11. Hukuk Dairesi 2009/9624 E. , 2011/2059 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.04.2009 tarih ve 2006/686 - 2009/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2009/9624 E. , 2011/2059 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.04.2009 tarih ve 2006/686 - 2009/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline ait 6 aracın davalı tarafından kiralandığını, ancak kira bedellerinin süresinde ödenmediğini, bu nedenle kira sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek, şimdilik 6.000 YTL kira alacağı ile 1.000 YTL cezai şartın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait defterlerde davacıya 28.412,99 YTL borçlu olunduğunun kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 6.000 YTL’nın 08.06.2006 tarihinden itibaren günlük %5 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, cezai şart isteminin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, araç kira sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Yasa koyucu, borç doğuran akitlerin kapsamını belirlemede akit serbestisi ilkesini benimsemekle (BK’nun 19/1.) birlikte, bunun sınırlarını emredici kurallara, ahlaka (adaba) yada kamu düzenine veya kişisel haklara aykırı bulunmama olarak (BK 19/2) belirlemiştir. Aynı zamanda, BK'nun 20. maddesinde de bir akdin mevzuu gayri mümkün, veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olursa o akdin batıl olacağı, akdin muhtevi olduğu şartlardan bir kısmının butlanın, akdi iptal etmeyip yalnız o şartı lağvedeceğini düzenlemiştir. Gerçekten, hükümsüz olup, geçerli hale getirilemeyen işlemler batıl olup; resen nazara alınır. Yenilik doğurucu bir dava biçiminde butlan davası açmak zorunlu değildir. Butlanı dermeyan eden kişi davacının o konuda bir hakkının mevcut olduğunu kabul etmiyor demektir. Butlan niteliği itibariyle mutlak sonuç doğurur. Keza butlan, akdin bir bölümüne ilişkin de olabilir. Emredici hukuk kuralları, uyulması zorunlu kurallardır. Yasaya aykırılık durumu, özellikle cezayı gerektiriyorsa, borçlu tarafından taahhüt edilen hareket tarzı batıl olur. Ahlak ve adaba aykırılıkta amaçlanan sosyal ve ekonomik ahlaktır. Hatta ahlak ve adaba aykırı sonuç doğuran ya da kolaylaştıran borçlandırıcı akitlerde batıl sayılmalıdır. Ayrıca kişisel veya ekonomik hürriyeti kabul edilmez derecede ya da olağanüstü bir biçimde sınırlayan sözleşmeler ahlak ve adaba aykırı düşer. Sözleşmeye bağlanan sınırlamalar, borçlunun kişilik ve bekası için zorunlu olan koşulları olağanüstü şekilde tehlikeye düşürmemeli, onun için katlanılamaz ve çökertici bir düzeye gelmemelidir. Yoksa kişi ekonomik özgürlüğünü yitirir ve alacaklının mutlak iradesine tabi duruma gelir. Onun için yasa birçok özel hükümle borçlunun tahammül edilemeyecek borçlarını tenzil ve refedilmesine izin vermiştir. Somut olayda, davacıya ait 6 aracın davalı tarafından kiralanmasına ilişkin yazılı sözleşme yapıldığı ve kira bedelinin ödenmesine ilişkin 5. maddesinde davacı tarafından düzenlenen faturaların 5 gün içinde davalı tarafından ödeneceği, aynı maddenin b bendinde ise ödemenin gecikmesi halinde %5 oranında günlük gecikme faizinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu oranın yıllık olarak hesaplanması durumunda gecikme faizi %1825 olup, fahiş bir orana ulaşmaktadır. Enflasyonun en yüksek olduğu dönemlerde bile bu oranda bir faizin yıkıcı bir sonuç doğuracağında kuşku yoktur. Ayrıca tüm özel ve kamu bankalarında bu oranda faiz uygulanmadığı da bir gerçektir. Bu durumda yukarıda değinilen ilke ve olgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sözleşmede yer alan günlük %5 oranında gecikme faizinin geçerli olamayacağı ve butlan kapsamına gireceği açıktır. Bu itibarla, mahkemece sözleşmede yer alan günlük %5 gecikme faizi uygulanacağına ilişkin düzenlemenin mutlak butlan ile malul olduğunun kabulü ile daha makul bir temerrüt faizinin belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.