T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1229 KARAR NO : 2026/41 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/04/2022 NUMARASI : 2020/433 Esas - 2022/261 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair ver…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1229 KARAR NO : 2026/41 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/04/2022 NUMARASI : 2020/433 Esas - 2022/261 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çeşitli gıda sektöründeki lokantalara vb. işyerlerine tavuk eti sattığını, davalı ile arasında ticari ilişkinin söz konusu olduğunu, davalının sahip olduğu işletmesine satış yaptığını ancak bakiye alacağını tahsil edemediğini, davalının ödemelerde geciktiğini, bu gecikmelerin toplamının ise 16.10.2017 tarihi itibariyle 30.064,80 TL olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile cari hesaba dayalı icra takibi yapıldığını, davalının borcunu ödemediği gibi haksız ve suiniyetli olarak borca itiraz ettiğini, satmış olduğu ürünün bedelini tahsil edemeyen müvekkilinin mağduriyetinin söz konusu olduğunu, dava şartı kapsamında arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ancak anlaşamama ile sonuçlandığını iddia ederek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile 30.064,80 TL alacaklarının reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının teslim edildiğini iddia ettiği ürünlerin müvekkiline teslim edilmediğini, tüm borç ödendikten sonra davacı ile olan ticari ilişkinin sonlandırıldığını, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, herhangi bir alacağı bulunmayan davacının haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili hakkında İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, haksız takibe süresinde itiraz edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda davalı usulüne uygun 1 nolu celsede yapılan usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 30.064,80 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. Bilirkişi raporunda davalıya ait kaşenin ve dava dışı ...'nın imzalarının bulunduğu faturalar ve mal teslimi hususunda davalı taraf isticvap edilmek istenmiş olup davalı taraf usulüne uygun tebligata rağmen isticvap duruşmasına katılmamıştır. Hal böyle olunca HMK 222/3. Maddesi gereğince davacı tarafın defterleri lehine delil sayılarak, davacı tarafın defterlerinde kayıtlı bulunan alacak miktarı üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dosya kapsamında dava öncesinde davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin delil bulunmadığından..." gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.064,80 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davanın alacak davası olması nedeniyle davacının şartların oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçesinde; bilirkişi raporunda davalıya ait kaşenin ve dava dışı ...'nın imzalarının bulunduğu faturalar ve mal teslimi hususunda davalı tarafın isticvap edilmek istendiğini, davalının bu durumda HMK'nın 222/3 maddesi gereğince davacı defterlerini lehine delil sayılarak kayıtlı bulunan alacak miktarı üzerine davanın kabulüne karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dahi davacının talep edebileceği miktar olarak davada talep edilen miktardan düşük bedel gösterildiğini ancak mahkemenin hükme esas aldığı rapordan farklı bir karar vererek davacının tüm taleplerini kabul ettiğini, hükmün çelişki oluşturduğunu, HMK'nın 222. maddedeki düzenleme kapsamında ticari defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi için belirli şartların gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin bakiye açık hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının ticari satımdan kaynaklanan takip konusu açık hesap alacağının mevcut olup olmadığı, usulüne uygun delillerle alacağın ispat edilip edilmediği, bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişle olup oymadığı ve sonuç itibariyle kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı ... Ürünleri ... tarafından davalıya faturalar ve irsaliyeli faturaların düzenlenmiş olduğu, teslim alan kısmının imzalı olduğu, ... Salonu ... kaşesi üzerine dava dışı ... tarafından imzalanarak teslim alındığı, davacı tarafça davalı hakkında İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında 30.064,80 TL cari hesaptan kaynaklanan asıl alacağın tahsili amacı ile 16.10.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalının İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/405 Esas sayılı dosyasında usulsüz tebligata ilişkin olarak dava açtığı, mahkemenin 22.01.2019 tarihli kararı ile davalının tebligata dair şikayetinin kabul edildiği ve tebligatın 16.05.2018 olarak düzeltildiği, davalı tarafça borca ve takibe itiraz edildiği, davacının ise arabuluculuk aşaması sonrasında alacak davası açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibrazı ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacının ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, davalı tarafça defter ve belge ibraz edilmediği, inceleme yapılmadığı, davacının defterlerinde davalıya ait hesap hareketlerinin incelendiği, davalı şirkete toplam 72.327,60 TL borç kaydedildiği, karşılığında 42.262,80 TL alacak kaydedilmek suretiyle davacı şirketin kendi defterlerinde 31.12.2017 tarihi itibariyle 30.064,80 TL alacaklı gözüktüğü, davalı tarafın defter ve belge ibraz etmediğinden hesap incelemesinin yapılamadığı, cari hesap alacağını oluşturan dava konusu faturalarda yapılan incelemede davacı şirket tarafından davalıya et satışına ilişkin faturalar tanzim edildiği, iş bu faturalarda 12.09.2018 tarihli 4.873,50 TL tutarlı 13.09.2017 tarihli 5.130,00 TL tutarlı, 14.09.2017 tarihli 5.027,40 TL tutarlı faturaların teslim alan kısımlarında ... Salonu ... kaşesinin basılı olduğu, ... isminin yazılı ve imzalı olduğu, diğer faturaların teslim alan kısımlarında isim ve imzanın bulunmadığı, faturaların toplam tutarının 37.132,50 TL olduğunun görüldüğü, davacı hesabına davalı tarafından ATM'den ve hesaptan bir kısım ödemeler gönderildiği, ödemeler toplam tutarının 11.269,00 TL olduğu, davalı ve adına hareket edenlerce imzalanan ödendiğine ilişkin belge sunulmayan 15.030,90 TL'lik faturalar alacağını davacının talep edebileceği, teslim alan bölümlerinde imzası bulunmayan davalının ve kabulünde olmayan faturaların dosyadaki delil durumuna göre ispata muhtaç kaldığı, teslim alan imzası bulunmayan faturaların KDV beyannamelerinde indirim konusu yapılıp yapılmadığının sorulabileceği, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine yazı yazılarak, takip konusu faturaların davalı tarafın 2017 Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ayı KDV beyannamelerinde indirim konusu yapılıp yapılmadığının sorulabileceği belirtilmiştir. Davacı vekili rapora itiraz ederek, yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin yapılmış olduğu, rapora yansıyan beyanın hatalı olduğunu, ticari defterlerin delil vasfına haiz olduğunu, davalı tarafın incelemeye esas bir şey sunmadığını, raporda imzalı olan faturalara dayanılarak üç adet faturanın ortaya konulduğunu, oysa sunulan faturalarda 6 adet faturanın imzalı olduğunu, 6 adet fatura değerlendirildiğinde zaten alacak taleplerinin haklılık kazanacağını belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili rapora itiraz dilekçesinde; raporun usul ve yasaya aykıır olduğunu, davacı defterlerinin delil niteliğinin olmadığını, müvekkili adına imzalanan belgelerden müvekkilinin haberinin dahi bulunmadığını, belgeler üzerinde imza atan kişilerin dinlenilmesini ve imzaların kendilerine ait olup olmadığı hususunda gerekirse imza incelenmesi yapılmasını talep ettiklerini ayrıca taraflarına ait ticari defterlerinin incelenmediğini belirterek, ticari defter incelenip ek rapor alınmasını talep etmiştir. 14.06.2021 ek bilirkişi raporunda; davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların davacı şirketin kendi defterlerinde kayıtlı olduğu, kendi defterlerinde takip tutarı kadar alacaklı gözüktüğü, faturalar içeriği malların davalıya teslimine ilişkin yapılan incelemelerde toplam 20.000,90 TL'lik faturaların teslim alan kısımlarında ... Salonu- ... kaşesinin basılı olduğu, ...'nın isminin yazılı ve imzalı olduğu, fatura içeriği malların teslimine ilişkin davalının bağlı bulunduğu Erenköy Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen yazı cevabında takip konusu faturaların KDV beyannamelerinde indirim konusu yapılıp yapılmadığına ilişkin vergi incelemesi olmadığının tespitinin yapılamadığı, sorulmasının gerektiği, davalı itirazlarının yerinde görülmediği, delil listesinde belirtilen adreste kimseye ulaşılamadığından yerinde incelemenin yapılmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora itiraz dilekçesinde; haklılıklarının açık olduğunu, davanın kabulünün gerektiğini, imzalı faturalarla alacak taleplerinin net şekilde ortada olduğunu belirterek, başka bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili ek rapora itiraz dilekçesinde; söz konusu raporda davalı vekilinin telefon numarasının bulunamadığı, mailin iletilemediğinden bahsedildiğini, barodan bilgilerin kolay şekilde öğrenilebileceğini, defterler üzerinde inceleme yapılmamış olmasının kabul edilemeyeceğini belirterek, ek rapor alınmasını talep etmiştir. 17.08.2021 tarihli 2. Ek bilirkişi raporunda; davalı defterlerinin incelenemediği belirtilmiştir. Davalı ... adına isticvap davetiyesi tebliğ edilmiştir. Mal teslimi hususunda isticvap edileceğine dair 06.07.2021 tarihli celse ara kararı oluşturulmuştur. Tebligata rağmen duruşmada hazır bulunmamıştır. Mahkemece, davalı tarafın tanık dinletme talebi reddedilerek davanın kabulüne dair yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden hüküm tesis edilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu; TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut davada davacı, ticari satıma konu faturalardan kaynaklanan bakiye açık hesap alacağının tahsilini talep etmiştir. Bu durumda açık hesap alacağına esas olan fatura konusu ürünlerin karşı tarafa usulüne uygun şekilde tesliminin davacı tarafça ispatı gerekir. Bilirkişi incelemesi neticesinde, cari hesaba esas olan faturalardan dört adet sevk irsaliyesinde teslim alan kısmının imzalı olduğu belirtilmiştir. Ancak davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ile birlikte dosya içerisine ibraz edilen altı adet irsaliyeli fatura örneklerinden sevk irsaliyelerinin tamamının teslim alan kısımlarını imzalı ve kaşeli olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça fatura konusu alacağın kısmen ödendiği davacı defterleri ile sabittir. Bakiye cari hesap alacak tutarı imzalı irsaliyeli fatura örnekleri ile ispat edilmiş olduğunda, davalı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurudavalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.540,29 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.01.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.