4. Ceza Dairesi 2012/24720 E. , 2013/33658 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Hakaret fii…
**4. Ceza Dairesi 2012/24720 E. , 2013/33658 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı üzerindeki hakları olup, bu suçun oluşabilmesi için fiilin, gerçek bir kişinin belirtilen kişilik haklarını rencide edecek şekilde işlenmesi gerekmektedir. Hakaret suçu, Anayasanın 24 ila 30. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9 ve 10. maddelerinde düzenlenen ifade hürriyetinin sınırlarını oluşturmaktadır. Suçu oluşturan eylem bakımından failin ifade hürriyeti, mağdur yönünden ise onur, şeref ve saygınlığı ile din, vicdan ve kanaat hürriyetine ilişkin temel kişilik hakları çatışmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü, sözü edilen karşılıklı hakların dengelenmesini gerektirmektedir. Ancak, ileri sürülen bir düşünceyle bağlantısı bulunmayan, esasında düşünce açıklaması vasfında da görülemeyen sövme niteliğindeki fiillerin ifade özgürlüğünden yararlanamayacağı açıktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), içtihatlarında Sözleşme bağlamında ulusalüstü insan hakları hukukunu yorumlarken, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmalarının zorunlu olduğunu (AİHM Busuioç-Moldova kararı, 2004, prg. 64), bununla birlikte görevlerini yerine getirirken icra ettikleri eylem ve sözlerine yönelik eleştirilere karşı daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiğini (bkz; AİHM Steur-Hollanda kararı, 2003, prg. 39) ''belirtmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ayrıca, fiil isnadına dayanmayan ve ispat gerektirmeyen değer yargılarından ibaret sözlerin sarsıcı olsa bile eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceğini kabul etmektedir (bkz; AİHM Hriko- Slovakya kararı, 2004, prg. 40, 45; Jeruselam-Avusturya kararı, 2001, prg. 44; Sokolowski-Polonya kararı, 2005, prg. 47; Paturel-Fransa kararı, 2005, prg. 37; Harris/Boyle/Bates/Buckley, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hukuku, Ankara 2013, sy.518-520). İncelenen dosyada; sanığın Hamzahacılı köyü muhtarı ve ihtiyar heyeti üyesi hakkında görevi kötüye kullanmaları nedeniyle Emirdağ Kaymakamlığına yapmış olduğu şikayet üzerine muhakkik tarafından ön incelemenin tamamlanarak dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği, ancak soruşturmanın halen neticelenmemesi nedeniyle sanığın dosyanın akıbeti hakkında bilgi edinmek üzere Bimer kanalı ile göndermiş olduğu dilekçede "ne hikmetse savcı bey bir türlü soruşturmayı tamamlayamadı muhakkik adı altında yapılan soruşturmada suçlu olduğu tespit edilmesine rağmen hala bir ilerleme yok, ben ihbar ettiğimde Türkiye'de ergenekon yoktu insanlar kaçıncı duruşmaya geçti, Emirdağ gurbetçisi bol olan sıcak paranın döndüğü yer artık, inancım adalete hiç kalmadı, hiç bir açıklama yok ve savcıya soru sormaya korkuyoruz, nasıl iş çözemedim, sadece bildiğim karşı tarafın iki avukatı olduğu benim ise güvencim kalmayan adalet, savcı bey lütuf eder dosyayı incelerse veya neden geçen onca süre neden bekliyoruz red veya mahkemeye sevk etmiyor merak ediyorum"diyerek kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret ettiği kabul edilen eylemin, yargı otoritesini sarsmayı, tarafsızlığını bertaraf etmeyi ya da muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide etme maksadıyla söylenmeyip, sanığın şikayette bulunduğu soruşturmayı hatırlatma şeklinde eleştiri ve şikayet hakkı kapsamında görülmesi gerektiği ve atılı hakaret suçunun öğelerinin oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet hükmü kurulması, Kanuna aykırı ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.