T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/270 - 2026/563 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/270 KARAR NO : 2026/563 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2022 NUMARASI : 2021/140 E. - 2022/198 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Hükümsüzlük Dairemizce verilen 14/02/2025 tarih ve 2022/2184 Esas …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/270 - 2026/563 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/270 KARAR NO : 2026/563 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2022 NUMARASI : 2021/140 E. - 2022/198 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Hükümsüzlük Dairemizce verilen 14/02/2025 tarih ve 2022/2184 Esas 2025/324 sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/12/2025 tarih ve 2025/2422 Esas 2025/7496 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dosya, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin şirketin 01 ve 35. sınıflarda tescili için yaptığı “...” ibareli başvurusuna, davalı Şirketin 2019/125270 sayılı ve “...” ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek, başvurunun 1 sınıf mallar ile bu malların satışına özgü 35 sınıf hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazının ise dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, müvekkilinin kurulduğu yıl olan 2006 tarihinden beri dava konusu ibareyi kullandığını markanın bu kullanımı sonucunda ticari hayatta ayırt edicilik kazandığını, 2006 yılında www.....com.tr alan 2008 yılında www.....com alan adını alarak web siteleri kurduğunu ve ticari faaliyetlerini bu siteler üzerinden devam ettirdiğini, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, aksi kanaate varılması halinde redde mesnet markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin "..." ibaresini ilk ihdas ve istimal eden, piyasada maruf hale getiren kişi olduğundan, anılan ibarenin gerçek hak sahibi olduğunu, davalı şirketin redde mesnet marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın müvekkili şirkete ait web sitelerinin davalı şirket tarafından satın alınmak istenmesi ile başladığını, müvekkili şirketin web sitelerini satmayı kabul etmemesi sonucu davalı şirket tarafından Aralık 2019 itibariyle TÜRKPATENT nezdinde içinde “...” ve “kimya” geçen “...”, “...”, “....aş.”, “...” şeklinde bir çok marka başvurusu yapılmaya başlandığını, yine davalı şirketin 2019 yılından itibaren www....-kimya.com ve www.....net adlı web sitelerini kurarak müvekkili şirket ile haksız rekabete giriştiğini, davalı şirketin sürekli unvan değişikliği yaptığını, bu sebeple uzun süredir “...” olarak bilindiğini iddia etmesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafın sunduğu delillerden “...” ibaresini ilk olarak 2016 yılında kullanmaya başladığının görüldüğünü, müvekkili şirket tarafından ise “...” ibaresinin kuruluştan bu yana kullanıldığını ileri sürerek, YİDK’ın 2021-M-2587 sayılı kararının iptaline, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olduğuna kanaat getirilmesi halinde davalı şirkete ait 2019/125270 sayılı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkilinin1940’lı yıllara dayanan, kimyevi madde ithalatı, ihracatı ve pazarlaması ile bu hususlarda danışmanlık ve teknik destek veren Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biri olduğunu, müvekkili şirketin kökeninin grup firmalarından ... Kimya’nın 1940”lı yıllarda kurulmasıyla başladığını, müvekkili şirket kurucusunun 2006 yılında hammadde ithalatı ve ihracatı amacıyla ... firmasını kurduğunu, 2020 yılında ... ... A.Ş. adını aldığını, devamında ise müvekkili şirketin ticari hayatını 2021 yılında yaptığı değişiklikle ... A.Ş. adıyla sürdürdüğünü, ... ve Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. olarak 21.08.2006 tarihinde kurulan müvekkili şirketin “...” markasını tescil ettirdiğini ve markanın münhasıran hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketin anılan markayı kesintisiz biçimde kullandığını, müvekkili şirketin 2006 yılından bu yana hem yerli hem de yabancı sektörde ... adıyla bilindiğini, davacı şirketin ticaret siciline kayıt tarihinin müvekkili şirket kaydından yaklaşık iki ay sonra olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirketin haklarını ihlal ettiğini, bu sebeple hem sözlü hem de yazılı olarak defalarca uyarıldığını, davacı şirketin kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin kendisini müvekkili şirketmiş gibi tanıtmak suretiyle müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanarak haksız rekabet gerçekleştirdiğini, bu hususta davacıya ihtarname gönderildiğini, eylemlerine son vermeyen davacı şirketin internet sitelerinde müvekkili şirket markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturacak şekilde kullanımlara başladığını, dosyaya sunulan faturalardan görüleceği üzere 2016 yılından bu yana müvekkili şirketin “...” şekilli markasını kullandığını, davacı şirketin başvuru markasının müvekkili şirket markası ile fonetik, görsel ve anlamsal olarak birebir aynı olduğunu ve iltibasa yol açacağını, “...” kelimesinin “kimya” kelimesinin İngilizce karşılığı olduğunu, markaların birebir aynı kavramı ifade ettiğini ve anlamsal olarak birebir aynı olduğunu, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 hükmü kapsamında iltibas koşullarının oluştuğu, davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden marka işlem dosyası ile sınırlı olarak yapılan incelemede; dosya kapsamında davacının kullanımını gösterir 14.11.2006-03.02.2021 tarih aralığında her yıla ilişkin 16 adet fatura ve www.....com.tr alan adının 17.10.2006 tarihinde oluşturulduğunu gösterir belgenin yer aldığı, faturalarda, davacının "...” ibaresi ile 01. sınıfta yer alan “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” emtiası kapsamında üretim/satış yaptığı, internet sitesinde de aynı doğrultuda kullanımların yer aldığı, fakat davalı itiraz sahibinin kullanımını gösterir herhangi bir belgenin dosya kapsamında yer almadığı, davacının, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markanın piyasada barışçıl bir şekilde birlikte var oldukları olgusunu ispatlayamadığı, marka hükümsüzlüğü istemi yönünden ise, davacının “...” ibaresini 2006 yılından bu yana fiilen kullandığı tespit edilmiş olup, YİDK karar iptali davası bakımından incelendiği üzere, davacının marka başvurusuna da konu ettiği “...” ibaresi, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait marka ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, davalının hükümsüzlüğü istenen markayı "Şekil+... ..." ibareleriyle ilk olarak 07.02.2013 tarihinde tescilsiz şekilde kullanmaya başladığı, her ne kadar davacının "..." ibaresini davalıdan önce tescilsiz olarak yukarıda belirtilen emtialar bakımından kullanmaya başladığı tespit edilmişse de, davalının da 2013 yılından bu yana "Şekil+... ..." ibareli markayı önce tescilsiz olarak kullandığı, ardından tescilsiz olarak kullanarak piyasada ayırt edici hale getirdiği bu işareti marka olarak tescil ettirdiği, davalının önceki tescilsiz kullanımlarından kaynaklı olarak taraflar arasında niza çıkmadığı, bu nedenle piyasada tescilsiz kullanımlardan kaynaklı olarak tarafların birlikte var oldukları, bu nedenle artık davacının önceki tarihli gerçek hak sahipliği iddiasından kaynaklı olarak davalı markasının hükümsüzlüğü isteminde bulunamayacağı, diğer taraftan kötüniyet iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, mahkemece tarafların markalarının birlikte var oldukları açıkça kabul edilmesine rağmen dava konu başvurunun tescil talebinin haksız yere reddedildiğini, dava konusu başvurunun redde mesnet markadan daha önce 14.11.2006 tarihinden itibaren kullanmaya başlandığını, müvekkilinin kurulduğu 10.10.2006 tarihinden bu yana "..." ibaresini kullandığını, anılan ibarenin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, bu nedenle davalı Şirkete ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalı Şirketin redde mesnet markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, tarafla arasındaki uyuşmazlığın davalı şirketin müvekkili adına 2006 ve 2008 yılında tescil edilen "..." ibareli alan adlarını 2018 yılında satın almak istemesiyle başladığını, müvekkilinin anılan web sitelerini davalıya satmaması üzerine davalı Şirketin "..." ibareli birçok marka başvuru yaptığını, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında kötü niyet iddiası yönünden değerlendirme yapılmadığını, davalının müvekkilinden önce davranarak dava konusu markayı tescil ettirmesinin tek başına davalıya tescilden kaynaklı özel koruma hakkı vermeyeceğini, zira gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, ayrıca davanın terditli olarak açıldığını, terditli taleplerin reddi halinde ortada tek bir dava olduğundan tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece davalı şirket yararına iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "... " ibaresini 2006 yılından beri markasal olarak fiilen kullandığı, bu kullanımların 1. sınıfta yer alan "Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” mallarına ilişkin olduğunun davacı tarafça dosyaysa sunulan delilerle sabit olduğu, davacının dava konusu "..." ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 hükmü anlamında gerçek hak sahibi olduğu, anılan ibare ile dava konusu markanın asli unsurunu oluşturan ibare aynı bulunduğundan ve davacıya SMK'nın 6/3 hükmü anlamında hak bahşeden kullanımlarının gerçekleştiği malların, dava konusu markanın tescil kapsamında yer alan 1. sınıfta "Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” mallarına karşılık geldiğinin de mahkemece alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden, dava konusu 2019/125270 sayılı markanın sayılan mallar yönünden kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, somut davada davacının, hükümsüzlüğü istenen dava konusu markanın başvuru tarihinden ve dahi mahkemece davalının tescilsiz kullanımlarının başladığı 2013 tarihinden çok daha önce, 2006 yılında başlayan tescilsiz kullanımlarına dayalı olarak, SMK'nın 6/3 hükmü anlamında markanın hükümsüzlüğünü talep ettiği, bu sebeple somut uyuşmazlıkta birlikte var olma ilkesinin uygulanmasına olanak bulunmadığı, kaldı ki davalının dava konusu markayı oluşturan ibareyi, birlikte var olma ilkesi için gerekli bulunan şekilde ayırt edici hale getirdiğinin de ispatlanamadığı, mahkemenin YİDK kararının iptali istemi bakımından dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünden iltibas bulunduğu kabulü yerinde ise de bu istem bakımında da birlikte var olma ilkesi şartlarının gerçekleşmediğine ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığı, zira yine yukarıda belirtildiği üzere birlikte var olma ilkesinden bahsedilebilmek için tescilli bir markanın başvuru tarihinden sonra gerçekleşen fiili kullanımların söz konusu olması gerekmekte iken davacının gerçek hak sahipliğine dayalı olarak YİDK kararının iptalini talep ettiği, davacının, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 1. sınıf "Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” mallar yönünden dava konusu başvuruyu da oluşturan "..." ibaresi üzerinde SMK'nın 6/3 hükmü uyarınca gerçek hak sahibi olduğu kabul edilmişse de, davadaki marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemi bakımından davacının gerçek hak sahipliğinin dikkate alınmasının mümkün olmadığı, zira anılan durumun, ancak gerçek hak sahibine SMK'nın 6/3 hükmü kapsamında marka başvurusuna itiraz hakkı bahşedeceğinden gerçek hak sahibinin, tescilli bir markanın benzerini tescil ettirmesine yasal olarak imkan bulunmadığı, bu itibarla YİDK kararının iptaline yönelik davanın da bu gerekçelerle reddine karar verilmesi gerektiği, davacı talepleri arasında hukuki ve ekonomik irtibat bulunmadığından taleplerin terditli olarak değil, ayrı talepler olarak değerlendirilmesinin yerinde olduğu gerekçesi ile, "İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, YİDK kararının iptali istemli davanın reddine, marka hükümsüzlüğü istemli davanın kısmen kabulü ile 2019/2019/125270 sayılı ve "şekil+... ..." ibareli markanın 1. sınıfta yer alan "Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” malları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin hükümsüzlük isteminin reddine" karar verilmiş, hüküm davalı şirket vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 11/12/2025 TARİH VE 2025/2422 ESAS, 2025/7496 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davalı şirket vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, "Davacının YİDK kararına konu teşkil eden "..." ibareli başvuru markasını 2006 tarihinden itibaren, marka başvurusu yaptığı 2020 yılına kadar kullandığını ileri sürdüğü ve gerek İlk Derece Mahkemesi, gerekse de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu markanın davacı tarafça kullanıldığının kabul edildiği, davalı tarafça ise itiraza mesnet olan "..." ibareli markanın 2013 yılında kullanılmaya başlandığı ve tescilinin 2019 yılında yaptırıldığı, Dairenin emsal nitelikteki 2018/2050 E., 2019/7034 K. sayılı ilamında "birlikte var olma" olarak tanımlanan ilkeden, "itiraza gerekçe markanın tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden, anılan markaya kural olarak karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzer olan bir işaretin uzun yıllar marka olarak kullanılması, kullanımın sürekli ve yoğun şekilde olması ve kuvvetli tanıtımla markanın ayırt edici kılınması, buna karşılık tescilli marka sahibinin marka başvuru tarihine kadar niza çıkarmaması halinde her iki markanın uzun yıllardır barış içinde birlikte var oldukları ve artık tescilsiz markanın başvuru tarihi itibariyle kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceği sonucunun çıkarılması" olarak kabul edildiği, dolayısı ile artık anılan markanın aynı sınıfta kullanılması yönünde birlikte var olma ilkesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesince YİDK kararının iptali talebi yönünden birlikte var olma ilkesinin uygulama alanı olmadığından bahisle ret kararı verilmesinin doğru görülmediği, hükümsüzlük talebine gelince yine davalı tarafın da tescil ettirdiği markası olan "..." markasını 2013 yılından beri kullandığı ve davacının başvuru tarihi olan 07.02.2020 tarihinden önce 11.12.2019 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğu ve 2019/125270 numarası ile tescil edildiği, tarafların sessiz kalması ve yıllarca aynı markayı aynı sınıfta tescilli ve tescilsiz uzun süre kullanması dikkate alındığında hükümsüzlüğe ilişkin davanın reddi gerekirken yazılı şekilde Bölge Adliye Mahkemesince gerçek hak sahipliğinden hareketle somut olayda birlikte var olma ilkesinin gerçekleşmediği yönündeki gerekçe ile hükümsüzlük talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesi ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali ve redde mesnet markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/12/2025 tarih, 2025/2422 Esas, 2025/7496 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Davacının "..." ibaresinin 01 ve 35. sınıflarda tescili için yaptığı marka başvurusunun, davalı Şirket'in 2019/125270 sayılı “...” ibareli markası nedeniyle dava konusu YİDK kararı ile SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca 1.sınıf mallar ile bu malların satışına özgü 35.sınıf hizmetler yönünden kısmen reddedildiği, davacının YİDK kararına konu teşkil eden "..." ibareli başvuru markasını 2006 tarihinden itibaren, marka başvurusu yaptığı 2020 yılına kadar kullandığını ileri sürdüğü, Yüksek Dairenin emsal nitelikteki 2018/2050 E., 2019/7034 K. sayılı ilamında "birlikte var olma" olarak tanımlanan ilkeden, "itiraza gerekçe markanın tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden, anılan markaya kural olarak karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzer olan bir işaretin uzun yıllar marka olarak kullanılması, kullanımın sürekli ve yoğun şekilde olması ve kuvvetli tanıtımla markanın ayırt edici kılınması, buna karşılık tescilli marka sahibinin marka başvuru tarihine kadar niza çıkarmaması halinde her iki markanın uzun yıllardır barış içinde birlikte var oldukları ve artık tescilsiz markanın başvuru tarihi itibariyle kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceği sonucunun çıkarılması" olarak kabul edildiği, somut olayda da itiraza gerekçe olan 2019/125270 sayılı markanın tescil kapsamında bulunan "1.SINIF: Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri yönünden, anılan marka ile karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzer olan "..." ibaresinin, uzun yıllar davacı tarafından marka olarak kullanıldığı, kullanımın sürekli ve yoğun şekilde gerçekleştiği ve kuvvetli tanıtımla markanın ayırt edici kılındığı, buna karşılık 2019/125270 sayılı marka sahibi davalının, davacının marka başvuru tarihine kadar niza çıkarmadığı, bu nedenle dava konusu "..." ibareli marka ile redde mesnet markanın uzun yıllardır barış içinde birlikte var oldukları, artık tescilsiz markanın başvuru tarihi olan 07/02/2020 itibariyle kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği ve markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı anlaşıldığından, dava konusu YİDK kararının "1.SINIF: Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri yönünden iptaline karar verilmesi gerekmiştir. Redde mesnet markanın hükümsüzlüğü istemine gelince, Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere, davalı tarafın tescil ettirdiği "..." markasını 2013 yılından beri kullandığı ve davacının başvuru tarihi olan 07.02.2020 tarihinden önce 11.12.2019 tarihinde tescil başvurusunda bulunarak 2019/125270 numarası ile tescil ettirdiği, tarafların sessiz kalması ve yıllarca aynı markayı aynı sınıfta tescilli ve tescilsiz uzun süre kullanması dikkate alındığında, hükümsüzlük şartlarının da gerçekleşmediği kanaatine varılarak, sonuçta, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali davasının kısmen kabul kısmen reddine, hükümsüzlük davasının reddine ilişkin aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-YİDK kararının iptali istemine ilişkin davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile 2021-M-2587 sayılı YİDK kararının "1.SINIF: Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri yönünden KISMEN İPTALİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin DAVANIN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-YİDK kararının iptali istemi kısmen kabul kısmen reddedildiğinden ve davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-YİDK kararının iptali istemi kısmen kabul kısmen reddedildiğinden ve davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Marka hükümsüzlüğü yönünden davalı Şirket kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Şirket'e verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.750,00-TL bilirkişi ücreti, 163,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 162,00-TL tebligat ve posta gideri, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 3.033,70-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 5.329,90-TL yargılama giderinin, davanın kabul/ ret oranı 1/4 kabul edilerek bu orana tekabül eden 1.332,47-TL'ye, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.451,07-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... A.Ş tarafından temyiz aşamasında yapılan 300,00-TL posta ücreti, 3.033,70-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan 3.333,70-TL yargılama giderinin davanın kabul/ ret oranına göre (takdiren 3/4 kabul edilerek) hesaplanan 2.500,28-TL'sinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı Kurum tarafından herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 13-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve bir duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 22.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin, davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 14-Davalılar kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve bir duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 22.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 25/03/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.