T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1578 KARAR NO : 2026/356 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/05/2022 NUMARASI : 2021/424 Esas - 2022/527 Karar DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel kurul kararının iptali) Taraflar arasındaki ticari şirket davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1578 KARAR NO : 2026/356 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/05/2022 NUMARASI : 2021/424 Esas - 2022/527 Karar DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel kurul kararının iptali) Taraflar arasındaki ticari şirket davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu şirketin, 26.04.2021 tarihinde Olağan Genel Kurul toplantısı yaptığını, toplantı tutanağına bakıldığında 8 maddeden oluşan kararların alındığını, bu kararlardan 7. maddede belirtilen unvan değişikliği kararının kanunda aranan gerekli çoğunluk sağlanmadan kabul edildiğini, kanunda aranan çoğunluk sağlanmadan sicil gazetesine başvuruda bulunularak şirketin unvanının; ... Limited Şirketi olarak değiştirildiğini ancak itirazlarına konu kararın; 196 pay ret, 204 pay kabul oyu ile kabul edildiğini, toplam 400 pay hisseye sahip şirketin unvan değişikliği önerisinin kabul edilmesi için %51 basit çoğunluğun yeterli olmadığını, şirket sözleşmesinde farklı bir nisap oranı da belirlenmediğinden unvan değişikliğinin şirketin esas sermayesinin 2/3'ünün onayı ile karara bağlanması gerektiğini, genel kurul toplantısında, % 51'lik oran ile karar alınıp bu oranın doğru ve yeterli olduğu kabul edilerek unvan değişikliği gerçekleştirildiğini, yapılmış olan bu işlemin hukuka aykırı olduğunu, genel kurul üyelerinin, 2/3 (%66.6) kabul oy oranı aranması gerekiyorken, % 51'lik oran ile kabul edilmesinin, yapılan işlemin hiç doğmadığına karine olduğunu bu sebeple işbu davanın ikame edilmesi zaruretinin hasıl olduğunu; kanunda düzenlenmemiş olsa da kanunda öngörülen asgari toplantı ve karar yeter sayılarına aykırı karar alınmasının alınan kararın yok hükmünde olduğunu, işbu davada da genel kurula katılanların 2/3'ü oranında oy çoğunluğu ile alınması gereken bir kararın, daha az oy oranı ile karara bağlandığını, kurucu unsur olan nisap oranı sağlanmadığından, unvan değişikliğine ilişkin olarak 7.madde ile alınan karar ve sonuçların yok hükmünde olduğunu, tespit kararı verilinceye kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesinin olası ticari ve ekonomik sebeplerle şirket menfaatleri gereği olduğunu, Yargıtay 11. HD. 2014/10188 E., 2015/12314K. ilamında; toplantı ile karar yeter sayısı olmadan alınan kararların yok hükmünde olduğunun ifade edildiğini, mahkemece işbu dava TTK m.589 kapsamında değerlendirmez ise bu kez terdiden, TTK m.445'ten hareketle alınan kararın iptal edilmesini talep ettiklerini, TTK m.445; "446 ncı maddede belirtilen hükümler gereği" yokluğun tespit edilememesi durumunda alınan hukuka aykırı kararın iptal edilmesini talep ettiklerini, usule aykırı olarak yapılan işbu değişiklik ile, davalı hastanenin kamuoyu önünde yıllardır mevcut ve devam eden bilinirliği, ilgili bakanlıklar düzeyindeki tanımlamalarına yönelik kurumsal tanınırlığına yönelik oluşabilecek ciddi kayıpların, hissedar olan müvekkilinin de maddi olarak önemli kayıplar yaşamasına neden olabileceğini, her ne kadar unvan değişikliği yapılmış ve sicil gazetesine bildirilmiş ise de yapılan bu işlemin yok hükmünde olduğunu, tüm bu sebeplerden dolayı şirketin ve dahi müvekkilinin uğrayacağı zararlar göz önüne alınarak, olağan genel kurulda alınan, 7. maddeye ilişkin kararın işleme alınmaması için öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, akabinde 26.04.2021 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan ve unvan değişikliği kararını içeren 7.madde'nin, TTK m. 589'da belirlenen 2/3 oy çoğunluğunun kabulü sağlanmadan karara bağlandığı için, sadece 7.maddeyi içeren kararın yok hükmünde olduğunun tespit edilmesini, bu talepleri kabul görmediği takdirde terdiden, 26.04.2021 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan ve unvan değişikliği kararının içeren 7.madde'nin TTK m.445 gereğince alınan kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkili şirketin, müdürler kurulu tarafından 30.03.2021 tarihinde alınan karara istinaden 07.04.2021 tarih ve 10304 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde şirket genel kurul toplantısına davetin usulüne uygun olarak yapıldığını, TTK.nun Limited şirketlerde genel kurul toplantılarına çağrıda anonim şirketlere ilişkin hükümlere atıfta bulunduğunu, anonim şirketlerin genel kurul toplantılarına çağrı şeklinin hükme bağlandığı TTK 414. maddesinin, "Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır" hükmünü içerdiğini, genel kurul toplantı tutanağında belirtildiği üzere şirket paylarının 10.000.000 TL toplam itibari değerinin; toplam itibari değeri 8.000.000 TL olan 320.000 pay temsilen, toplam itibari değeri 2.000.000 olan 80.000 pay asaleten olacak şekilde tüm payların toplantıda temsil edildiğini ve kanun ve esas sözleşmede öngörülen asgari toplantı nisabının sağlanmış olduğunun sabit olduğunu, dava konusu 7.maddenin genel kurul toplantı gündeminde bulunan şirket unvanının değiştirilmesi hususunda olduğunu, toplantıda gündemin paydaşlar tarafından görüşüldüğünü ve 196 pay ret oyuna karşılık 204 pay kabul oyu ile kabul edildiğini, işbu kararın şirket esas sözleşmesinin değişmesine yol açtığından TTK 589/2 maddesi gereği 30.04.2021 tarihinde tescil edildiğini, davaya konu kararın tüm ortakların katıldığı genel kurul toplantısında %51 kabul oy oranının mevzuat gereği oyçokluğu sağlanarak kabul edildiğini, dava konusu unvan değişikliği önerisine oyçokluğu ile karar verildiğini, toplantı yöneticisi tarafından kabul olunduğunun toplantı tutanağına geçirildiğini ve hatta bu kararın tescil olunduğunu, karara konu öneri ve kararın geçerliliğinin birden fazla kez denetimden geçtiğini, unvan değişikliğinin herhangi bir engele takılmadan yapıldığını, bu hususun ticaret sicili tüzüğünden de anlaşıldığını, TST 26. Maddesinin, "Tescilin şartlarının yerine getirilmiş bulunduğu anlaşılır anlaşılmaz tescili gerekli vakıa sicile tescil olunur. " şeklinde olduğunu dava konusu husumete bakıldığında usulüne uygun olarak alınmış bir genel kurul kararının tescil şartı olacağını, aynı tüzüğün Memurun İnceleme Mükellefıyeti ve Tescil İsteğinin Reddi Hali üst madde başlıklı 28.maddesi, Sicil memuru, tescili istenilen vakıanın tescili için kanun ve tüzüğün derpiş ettiği bütün şartların yerine getirilmiş olup olmadığını re'sen araştırır. Memur, tescil edilecek vakıaların gerçeğe uygun olup olmadığı veya üçüncü şahıslarda yanlış düşünceler uyandırabilecek mahiyette bulunup bulunmadığı... bilhassa araştırmakla mükelleftir. Memurun yaptığı inceleme sonunda kanunun veya tüzüğün tescil için aradığı şartlardan bazılarının eksik olduğunu anlaması halinde bunların yazı ile ilgiliye bildirmesi ve bu cihetlerin kanuna veya tüzüğe uygun bir şekle konulması veya şartlara ait eksiklerin veya delillerin tamamlanması için uygun bir mehil vermesi lazımdır, şeklinde olduğunu, ticaret siciline tescili yaptırılmak istenen ve hatta esas sözleşme değişikliğine sebep olacak bir kararın re'sen araştırma ilkesi gereğince ticaret sicili memurunca araştırıldığının kabul edilmesi gerektiğini, ilgili tüzüğün 28/2 bendinde yer aldığı gibi müvekkili şirkete kanuna veya tüzüğe aykırılık yahut eksiklik hususunda yazılı bir bildirim yapılmadığını aksine unvan değişikliğinin tescil edildiğini, dilekçeleri ekinde sunulan görüntülerden şu anda şirket unvanının MERSİS ve İTO sistemlerinde "... Limited Şirketi" şeklinde yer aldığını, bu durum muvacehesinde, dava konusu genel kurul kararının yokluğu kanaatinde ise kararın tescil edilmiş olma noktasına kadar gelmesi nedeniyle denetimde bir ihmalin olduğunu, davacı vekilinin terdiden talep etmiş olduğu dava konusu kararın iptali için ise TTK'da limited şirketlere ilişkin genel kurul kararları iptali hükümlerinde anonim şirket hükümlerine atıf yapıldığından bu hükümlere bakılması gerektiğini, TTK'ya göre anonim şirketlerde genel kurul kararının iptalini talep edilebilecek kişilerin 446. maddede gösterildiğini, müvekkili şirkete ait genel kurul toplantı tutanağında dava konusu öneriye ret kararı veren pay sahiplerinin açıkça yazmadığını, davacı ortağın ret kararı vermiş ise kararın kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olması halinde iptalini isteyebileceğinin sabit olup unvan değişikliğine ilişkin kararın kanunda sayılı nedenlerden hiçbirine ilişkin olmadığını, açıklanmış olan tüm bu sebeplerden dolayı müvekkili şirketin usulüne uygun yapılan genel kurul toplantısının davaya konu maddesinin geçerli kabul edilmesini, mahkemece geçerli kabul edildiği takdirde davacı yanın terdiden talep etmiş olduğu, işbu kararın iptaline ilişkin talebin kanunda açıkça sayılan iptal nedenlerinden biri olmaması nedeniyle reddedilmesine karar verilmesini, davacının dava konusu genel kurul kararının yok hükmünde olduğuna ilişkin iddiasının reddini ve işbu kararın geçerli sayılmasını, dava konusu karar geçerli sayıldığı takdirde davacı yanın kararın iptaline ilişkin talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava konusu (7) nolu genel kurul kararı unvan değişikliğine ilişkindir. Davacı taraf, söz konusu kararın kanunda aranan gerekli nisap sağlanmadan alındığını iddia etmektedir. Unvan değişikliği şirket sözleşmesi değişikliğini gerektirmekte olup, TTK m. 589/1 uyarınca aksi şirket sözleşmesinde öngörülmediği takdirde, şirket sözleşmesi, esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebilir. 621 inci madde hükmü saklıdır.” Görüldüğü üzere TTK m. 621/1 hükmünde düzenlenmiş olan ve özellik arz eden durumlarda, TTK m. 589/1 değil, “Önemli kararlar” üst başlıklı TTK m. 621/1 hükmünde düzenlenen yetersayı aranacaktır. Bu suretle kanun koyucu esas sözleşme değişikliği ile önemli karar arasında ayrım yapılmıştır, 589 hükmünde saklı tutulan TTK m. 621 önemli kararlara ilişkin nisapları düzenlemekte olup, unvan değişikliği önemli kararlar arasında sayılmamaktadır. TTK m. 589/1 hükmü, oy sayısını değil de esas sermaye oranını dikkate aldığından şirket sözleşmesi değişikliğine ilişkin oylamalarda, oy hakkında imtiyazlar kullanılamayacaktır. Davalı şirket sözleşmesinde, şirket sözleşmesi değişiklikleri için farklı bir nisap öngörülmediğinden, somut olaydaki unvan değişikliği bakımından TTK m. 589/1 hükmündeki nisap uygulanmalıdır. Oysa dosya içeriğindeki genel kurul toplantı tutanağından, dava konusu (7) nolu kararın 196.000 pay ret oyuna karşılık 204.000 pay kabul oyu ile yani oy çoğunluğu ile kabul edildiği görülmektedir. Bu durumda dava konusu kararın kanunda (TTK m. 589) aranan gerekli nisaba aykırı olduğundan bahisle yoklukla malul olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanını kabulü ile dava konusu genel kurulun 7 nolu gündem maddesinde alınan kararın yeterli karar nisabı bulunmadığından yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilerek..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 26.04.2021 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısında unvan değişikliğini içeren ve 7. maddede alınan kararın, yeterli karar nisabı bulunmadığından yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece müvekkili şirketin 26.04.2021 tarihli yapılan genel kurul toplantısınında unvan değişikliğini içeren 7.maddede alınan kararın yeterli nisap bulunmadığından yoklukla malul olduğunun tespitine ve davanın kabulüne karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, genel kurul toplantısının davet usulüne uygun olarak yapıldığını, TTK 414.maddede belirtilen şekilde nisabın sağlanmış olduğunun sabit olduğunu, 7.maddenin şirket unvanın değiştirilmesi hususu olduğunu, toplantıda paydaşlar tarafından görüşüldüğünü, 196 ret oyuna karşılık 204 pay kabul oyu ile kabul edildiğini, TTK'nın 589. maddesi gereğince 30.04.2021 tarihinde tescil edildiğini, genel kurul toplantısında %51 kabul oyunun mevzuat gereği oy çokluğu sağlanarak karar alındığını, karara öneri ve kararın geçerliliğinin birden fazla kez denetimden geçtiğini, unvan değişikliğinin herhangi bir engele takılmadan yapıldığını, unvan değişikliğinin tescil edildiğini, tescil edilmiş olma noktasına kadar gelmesi nedeniyle denetimle bir ihmalin olduğunun aşikar olduğunu, müvekkili şirkete ait genel kurul toplantı tutanağında ret kararı veren pay sahiplerinin açıkça yazmadığını, davacı ortağın ret kararı vermiş ise kararın kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olması hâlinde iptalini isteyebileceğini iddia ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 622. maddesi atfı ile limited şirket genel kurul toplantısında alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespiti ile bunun mümkün olmaması durumunda TTK'nın 445. maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, davacının davalı şirketin pay sahiplerinden olduğu, dava konusu genel kurulun 26.04.2021 tarihinde gerçekleştirilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, 26.04.2021 tarihli genel kurul toplantısının 7. maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin 2. maddesinde yer alan şirket ünvanının tadil edilmesine dair oy çokluğu ile alınan kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı, mahkeme kararının isabetli olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirketin 26.04.2021 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının, şirket paylarının 10.000.000,00 TL toplam itibari değeri 8.000.000,00 TL olan 320.000 payı temsilen toplam itibari değeri 2.000.000,00 TL olan 80.000 pay asaleten olmak üzere tüm payların toplantıda temsil edildiği belirtilerek gündem maddelerinin görüşüldüğü, dava konusu gündemin 7.maddesinde şirket ana sözleşmesinin 2.maddesinde yer alan şirket unvanının tadil edilmesine 196.000 pay ret oyuna karşılık 204.000 kabul oyu ile toplantıya katılanların oy çoğunluğu ile kabul edildiği, şirket ortaklarından ...'ın unvan ile ilgili ticarette kayıp söz konusu olacağı için muhalefet ettiğini belirttiği, şirketin unvanının " ... Ltd Şirketi" olarak belirtildiği, davacının genel kurul toplantısında imzasının mevcut olduğu, davacı tarafça 17.05.2021 tarihli dava dilekçesi ile genel kurula katılanların 2/3 oranında oy çoğunluğu ile alınması gereken daha az oy oranı ile karara bağlandığını, kurucu unsur olan nisap oranı sağlanmadığından unvan değişikliğine ilişkin olarak 7.maddede alınan kararın ve sonuçlarının yok hükmünde olduğunu belirterek öncelikle yok hükmünde olduğunun tespitine aksi takdirde terdiden TTK 445.maddesi gereğince 7.madde ile alınan kararın iptal edilmesini talep ettiği, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 25.05.2021 tarihli kararı ile şirketin yeni unvanının sicilde yer aldığı, şirket ortaklarının..., ..., ..., ... ... Ltd Şirketi, .....AŞ şirketi olduğu, yetkililerinin ise ... ...AŞ, ... olduğu, münferiden temsil yetkisine haiz olduğu, şirketin son tescilinin 30.04.2021 tarihinde genel kurul tarihinden sonra gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmeleri ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 22.02.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu (7) nolu genel kurul kararı unvan değişikliğine ilişkin olduğu, davacı yanın, söz konusu kararın kanunda aranan gerekli nisap sağlanmadan alındığını iddia ettiği, mahkemece bilindiği üzere unvan değişikliği şirket sözleşmesi değişikliğini gerektirmekte olup, TTK m. 589/1 uyarınca “Aksi şirket sözleşmesinde öngörülmediği takdirde, şirket sözleşmesi, esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebileceği, 621 inci madde hükmü saklıdır.” görüldüğü üzere TTK m. 621/1 hükmünde düzenlenmiş olan ve arz eden durumlarda, TTK m. 589/1 değil, “Önemli kararlar” üst başlıklı TTK m. 621/1 hükmünde düzenlenen yetersayı aranacağı, bu suretle kanun koyucu esas sözleşme değişikliği ile önemli karar arasında ayrım yapılacağı, (Hülya Coştan, “Limited Şirkette Genel Kurul Nisapları”, TFM 2015/1, s. 69). TTK m. 589 hükmünde saklı tutulan TTK m. 621 önemli kararlara ilişkin nisapları düzenlemekte olup, unvan değişikliği önemli kararlar arasında sayılmadığı, TTK m. 589/1 hükmü, oy sayısını değil de esas sermaye oranını dikkate aldığından şirket sözleşmesi değişikliğine ilişkin oylamalarda, oy hakkında imtiyazlar kullanılamayacağı, (Şükrü Yıldız, Türk Ticaret Kanunu Tasarısına Göre Limited Şirketler Hukuku, İstanbul 2007, s. 230; Sema Nur Doğan, Limited Şirket Genel Kurulunda Alınan Önemli Kararlar, Erciyes Üniversitesi SBE, Kayseri 2020, s. 44). davalı şirket sözleşmesinde, şirket sözleşmesi değişiklikleri için farklı bir nisap öngörülmediğinden, somut olaydaki unvan değişikliği bakımından TTK m. 589/1 hükmündeki nisap uygulanması gerektiği, oysa dosya içeriğindeki genel kurul toplantı tutanağından, dava konusu (7) nolu kararın 196.000 pay ret oyuna karşılık 204.000 pay kabul oyu ile yani oy çoğunluğu ile kabul edildiğinin görüldüğü, bu durumda dava konusu kararın kanunda (TTK m. 589) aranan gerekli nisaba aykırı olduğundan bahisle yoklukla malul olduğu kanaatine varıldığı, mahkemece dava konusu genel kurul kararının yoklukla malul olmadığı kanaatine varılması ihtimaline binaen söz konusu kararın iptal edilebilirlik bakımından ayrıca değerlendirildiği, davalı şirketin 26.04.2021 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan ve gündemin 7.nolu maddesinde yer alan karara ilişkin davacının söz konusu karara karşı olumsuz oy kullandığı halde muhalefet şerhini tutanağa işletmediği, davacının iptal davası açabilmek için dava şartını sağlamadığı, dava konusu genel kurul kararının iptalinin istenemeyeceği, davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dava konusu kararın kanunda (TTK m. 589) aranan gerekli nisaba aykırı olduğundan bahisle yoklukla malul olduğu, mahkemece dava konusu genel kurul kararının yoklukla malul olmadığı kanaatine varılması halinde; davacının iptal davası açabilmek için Kanun'da öngörülen dava şartını sağlamadığı, bu sebeple dava konusu genel kurul kararının iptalinin istenemeyeceği belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu gereğince davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. TTK'nın 622. maddesinde, limited şirketin genel kurul kararlarının butlanı ve iptali bakımından, anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiştir. TTK'nın 445. maddesinde, ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler'' hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 446. maddesine göre, limited şirket ortakları, müdürler kurulu ve kararlarının yerine getirilmesi kişisel sorumluluğa sebep olacaksa müdürler kurulu üyelerinden her biri iptal davası açabilir. Maddede ayrıca, ortakların açabileceği iptal davası bakımından da çeşitli ayrımlar yapılmıştır. Buna göre genel kurul toplantısına katılan ortakların nasıl iptal davası açabileceği hususunun iş bu uyuşmazlıkta tartışılması gerekmektedir. TTK'nın 446/1-a maddesinde göre toplantıda hazır bulunan ve iptal davası açmak isteyen ortaklar, kural olarak olumsuz oy vermeli ve bu muhalefetlerini genel kurul toplantı tutanağına geçirtmedirler. Bu şekilde genel kurul toplantısına katılan ortağın iptal davası açabilmesi için karara olumsuz oy vermesi ve muhalefetini toplantı tutanağına geçirtmesi, ortak tarafından açılan iptal davasında özel dava şartı niteliğindedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.11.2017 tarihli 2016/7360 Esas 20176347 Karar sayılı emsal ilamında da genel kurul kararlarının iptaline ilişkin dava açılabilmesi için dava açan ortağın iptali istediği kararın alındığı genel kurula katılıp kararlar aleyhinde oy kullanması ve oylamadan sonra muhalefet şerhini tutanağa geçirmesi gerektiği belirtilmiştir. Genel kurul kararlarının yokluğu hâli ise TTK'da özel olarak düzenlenmemiştir. Yokluk hâli, hukukun genel ilkelerine göre dikkate alınması gereken bir husustur. Kararın oluşması için gerekli kurucu şeklî unsurlar yoksa, örneğin, çağrısız yapılan ve TTK'nın 416.maddesindeki çağrısız genel kurulun şartlarını taşımayan bir toplantı genel kurul toplantısı olarak kabul edilemeyeceği gibi böyle bir toplantıda alınan kararlar da yok hükmünde olacaktır. Yine, kararın alınması için gerekli toplantı ve karar nisaplarını içermeyen kararların da yok hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Yokluğun tespiti, hukuki menfaati olanlar tarağından ve herhangi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir ve yokluk, mahkemece de resen dikkate alınır.Şirket sözleşmesinin değiştirilmesi üst başlığı altında yer alan TTK'nın 589. maddesinde, "(1) Aksi şirket sözleşmesinde öngörülmediği takdirde, şirket sözleşmesi, esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebilir. 621 inci madde hükmü saklıdır. (2) Şirket sözleşmesinde yapılan her değişiklik tescil ve ilan edilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Somut davada, dava konusu gündemin 7. maddesi ile şirket ana sözleşmesinin 2. maddesinde yer alan şirket unvanının değişikliği gerçekleştirilmiştir. Söz konusu değişiklikte 204.000 kabul oyuna karşılık 196.000 pay ret oyu kullanmıştır. Yasada yer alan 2/3 çoğunluk sağlanamamıştır. Şirket sözleşmesinde aksine bir nisap da öngörülmemiştir. Esas sözleşmenin 13. maddesinde ana sözleşmede bulunmayan hususlar hakkında TTK hükümlerinin uygulanacağına yer verilmiştir. Bu nedenle söz konusu gündem maddesine dair karar, yasada düzenlenen nisaba aykırı olarak alındığından, ilk derece mahkemesinin kararınd bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.