T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1351 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/02/2022 NUMARASI : 2020/98 Esas - 2022/143 Karar DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1351 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/02/2022 NUMARASI : 2020/98 Esas - 2022/143 Karar DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tekstil baskısı ihtiyacı için davalıdan 27.11.2012 tarihinde ... numaralı sipariş emri ile supatı talep ettiğini, ürünlerin 28.11.2012 tarihinde teslim edildiğini, müvekkilinin de ... firmasına gönderilecek tekstil ürünlerinin baskısını yaparak malları sevk ettiğini, ancak bu ürünlerin yıkama testinden geçmediğini ve ayıplı olduğunu, durumun davalıya telefon ve elektronik posta ile bildirildiğini, davalının sorunla ilgilenmemesi üzerine bu kez 31.12.2012 tarihinde hem elektronik posta hem de iadeli taahhütlü ... gönderisi ile ayıbın tekrar bildirildiğini, davalının sessiz kalması nedeniyle 02.01.2013 tarihinde kusurun boyadan mı baskıdan mı kaynaklandığının tespiti için ... ... ve Araştırma Laboratuvarından rapor alındığını, bu raporda sorunun baskıdan değil boyanın kalitesinden kaynaklandığın belirlendiğini, davalının yaptığı testlerde boyanın hatalı olmadığının belirtildiğini, müvekkiline sipariş veren ...Ltd Şti ile ... firmasının hatalı işlem neticesi uğranılacak tüm zararları müvekkiline yansıtılacağını bildirdiklerini, zarar talebinin davalıya iletilmesine rağmen cevap alınamadığını, 960 adet sweet T-Shirt bedeli olan 25.090,56 TL, yoksun kalınan kar olan 1.800,00 TL ve 888.94 TL boya bedeli olmak üzere toplam 27.779,50 TL zarar oluştuğunu ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemenin 24.01.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında talebin belirli olması nedeniyle kısmi dava açılamayacağı belirtilerek bakiye 26.779,50 TL üzerinden 457,31 TL harcın ödenmesi istenmiş ve davacı tarafından eksik harç ikmal edildiğinden davacının talebinin 27.7 79,50 TL olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının 28.11.2012 tarihinde 156 lot numaralı üründen 180 kg satın aldığını, 29.11.2012 tarihinde ise malın ayıplı olduğunu mail ile bildirdiğini, ancak mailde bir ek bulunmaması nedeniyle aynı gün müvekkilinin davacıyı arayarak ürünlerin inceleneceğini bildirdiğini, mail ekinde bulunmayan bildirinin 31.12.2012 tarihinde gönderildiğini ve 07.01.2013 tarihinde ulaştığını, müvekkilinin çalışanının davalıyı 10.01.2013 tarihinde ziyaret ettiğini, davacının baskı örneğini 02.01.2013 tarihinde İTÜ'ye test amacıyla gönderdiğini belirttiğini, davacıdan uyguladığı reçetenin istendiğini, ancak davacının reçeteyi bilmediğini, hatırlamadığını, göz kararı olarak rengi tutturduklarını söylediğini, içeriğinde hangi maddeden ne kadar olduğu bilinmeyen bir karışımın baskıda sorun yaratıp yaratmadığı, yaratıyorsa hangi sebeple yarattığının tespitinin olanaksız olduğunu, raporun 18.01.2013 tarihinde davacıya ulaştığını, bu raporun aradan 34 gün geçmesine rağmen müvekkiline bildirilmediğini, test raporunun objektif olmadığını, laboratuvara verilen numune örnekleri, davacı tarafından hazırlanan ve içeriği üniversite ile müvekkilince bilinmeyen renklendirilmiş karışımlara ait olduğunu, raporun sonuç kısmında, sorunun doğrudan pattan kaynaklandığını yazan kesin bir ibare bulunmadığını, patlarda bir farklılık olup olmadığının tespit edilmesi için test yapıldığını, davacıdan gelen saf patta herhangi bir sorun olmadığnın tespit edildiğini, sorunlu olan hazır karışımla kumaşlara baskı yapıldığını, sonuçta davacının imalatta kullandığı karışım ile müvekkili firmanın yaptığı deneme baskıda akma olduğunun görüldüğünü, karışım içeriğinde ekstra bir dolgu malzemesi katıldığının anlaşıldığını, bu karışımın normal renklendirme yapılan patlardan farklı içeriğe, yoğunluk ve kokuya sahip olduğunu, ürünlerin İstanbul Üniversitesi Kimya Bölümüne test edilmek üzere gönderildiğini, verilen numunelerde iddia edildiği yönde bir herhangi bir olumsuz sonuca rastlanmadığını, problemin işletme şartlarından kaynaklanabileceğini, baskı şartlarına uyulmaması ya da işletme kaynaklı hatalar sonucu bu durumun yaşandığı sonucuna varıldığını, iki üniversite arasında sonuç farklılığının davacının ayıplı olduğu iddia ettiği patın, hiçbir şey katılmamış sade halinin İTÜ'ye teslim edilmemesinden kaynaklandığını, raporların birbirini tutmaması üzerine taze reçete hazırlanarak denemeler yapıldığını, ilgili reçete ile deneyler yapılmışsa da reçetenin orjinal rengi tutmayıp daha açık bir renk verdiğini, taze yapılan reçete sonucunda bile herhangi bir akmanın gözlenmediğini, imalatta kullanılan fikse derecesinin davacının da İTÜ'ye beyan ettiği gibi olması gereken 165 C'nin altında, 140 C olduğunu, olması gereken fikse süresinin 90 saniye olmasına rağmen 55 saniye olduğunu, müvekkilinin laboratuvarında değerlendirmek üzere davacıda yapılan baskı denemeleri, daha öncesinde davacı tarafından imalatta kullanılan reçetesi belirsiz karışım ile ayıplı olduğu iddia edilen ham ürünlerden tekrar numune alındığını, bunlarla 27.03.2013 tarihinde müvekkilinin laboratuvarında daha detaylı denemeler yapıldığını, davacının müvekkiline yanıltıcı bir reçete verdiğini, sorunun ne olduğu ile ilgili bir sonuca ulaşımasının istemediğini, reçetenin doğru olmadığından emin olunması üzerine ... bünyesindeki laboratuvarda denemelerin tekrarlanması için davet edildiğini, tekrar denemeler yapılarak sorunun kaynağının anlaşılmaya çalışıldığını, davacının yine farklı bir karışım getirdiğini, reçetenin belirsiz ve olmaması gereken maddeleri içerdiğini, davacının satın aldığı malzemeleri talimatlara göre kullanmadığını, aynı ürünlerde daha önce sorun çıkmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya kapsamında yer alan raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette rapor tanzimi için gerekli olan numunelerin davacı tarafça sunulamamış olması karşısında yeniden bilirkişi raporu aldırılması yoluna gidilememiş olup, dosyada mevcut bilgi belgeler, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda yapılan değerlendirmede; davacı tarafından davasına dayanak teşkil eden özel raporun mahkeme denetiminde alınmamış olması ve tarafların davalı hazır bulunmaksızın tek taraflı düzenlenmiş olması nedenleri ile tek başına hükme esas almaya elverişli nitelikte olmadığı, davacı tarafın elinde bulunan numuneleri dava süreci sonuçlanana kadar muhafaza etmesi gerektiği halde elden çıkardığının anlaşıldığı, bu durumda yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması olanağı kalmadığından iddiasını ispat ile yükümlü olan davacının iddialarını ispatlayamadığı, kaldı ki dosya kapsamında yer alan ve son alınan 11/07/2016 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda davaya konu kumaşlarda meydana gelen ayıbın davacı şirketin fikse sıcaklığını düşük uygulamasından, yani yeterli sıcaklıkta fikse(baskı) işlemi yapılmamasından, netice itibariyle davacının kusurundan kaynaklandığı yönünde çoğunluk görüşü yer aldığı, yapılan incelemenin denetime elverişli nitelikte olduğu, aksini ispatlayacak bir delilin dosya kapsamında yer almadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Uzun süren yargılama sonucunda haklı davanın reddedildiğini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere 27.11.2012 tarihinde davacıdan sipariş edilen malzemenin 28.11.2012 tarihinde teslim edildiğini, davacıdan alınan supatı emtiası ile ... firmasına gönderilecek tekstil ürünlerine baskı yapıldığını, ... firmasının yıkama testinde ürünlerin aktığı ve ayıplı olduğu gerekçesiyle 960 adet sweet t-shirtin zarar bedeli olan 25.090,56 TL'nin davalıya fatura edildiğini ve bu bedelin ödendiğini, mahkemece daha önce kabul edilen davada taraflarca istinaf yoluna başvurulduğunu, İstanbul BAM 16.HD'nin kaldırma kararına rağmen mahkemece yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, Mahkemece bilirkişi incelemesi yapılamaması ve kaldırma kararı öncesi alınan ek rapor gereği davayı reddettiğini, ancak duruşma tutanakları incelendiğinde kendilerine kesin süre verilerek dosyanın bilirkişiye gönderilmesine mahkemece karar verilmediğinin anlaşılacağını, Yargıtay 15.HD'nin emsal kararı gereğince çözümü teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulmasının zorunlu olduğunu, rapor ile uzman görüşü arasında çelişki bulunması halinde mutlaka başka bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, kaldırma kararından önceki yargılamada alınan bilirkişi raporuna ve yeni talepte bulunulmasına rağmen aynı bilirkişiden ek rapor alınmasının hatalı olduğunu, başka bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, Kaldırma kararından önce alınan ek rapor baz alınarak, davacının fikse sıcaklığının düşük uygulaması sebebiyle kusurlu olduğunun belirlendiğini, ancak bu raporda dahi bilirkişi heyetinin bu hususta tam bir kabulü bulunmadığını, raporda müvekkilinin de haklı olduğuna ilişkin oy bulunduğunu, mahkemece atanan bilirkişilerin dahi fikir ayrılığı yaşadığı konuda uzman ve teknik bilirkişi veya uzmanlardan alınan rapor yerine mahkemece tahmine dayalı karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı vekilince sunulan 15.03.21021 ve 30.03.2021 tarihli beyanlar ve duruşma tutanaklarınki taleplerin mahkemece dikkate alınmadığını, Tüm yazılı ve sözlü beyanlarda kusurun boyadan mı baskıdan mı kaynaklandığının tespiti için ... Fakültesinin Tekstil Konfeksiyon Kalite Kontrol ve Araştırma Laboratuarının 16.01.2013 tarihli raporu ile sorunun patlardan kaynaklandığının belirttiği, incelemelere göre baskıdan kaynaklı bir hata bulunmadığı ve ayıbın boyanın kalitesinden kaynaklandığının tespit edildiğinin açıklandığını, uyuşmazlığın uzmanlık gerektiren özel bir alan olması nedeniyle bu konuda en yetkin kurum olan İTÜ Laboratuvarından alınan raporun esas alınması gerektiğini, bu raporun olaydan sonra alınan ilk rapor olduğunu, en yetkin kurumdan alınan raporun görmezden gelinerek konunun uzmanı tek bir kişiden alınan raporun esas alınmasının hatalı olduğunu, Müvekkilinin aldığı uzman raporunun amacının kusurunu tespit ettiğini, kusurun davalıda olduğunun belirlendiğini, davalının da bu nedenle uzlaşmak istediğini, müvekkilinin gerçek kusurun kimden kaynaklandığını araştırarak uzlaşma çabasında olduğunu, mahkeme kararının hakkaniyet ve hukuk üstünlüğü ilkelerine aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TBK'nın 227.maddesi uyarınca, satılandaki ayıp nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesinde davalının sipariş ettiği supatı olarak adlandırılan emtiayı 28.11.2012 tarihli fatura ile teslim ettiği tarafların kabulündedir. Davacı bu emtiayı kumaşa uygulayarak ürettiği emtiaları dava dışı şirketlere satmıştır. Ancak dava dışı şirketlerin kontrolleri sırasında davacının sattığı emtiada ayıp bulunması nedeniyle kumaştaki boyaların aktığı gerekçesiyle ürünleri davacıya iade etmesi nedeniyle oluşan zararın tazmini istenmiştir. İlk derece mahkemesinin 26.12.2016 tarih ve 2013/301 E., 2016/943 K. sayılı ilamı ile davanın 1.000 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin 17.01.2020 tarih ve 2017/3675 E., 2020/49 K. sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Kaldırma gerekçesinde, mahkemenin verdiği sürede eksik harcın tamamlanması ile dava değerinin 27.779,50 TL olduğu; kimya mühendisi bilirkişinin muhalif kaldığı 11.08.2016 tarihli bilirkişi raporunda zararın davacı şirketin uygulama hatası nedeniyle ortaya çıktığı yönünde görüş belirtilmesine rağmen mahkemece bu rapora karşı itirazların değerlendirilmediği gibi son rapora itibar edilmemesinin gerekçesinin de açıklanmaması nedeniyle kararın kaldırıldığı belirtilmiştir. Davacı tarafça sunulan dava dilekçesi ekindeki ...Teknolojileri ve Tasarım Fakültesinden alınan Prof. Dr. ... imzalı 16.01.2013 tarihli test raporunda; "...laboratuvarımızdan tarafımıza sorun yaşanmadığı ve yaşandığı beyan edilerek bırakılan patlar ile verilen reçete uyarınca numunelerin baskı uygulaması yapılmış bulunmaktadır... tablodaki değerler çerçevesinde bölüm elemanlarından oluşan uzman kurulumuz sorunsuz pat ile elde edilen değerlerin sorunlu pat ile elde edilenlere kıyasla daha yüksek seviyede çıkmasına rağmen değerlerin söz konusu probleme sebep olabilecek seviyede olduğu kanaatine varılmıştır." şeklinde tespit yapılmıştır. Dava dilekçesi ekindeki ..Ltd. Şti. tarafından davacıya baskı hatası 960 adet açıklaması ile 25.090,56 TL'lik 05.11.2013 tarihli 65111 nolu irsaliyeli faturanın kesildiği anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan ...tarafından hazırlanan 21.10.2014 tarihli raporda özetle; her iki tarafın ticari defterlerinde 28.11.2012 tarihli 888,94 TL tutarlı faturanın kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerinde dava dışı ....Şti'nin baskı hatası açıklamalı olarak düzenlediği 25.090,56 TL bedelli faturanın kayıtlı olduğu, yapılan baskılarda ayıp bulunduğu, baskıda oluşan akmanın doğru swetshirt numunesi ve doğru karışımın ön test yapmadan yapılmış olan bir baskı olduğundan ve baskıyı yapan firmanın baskı şartlarına ve talimatlara tam uymadığından, kimyasal karışımı satan firmanın ise tekstil numunesinin özelliğini araştırmadan karışımı sağlamış olması nedeniyle zarardan tarafların %50 oranında sorumlu olduğu, 960 adet swetshirt bedeli olan 25.090,56 TL ve boya bedeli 888,94 TL olmak üzere toplam 25.979,50 TL'nin %50'si olan 12.989,75'nin davalı şirket tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, yoksun kalınan talebe konu 1.800 TL, kar yönünden ise herhangi bir belge sunulmadığından talepte bulunamayacağı belirtilmiştir. Dosyada bulunan ...Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. ... imzalı 23.06.2015 tarihli test raporunda; 2 adet baskılı kumaş parçası numunesine... Su Haslığı Testi ...'ya göre yıkama haslığı testinin yapılıp değerlendirilmesi ilişkin tanzim edilen raporda D1 ve D2 yönünden yıkama haslığı solma 2/3 su haslığı solma 4 olarak belirlenmiştir. Bilirkişi Prof. Dr. ... (...) 06.07.2015 tarihli raporunda; taraflar deney sırasında gerekli maddeleri sunamadığı gibi kesin olarak hangi reçeteye göre baskı gerçekleştirildiğinin anlaşılamadığı, tarafların anlaştıkları uygulama yapılan işletmede fikse sıcaklığı ve zaman kontrolünün yapılamadığını, ayrıca baskı reçetesinde adları ve miktarları belirtilen maddeler mevcut olmadığından taraflarda temin edemediğinden renkli pat hazırlanamadığını ve renkli patın testi de gerçekleştirilemediğini, davaya konu renksiz pat ile hiçbir uygulama yapılamadığını belirtmiştir. Dosya bulunan ve ... tarafından hazırlanan 10.11.2015 tarihli raporlarında; Su patı (renksiz pat) kullanılarak deneysel herhangi bir uygulama yapılamadığını, renksiz patın ayıplı olup olmadığının tespit edilemediğini, davacı tarafın baskıda kullandığını ve satıma konu olan renksiz su patından hazırladığını beyan ettiği renkli patı delil olarak sunduğunu, teknik bilirkişi nezaretinde renkli pat ile deney yapıldığını, renkli pat ile kumaş üzerinde yapılan denemelerde numunenin ayıplı olduğunun tespit edildiğini, renksiz patın ayıplı olmadığı ve renkli patın ayıplı olduğunun kabulü halinde kök rapordaki %50 oranındaki zarardan sorumluluk ve zarara yönelik görüşlerinde herhangi bir değişiklik olmadığını belirtmişlerdir. ...Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. ... imzalı 11.08/.016 tarihli ikinci raporda yapılan teknik incelemeye ilişkin değerlerin ayrıntılı dökümü sunulmuştur. Bilirkişi heyeti Kimya Mühendisi ..., Mali Müşavir ..., Hukukçu ..., ... tarafından düzenlenen11.08.2016 tarihli ikinci ek raporlarında özetle; ... Mühendisliği Laboratuvarlarında yapılan test sonucuna göre yeni değerlendirmede ayıbın yeterli sıcaklıkta fikse işlemi yapılmadığı sonucu ortaya çıktığı ve ayıbın davacı şirketin uygulama hatası nedeniyle meydana geldiği görüşü belirtilerek önceki raporlardaki görüşlerin değiştiği yönünde rapor sunulmuştur. Ancak bilirkişi heyetindeki Kimya Mühendisi Prof. Dr. ... 21.10.2014 tarihli kök sonucu raporuna katılıyorum şekilde rapora muhalefet şerhi koymuştur. Davacı tarafından sunulan ve İTÜ'den alınan uzman görüşünde, yapılan testlerde sorunsuz pat ile elde edilen değerlerin sorunlu pat ile elde edilen değerlere kıyasla daha yüksek seviyede çıkmasına rağmen, bu değerlerin söz konusu probleme sebep olabilecek seviyede olduğu kanaati bildirilmiştir. Davalı tarafından ibraz edilen ve ... Fakültesi Dekanlığınca hazırlanan 11.03.2013 tarihli uzman görüşünde ise hatanın davacının sattığı patlardan değil baskıyı yapan firmanın uygulama hatasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Görüldüğü gibi her iki tarafça sunulan ve HMK'nın 293.maddesine göre hazırlanan uzman görüşünde bir birine zıt tespitler yapılmıştır. Dava konusu satımda satılan malda ayıp bulunup bulunmadığı teknik bilgiyi gerektirdiğinden mahkemece HMK'nın 266.maddesine göre yukarıda sayılan bilirkişi raporları alınmıştır. Mahkeme teknik bilgiyi elde ettikten sonra bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte HMK'nın 282.maddesine göre serbestçe değerlendirecektir. Davacı vekilince sunulan ve ...teknolojileri Laboratuvarı tarafından hazırlanan rapordaki sonuç kısmındaki ifadeden davacının kesin olarak haklı olduğu belirlenmemiştir. Aksine sorunsuz pat ile elde edilen değerlerin sorunlu pat ile elde edilenlere kıyasla daha yüksek düzeyde çıkmasına rağmen ibaresi kullanılarak tam bir tespitin yapılmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından sunulan... Fakültesi Dekanlığının 11.03.2013 tarihli raporda ise satılan emtiada ayıp bulunmadığı, ayıbın davacının uygulamasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Bu durumda taraflarca sunulan her iki uzman görüşünde sunan tarafların haklı olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Dava konusu emtianın davalının elinde olmaması ve aradan geçen süreye göre artık satılan emtia üzerinde inceleme yapılması mümkün değildir. Nitekim mahkemece 28.12.2020 tarihli oturumda dava konusu ürünlere ilişkin numunelerin sunulması için davacı vekiline süre verilmiştir. Davacı vekili 03.03.2020 havale tarihli dilekçesiyle emtianın aradan geçen süre içerisinde Kızılay'a bağışlandığını, davacı tarafından sunulan boyaların kabul edilmediğini, olayın üzerinden geçen 8 yıldan sonra sunulan bu boyaların gerçek olup olmadığının anlaşılamayacağını beyan etmiştir. Görüldüğü gibi emtianın sunulamaması nedeniyle artık emtia üzerinde veya emtianın uygulandığı tekstil malzemeleri üzerinde bir inceleme yapılma imkanı bulunmamaktadır. Davacı, tekstil ve boya konusunda yetkinliği bulunan ...Kalite Kontrol Araştırma Laboratuvar raporuna üstünlük tanınması gerektiğini ileri sürmektedir. Ancak yukarıda açıklandığı gibi bu rapordaki ibarelerden davacının kesin olarak haklı olduğu sonucu çıkmamaktadır. Kaldı ki belirtilen kurumun bu konularda son karar merci olduğuna ilişkin davacı iddiası da doğru değildir. Davacının ibraz ettiği uzman görüşünün de bilirkişi raporu gibi değerlendirilmesi uygun olacaktır. Nitekim davalı tarafından İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesinden alınan uzman görüşünde de davacının uygulama hatası nedeniyle ayıp oluştuğu belirtilmiştir. Mahkemece alınan 21.10.2014 tarihli raporda, davalının somut bir kusuru belirlenmeden tarafların eşit kusurlu sayılması gerektiği belirtilmiştir. Aynı bilirkişi kurulu tarafından sunulan 10.11.2015 tarihli raporda ilk rapordaki görüş tekrar edilmiştir. Bu rapora ayrık olarak Prof Dr. ...tarafından sunulan raporda ise tarafların uygun numune sunmadığı sonucuna varılmıştır. 11.08.2016 tarihli raporda ise aynı bilirkişi kurulunca yapılan değerlendirme sonucu ayıbın davacı şirketin uygulama hatasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Bu durumda davacı tarafından ibraz edilen uzman görüşüne üstünlük tanınmasını gerektirir bir neden bulunmadığı dikkate alınarak her iki uzman görüşü ile bilirkişi raporunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasında fark bulunması halinde kural olarak bu farkın nedenlerini açıklayan bir bilirkişi raporu alınması gerekir. Ancak davacı tarafından ibraz edilen uzman görüşünün sonuç kısmındaki yazım şekli ve yazımdaki rağmen ibaresindeki olumsuz anlam nedeniyle bu görüşten kesin olarak davacının haklı olduğuna ilişkin bir sonuç çıkmamaktadır. Raporun yazımındaki olumsuz ibarelere rağmen davalının kusurlu olduğu belirtilmiş ve buna ilişkin bir neden sunulmamıştır. Oysa davalı tarafından ibraz edilen uzman görüşü ile aralarında kimya mühendisi ve boya baskı, apre konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişinin katılımıyla düzenlenen raporda davacının, uygulama hatasının kusurlu olduğu belirlenmiştir. Gerçekten de davacı, davalıdan aldığı kimyasal maddeyi hangi şartlarda ve hangi karışımlarla tekstil maddelerine uyguladığını kanıtlayamamıştır. Davalının sattığı emtiada ayıp bulunduğu kanıtlanmadığı gibi oluşan ayıbın davacının karışıma yaptığı eklemeler ve uygulamalardan kaynaklandığı, uzman görüşü ve bu görüşü doğrulayan bilirkişi raporuyla kanıtlandığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Mahkemece yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporları yeterli olup, maddi hakikatın taraf delillerine göre ortaya çıkarılması nedeniyle başkaca bir araştırma yapılmasına veya rapor alınmasına gerek bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.