tarafından da çekildiği gün, ay ve yılı gösterecek biçimde onaylanmalı, tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı usulün 259.maddesi hükmü uyarınca dinlenerek varsa açık bir deyişle taşınmazın gözlemi sonucunda saptanan maddi, hukuki ve fiziki olgularla tespitte saptanan hukuki, maddi ve fiziksel olgular arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişi kurulundan ise mahkeme gözlemini aynen yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, önceki günlü hükmün dayanağı keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraat bilirkişisinin ibraz ettiği ve uzman bilirkişi kurulunun ibraz edeceği raporlar denetlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14, 17 ve 18.maddesi hükümleri eşliğinde sonucuna göre bir karar verilmelidir. Diğer taraftan; adına tescile karar verilen zilyet davacı ... ile bayisi babasının onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra aynı çalışma alanı içerisinde ilgili yada ilgililer adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m² taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı, bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.