İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflarca imzalanan 04/05/2016 tarihli sözleşme uyarınca davalının davacıya ait işletmede bağımsız müteahhit şeklinde gayrimenkul danışmanı olarak faaliyet gösterdiğini, davalının fikir birliğinde hareket ettiği ve davacı firmada birlikte çalıştığı kendisi gibi diğer iki …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/343 KARAR NO : 2026/354 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/10/2022 NUMARASI : 2019/341 Esas 2022/601 Karar DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 04/12/2017 İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflarca imzalanan 04/05/2016 tarihli sözleşme uyarınca davalının davacıya ait işletmede bağımsız müteahhit şeklinde gayrimenkul danışmanı olarak faaliyet gösterdiğini, davalının fikir birliğinde hareket ettiği ve davacı firmada birlikte çalıştığı kendisi gibi diğer iki müşteri temsilcisi ile birlikte müvekkiline zarar vermek kastı ile aynı ilçe (Başakşehir) sınırları içinde faaliyet gösteren ... Bahçeşehir unvanlı başka bir emlak firmasında aynı işi müvekkili ile rekabet halinde yapmaya başladığını, bunun üzerine Bakırköy 44. Noterliğinin 20/11/2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ve davalının davacıyla aynı ilçe sınırları içinde benzer işi yapması nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedelini ödemesinin ihtar edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.10 maddesinde, sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren 2 yıl içinde gayrimenkul danışmanının Başakşehir, Avcılar, Beylikdüzü, Esenyurt ve Büyükçekmece ilçelerinde yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde ...'ın işi ile bir başka şekilde bağlı işi sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapamayacağının, aksi halde gayrimenkul danışmanının 20.000-USD cezai şart bedeli ödeneceğinin düzenlendiğini, davalının sözleşmeyi sona erdirdikten sonra sözleşmede kararlaştırılan iki yıllık süreyi beklemeksizin, aynı bölgede müvekkili ile rekabet halinde faaliyet gösteren, Bahçeşehir'de bulunan ... Bahçeşehir Gayrimenkul isimli işletme bünyesinde faaliyete başladığını, davalının müvekkili hakkında olumsuz dedikodular yaymaya kalkıştığını ve şirket sahiplerini kötülediğini, davalının müvekkilinin tüm müşteri portföyüne vakıf olduğunu, sözleşmedeki cezai şart alacağının ... Türkiye tarafından 09.11.2017 tarihinde müvekkiline temlik edildiğini belirterek, davalının rekabet yasağına aykırı faaliyetinin tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine, şimdilik 5.000-USD'nin dava tarihinden itibaren devlet bankalarının USD mevduata uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin, davacı tarafından ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden tek başına hazırladığı genel işlem şartlarına haiz tip sözleşme olduğunu, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak hazırladığını ve müvekkili ile müzakere etmediğini, müvekkilinin 01/06/2017 tarihinde...'ın İstanbul Büyükçekmece-Hadımköy bölgesine hitap eden bir başka firması olan Delta adlı ofisine transfer edildiğini, davacının akdedilen sözleşme uyarınca üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmemesi, müvekkilinin hak edişlerini tam ve zamanında ödememesi, iş yerindeki baskı, hakaret ve mobbing nedeniyle müvekkilinin Bakırköy 44. Noterliğinin 16/10/2017 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, davacının da müvekkilinin ihtarnamesine rağmen 20/11/2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği bildirerek cezai şart talep ettiğini, davanın belirsiz alacak davası ya da kısmı dava olarak açılması mümkün olmadığından, davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini, mahkeme yetkisiz olup sözleşmedeki yetki şartının geçersiz olduğunu, yetkili mahkemenin müvekkilinin yerleşim yeri olan Bakırköy mahkemeleri olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin simsarlık sözleşmesi niteliğinde olduğunu, müvekkilinin başka bir ofise transfer edilmesi nedeniyle davacı şirketle ilişiğinin kesilmesi sonucunda artık cezai şart ile yükümlü tutulamayacağını, müvekkilinin sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğini, davacının verdiği eğitimlerin tamamının ücretinin müvekkilince ödendiğini, bu nedenle davacının cezai şartı haklı kılacak bir kazandırmasının söz konusu olmadığını, sözleşmedeki cezai şart miktarının fahiş olduğunu, müvekkili davacıdan alacaklı olup, davacı lehine bir alacak hesaplanması halinde bu alacaklarının takas ve mahsubunun gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacının cezai şart talebini 04/05/2016 tarihli sözleşmenin 4.10 maddesinde kararlaştırılan hükümlere aykırılık iddiasına dayandırdığı, 4. maddede sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren 2 yıl içerisinde sözleşme çerçevesinde Başakşehir, Avcılar, Beylikdüzü, Esenyurt, Büyükçekmece ilçelerinde, yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde bir başka şekilde bağlı işi bu sözleşmenin geçerli olduğu sınırlar dahilinde yapamayacağının kararlaştırıldığı, Yargıtay 11. HDnin 2012/17736 esas 2013/9814 karar sayılı ve 2014/13226 esas 2014/19406 karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 48. maddesi uyarınca herkes çalışma hürriyetine sahip olup, davalının sözleşmede belirtilen beş farklı ilçede sözleşmenin sona ermesinden sonra 2 yıl süre ile mesleğini icra edememesi bir rekabet etmeme koşulu değil kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olduğundan, davalının ekonomik özgürlüğünü kısıtlayan bu hükme dayalı cezai şart koşulunun geçersiz olduğu, bu kapsamda davacının sözleşmenin 4.10 maddesine dayalı talep ettiği cezai şartın da geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili;mahkemenin karara dayanak yaptığı içtihatlar eski tarihli olup, Yargıtay'ın yeni tarihli kararlarıyla görüş değiştirdiğini, sözleşmeye göre davalıyı borç altına sokacak durumun, ... ofisinin bulunduğu ilçede aynı işle iştigal etmesi durumunda, davalının müvekkilinin yanından ayrılırken müvekkilinin tüm müşteri portföyü ile rakip firmaya geçtiği göz önüne alındığında, cezai şart bedeli ödeyecek olması olduğunu, davalının kendi isteği ile işten ayrılarak müvekkilinin müşteri portföyünü kullanmak sureti ile rakip firmada çalışmaya başladığının dosya kapsamı ile sabit olduğunu, sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin maddesinde yasağın kapsamı belirlenirken süre, zaman, yer ve aynı mahiyetteki iş sınırlamalarının getirildiğini, davacının sözleşmede belirlenen beş ilçede faaliyet gösterdiğini, İstanbul'da ise 39 ilçe bulunduğunu, davalının müvekkiliyle haksız rekabet halinde olmadan mesleğini yapacağı 34 ilçe daha bulunduğunu, kaldı ki davalının 04.05.2016 tarihli sözleşmeyi feshettikten 1-2 ay sonrasında aynı alanda ve aynı ilçe sınırları içinde faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmaya başladığını, sözleşme ile rekabet etmeme yükümlülüğü altında bulunan davalının çalışma hürriyetinin engellenmediğini, taraflar arasında hizmet ilişkisi söz konusu olmayıp, sözleşmesel ilişki bulunduğunu, müvekkilinin dünyaca ünlü bir gayrimenkul pazarlama şirketi markası altında faaliyet gösterdiği, davalının müvekkili aracılığı ile edindiği tecrübe ve müşteri portföyü ile aynı yerdeki rakip firmaya geçtiği ve talep edilen cezai şart tutarının davalının tek bir satıştan elde edeceği kazanç tutarında olduğu göz önüne alındığında, davalının çalışma hürriyetinin kısıtlandığından söz edilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, sözleşmenin işveren tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan çalışan tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, çalışanın sözleşmenin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, çalışanın yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir. Somut olayda; davalının, taraflarca düzenlenen 04.05.2016 tarihli gayrimenkul danışmanlığı (bağımsız müteahhit) sözleşmesine dayalı olarak davacı şirkette gayrimenkul danışmanı olarak çalışmaya başladığı, sözleşmenin davalı tarafından keşide edilen 16.10.2017 tarihli ihtarname ile herhangi bir gerekçe gösterilmeden tek taraflı olarak feshedildiği, davacı tarafça keşide edilen 20.11.2017 tarihli ihtarname ile de sözleşmenin, davacının sözleşmeyi sonlandırmadan şirket ile rekabet halinde olan başka bir firmada faaliyet göstermeye başladığı gerekçesiyle feshedilerek, cezai şart bedelinin ödenmesinin talep edildiği, davalının sözleşmede kararlaştırılan iki yıllık süre içerisinde aynı ilçede bulunan ve davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 4. maddesinde, gayrimenkul danışmanının hizmetlerini bağımsız müteahhit olarak sunacağı, 4.10 maddesinde, sözleşmenin taraflarca sona erdirilmesinden itibaren 2 (iki) yıl içerisinde gayrimenkul danışmanının, işbu sözleşme çerçevesinde Başakşehir, Avcılar, Beylikdüzü, Esenyurt, Büyükçekmece ilçelerinde, yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde ... alanının işi ile bir başka şekilde bağlı işi işbu sözleşmeye bağlı olarak yapamayacağı, aksi halde gayrimenkul danışmanının... Türkiye'ye 20.000-USD cezai şart bedeli ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede davalının sözleşme ile üstlendiği işi bağımsız yüklenici olarak yerine getireceği kararlaştırılmış olmakla, taraflar arasındaki sözleşme hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilemez. Ancak sözleşmede, sözleşmenin sona ermesinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde davalının davacının yapmakta olduğu işi belirlenen ilçeler kapsamında yapamayacağı açıkça kabul edilerek, aksine davranış cezai şart yaptırımına bağlanmıştır. Sözleşme ile yasağın uygulanacağı coğrafi alan 5 ilçe ile, süre de 2 yıl ile sınırlanmış olup, davalının davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra aynı ilçede çalışmaya başladığı tespit edilmekle, sözleşmede yer alan cezai şart hükmü geçerlidir. Davalının davacı şirkette gayrimenkul danışmanı olarak çalışmış olmakla, yaptığı iş gereği davacının müşteri portföyüne vakıf olabilecek durumdadır. Davalı tarafça, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğine dair bir delil sunulmamıştır. Bu durumda davalının davacının işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacıya önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı da cezai şart talebi için yeterlidir. Bu nedenle cezai şart talep koşulları mevcut olduğundan, mahkemece cezai şarta hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.Davalı tarafça, davacıdan hak ediş alacağı bulunmakta olup, cezai şarta hükmedilmesi halinde bu alacaklarının hükmedilecek bedelden takas edilmesi gerektiği ileri sürülmüşse de, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, her iki tarafın ticari defterlerinde taraflara ait herhangi bir borç-alacak kaydı bulunmadığı tespit edilmiş olup, davalı tarafça da alacağının bulunduğu yönünde bir delil ibraz edilmemiştir. TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarı belirlenirken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede cezai şart miktarı 20.000-USD olarak belirlenmiş ise de, davacı tarafça işbu davada talep olunan 5.000-USD cezai şart isteğinin fahiş sayılacak düzeyde olmadığından tenkis yapılmasına gerek görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına yeniden karar verilerek "davanın kabulüne" karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2022 Tarih 2019/341 Esas 2022/601 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, 5.000-USD cezai şartın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının 1 yıl vadeli USD mevduata uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 1.349,80-TL karar harcından davacı tarafça yatırılan 337,46-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 1.012,34-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 368,86-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.000-TL bilirkişi ücreti ve 280-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.280-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı lehine takdir olunan 19.760-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça yapılan 99,20-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026