11. Hukuk Dairesi 2013/5377 E. , 2013/20334 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 tarih ve 2011/1288-2012/1773 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe,
**11. Hukuk Dairesi 2013/5377 E. , 2013/20334 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 tarih ve 2011/1288-2012/1773 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ...'un...Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketini kurduklarını, kuruluşta %95 hissenin davalı ...'a %5 hissesinin müvekkiline ait olduğunu, diğer davalı ...'nin şirket müdürü olarak görev yaptığını, şirketin bağlı bulunduğu... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce 2008 yılı Eylül ve Ekim aylarında ilgili şirkete Serdar Aras ismi ile düzenlenmiş olan faturaların sahte fatura olduğu gerekçesi ile ceza kesildiğini, ...'nin söz konusu sahte faturaları Zülfikar Torun'un bilgisi dahilinde temin edilerek kullanıldığını kabul ettiğini, ...'un 26/12/2008 tarihinde %95 hissesinin %94'ünü müvekkiline %1'ini de...'a devrettiğini, müvekkilinin söz konusu vergi borcu ve cezasını 6111 sayılı Kanundan faydalanmak ve herhangi bir haciz işlemi ile karşı karşıya kalmamak amacı ile 01/08/2011 tarihinde 3.904,33 TL olarak ödediğini ileri sürerek, 3.708,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte tahsili talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, bir limited şirket ortağının amme borcu nedeniyle takip edilebilmesi için şirketten tahsilin imkansız olması gerektiğini, şirkete karşı vergi idaresinin düzenlediği aciz fişinin bulunmadığını, ...'nin haksız fiil sorumluluğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; amme borcu olan vergi borcunun şirketten tahsili yoluna gidilmesine rağmen bunun tahsilinin mümkün olmaması halinde ortakların sorumluluğuna gidilebileceği, şirket hakkında vergi borcundan dolayı her hangi bir aciz fişi düzenlenmediği, davacının ödediği vergi borcunu öncelikle limited şirketten tahsil yoluna gitmesi gerektiği, diğer davalı ...’nin şirket ortağı olmadığı gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın dava şartı yokluğunu nedeni ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince usulden reddine, diğer davalı ... hakkındaki davanın esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki 2 numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine ilişkin kararın onanması gerekmiştir. 2-Dava, limited şirket ortağı olan davacı tarafından ödenen vergi borcunun eski müdür ve diğer şirket ortağından rücuen tahsili istemine ilişkin olup, davacı talepleri nazara alındığında limited şirket eski müdürünün sorumluluğuna dayanıldığı anlaşılmaktadır. 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi, limited ortaklık müdürlerinin cezai ve hukuki sorumluluğu hakkında anonim ortaklığın bu konudaki hükümlerinin (TTK 336-342. m.) uygulanacağını öngörmüştür. Bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nın 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır. TTK'nın 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararının olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bunun yanı sıra limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK'nın 539. maddesinin 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüştür. TTK'nın 548. maddesinde, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK'nın 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir. O halde ortak sayısının 20'den az olması halinde davanın yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Somut olayda, davacı tarafından müdür olan davalı ... aleyhine açılan dava TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 341. maddesi uyarınca açılmış bulunan sorumluluk davası niteliğinde bulunduğundan yukarıda belirtilen Kanun hükümleri gereğince bu davalı hakkında sorumluluk davası açılması için usulüne uygun alınmış bir ortaklar kurulu kararı getirilmesi ve davayı müdür olmayan ortağın açması gerekmektedir. Usulüne uygun alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunduğundan dava koşulları oluşmamıştır. Bu durumda mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 54. ve 114/2. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında ortaklar kurulu kararının ve yönetici olmayan diğer ortağın muvafakatinin ibrazı amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin davalı ...'e yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. 4-Davalılar vekilinin temyizine gelince; kabule göre, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. maddesi gereğince birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ayrı olan davalılar lehine ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunması gerekirken davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, davalı ... hakkındaki davanın reddine ilişkin kararın ONANMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kararın BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ...'e yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalılara iadesine, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.