İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ..., dava konusu genel kurul sırasında davalı şirketin 35.000.000 TL toplam sermayesi içinde 10.500.000.- TL‘lik sermayeye karşılık gelen 420.000 …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1771 KARAR NO : 2026/162 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/10/2025 NUMARASI : 2024/751 Esas - 2025/704 Karar DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ..., dava konusu genel kurul sırasında davalı şirketin 35.000.000 TL toplam sermayesi içinde 10.500.000.- TL‘lik sermayeye karşılık gelen 420.000 adet hisse ile %30 pay sahibi ortağı olduğunu, şirket kurucusu ..., 13 Haziran 2014 tarihinde ani kalp durması nedeniyle yirmi iki ay süresince kısıtlı olarak tedavi gördüğünü, Merhum ..., sağlığında davalı şirket de dahil olmak üzere önemli tüm grup şirketlerde Davacı müvekkilini kendisinin yardımcısı olarak belirlediğini ve kendisinden sonra şirketlerde söz hakkı olan kişi olarak kabul ettiğini, Şirket kurucusu ...‘ın kısıtlı olduğu dönemde ...'ın birlikte hareket ettiği diğer pay sahibi ...’ ı da yanına almak suretiyle tüm şirketleri kontrolü altına aldığını, ...'ın şirket kurucusu olan babası ... tarafından 2005 yılından itibaren şirket yönetimlerinden el çektirildiğini, Davalı Şirket Yönetim Kurulu Üyeleri ... (546.000 adet) ve ...' ın (420.000 adet) ve yine ...' ın füru pay sahibi ...' ın (14.000 adet) olmak üzere toplam 980.000 adet olumlu oylarıyla, Davacının 420.000 adet olumsuz oyuna rağmen, Finansal Tabloların Tasdikine İlişkin Karar alındığını, Karara ilişkin olumsuz oy kullanan Davacı ...'ın, usulü dairesinde alınan karara muhalefet ettiğini, muhalefeti tutanağa yazıldığını ve tutanağın altına da ayrıca muhalefet ettiğini belirterek imza koyduğunu, Davalı Şirket' in iştirak ve bağlı ortaklıkları bulunduğundan, finansal tabloların hazırlanıp genel kurul huzurunda tasdik edilebilmesi için TTK. 517. Maddesinin atfı temelinde TTK. M. 195,199, 514 ve 515. Hükümlerine uygun olarak Yönetim Kurulunca Konsolide Finansal Tablo olarak hazırlanması zorun olduğunu, Konsolide Finansal Tablolar yönetim kurulu tarafından genel kurula sunulmadığını, Bu yönleriyle Finansal tabloların kanuna aykırı niteliği gözetilerek doğrudan iptali gerektiğini, Davalı şirketin 23.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı Olağan Genel kurunda Davacı müvekkilinin olumsuz oy kullanarak, alınan kararlara usulüne uygun şekilde muhalefet ettiği, Gündem 3. sırada bulunan 2018 yılı Finansal Tablolarının (Bilanço ve kar/zarar hesapları) tasdikine ilişkin oy çokluğu ile alınan 3 no.lu kararın, kanuna usule ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle TTK. 445 ve 446’ıncı maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini, Yönetim Kurulu Üyelerinin İbrasına ilişkin oy çokluğu ile alınan 4 numaralı kararın, kanuna usule ve dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle TTK. 445 ve 446 ‘ncı ve 436. maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini. Gündemde 4. sırada bulunan 2018 yılına ait faaliyetler ile ilgili olarak yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oy çokluğu ile alınan 4. numaralı kararın kanuna usule ve dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle TTK. 445 ve 446 'ncı ve 436. Maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini, Gündemde 5. sırada bulunan ve 2018 yılı geçmiş yıllar karlarının kullanım şeklinin, dağıtımına ilişkin oylamada 2018 yılı ve geçmiş Yıllar Karlarından olmak üzere net 4.600.000 TL’lik kısmının 31.05.2020 tarihine kadar ortaklara aylık taksitler halinde dağıtılmasına" ilişkin oy çokluğu ile alman 5 numaralı kararın kanuna, ana sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle TTK. 445 ve 446. ve 436. maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini; Gündemde 6. sırada bulunan ve şirket yönetim kurulu seçimine ilişkin oy çokluğu ile alınan 6 numaralı kararın, kanuna, ana sözleşmeye ve aykırılıkları nedeniyle TTK. 445 ve 446. maddeler uyarınca iptaline karar verilmesini, Gündemde 7. sırada bulunan ve Şirket Yönetim Kurulu Üyelerine TTK m 395-396 "ye istinaden yetki ve izin verilmesine ilişkin oy çokluğu ile alınan 7 numaralı kararın kanuna, ana sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılıklar nedeniyle TTK. 445 ve 446. maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini, TTK.449. maddesi uyarınca huzurda dava konusu edilen aykırı genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına ve ayrıca TTK.448 uyarınca davanın açıldığının Davalı Şirket yönetim kurulu tarafından uygun vasıtalarla ve davalı şirket internet sayfasında ilan edilmesine karar verilmesini, davalı şirket bulunan vekalet ücretinin, haksız ve bilerek davanın açılmasına yol açacak şekilde kanuna ve dürüstlük kuruluna aykırı şekilde genel kurulda kararlar alınması nedeniyle gerçek vekalet ücreti üzerinden davalı şirkete yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Dershaneleri’nin kurulduğu 1972 yılında temeli atılan ... A.Ş.’ nin kuruluşu 1996 yılında “strateji tespiti, kontrol, koordinasyon, geliştirme ve yönlendirme” çalışmalarını yapmak amacıyla, iştiraklerini aynı çatı altında toplamasıyla gerçekleştiğini, Türkiye’de yarattığı ilklerle tanınan, eğitim, taşımacılık, medya ve yayıncılık, turizm ve sağlık, enerji, sanayi ve inşaat, organik tarım, sigortacılık alanlarında gerçekleştirdikleriyle önemli başarılara imza atan ..., Türkiye’nin en köklü ve başarılı kuruluşları arasına adını yazdırmayı başaran ... markası altında kırk yılı aşkın süredir iki yüz binden fazla mezun veren ... Eğitim Kurumlan ve eğitim sektöründeki deneyimlerini 2014-2015 Akademik Yılında eğitim öğretime başlayan ... Üniversitesi ile ... Kargo gibi dünya markası bir çok şirketi kapsayan yatırımlar zincirinin odağında yer alan ve çatısı altındaki tüm şirketlerle farklı alanlarda ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam eden, diğer yandan topluma yararlı sosyal sorumluluk projelerini de desteklemeye devam eden bir kuruluş olduğunu, Müvekkilinin davalı ... ve çatısı altındaki kuruluşları tamamen şahsi gayretleri ile kuran ve bugünkü başarılı düzeye getiren ... , davacı ... ile ... ve ...'ın babası olduğunu, ... ın 14/06/2014 tarihinde kalp durması sonucu bilincinin kapandığını, müvekkili ... tarafından İstanbul 13 Sulh Hukuk mahkemesinin 2014/591 esas sayılı dosyasında 18/11/2014 tarihli karar ile vesayet altına alındığını, Davalı müvekkili şirketin, ..., kızları davacı ... ve ...’ dan oluşan Yönetim Kurulu için, Yönetim Kurulu Başkanı ...’ ın vefatından önce yaşadığı ağır sağlık sorunları sebebiyle görev yapamaz hale gelmiş olması karşısında bizarur 19.09.2014 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında yeniden seçim yapılmış, ve Yönetim Kuruluna ..., ... ve ... seçildiğini, huzurda iptal davasına konu edilen 23.05.2019 tarihli Genel Kuruldan önce davalı müvekkili şirkette 19.09.2014 tarihine kadar davacı Yönetim Kurulu üyeliği yapmış olduğunu, Davacının kardeşleri ... ve ...'a karı duyduğu husumet nedeniyle 23/05/2019 tarihli genel kurul kararları aleyhine dava açtığını, Davalı müvekkili şirketin 2018 yılı faaliyet dönemine ilişkin 04.04.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davacının talebi veçhile TTK Md. 420 uyarınca bir kısım (fınansal tabloların ve buna bağlı gündem maddeleri ile yine esasen bir zorun olmadığı halde yönetim kurulu seçimi ve, TTK Md. 395 ve 396 kapsamında Yönetim Kuruluna yetki ve izin verilmesine ilişkin) gündem maddelerinin görüşülmesi ertelendiğini, Ertelenen bu gündem maddelerinin 23.05.2019 tarihli genel kurul toplantısında görüşülerek karara bağlandığını, Alınan kararlar kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına uygun olarak alınmış olup kararların iptalini gerektirecek şartların olmadığını ve dürüstlük kuralına aykırılık da teşkil etmediğini, Davacının ‘azlığı ızrar amacının’ varlığını ispat için giriştiği yoğun çaba ile “azlık pay sahiplerinin menfaatlerini zedelediklerine’” ifadesiyle esasen bu unsurun aranması gerektiğini de kabul ettiğini, İptali istenen genel kurul kararlarında ise bu şartların hiç birisi bulunmadığını, Davacının iddia ve talebi her hal de hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu Bu itibarla koşulları oluşmamış olan davanın esasa dahi girilmeden usulden reddine karar verilmesini, dava, 2018 yılı faaliyet dönemine ilişkin 23.05.2019 tarihli genel kurulda alınmış olan bir kısım kararların iptaline ilişkin bir dava olduğunu, Bu davada bir takım ilgisiz ve dayanaksız iddialarda bulunarak şirketin karşılaştırmalı olarak geçmiş yıl hesap ve defterlerinin incelenmesi yolundaki talebin hukuka aykırı olduğunu, 2015 - 2016 yılı Genel Kurul kararlarına binaen Yönetim Kurulu üyelerine ödenmesi kararlaştırılan mali haklara ilişkin davacı beyanlarının da bu davayla ilgisi bulunmadığını bu nedenlerle; Davacının genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı talebinin reddine, Davalı müvekkili şirketin iş bu dava sebebiyle uğrayacağı zararların tazminini talep hakkı yanında tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; Davacının T.T.K. 448/3 uyarınca Mahkemenin uygun göreceği miktarda nakdi teminat göstermesine, Haksız ve yersiz davanın usulden reddine, yine haksız ve dayanaksız iddialarla açılmış olan davanın esastan reddine, yargılama masrafı ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı ... davalı şirketin 23/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ait genel kurul toplantısının gündeminde görüşülen ve alınan 3-4-5-6-7 numaralı kararların iptalini istemiştir. 3 numaralı finansal tabloların onaylanması kararının iptali isteminde; TTK m. 424/1 de “Bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul karan, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur.” hükmü mevcut olsa da 2018 yılına ait genel kurul gündeminde ayrıca Yönetim Kurulunun ibrasına ilişkin madde bulunduğundan fınansal tabloların onaylanması kararı ibra etkisi göstermemiştir. Bu nedenle TTK 436 maddesi gereğince oydan yoksunluk koşulu bu gündem maddesi için aranmayacaktır. 18/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda; ''"7143 sayılı kanun kapsamında terkin edilen (131 ve 127 hesap) toplam 12.205.749,91.-TL'sını işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacak olduğu, diğer bir ifadeyle bahse konu alacağın şirket ile ortak arasında ticari faaliyetten kaynaklanmış bir alacak olmadığı, dolayısıyla yapılmış olan düzeltme işlemlerinin 7143 sayılı kanunlardaki koşullara uygun olduğu, ancak şirketin 2018 yılı dönem karının terkin tutarı olan 12.205.749,91 TL 'lık kadar daha düşük çıkmasına sebep olduğu,.. 7143 sayılı kanun kapsamında toplam 12.205.749,91.-TL'lık 127 ve 131 hesap terkinlerinin TTK' nın 515.maddesinde açıklanan "Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin mal varlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır." hükmüne aykırı olduğu " belirlenmiştir. Şirketin 2018 yılı dönem karının terkin tutarı olan 12.205.749,91 TL 'lık kadar düşük gösterilmesine sebep olan işbu terkin işleminin, genel kurulda gündem maddesi görüşülürken genel kurulun bilgisine sunulmadığı, müzakere edilmediği, TTK m.515md dikkate alındığında davalı şirketin mal varlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır, hükmüne uygun bir finansal tablo sunmadığı, terkin işlemi sonunda dönem karının 12.205.749,91 TL 'lık kadar daha düşük çıkarıldığı görülmüştür. Finansal tabloların hatalı tutulduğu, bu nedenle alınan 3 numaralı genel kurul kararının kanuna , esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu tespit edilmiştir. TTK 445 vd maddeleri çerçevesinde davacının iptal talebi kabul edilmiştir. 4 numaralı yönetim kurulu üyelerinin ibrası kararının iptali isteminde; TTK m. 436/2 gereğince “ Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz" Anılan hüküm gereği yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmayacakları gibi, bir diğer yönetim kurulu üyesinin ibrasında da oy kullanamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dariresinin 2015/1843 esas- 2015/8132 karar sayılı ve 11/06/2015 tarihli kararında; “... yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın da iptali istenilmiş olup, eski TTK 374/2 nci yeni TTK m. 436/2 madde hükmü karşısında, yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ve birbirlerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Somut olayda, yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ve birbirlerinin ibra oylamasına katıldıkları ve olumlu oy kullandıkları anlaşılmaktadır. eski TTK 374/2 nci yeni TTK m. 436/2 madde hükmü buyurucu niteliktedir. Bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile ibraya ilişkin genel kurul kararının iptalini isteyebilirler..." denilmiştir. Somut olayda; yönetim kurulu üyeleri ... ve ... birbirlerinin ibrasında oy kullanmış olup, tutanağa yazılan "Her bir Yönetim Kurulu üyesinin ibrası sırasında Yönetim Kurulu üyesi ortağın temsilcisi tarafından oy kullanılmamıştır" kaydı ile yapılan oylamanın TTK 436/2 de açıklanan norma aykırı davranıldığı tespit edilmiştir. Davalı ... AŞ’nin yönetim kurulu üyeleri ... ve ... ın ın birbirlerinin ibrasında oy kullanması nedeniyle TTK m. 436/2’de belirtilen yasağa aykırı oylama nedeniyle ; 4 numaralı genel kurul kararının TTK 445 vd maddeleri gereğince iptali gerektiği sabit bulunmuştur. 5 numaralı kar payı dağıtımı kararının iptali isteminde; Davacı ortak ...; Şirketin elde ettiği 4.600.000,00 TL karın payları nispetinde 31.05.2020 tarihine kadar aylık taksitlerle pay sahiplerine dağıtılmasına dair kar dağıtım kararının çok yetersiz olup, kanuna, ana sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu beyan etmiştir. Şirketin 31.12.2018 tarihli bilançosunda görüldüğü şekli ile ödenmiş sermayenin 3,68 katına ulaşan öz varlık tutarı (dönem karı dahil) ve geçmiş yıllar zararları ile dönem net zararı düşüldükten sonra, 2018 yılı hazır değerler toplamının 69.926.444,35 TL olduğu belirlenmiştir. Ticari amaçlı olarak kar payı elde etme beklentisi içerisinde olan Anonim şirket ortaklarına cüzi miktarda kar payı dağıtımı şirketin kuruluş amacına aykırıdır. Ancak iptali istenen 5 numaralı genel kurul kararı ile hazır değerler toplamı 69.926.444,35 TL nin 1/15 ine isabet eden 4.600.000,00 TL sinin kar olarak dağıtımına karar verilmiştir. TMK 2 gereğince alınan kar dağıtım kararı dürüstlük kuralına ve hakkaniyete, aykırı bulunmuştur. Bilirkişi raporu ile belirlenen finansal veriler çerçevesinde 5 numaralı genel kurul kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğu belirlenmiş olup, TTK 445 vd maddeleri çerçevesinde davacının iptal talebi kabul edilmiştir. 6 numaralı Şirket Yönetim Kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararın iptali isteminde; 6 numaralı karar ile yönetim kurulu üyeliğine üç yıl süreyle ..., ... ve ... seçilmiştir. Yönetim kurulu, ...’ın 420.000 olumsuz oyuna karşılık ...’ın 546.000, ...’ın 420.000, ...’m 14.000 olmak üzere toplamda 980.000 olumlu oyla seçilmiştir. Davacı ortak ... TTK m. 436/1’de düzenlenen oydan yoksunluk halini ileri sürerek, yapılan oylamanın yasaya aykırı olduğunu iddia etmiştir. TTK m. 436/1 uyarınca; pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Oy hakkından yoksunluk, bir kimsenin anılan hükme göre ilgili olduğu şirket ile menfaat çatışmasına girmesi durumunda, bu konuya ilişkin oyunu, ortaklık menfaatlerinden çok kendi kişisel menfaatini düşünerek kullanacağı, hiç olmazsa bu konuda tarafsız kalamayacağı düşüncesine dayanmaktadır .TTK 436/1 hükmünün lafzından anlaşılacağı üzere, pay sahiplerinin oydan yoksunluğunun söz konusu olabilmesi için, genel kurulda alınacak kararın kişisel nitelikte bir işe veya işleme ya da davaya yönelik olması gerekir. Başka bir deyişle, ortağın oydan yoksun olabilmesi için onun ortaklığın karşısında sadece bir üçüncü kişi gibi yer alması gerekmektedir. Ancak yönetim kurulu üyelerinin seçimi TTK m. 436/1 kapsamındaki şahsi bir iş değildir. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 6 numaralı genel kurul kararında kanuna , esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık tespit edilmemiştir. TTK 445 vd maddeleri çerçevesinde davacının iptal talebi kabul edilmemiştir. 7 numaralı Şirket Yönetim Kurulu Üyelerine TTK m 395-396 ’ye istinaden yetki ve izin verilmesi kararının iptali isteminde; Davacı ortak ...; yönetim kurulu üyelerine TTK m. 395-396 uyarınca yetki ve izin verilmesine ilişkin 7 numaralı karara karşı olumsuz oy kullanarak usulüne uygun bir şekilde muhalefette bulunmuş, ardından, işbu dava ile bu kararın da iptalini talep etmiştir. TTK’nin 395. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, yönetim kurulu üyesinin, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapması mümkün değildir. Anılan hükmün ikinci fıkrasında ise, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınlarının şirkete nakit borçlanamayacağı; bu kişiler için şirketin kefalet, garanti ve teminat veremeyeceği, sorumluluk yüklenemeyeceği ve bunların borçlarını devralamayacağı öngörülmüştür. TTK’nin 396. maddesinde ise, yönetim kurulu üyelerinden birisinin, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremeyeceği düzenleme altına alınmıştır. Kural olarak, yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve rekabet yasağı bulunmakla birlikte, bu yasakların genel kurul tarafından alınacak bir kararla kaldırılması mümkündür. Ancak, yukarıdaki bölümde açıklandığı üzere, bu yasakların kaldırılması, aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan pay sahipleri bakımından şahsi nitelikte bir işlem olduğundan, söz konusu pay sahiplerinin bu yönde alınacak genel kurul kararlarında TTK m. 436/1 ’e göre oydan yoksunluğu bulunmaktadır. Dolayısıyla somut olayda, pay sahibi olan yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksunlukları dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Yukarıdaki açıklamalara ek olarak, şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve rekabet yasağının kaldırılmasında yeterli nisabın sağlanıp sağlanmadığı hususu, her bir yönetim kurulu üyesi bakımından ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Yüksek Mahkemenin -Yargıtay 11. HD. 2014/685 E. 2014/8941 K. 12.5.2014 tarihli- içtihadı da bu doğrultudadır: “...Ancak, dava konusu genel kurulda gündemin 9. maddesinde alınan kararla tüm yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Bu karar sırf yönetim kurulu üyesi X. K.. ile ilgili olmadığına göre, mahkemenin, toplantı gündeminin doğrudan yalnızca yönetim kurulu üyesi X. K..ilgilendirdiği ve oy yoksunluğu halinin yalnızca anılan yönetim kurulu üyesi yönünden aranması gerektiği yönündeki değerlendirmesi isabetli değildir. Yönetim kurulu üyelerinin tamamı yönünden yapılan oylamada 6102 Sayılı YTTK'nın 436/1. maddesi uyarınca kendileri ile ilgili rekabet yasağının kaldırılması oylamasında, anılan yetkinin verilmesine ilişkin karar ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan, oy yoksunluğu halinin uygulanması ve tüm yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının kaldırılmasına karar verildiğine göre, her bir yönetim kurulu üyesi yönünden şirketle rekabet yasağının kaldırılması kararının yeterli nisapla alınıp alınmadığının belirlenmesi gerekir. Bu durumda, bir yönetim kurulu üyesi kendisi ile ilgili kararın alınmasında oy hakkından yoksun ise de, bu halde diğer yönetim kurulu üyesi ile ilgili oylamaya katılabilir. Ayrıca somut uyuşmazlıkta, yönetim kurulu üyesi X. K.. izin verilmesi oylamasında, kendisi, annesi Ş.. H. Z.. ve kız kardeşi davacı Ş.. Z..'nin oy yoksunu oldukları halde oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece, anılan hususlar göz önüne alınmak suretiyle her bir yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağının kaldırılması oylamasında yeterli oy nisabının sağlanıp sağlanmadığı ayrı ayrı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir” Oydan yoksunluğa ilişkin incelenmesi gereken diğer husus ise, oydan yoksun payların toplantı ve karar nisabında dikkate alınıp alınmayacağıdır. Oy hakkından yoksun olunan hallerde, pay sahiplerinin sadece oy kullanma yasağı söz konusu olduğundan, oydan yoksun pay sahipleri genel kurul toplantısına katılabilir ve görüşlerini açıklayabilirler. Bu durumda, kanımızca, oydan yoksun pay sahiplerinin oyları, genel kurul toplantı nisabında hesaba katılabilmelerine karşılık, karar nisabının hesaplanmasında dikkate alınmazlar. Davalı ... A.Ş.’nin toplam hissesinin 1.400.000 adet olduğu, davacı ...’ın 420.000 adet pay sahibi olduğu, bu oy miktarının TTK m. 418/1 ’de öngörülen toplantı yeter sayısını (%25) sağladığı görülmüştür. Bu nedenle, her bir yönetim kurulu üyesi bakımından, davaya konu 6 numaralı kararda toplantı nisabı sağlanmıştır. ... için yapılan karar nisabı hesaplamasında, TTK m. 436/1 gereğince, ...’ın ve kızı ...’ ın kullandığı oyların dikkate alınmaması gerekir. Benzer şekilde, ... için yapılan oylamada da ...’ın kullandığı oyların karar nisabına dahil edilmemesi gerekir. Oydan yoksun paylar hesaplamaya dahil edilmediğinde, yasağın kaldırılmasına ilişkin karardaki oy dağılımları ; ...'ın 420.000 adet olumsuz oyuna karşı, 980.000. adet olumlu oyla oy çokluğu ile onaylanmıştır. Yönetim kurulu üyeleri ... (...'ın 420.000 adet olumsuz oyuna karşı, ... a ait 526.000+ ... a ait 14.000 olumlu oy) ve ... nın (...'ın 420.000 adet olumsuz oyuna karşı, ... a ait 526.000+... a ait 420.000 olumlu oy) lehine alınan şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve rekabet yasakları kararında; oydan yoksun paylar hesaba katılmadığında da gerekli karar nisabının sağlandığı sabittir. TTK 445 vd maddeleri çerçevesinde davacının iptal talebi kabul edilmemiştir. ... için alınan (...'ın 420.000 adet olumsuz oyuna karşı, ... a ait 420.000 olumlu oy) oylar arasında eşitlik söz konusudur. Bu nedenle, oy çoğunluğu sağlanamamış olup, genel kurulun 7 numaralı kararının ... bakımından TTK 445 vd maddeleri çerçevesinde davacının iptal talebi kabul edilmiştir. Sonuç olarak; Bu tespitler ışığında; Davalı ... AŞ nin 23/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ait genel kurul toplantısında alınan ; 3, 4 ve 5 numaralı kararlar ile 7 numaralı kararda ... bakımından TTK 395-396 gereğince yetki ve izin verilmesine dair kararın kanuna, esas sözleşmeye ,dürüstlük kuralına aykırı olduğu sabit bulunmuştur. 6 numaralı karar ile kısmen 7 numaralı karar yönünden yasal iptal sebeplerinin gerçekleşmediği anlaşılmış istemin reddedine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının 23/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ait genel kurul toplantısında alınan 3,4,5 numaralı kararlar ile 6 numaralı kararda ... bakımından TTK 395-396 gereğince yetki ve izin verilmesine dair kararın kanuna esas sözleşmeye ve aynı zamanda dürüstlük kuralına aykırı görülerek iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu, torba yasalara istinaden mali kayıtlarda yapılan düzeltme işlemlerinin bizzat davacının da yönetim kurulunda görev yaptığı geçmiş yıllardan beri yapılmış işlemler olduğunu, bahse konu torba yasalara istinaden mali kayıtlarda yapılmış düzeltme işlemlerine konu olan ortaktan alacakların davalı şirketin ortak ile olan ticari faaliyetinden kaynaklanmış olmadığını, ortaktan alacak görünen tutarların doğrudan bir ödünç verme işlemi olduğunu, bu düzeltme işlemlerinin torba yasalara uygun yapıldığını, yapılmış olan düzeltme işlemlerinin şirketin finansal tablolarına eksiksiz olarak yansıtılmış işlemler olduğunu, finansal tabloların defter kayıtlarına uygun ve gerçeği yansıttığını, taraflar arasında görülen ve aynı iddiaları içeren bir dava neticesinde verilmiş olan HGK kararı ile torba yasadan yararlanılmış olmasının yanlış bir tarafı olmadığının sabit olduğunu, 18/08/2025 tarihli son bilirkişi raporunda da yönetim kurulu başkan ya da üyelerine herhangi bir huzur hakkı ya da ücret ödemesi yapılmadığı, yalnızca "genel koordinatör, mali ve idari işler koordinatörü ile satın almak koordinatörü üst düzey yöneticilere toplan 10.639.028,18 TL ücret ödemesi yapıldığı finansal tablolar gibi bunun da kurumlar vergisi beyannamesi ile uyumlu olduğu" tespit ve teyit edildiğini, mahkemenin TTK 515. maddesine aykırı bir durum olmadığı halde yerel mahkemenin çelişkili bir değerlendirme yaptığını, 3 nolu finansal tabloların tasdikine ilişkin kararın kanuna esas sözleşmeye dürüstlük kuralına aykırı görülerek iptaline karar vermesinin doğru olmadığını, 4 no'lu ibra kararının tümüyle kanuna esas sözleşmeye, dürüstlük kuralına aykırı görerek iptaline karar verildiğini, 5 nolu kararın iptalinin yerinde olmadığını, yönetim kurulu üyelerine TTK md 395 ve 396 kapsamında yetki ve izin verilmesine ilişkin 7 nolu kararın ... bakımından iptalinin hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali, davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu genel kurul kararları hakkında iptal sebebinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı şirketin, 2018 yılı olağan genel kurulu, davacının katılımı ile 23/05/2019 tarihinde yapılmıştır.Davacı tarafça, davalı şirketin 2018 yılı olağan genel kurulunda alınan bir kısım kararların iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince davanın dava konusu genel kurulun 4 ve 5 numaralı kararlar ile 7 numaralı kararın ... yönünden iptaline, diğer istemlerin reddine karar verilmiş, bu kararın taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, finansal tablolar yönünden eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu alındıktan sonra davanın dava konusu genel kurulun 3, 4 ve 5 numaralı kararlar ile 7 numaralı kararın ... yönünden iptaline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan 14/01/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda, Hissedarlara, işletmenin esas faaliyet konusu dışında ödünç verme işlemleri gerçekleştirildiği, düzeltme işlemlerinin anılan kanunlardaki koşullara uygun gerçekleştirilmiş olduğu, Davalı şirket muhasebe departmanından, 2018 yılında üst düzey yöneticilere yapılan ücret demelerine ilişkin dayanak belgeler (ücret bordroları) dijital ortamda (mail) talep edilmiş, ilgili departman tarafından belgeler gönderilmiş olup, sunulan ücret bordrolarından, 2018 yılı Ocak-Aralık döneminde toplam brüt ücret tutarının 10.639.028,18 TL olduğu, bu tutarın da kök raporda ve bağımsız denetim raporunda yer verilen tutarla uyumlu olduğu, Davalı şirket muhasebe departmanından, 2018 yılında 128 numaralı “şüpheli ticari alacaklar” muavin hesap ekstresinde yer alan işlemlere ilişkin dayanak belgeler (muavin hesap ekstreleri) dijital ortamda (mail) talep edilmiş, ilgili departman tarafından belgeler gönderilmiş olup, davalı şirketin 31.12.2018 tarihli bilanço verilerine göre şüpheli ticari alacaklara ilişkin 2018 yılı hesap bakiyelerinin, muavin hesap ekstre bakiyeleri toplamları ile uyumlu olduğu, davalı şirketin şüpheli alacaklara aldığı hesap bakiyeleri için karşılık ayırmadığı, bir başka deyişle tahsil edemediği alacakları giderleştirmediği, bu anlamda da bahse konu şüpheli alacak ayırma işlemlerinin, şirketin kar/zarar hesaplarına etkisinin olmadığı ifade edilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 18/08/2015 tarihli bilirkişi raporunda ise, davalı şirket 2018 yılında; 5.518.555,59.-TL ortaklar (131 hesap ) ile 6.687,194,32.-TL Diğer Alacaklar Hesaplar (127 hesap) olmak üzere toplam 12.205.749,91.-TL'sını 7143 sayılı kanun kapsamında başvuru ile davalı şirket alacakları ticari defterlerinde terkin edildiği, 7143 sayılı kanun kapsamında terkin edilen (131 ve 127 hesap) toplam 12.205.749,91.-TL'sını işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından olan alacak olduğu, diğer bir ifadeyle bahsi konu alacağın şirket ortak arasında ticari faaliyetten kaynaklanmış bir alacak olmadığı dolayısıyla yapılmış olan düzeltme işlemlerinin 7143 sayılı kanunlardaki koşullara uygun olduğu, ancak şirketin 2018 yılı dönem karının terkin tutarı olan 12.205.749,91.-TL'lık kadar daha düşük çıkmasına sebep olduğu, 7143 sayılı kanun kapsamında toplam 12.205.749,91.-TL'lık 127 ve 131 hesap terkinlerinin TTK'nın 515. maddesi “Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır” hükmüne aykırı olduğu hususunun Mahkemenin takdirlerinde bulunduğu, 31.12.2018 tarihli bilanço verilerine göre şüpheli ticari ile şüpheli diğer alacaklara ilişkin 2018 yılı hesap bakiyelerinin, muavin hesap ekstre bakiyeleri toplamları ile uyumlu olduğu, davalı şirketin şüpheli alacaklara aldığı hesap bakiyeleri için karşılık ayırmadığı, bir başka deyişle tahsil edememe alacakları giderleştirmediği, bu anlamda da bahse konu şüpheli alacak ayırma işlemlerinin, şirketin kar/zarar hesaplarına etkisinin olmadığı, 2018 yılı Ocak- Aralık döneminde genel koordinatör, mali ve idari koordinatörü üst düzey yöneticilere yapılan toplam 10.639.028, 18. TL ücret ödemeleri Kurumlar Vergisi beyanamesi ile uyumlu olduğu ifade edilmiştir. Anılan bilirkişi raporlarında şirketin ortakları arasında ticari faaliyetten kaynaklanmış bir alacak olmadığı dolayısıyla yapılmış olan düzeltme işlemlerinin 7143 sayılı kanunlardaki koşullara uygun olduğu, şirket üst düzey çalışanlarına yapılan ödemelerin kurumlar vergisi beyannamesi ile ve bağımsız denetim raporunda yer verilen tutarla uyumlu olduğu, şüpheli diğer alacaklara ilişkin 2018 yılı hesap bakiyelerinin, muavin hesap ekstre bakiyeleri toplamları ile uyumlu olduğu, davalı şirketin şüpheli alacaklara aldığı hesap bakiyeleri için karşılık ayırmadığı, bir başka deyişle tahsil edememe alacakları giderleştirmediği tespit edilmiş olup, bilirkişi raporları birbiri ile uyumludur. 7143 sayılı Kanun uyarınca yapılan düzeltme işlemi nedeniyle şirketin düzeltme miktarı kadar karın düşmesi bir aykırılık oluşturmayacak olup ayrıca 7143 sayılı Kanunun sağladığı imkandan yararlanılması karşısında TTK'nın 515. Maddesine de aykırılıktan bahsedilmesi mümkün değildir. Bilirkişi raporlarında finansal tablolara ilişkin bir aykırılık tespit edilmemiş olup, buna göre ilk derece mahkemesince finansal tablolara ilişkin dava konusu genel kurul kararının 3. Maddesi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Dava konusu genel kurulda alınan 4, 5 ve ... yönünden 7 nolu karar bakımından Dairemizin 31/10/2024 tarih ve 2021/2093 E. - 2024/1594 K. Sayılı kararında açıklanan gerekçeler de nazara alındığında, söz konusu kararlar Kanuna aykırı olarak alınmış olup bu bakımdan ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince 3 nolu karar bakımından davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davalı ... AŞ nin 23/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ait genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 numaralı kararlar ile 7 numaralı kararda ... bakımından TTK 395-396 gereğince yetki ve izin verilmesine dair kararın kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle İPTALİNE, diğer iptal istemlerinin reddine, 2-Başlangıçta peşin olarak alınan 44,40 TL harcın alınması gerekli olan 732 TL harçtan mahsubu ile bakiye 687,6 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3- Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 44,4 TL, posta ve tebligat gideri 352,80 TL, bilirkişi ücreti 28.500,00 TL olmak üzere toplam 28.897,20 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 17.338,32 TL yargılama masrafından, davalı tarafından yargılama sırasında yapılan posta ve tebligat gideri 270,00 TL yargılama masrafından kabul-ret oranına göre davacıya isabet eden 108,00 TL'nin, mahsubu ile kalan 17.230,32 TL'ye peşin harç 44,40 TL eklenerek sonuç olarak 17,274,72 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 11.558,88 TL yargılama masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, davalının yapmış olduğu yargılama masrafından kalan 162,00 TL'nin davalının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.683,10 TL, posta ve tebligat gideri 370,00 TL olmak üzere toplam 2.053,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026