T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/263 - Karar No:2026/69 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/263 KARAR NO : 2026/69 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/12/2024 NUMARASI : 2023/173 E-2024/769 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 27/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/01/2026 Eser sözleşm…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/263 - Karar No:2026/69 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/263 KARAR NO : 2026/69 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/12/2024 NUMARASI : 2023/173 E-2024/769 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 27/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/01/2026 Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; müvekkili ile davalı arasında 45.000 şişe/saat pet şişe dolumu için anlaşma yapıldığını, sözleşmenin 8. Maddesi gereği satım bedeli olan 7.005.870,00 TL' nin %40 ına isabet eden 2.842.348,00 TL' nin sözleşme imzalanmasıyla, %40' ına isabet eden 2.842. 348, 00 TL' nin makinelerin test edilerek sevke hazır hale getirilmesinde, %10 ' e isabet eden 700.587,00 TL' nin Ankara tesliminde montaj bitiminde, %10' a isabet eden 700.587,00 TL' nin makinelerin devreye alınmasında ve kesin kabulde ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin, davalıya yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen 5.750.000,00TL ödeme yaptığını, malların teslim edilmediğini, bu nedenle Ankara 16.Noterliğinin 16/10/2017 tarih ve 7666 yevmiye nolu ihtarnamesiyle sözleşmenin feshedildiğini, ödenen bedelin iade edilmemesi üzerine tahsili amacıyla Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2017/ 20480 Esas sayılı dosyasında ilamsız takibe geçildiğini, davalının takibe haksız olarak itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili: 23.11.2015 tarihli sözleşmenin satış sözleşmesi olmayıp eser sözleşmesi olduğunu, 176 ada 3, 4 ve 5 parsellerin tevhidi ile oluşacak taşınmazda 6.800 m² kapalı alana sahip olacak Karaali Su Fabrikası projesine ilişkin sözleşmenin edim bütünlüğü ve ifası açısından birbirine bağlı 3 adet sözleşmeden birisi olduğunu, 2015 yılı Kasım ayındaki 1 EURO = 3.02 TL hesabıyla 3 sözleşmenin bedelinin toplam 21.049.689 TL olduğunu, müvekkilinin edimini ifa edebilmesi için öncelikle davacının makinelerin kurulacağı yeri teslim etmesi, fabrika binasının inşası ile trafo ve yeterli güce sahip elektrik alt yapısının tesis edilmesi ve üretim hızını besleyecek debide su akışının sağlanması gerektiğini, davacının öncelikli edimlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin borcunun muaccel olmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi takiben diğer 2 sözlemenin de imza edileceği inancıyla ... firmasıyla anlaşma yaparak makineleri tedarik işlemlerine başladığını, 02.12.2015 tarihli 3.700.000 EURO ve 2.186,388 EURO bedelli sözleşmelerin yapıldığını, ... firmasının 2016 yılı Eylül ayında makineleri Erenköy Gümrüğü'ne gönderdiğini, müvekkilinin davacıdan yer teslimi talep ettiğini, makinelerin 10 Mayıs 2017 tarihine kadar antrepoda bekletildiğini, 35.000 EURO antrepo ücretinin ödendiğini, yine günlük 1.000 EURO hesabıyla ... firmasına karşı 218.000 EURO cezayı şart ödemekle yükümlü hale geldiğini, davacının tek taraflı olarak projeyi uygulamaktan vazgeçtiğini, proje kapsamında hiç imalat yapmadığını, davacının makineleri alamayacağını belirterek üçüncü bir kişiye satılmasını ve aradaki zararı karşılayacağını beyan ettiğini, makinelerin davacı siparişine özel olarak inşa edildiğini, mevcut haliyle satılması mümkün olmadığından 400.000 EURO değerinde imalat ve değişiklikler yapılmak suretiyle üçüncü bir kişiye satıldığını, 2016 yılı Eylül ayından 2017 yılı Temmuz ayına kadar 50.000 EURO ardiye ücreti ödendiğini, kur farkı nedeniyle 360.000 TL zarar meydana geldiğini, sözleşme ifa edilmediği için müvekkilinin 1.050.000 TL kardan yoksun kaldığını, böylece toplam zararın 4.537.674 TL olduğunu, sözleşmenin yürürlükte olduğunu, haksız fesih ihbarıyla davacının temerrüde düştüğünü, davacının müvekkiline ihtarda bulunmadığını, temerrüde düşürmediğini, davacının TBK 484 madde gereğince müvekkilinin zararını tam olarak karşılayacağını beyan ettiğini, sözleşmenin TBK 484 madde gereğince feshedildiğinin tespitini talep ettiklerini, temerrüt söz konusu olmadığından faiz de istenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: tüm dosya kapsamı ile kesin nitelikteki BAM 27. Hukuk Dairesinin "..davalı savunmaları doğrultusunda sözleşmeye konu makinelerin imal ettirilerek 2016 yılı Eylül ayında Erenköy gümrüğüne getirildiği, ancak davalı ile yapılan görüşmeler çerçevesinde montaj yapılacak yer hazır olmadığından davacının teslim almaktan kaçındığı, yine sonrasında teslim alınamayacağı belirtilerek, davacının da talep ve kabulüyle dava dışı 3. kişiye 2017 yılı Eylül ayında satıldığı belirtilerek, satış tarihine kadar depo ücreti ödediğini ve makinelerdeki tadilat nedeniyle masraf yaptığını savunmuş ise de, buna ilişkin davacıyı temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir yazılı belge ve ihtar sunamamıştır. Ancak davalı yemin deliline dayanmıştır. .." şeklindeki kaldırma kararı içeriği nazara alınarak, yemin deliline başvurup vurmayacağı hatırlatılmış ise de, davalı vekili ısrarla makinenin süresinde önce yurt dışında imal edilip Erenköy Gümrüğünde bekletildiği, davacının projede vazgeçtiğini bildirerek makinenin üçüncü kişiye satışı için yapılacak tadilat işleri zararın karşılanacağını bildirdiği, yani onay verdiği belirtilmiş ise de, davalının makineleri hazır ettiği halde davacının projede vazgeçildiği ve makinelerin üçüncü kişiye satışına onay vererek, temerrüde düştüğü hususunda, BAM kararında da belirtildiği gibi yazılı bir belge veya ihtarname sunamadığından, yine bu hususta yemin delilini de kullanmadığından, davacıyı temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği anlaşılmakla, davalının sözleşmenin ifa edileceğine güvenerek davacının fesih iradesini açıkladığı 16.10.2017 tarihinden önce yapmış olduğu masrafları talep edemeyeceği, davalının takipteki itirazın, asıl alacak ve hesap edilen işlemiş faiz alacağı yönünden kısmen iptaline, davacının davalıyı takip öncesinde temerrüte düşürdüğünden, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz isteyebileceği nazara alınarak işlemiş faiz hesap edildiği, yine alacak likit olduğundan davacı vekilinin icra inkar tazminatı isteminin kabulünede karar gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile, Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2017/20480 esas sayılı dosyasında davalının 5.750.000,00 TL asıl alacak ve 24.575,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.774.575,34 TL'ye yaptığı itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen miktarın %20'si oranında hesap edilen 1.150.000,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 23.11.2015 tarihinde 45.000 şişe/saat pet şişe dolumu için anlaşma yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde; satım bedeli olan 7.005.870,00 TL’nin %40'ına isabet eden 2.842.348,00 TL’nin sözleşmenin imzalanmasıyla, %40'ına isabet eden 2.842.348,00 TL’nin makinelerin test edilerek sevke hazır hale getirilmesinde, %10'a isabet eden 700.587,00 TL’nin Ankara tesliminde montaj bitiminde, %10'a isabet eden 700.587,00 TL’nin makinelerin devreye alınmasında ve kesin kabulde ödenmesi kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin, davalı karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen 5.750.000,00 TL ödeme yaptığını ve malların teslim edilmemesi üzerine Ankara 16. Noterliğinin 16/10/2017 tarih, 17666 yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini karşı tarafa bildirildiğini, müvekkilinin imzaladığı sözleşme kapsamında, yapılacak işle ilgili makinelerin müvekkili şirkete ait tesise teslimi zorunlu olduğunu, sözleşmede de yer alan borcun konusunun "45.000 Şişe/Saat (0.33 LT- 0,5 LT 25.000 Şişe saat 1.0 LT-1.5 LT) çalışır hale getirilerek yüklenici tarafından teslim edilmesi işidir." dendiğini, sözleşmede aynı zamanda teslim yapılacak yerin idareye ait fabrika dendiğini, farklı proje veya olmayan bir fabrikadan bahsedilmediğini, davalı tarafın "teyit" edilmedi itirazında bulunmasının haksız olduğunu, müvekkili firmanın sadece 1 adet su üretim tesisi bulunduğunu, davalının da bu durumu bildiğini ve sözleşmede bu adres yazdığını, davalıya birçok kez makinelerin teslimi konusunda sözlü uyarıda bulunulduğunu, davalı tarafça işbu makinelerin müvekkili şirkete teslimi yerine -çünkü kar payı çok daha yüksek- ...'ne ait ... şirketine satılmasının davalının kötü niyetli hareketlerinin açık bir göstergesi olduğunu, müvekkili şirket sözleşme kapsamındaki malların teslim edilmemesi üzerine 16 Ekim 2017 tarihinde Ankara 16. Noterliği'nde davalı şirkete bir ihtarname çektiğini, bu ihtarname artık ifa borcunun yerine getirilmemiş olup ve getirilmesinin de mümkün olmaması karşısında taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı nedenle fesih imkanının doğduğunu, sözleşme kapsamında ödenmiş olan tüm bedellerin ticari faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesi gerektiği belirtildiğini, sözleşmeye aykırı hareket eden davalının, niyetinin en başından itibaren sözleşme konusu menkul malları müvekkili şirkete satmak olmadığı açık olduğundan, ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle ticari reeskont avans faizi işletilmek suretiyle müvekkili şirkete iade etmesi yasal bir zorunluluk olduğunu, bu nedenlerle faiz tarihinin davalıya paranın ödendiği tarih olarak gösterilmesi gerekirken hatalı tespit ile ihtar tarihi olarak gösterilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin icra takibinde istemiş olduğu reeskont avans faizinden gerekçeli kararda bahsedilmediğini bu durumun icra müdürlüğünde karışıklıklara neden olduğunu ve haksız yere müvekkili şirketin faiz alacağının %50'lerden %9,75'lere kadar düştüğünü, faiz türünün, dava dilekçesinde belirtikleri üzere "ticari reeskont avans faizi" şeklinde yazılmamasının müvekkilinin faiz alacağını dolayısıyla "mülkiyet hakkını" ihlal ettiğinden dolayı mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: ilk derece mahkemesi kararından anlaşıldığı üzere, kararın temelde iki tespite dayandığını, birincisinin müvekkili davalının, davacı şirketi alacaklı temerrütüne düşürmediği, bu nedenle zararının tazminini talep edemeyeceği; i̇kincisi davacının müvekkili şirketi borçlu temerrüdüne düşürdüğü ve dolayısıyla ödemiş olduğu bedelin temerrüt tarihinden itibaren faiziyle birlikte iadesini isteyebileceği tespitine dayandığını, her iki tespitin de hatalı olduğunu, davacının alacaklının temerrüdüne düştüğünü, müvekkili şirketin borçlu temerrütüne düşmediğini, davanın redine karar verilmesi gerektiğini çünkü mahkemenin taleple bağlı olması ilkesi ve davacının davasını ispat hukukuna göre yazılı delille ispat etme yükümlülüğü altında olması ve ödediği bedelin iade edilmesi gerektiğine ilişkin hiç bir hukuki talep dayanağının ve delilinin olmaması nedeniyle davanın külliyen reddedilmesi gereklili olduğunu, davacının dava dilekçesinde talep ve davasını açıkça TBK m. 125/3 hükmünde öngörülen borçlu temerrüdüne dayandırdığını, istinaf kararında açıkça anlaşıldığı üzere borçlu temerrüdünün şartlarının mevcut olmadığını, davacı tarafça ifa talep edilmeden sözleşmenin feshinin ileri sürmesinin haksız olduğunun tespit edildiğini, bu durumda davacının ödemiş olduğu bedelin iadesini talep edeyeceğini, davacı açıkça talebini TBK m. 125/3’e dayandırdığına göre, mahkemece yapılması gereken davacı tarafından dayanılan kanun hükmünün uygulama şartlarının mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, istinaf mahkemesi ilamında müvekkili davalı açısından borçlunun temerrüdünün şartlarının oluşmadığı açıkça ifade edildiğini bu durumda taleple bağlılık ilkesi gereği davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, İstinaf mahkemesi kararında her ne kadar açık kanun hükmü ifade edilmemiş olsa da davacının TBK m. 484’e göre tam tazminat karşılığı fesih iradesi olmamasına rağmen taleple bağlılık ilkesine aykırı bir şekilde bu hükme göre bir değerlendirme yapılması gerektiğinin ifade edildiğini, eser sözleşmesinde haklı neden olmaksızın iş sahibi sözleşmeyi ancak TBK m. 484’e göre tam tazminat karşılığı feshedebileceğini, ancak gerek yazılı yargılamada gerekse istinaf kararı sonrasında sürdürülen tahkikatın sonrasında 13.12.2024 tarihinde yapılan sözlü duruşmada davacı açıkça talebinin dava dilekçesi kapsamında (borçlunun temerrüdüne göre) kabul edilmesini talep ettiğini, bu durumda, yapılması gerekenin davacının davasını dayandırdığı TBK m. 125/3’ün şartlarının mevcut olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının TBK m. 484’e göre bir fesih beyanı mevcut olmadığını, istinaf mahkemesi kararında açıkça tespit edildiği üzere TBK m. 125’in şartları davacı lehine olarak somut olayda mevcut olmadığını ,davacının TBK m. 125/3'e göre sözleşmeden dönerek ödediği bedelin iadesini talep edemeyecğini ,zira müvekkilinin borçlunun temerrütünde olmadığını, davacının sözleşmenin ifası aşamasında kendi alacağından vazgeçmekle müvekkili tarafından bedelin de iade edileceğini iddia ediyorsa, bunu yazılı delille ispatlaması gerektiğini, bedelin iadesini talep ettiğine göre ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının talebini dayandırabildiği bir hukuki talep dayanağı olmadığını, BAM kararında yapılan bir diğer tespitin, tarafların sözleşmenin ifasından vazgeçtiklerine ilişkin olduğunu ancak genel olarak her iki tarafın sözleşmenin ifasından vazgeçtiği şeklinde bir tespitin isabetli olmadığını, davacı kendisinden kaynaklanan sebeplerle müvekkilinin borcunu yerine getirmesini engellediğini, kendisine karşı borcun yerine getirilmesini kabul etmediğini, salt bu nedenle tarafların sözleşmenin ifasından ve dolayısıyla müvekkilinin de alacağından vazgeçtiği şeklinde bir tespitin isabetli olmadığını davacı iş sahibi sırf kendisine sunulan alacağını, yani fabrika tesisatını kurularak teslim edilmesini, kendi üzerine düşen öncelikle ifa yükümlülüğünü yerine getirmemek sureştyle kabul etmemiş olduğunu ; borcunu da yani sözleşmede öngörülen bedeli de keyfince ödemeyeceği, ödediyse iadesini talep edebileceği anlamına gelmeyeceğini,,tarafların sözleşmenin ifasından vazgeçtikleri ve bedelin de iade edileceğine dair bir anlaşma müvekkili şirketin beyan ve kabulünde olmadığı gibi davacının da hiç bir şekilde kabulünde olmadığını, davacının müvekkili davalı şirketi borçlu temerrüdüne düşürdüğü ve dolayısıyla ödemiş olduğu bedelin temerrüt tarihinden itibaren faiziyle birlikte iadesini isteyebileceğine ilişkin ilk derece mahkemesinin tespiti ve gerekçesi hatalı olduğunu,İlk derece Mahkemesinin temelde davanın kabulünü, davacının müvekkili davalı şirketi temerrüde düşürdüğü tespitine dayandırdığını ,. Oysa ilk yargılama sonrasında Ankara BAM 27.HD'nin 10/02/ 2023 tarih ve 2023/14E.,2023/189 K.sayılı ilamında açıkça tespit edildiği üzere, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, müvekkilinin davacı şirketi alacaklı temerrütüne düşürmediği, bu nedenle zararının tazminini talep edemeyeceğine ilişkin ilk derece mahkemesinin tespiti ve gerekçesi hatalı olduğunu, müvekkilinin davacıdan yer teslimi talebine ilişkin ihtarnamesi dosyada mevcut olduğunu ilk derece mahkemesi tarafından tahkikat aşamasında dikkate alınmadığını, davacının Ankara 16. Noterliği 17666 yevmiye numaralı 16/10/2017 tarihli ihtarnamesine cevap niteliğinde İstanbul Beyoğlu 34. Noterliği 13224 yevmiye numaralı 20/10/2017 tarihli ihtarname ile açıkça ve tekraren yer teslimi talep etmelerine rağmen davacı tarafça yer teslimi yapılmadığını bu ihtarname ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını, BAM ilamında sabit olduğu üzere müvekkili şirket açısından borçlu temerrüdü söz konusu olmadığına göre, bu iddia ile haksız fesihte bulunan davacı aleyhine borçlu temerrütü hükümleri uygulanacağını, bunun ayrıca yemin delili ile ispatlanması gerekli olmadığını , davacının haklı nedenle sözleşmeyi feshettiği iddiası haksız olduğunu talep ve tahsilde tekerrür olmamak üzere bu hükümlere göre de davacının müvekkili şirketin müspet zararını karşılaması talep edildiğini, İlk yargılama sonrası Ankara BAM 27.HD'nin 10/02/ 2023 tarih ve 2023/14E.,2023/189 K.sayılı ilamı ile sabit olduğu üzere müvekkilinin borçlu temerrütünde olduğu iddiası ile sözleşmenin davacı tarafından feshedilmesi haksız olduğunu bu denli açık içtihada rağmen ilk derece mahkemesi tarafından yemin şartı ile karşı tarafın temerrüte düştüğünün ispatlanmasının aranmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu Davacının Alacaklının Temerrütünde Olduğu Ankara BAM 27.HD'nin 10/02/ 2023 tarih ve 2023/14E.,2023/189 K.sayılı ilamı İle Sabit Olmasına; Dosyada Sayısız Yazılı Delil Ve Dinlenen Bütün Tanıkların Beyanları Bu Yönde Olmasına Rağmen, Davacının Alacaklının Temerrütüne Düşürüldüğüne İlişkin İlk derece Mahkemesi tarafından Ayrıca Bir Yazılı Delil Ve Yemin Şartının Aranması Tbk M. 106 Ve Tmk M. 2’ye Açıkça Aykırı olduğunu ,TBK m. 106 hükmüne göre alacaklının temerrüdü için yazılı ihtar gerekli olmadığını, istinaf kararı gereği delillerin toplanması talepleri konusunda ısrarlı ve kararlı olarak ilk derece mahkemesince herhangi bir karar verilmediği ve delillerimizin toplanmadığını bu delillerin toplanması talep dilekçelerimizin neden kabul ya da ret edilmediğine ilişkin hiçbir ara karar da tesis edilmediğini, davacının fesih iradesini açıkladığı 16.10.2017 tarihinden önce sözleşmenin ifa edileceğine güvenerek müvekkili şirketin yapmış olduğu 16.10.2017 tarihinden önce yapmış olduğu dava dilekçesinde detayları açıklanan ve delilleri gösterilen a) 400.000 € ilave imalat ücreti, b) 35.000 € ardiye/antrepo ücreti, c) 218.000,00 € cezai şart bedeli d) 360.000 TL kur farkı zararı olmak üzere toplamda 653.000,00 € (Euro) ve 360.000 TL fiilen zarar ettiğini ayrıca sözleşme davacı şirketten kaynaklı sebeple ifa edilmediğinden müvekkili şirket sözleşme bedelinin %15’ine tekabül eden yaklaşık 1.050.000,00 TL kardan ve bu kara işletilecek faizden yoksun kaldığını ,müvekkili şirketin toplam zararı 14/03/2018 tarihi itibariyle 653.000 Euro ve 1.410.000,00 TL olduğunu bu rakama en yüksek ticari faiz işletilmesini talep ettiklerini, 16.05.2023 tarihli duruşmada ve sonrasında 19.09.2023, 12.12.2023, 25.03.2024, 09.09.2024, 17.09.2024, 08.11.2024 tarihli dilekçelerde ve her bir duruşmada toplam 7 kere dile getirildiğini ancak toplanmadığını, Davacı tarafça tanzim ve beyan edilen ve müvekkiline kesinti yoluyla ödettirilen DAMGA VERGİSİ makbuzunda açıkça KARAALİ 1. SÖZLEŞMEYE İSTİNADEN açıklaması yer aldığını ,bu resmi belgeden 23/11/2015 tarihli sözleşme içeriğindeki makine donanımın Karaali Projesi için olduğu ve taraflar arasında 3 adet sözleşmenin akdedileceği açıkça ispatlandıuğını ,Karaali Su Fabrikası Projesi için zorunlu olan diğer iki sözleşmenin de imza edileceği beyanına güvenilerek ... Makine San. ve Tic. Ltd. Şti. ile görüşülerek 02/12/2015 tarihinde Karaali Su Fabrikası Projesini esas alan 3.700.000,00 € (Avro) bedelli Ana Sözleşme/Sipariş Teyidi yapıldığını ayrıca davacı ile yapılan 23/11/2015 tarihli sözleşme içeriğine göre 03/12/2015 tarihinde 2.186.388,00 € (Avro) bedelli Ek sözleşme/Sipariş Teyidi yapılarak sözleşmede taahhüt edilen makinelerin tedariki işlemine başlandığını ,... Makine San. ve Tic. Ltd. Şti. ile 02/12/2015 tarihinde 3.700.000,00 € (Avro) bedelli Ana Sözleşme/Sipariş Teyidine bakıldığında, bu sözleşmenin 5. Sayfasında Teslimat Maddesinde talep üzerine imal edilerek Türkiye’ye ithal edilecek makinelerin açıkça Karaali Su Fabrikası Projesi için öngörüldüğünü, ... Makine San. ve Tic. Ltd. Şti. ile 03/12/2015 tarihinde 2.186.388,00 € (Avro) bedelli Ek sözleşme/Sipariş Teyidine bakıldığında, bu sözleşmenin 3. Sayfasında Teslimat Maddesinde talep üzerine imal edilerek Türkiye’ye ithal edilecek makinelerin açıkça Karaali Su Fabrikası Projesi için öngörüldüğünü, makineler İstanbul Erenköy Gümrüğünde Eylül 2016’dan 10 mayıs 2017’ye kadar antrepoda bekletilmesi nedeniyle davacı şirketin sözleşmeye aykırı bu davranışı neticesinde müvekkili şirketin, 218 günlük antrepo ücretine karşılık 35.000,00 € ödemek zorunda kaldığı gibi ayrıca ... Makine San. ve Tic. Ltd. Şti. ile yapılan sözleşmenin 3. Sayfasının Teslimat maddesine aykırı davranışı nedeniyle günlük 1.000,00 € cezai şart hükmü nedeniyle 218.000,00 € cezai şartı ödemekle yükümlü hale geldiğini Karaali su fabrikası projesinin davacı tarafça tek taraflı olarak askıya alınması/dondurulması nedeniyle ithalatı yapılan makinelerin zararın azaltılması için üçüncü kişiye satılması talimatı üzrine davacı şirketin, müvekkili şirkete makineleri alamayacağını, fabrika alanının hazır olmadığını, bu projeden vazgeçildiğini; makinelerin üçüncü bir kişiye satılmasını ve müvekkil davalının bütün zararının karşılanarak sözleşmenin karşılıklı mutabakatla ikale edileceğini beyan etmiş, ancak sözleşme taraflarca ikale edilmediğni ,Davacı şirketin makinelerin kurulumunun yapılabileceği bir yer teslimini yapmadığından ve daha fazla zararın oluşmaması için davacı şirketin fesih iradesini açıklamasından önce ve onun talebiyle makinenin Üçüncü bir kişiye (... su Şişeleme Fabrikası, Eski İnegöl Yolu-Gözde Mevkii, Kestel-Bursa) satılmasında mutabık kalındığın, Davacının sözleşmenin fesih iradesini açıklamasından önce sözleşmeye uygun davranmaması nedeniyle müvekkilinin sözleşmenin ifa edilmesi/zararın azaltılması inancı içerisinde yukarıda kalemleri açıklanan a) 400.000 € ilave imalat ücreti, b) 35.000 € ardiye/antrepo ücreti, c) 218.000,00 € cezai şart bedeli d) 360.000 TL kur farkı zararı olmak üzere toplamda 653.000,00 € ve 360.000 TL fiilen zarar ettiğini, Ayrıca sözleşme davacı şirketten kaynaklı sebeple ifa edilmediğinden sözleşme bedelinin %15’ine tekabül eden yaklaşık 1.050.000,00 TL kardan ve bu kara işletilecek faizden yoksun kaldığını ,müvekkilinin toplam zararı 14/03/2018 tarihi itibariyle 653.000 Euro ve 1.410.000,00 TL olduğunu bu rakama en yüksek ticari faiz işletilmesini, savunmalarını ispat etme olanağı kapsamında yetkin bir heyet oluşturularak bilirkişi raporu alınması taleplerimiz ısrarla dikkate alınmadığını, ortada likit bir alacak olmadan % 20 i̇cra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle Dairemizin 10/02/2023 tarih 2023/14 E 2023/189 K sayılı kaldırma kararına uygun olarak inceleme ve değerlendirme yapılmasına, eser sözleşmesi kapsamında temerrüd faizinin davalı borçlunun TBK'nın 117. maddesi gereğince temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren işleyeceğinin tabi bulunmasına takip talebinde takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi talep edilmiş olup, mahkemece de buna uygu incelemeye yapılmış olmasına göre taraf vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 394.461,24 TL istinaf karar harcından peşin alınan 99.076,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 295.384,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri başvuru harçlarının kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 27.01.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır