T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1204 KARAR NO:2025/2023 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/11/2021 NUMARASI:2020/955 Esas - 2021/818 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabul…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1204 KARAR NO:2025/2023 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/11/2021 NUMARASI:2020/955 Esas - 2021/818 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı/borçlu arasında kimyasal katkı maddesi alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirketin beton üretimi ve beton katkı maddesi satımı gerçekleştirdiğini, davalı tarafın ise müvekkilinden beton katkı maddesi satın aldığını, tarafların ticari ilişkisine dair aralarında cari hesap bulunduğunu, alacak- borç ilişkilerini bu cari hesap üzerinden gerçekleştirdiklerini, bu cari hesaba göre müvekkilinin davalıdan icra takibinin başlatıldığı tarih itibariyle 27.153,72 TL alacaklı olduğunu, bu cari hesaba istinaden var olan borcu davalı taraf ödememiş olduğundan ... sayılı icra dosyası ile takibe geçildiğini, müvekkilinin uzun bir zaman davalı/borçlunun borcunu ödemesini beklediğini, ancak davalı/borçlu icra takibindeki asıl alacağa, borca, faize ve ferilerine 13/11/2020 tarihinde haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini iddia ederek, itirazın iptali ve icra takibinin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, davaya cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı vekili tarafından vekaletname ibraz edilmiş ancak üst üste mazeretler verilmiş ve davanın esasına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi ve cari hesap ilişkisi kapsamında kesilen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş ve taraflarca gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığa ilişkin dönemlere ait BA-BS formları getirtilmiştir. Akabinde dosya, inceleme gün ve saati belirlenmek ve duruşmaya katılmayan davalı şirkete ihtarlı davetiye gönderilmek suretiyle taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi için bir SMMM bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişi SMMM... tarafından tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan işbu rapora göre özetle; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfı taşıdıkları, tarafların tacir olduğu ve aralarında ticari ilişki bulunduğu, her iki tarafın ticari defterlerine göre alacak/borç olarak 27.153,72 TL kaydın bulunduğu yönünde tespit, görüş ve rapor verilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve vaki itiraz ve beyanlar da değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmede davacı şirketin davasını TMK'nın 6. ve HMK'nın 190 ve 222/3 maddeleri nazarında usulüne uygun olarak her iki tarafın ticari defter ve kayıtları ve bilirkişi raporuna göre açık ve net olarak ispat ettiği anlaşılmıştır. Binaenaleyh dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilmiş ve taleple bağlılık ilkesi ile tarafların tacir sıfatına göre takip tarihinde yürürlükte olan yıllık % 10 oranında avans faizi istenebileceği de gözetilerek, davacının davasının kabulü ile, davalı-borçlunun ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının İptali ile icra takibinin asıl alacağa (27.153,72 TL) takip tarihinden itibaren avans işlemlerinde uygulanan % 10 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi işletilmek suretiyle devamına, karar verilmiştir.Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda alacağın gerçek miktarı belli olmasının yanında, davalı taraf da sözleşme ilişkisi gereğince borcunun varlığı ve miktarını kendi ticari defter ve belgeleri nazarında açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle davalının itirazının haksızlığına karar verildiğinden ve davalı-borçlu yönünden cari hesap ilişkisine, faturalara, sevk irsaliyelerine ve özellikle vergi dairesi kayıtlarına göre dava konusu alacak/borç muayyen/likit olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmakla asıl alacağın %20'si olan 5.430,74 TL icra-inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. Maddesi gereğince tamamen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 26, 297/2 maddeleri gereğince..." gerekçesiyle davanın kabulüne, İİK'nın 67/1 maddesi gereğince davalı-borçlunun İstanbul Anadolu 8.İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (27.153,72 TL) takip tarihinden itibaren avans işlemlerinde uygulanan %10 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi işletilmek suretiyle devamına, davacının, 2004 sayılı İİK'nın 67/2 maddesi gereğince icra inkâr tazminatı talebinin kabulüyle asıl alacağın (27.153,72 TL) % 20'si olan 5.430,74 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kararın hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas alındığını ve itirazların dikkate alınmadığını, iki faturanın müvekkili şirketin defterine kaydedilmesi gerekçe gösterilerek faturalar yönünden davacı tarafından müvekkili şirkete mal teslim edildiğinin ispatının sayılmadığını, bu nedenle davanın kısmen kabulünün hukuka aykırı olduğunu, borcun ancak mal teslimi ya da hizmet alımı yani sözleşmedeki edim yükümlülüğünün yerine getirilmesi ile doğacağı, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen müvekkili şirketin imzası bulunmayan faturaların müvekkili şirketin defterlerinden kayıtlı olması ihtimalinde dahi davacı tarafından müvekkili şirkete mal teslim edildiğini ispatlayamayacağını, ispat yükünün hala imzasız faturalara dayanarak mal teslim ettiğini iddia eden davacı tarafta kalmaya devam ettiğini, tek taraflı düzenlenen müvekkiline ait olmayan imzalı faturalara dayanılarak davacının faturalar karşılığında müvekkiline mal teslim ettiğini ispat edilemeyecek olmasına rağmen rapordaki görüşün hatalı olduğunu, müvekkilinin icra takibine itiraz ettiğini, herhangi bir borcunun bulunmadığını, raporun dosya kapsamına ve denetime elverişli olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takip konusu cari hesap alacağının olup olmadığı, dayanak faturaların alacağı ispata yeterli olup olmadığı ile bilirkişi rapor sonucunda verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirkete 2019 yılında mikrosit ve nakliye bedeli olarak faturalar düzenlediği, birden fazla düzenlenen faturalardaki emtiaların aynı olduğu miktarların değiştiği, sevk irsaliyelerinin mevcut olduğu, sevk irsaliyelerinde teslim alan ve teslim eden kısmının imzalı olduğu, davacı vekili tarafından davalı hakkında ... sayılı dosyasında 27.153,72 TL tutarındaki cari hesap alacağının tahsili amacı ile 23.10.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirket tarafından icra takibine karşı borç ve ferileri olmak üzere itiraz ettiği, davacının ise arabuluculuk başvurusu sonrasında İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Deliller dosya içerisine celp ve ibraz edildikten sonra bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 30.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ve davalı tarafın ilgili yıllara dair ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre takibe konu ettiği faturaların ticari defterlerde kayıtlı olduğu, iş bu faturadan dolayı davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 27.153,72 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre davacının takibe konu ettiği faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iş bu faturadan dolayı davalının takip tarihi itibariyle davacıya 27.153,72 TL borçlu olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturalarda teslim alan bölümünde imza ve isimlerin yazılı olduğu, davalı tarafından dava konusu olan faturaların kanuni süre içerisinde Pendik Vergi Dairesine BA formlarının verildiğinin tespit edildiği, davacının icra takibine ve davaya konu etmiş olduğu faturaların ticari defterlerinde tebliğe uygun olarak satıcılar hesabında kısa vadeli borç şeklinde kayıtlı olduğu, davalının 2019 yılı ticari defter kayıtlarına göre toplam 116.100,20 TL tutarında ürün aldığı, 88.946,48 TL ödeme yapıldığı, davalının davacıya kaydi olarak 27.153,72 TL tutarında borçlu olduğunun görüldüğü belirtilmiştir. Davacı vekili zapta geçen beyanında; bilirkişi raporuna diyeceklerinin olmadığını ifade etmiştir.Davalı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; müvekkili şirketin davacı şirkete doğmuş veya doğacak herhangi bir borcunun bulunmadığını, bilirkişi raporunda defterlerin usulüne uygun şekilde tutulduğu beyan edilmiş ise de müvekkili defterleri incelendiğinde bu durumun aksinin ispatlanacağını, kararlaştırılan bedelin tamamını davacı tarafa ödenmiş olduğunu, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu; TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı alacaklı şirketin icra takibine konu alacağı cari hesap alacağıdır. Cari hesap alacağının varlığını ispat davacı şirkete ait olmakla birlikte süresinde cevap vermeyerek bütün vakıaları HMK'nın 128. maddesi gereğince inkâr etmiş sayılan davalı bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu itiraz dilekçesinde bedelin tamamının davacı tarafa ödenmiş olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda ispat külfetinin davalı tarafa geçmiş olduğunun kabulü gerekecektir. Diğer taraftan her iki taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde cari hesaba esas olan faturaların ticari defterlerde kayıtlı olduğu, ayrıca davalı tarafın bağlı bulunduğu vergi dairesine BA formunu vermiş olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında süre gelen ticari ilişki kapsamında, davacının, davalıya ait usul ve yasaya uygun şekilde düzenlenmiş bulunan ticari defter ve kayıtları ile BA formları gereğince bakiye cari hesap alacağının varlığı ispat edilmiştir. Davalının aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca sevk irsaliyelerinin tamamında raporda da belirtildiği üzere teslim eden ve teslim alan kısımların imzalıdır. Davacının takip konusu cari hesap alacağının varlığı geçerli delillerle ispat edilmiş olduğundan, mahkeme kararında ve gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.390,87 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.