T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/20 - 2026/135 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/20 KARAR NO : 2026/135 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/06/2022 NUMARASI : 2021/297 E. - 2022/224 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Hakla…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/20 - 2026/135 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/20 KARAR NO : 2026/135 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/06/2022 NUMARASI : 2021/297 E. - 2022/224 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/06/2022 tarih ve 2021/297 E. - 2022/224 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "..." esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, 1991 yılından beri faaliyet gösterdiğini, hâlihazırda müvekkili şirket tarafından verilen hizmetlerin "..." ve "....com" esas unsurlu markaları altında kamuya sunulduğunu, dava konusu 2020/24078 sayılı markanın "..." şeklinde olduğunu, markaya yönelik itirazlarının reddolunduğunu, halbuki markanın SMK’nın 5/1-ç-g ve 6/1-4-5-9 hükümlerine aykırılık oluşturduğunu, müvekkili markalarının kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığının Ankara 5. FSHHM'nin 2019/82 E. ve 2019/120 E. sayılı dosyalarında tespit edildiğini, müvekkili şirketin “...” ve “....com” esas unsurlu markaları ile davalının “...” ibareli markasının ayniyet derecesinde benzer olduğunu, taraf markaları ile verilen mal/hizmetler arasında benzerlik bulunduğunu, 39. sınıf olarak belirtilen “tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama” açısından taraf markalarının aynı şekilde hizmet verdiklerini, davalının müvekkili şirket markalarının sahip olduğu itibardan haksız olarak faydalanmak maksadıyla dava konusu markayı tescil ettirdiğini, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, YİDK’in 2021-M-7085 sayılı kararının iptaline, 2020/24078 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2020/24078 sayılı başvuru kapsamında yer alan 39. sınıf hizmetler bakımından taraf markalarının aynı ya da benzer mal ve hizmetleri kapsadığı, davacı yanın 2019/10076 ve 2019/10072 sayılı markalarının YİDK karar tarihi itibariyle müddet konumunda olduğu, davacı markaları ile dava konusu başvuru arasında ilgili tüketiciler nezdinde salt “...” ibaresinin ortaklığından kaynaklı olarak bu ibarelerin taraf markalarındaki kullanım biçimleri ve markaların bütünsel mizanpajları karşısında, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin mevcut olmadığı, davacı yanın “....com” şeklindeki markalarının, yıllara sari kullanımları sonucunda özellikle 39.01 alt grubu hizmetler açısından belli bir ayırt edicilik elde ettiği yönünde bir kanaate varılsa dahi taraf markalarının bütünsel algılarının yine karıştırılma ihtimalinin önüne geçtiği, davacı yan markalarının işlem dosyasına sunulan deliller ve yine Ankara 5.FSHHM'nin 2019/82E. ve 2019/120E. sayılı derdest dosyaları kapsamında varılan kanaatler dikkate alınarak, kullanım sonucunda elde ettiği bilinirliğin 39.01. hizmetler açısından belli bir düzeye ulaştığı, ancak SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece müvekkili Şirketin tanınırlığı ve markasının ayırt edici olduğu kabul edilmiş ise de dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin marka itibarına ve ticari varlığına yönelik büyük bir tehdit söz konusu olup SMK m. 6/5 hükmü gereği haksız tescili talep edilen davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalının eyleminin 6102 sayılı TTK m. 54 vd. hükümleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkiline ait markaların tüketici nezdinde tanınır ve ayırt edilir olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira "..." ibaresinin, başvuru kapsamında yer alan 39. sınıf hizmetlerin tüketicileri nezdinde işletmesel bir kökene işaret etmesinin mümkün olmadığı, başvuru kapsamındaki tüm hizmetler için belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, diğer bir deyişle markanın asli fonksiyonu olan ayırt ediciliği sağlamayan bir ibare olduğu, tüketicilerin bu ibareyi yalnızca ... satışının yapıldığı yer olarak algılayacakları, dolayısıyla bu ibarenin ortaklığının markaların karıştırılmasına yol açmayacağı, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.