11. Hukuk Dairesi 2011/6935 E. , 2012/21755 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/10/2010 tarih ve 2009/96-2010/588 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendik…
**11. Hukuk Dairesi 2011/6935 E. , 2012/21755 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/10/2010 tarih ve 2009/96-2010/588 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, asıl ve birleşen davada; müvekkilinin eniştesi olan dava dışı ...'nun gizli ortağı, davalılar ... ile ...'nın gerçek ortağı olduğu diğer davalı şirketin yarı hissesini eniştesinin telkin ve baskıları sonucu Eyüp 32. Noterliği'nin 08.12.2000 gün ve 220168 yevmiye numaralı işlemi ile ...'den devraldığını, kısa bir süre sonra şirketin gerçek durumunu öğrendikten sonra pay devrinin gerçekleşmediğini, ticaret sicili kayıtlarında ortak olarak gözükmediğini, ancak daha sonra davalılar ... ve ...'nın sahte imza ile şirket ortaklığını tescil ve ilan ettirdiklerini, bunun üzerine savcılığa şikayette bulunduğunu, sanıklar hakkında ceza davasının zamanaşımı nedeni ile düşmesine karar verildiğini, devrin pay defterine işlenmediğinden geçerli olmadığını ileri sürerek ortak olarak göründüğü davalı şirkete pay devir işleminin tespiti, ticaret siciline tescili sahte evraklarla yapılan işlemlerin yokluğunun tespiti mümkün olmadığı takdirde iptali ve buna ilişkin ticaret sicil kayıtlarının terkin ve tashihine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilin tescil işlemini TTK.'nun 34 ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 28. maddesi hükümlerine göre yaptığı ve noter imzası bulunan ortaklar kurulu kararını tescil ettiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... vekili, müvekkilinin davalı şirketteki hissesini 17.07.2001 tarihinde noter aracılığı ile dava dışı ...'a satarak şirketten ayrıldığını, devir işlemenin davalı şirketçe tescil ve ilan işlemi yapılmadığından şirkette ortak olarak kaldığını açılan davalar dolayısıyla öğrendiklerini, davaya konu ortaklar kurulu kararındaki müvekkili adına atılan imzanın da sahte olduğunu, butün bu işlemlerin davacının eniştesi ... tarafından tertip edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, usule ilişkin olarak TTK.'nun 36. maddesi uyarınca sicil kayıtlarına karşı itirazların öncelikle sicil memurluğuna yöneltilmesi gerektiğini, aradaki uyuşmazlığın BK.'nun 126/b.4 maddesi uyarınca da 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davaya konu pay devri sözleşmesinin 08.12.2000 tarihinde yapıldığından davanın zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak ise, devrin ortakların irade beyanlarını ortaya koydukları noterce onaylanmış sözleşme ile kurulduğunu, TTK.'nun 520. maddesinde belirtilen hususların kurucu değil tamamlayıcı unsur olduğunu, davacının noterde yapılan devir sözleşmesine itirazının olmadığını, davalının noterde devir sözleşmesi yapılmasından sonra hisse devrini şirkete bildirerek diğer şirket ortağının da muvafakatını aldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının noter aracılığı ile davalılardan ...'in hissesini devir aldığı ve buna dair davalı şirketçe 08.12.2000 tarihli ortaklar kurulu kararı alınarak devir keyfiyetinin ticaret sicilinde tescil ve ilan olunduğu, ancak ortaklar kurulu kararındaki davacı imzasının sahte olduğunun anlaşıldığı, TTK.'nun 520. maddesine göre bir payın devrinin şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek suretiyle şirket hakkında hüküm ifade edeceği, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ve özelikle pay defterinin bulunmadığı, ancak pay devrinin şirkete bildirimine ilişkin kaydın olduğu, devre muvafakat yönünden alınan ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğu ve hukuki sonuç doğurmayacağı, buna dayalı ticaret sicilinde kararın tescil ve ilanı da yok sayılması gerektiğinden davaya konu pay devrinin şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gerekçesiyle davaya konu pay devrine ilişkin davalı şirketin 08.12.2000 tarih 2000/1 sayılı ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespitine ve buna dayalı olarak ticaret siciline tescil kaydının terkinine ve ilanına karar verilmiştir. Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir. Dava, Limited Şirket hisse devrinin yokluğunun tespiti ve ticaret sicilindeki kaydın iptali ve ilanı istemine ilişkindir. 6762 Sayılı TTK'nun 520'nci maddesi uyarınca pay devrinin Limited Şirket hakkında ancak Şirkete bildirmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceği, devir hususunun pay defterine kaydedilmesi içinde, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olmasının şart olduğu öngörülmüştür. Bunun yanında iki veya üç ortaklı limited şirketlerde payın devri ancak oybirliğiyle onaylanabilir. Devre onay için oy kullanacak kişiler, devir tarihindeki ortaklardır. Ayrıca, aynı maddenin son fıkrasına göre, pay devrinin yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce tasdik edilmesi de gerekmektedir. Yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında somut uyuşmazlıkta ortaklar kurulu kararındaki imzanın davacıya ait olup olmadığı önemli değildir. Ayrıca ortaklar kurulu kararındaki diğer ortak Ali Rıza'nın imzasının anılan ortağa ait olup olmadığının araştırılması doğru değilse de, devir hususunun pay defterine kaydedilme koşulu yerine getirilmediğinin, ortada geçerli bir devrin bulunduğundan söz edilemeyeceğine göre değiştirilen bu gerekçeye göre HMK'nun geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK'nun 438/son maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin tüm temyiz itrazlarının reddiyle sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına, 31.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.