İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 10/03/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/956 Esas 2025/1039 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, …
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/374 KARAR NO: 2026/538 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/12/2025 NUMARASI: 2024/956Esas - 2025/1039Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 10/03/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/956 Esas 2025/1039 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, davalının ihtiyaç duyduğu malları davacıdan 2022-2023 ve 2024 yıllarında tedarik ettiğini, söz konusu alım-satımdan kaynaklı 44.124,00 TL tutarındaki borcunu ödemediğini, davalının takibe itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin davacıdan mal ve hizmet aldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının teslim etmediği ürünlerin bedelini talep ettiğini, davacının kesilen faturasına karşılık iade faturası düzenlendiğini, davalıya gönderilen ödeme emrinde borcun sebebi olarak fatura gösterildiğini, ancak böyle bir cari hesap oluşturacak ticari faaliyet söz konusu olmadığını, herhangi bir mal teslimi yapılmadığını, takibin hukuka aykırı olduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde davalının borçlu olmadığının anlaşılacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı vekili müvekkilinin davalıya mal ve hizmet sağladığını, takip konusu faturaya dair davalı tarafından ödeme yapılmadığını beyan etmiştir. Davalı taraf aralarındaki ticari ilişkiyi takibe konu faturayı kabul etmemiştir. Davacının fatura gereği mal ve hizmet tedariğinin ispat edilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Davacı şirketin fatura düzenlemesi üzerine davalı şirket faturayı defterine kaydetmiş daha sonrasında iade fatura düzenlemiştir. Tarafların ticari defterleri incelenmiştir. Tarafların defterleri tasdikli olup delil niteliğindedir. Davacının defterinde dava konusu faturanın kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde de faturanın kayıtlı olduğu; daha sonrasında davalının iade fatura düzenlediği, bu iade faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmüştür. Şu halde mal ve hizmet tedarikini davalı taraf defterine kaydederek kabul etmiştir. Düzenlenen iade fatura davacının defterinde kayıtlı olmadığından fatura iadesine dair ispat yükü davalıdadır. Defter kayıtları dışında dwelil ikamesi sağlanmadığından davalının ispat yükünü yerine getiremediği kanaatiyle yemin delili hatırlatılmıştır. Davalı tarafın yemin deliline dayanmaması üzerine; Neticede davacının faturaya konu hizmet ve buna dayalı alacak vakıalarını her iki taraf defter kaydı ve bilirkişi delili ile ispat ettiği; buna karşılık davalı tarafın iade faturayı HMK 191 maddesi gereğince karşı ispatı sağlayamadığı görülmekle sübut bulan davanın kabulüne, fatura miktarı likit olduğundan icra inkar tazminatının kabulüne, davalı davadan önce temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin reddine asıl alacak üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiş..." gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya kapsamında asıl alacağa dair davalı borçlunun yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, asıl alacak bakımından takibin devamına,2-Davacının icra inkar tazminatının kabulü ile, alacağın (44.124,00-TL) %20'si tutarında olmak üzere 8.824,80-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Yerel mahkemece verilen karar, maddi vakıalara, dosya kapsamındaki delillere ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, mahkeme, gerekçeli kararında; "Düzenlenen iade fatura davacının defterinde kayıtlı olmadığından fatura iadesine dair ispat yükü davalıdadır. Defter kayıtları dışında delil ikamesi sağlanmadığından davalının ispat yükünü yerine getiremediği" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verdiğini, mahkemenin bu tespiti, dosya arasına sunduğu ve dilekçe ekinde yer alan GİB (Gelir İdaresi Başkanlığı) E-Fatura İzleme Kayıtları ile açıkça çürütüldüğünü, müvekkil şirket, üzerine düşen ispat yükünü yerine getirdiğini, iade faturasını usulüne uygun olarak tebliğ ettiğini, davacı tarafın bu faturayı kötüniyetli olarak ticari defterlerine işlememesi, müvekkil aleyhine sonuç doğurmaması gerektiğini , kararın aşağıdaki nedenlerle kaldırılması gerektiğini, iade faturasının tebliğ edilmediği gerekçesi hatalıdır; GİB kayıtları tebliği kanıtladığını, yerel mahkeme, iade faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmamasını, faturanın tebliğ edilmediği şeklinde yorumladığını ve ispat yükünün yerine getirilmediğine hükmettiğini, e-fatura sisteminde "..." kodu, faturanın alıcının sistemine sorunsuz bir şekilde teslim edildiğini ve hukuken tebliğ edilmiş sayıldığını kanıtladığını, davacının bu faturayı muhasebe kayıtlarına işlememesi, tebliğ olgusunu ortadan kaldırmadığını, bilakis davacının ticari defterlerinin gerçeği yansıtmadığını ve kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, GİB kayıtları, iade faturasının davacıya ulaştığını kesin delil ile ispatladığını, mahkemenin, resmi devlet sistemi olan GİB kayıtlarını göz ardı ederek, davacının kendi tuttuğu ve manipüle etmesi muhtemel ticari defter kayıtlarına üstünlük tanıması usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirket, davacı tarafından düzenlenen faturaya konu mal/hizmeti teslim almadığı için süresi içerisinde iade faturası düzenlediğini, bu iade faturası, borcun reddedildiğinin en açık göstergesi olduğunu, müvekkil şirket, faturayı kayıtsız şartsız kabul etmemiş, iade faturası düzenleyerek itirazını ortaya koyduğunu, davacı taraf, GİB sistemi üzerinden kendisine tebliğ edilen bu iade faturasına yasal süresi içinde itiraz etmediğini ve iade etmediğini, müvekkil şirket, faturayı güvenli elektronik imza ve GİB altyapısı ile tebliğ ederek ispat yükünü fazlasıyla yerine getirdiğini, asıl ispat yükü davacıda olduğunu, mal/hizmet teslimi ispatlanamadığını, yerel mahkeme, iade faturasının ispatına odaklanarak asıl meseleyi gözden kaçırdığını, bir itirazın iptali davasında, faturaya konu mal veya hizmetin teslim edildiğini ispat yükü davacı (satıcı) tarafta olduğunu, davacı, dosyaya teslimi kanıtlayan imzalı sevk irsaliyesi, teslim tutanağı veya hizmet ifa belgesi sunmadığını, mahkemenin, davacının teslimi ispatlayıp ispatlamadığını irdelemeden, salt müvekkilin iade faturasının davacı defterlerinde (kötüniyetle) yer almamasını gerekçe göstererek hüküm kurması, ispat hukuku kurallarının ihlali olduğunu , somut olayda davacı, kendisine tebliğ edilen iade faturasına 8 gün içinde itiraz etmediğini, sadece defterine kaydetmeyerek yok sayma yoluna gittiğini, bu durum davacının kötüniyetini gösterdiğini, arz ve izah edilen, ekte sunulan deliller ve re'sen gözetilecek nedenlerle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 04/12/2025 tarihli, 2024/956 Esas ve 2025/1039 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının, iade faturasının tebliğ edildiğini gösteren GİB kayıtları ve davacının teslimi ispatlayamaması nedenleriyle bozularak davanın reddine, icra takibinin tehir-i icrasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, itirazın iptali istemidir. Davanın dayandığı temel ilişki, satım sözleşmesidir. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gereklidir. Faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması, koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle; taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının, sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda; davacının, öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla; faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hali, sadece o faturanın miktar ve fiyat yönünden münderecatını kabul anlamını taşır; yoksa, o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının, faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Kısaca, fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki; taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 12.10.2011 tarih ve 2011/15-472 E.-2011/608 K., 2017/19-915 Esas 2018/1338 sayılı kararında da benimsenmiştir. Davalının kendi defterlerinde faturaya yer vermesi, bu kaydın kendi aleyhine delil teşkil etmesi demektir. Davalının karşı tarafın faturasını defterine kaydetmesi, daha sonra borçlu olmadığını iddia etmesi TMK 2.maddesine de aykırılık teşkil etmiştir. Davalının kendi ticari defterindeki bu kayıt kendi aleyhine karine teşkil etmektedir.Aynı zamanda TTK. 64. maddesine göre her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek amacıyla, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmakla yükümlüdür. Anılan Kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.TTK.65/2 ve 3. Maddelerine göre, hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, faturanın davalı defterinde kayıtlı olması ile varılan sonuç, alacağın/borcun miktarı konusunda da davalı aleyhine karine oluşturur. Davacının davaya konu faturadaki ürünü davalı yana teslim ettiğini ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu, davacının bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre, 6100 sayılı HMK.’nın 200. maddesi (HUMK 288) uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerektiği anlaşılmıştır. Davacının teslimi tanıkla ispat etmesi mümkün değildir. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan dava konusu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmasının tek başına davacının alacağını ispata yeterli olamaz. Fakat davaya konu faturanın hem davacı hem davalı defterinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından süresinden sonra iade faturası düzenlendiği, davalının düzenlediği iade faturasının davacının defterinde kayıtlı olmadığı, davacıya iade faturasının tebliğ edilip edilmediğinin, iadenin gerçekleşip gerçekleşmediğinin ispatlanamadığı, davalının yaptığı bir ödeme olmadığı, davalıya yemin delilinin hatırlatıldığı ve fakat davacıya yemin teklif etmediği bilirkişi raporu ve yapılan yargılama sonucunda anlaşılmıştır. Bu durumda davacı bu faturadan kaynaklı olarak alacaklı olduğunu kesin delillerle ispat etmiş olup davanın kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmüştür. Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/956 Esas 2025/1039 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 3.014,00 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 754,00 TL harcın mahsubundan sonra geriye kalan 2.260,00TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına Davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 10/03/2026