T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:04/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:31/10/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:04/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:04/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:31/10/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:04/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında Antalya İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu edilen senet yönünden müvekkilinin borç yükü doğurabilecek bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin şu an tasfiye halinde olan ... Otomotiv Ve Tic A.Ş. isimli tasarruf finansman şirketinde personel olarak önceden çalıştığını, davalının 2019 yılında müvekkilinin personeli olduğu .... isimli işletmeye müşteri olarak müracaat ettiğini ve 140.000 TL tutar üzerinden çekilişli sıralama konut sözleşmesi düzenlediğini, müvekkilinin finansman sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi davadışı hedefevim şirketiyle davalı arasındaki sözleşmeden bir menfaati de bulunmadığını, 2019 yılında Tasarruf finansman şirketlerin ülkemizde yasal altyapısının bulunmaması ve şirketi idare edenlerin kontrolsüz büyümeleri sebebiyle bu işletmelerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tasfiye altına alındığını, davalının alacaklarının bu anlamda güvence altında olduğunu, buna rağmen davalı müvekkilinin personeli olduğu işletmeden olan alacaklarına ilişkin kanuni güvenceleri yeterli görmeyerek yoğun baskı ve tehditle müvekkilinden 140.000 TL bedelli senet alarak bu seneti icra takibine konu ettiğini, davalıyla müvekkilinin arasında borç ilişkisi doğuracak hukuki işlem tesis edilmediğini, tarafların sosyo-ekonomik düzeyleri göz önüne alındığında da böyle bir durumun olmadığının açıkça tespit edilebildiğini, bonoya dayalı takiplerde hukuki ilişkinin mevcudiyeti yönünden ticari ve muhasebe defterlerinin incelemeye alındığını, davalıyla müvekkili arasında hiçbir işlem tesis edilmediğini, davalıyla müvekkili arasında hiçbir akit bulunmadığını, iki tarafın da ticari faaliyetleri olmadığı gibi hiçbir dayanak olmaksızın gerçek karşılığı olmayan bir senetle 140.000,00 TL talep edilmesinin, çok açık suç ikrarı olduğunu, kötüniyet tazminatı talep ettiklerini, anlatılan nedenlerle, 140.000 TL bedelli senet üzerinden işleme konulan Antalya İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyası dosyası üzerinden yürütülen takipte müvekkilimin borçlu olmadığının tespit edilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davacıya senet almak üzere yönelmiş hiçbir baskı ve tehdidin söz konusu olmadığını, davacının tamamen özgür ve hür iradesi ile söz konusu senedi imzalayarak senette yazılı olan borcu ödemeyi taahhüt ettiğini, davacının bu iddiasının altını dolduramadığını ve hiçbir delil veya belge sunamadığını, her ne kadar davacı taraflar arasında tir ticari ilişki olmadığını beyan etse de kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, inkar tazminatı talep ettiklerini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "...Eldeki dava senede dayalı menfi tespit talebidir. Davacı vekili müvekkilinin baskı altında dava konusu senedi verdiğini öne sürmüş davalı ise senedin illeten mücerret olduğunu belirtmiştir. Kambiyo senetleri kurucu kıymetli evraklar olup imzalanmasıyla herhangi bir borç ilişkisine dayanması gerekmeksizin bir borç alacak ilişkisi doğurur; eğer bir borca müstenid ise de bu borcun kanıtlanması gerekmez. Diğer yandan bu senedin borç doğurabilmesi için geçerli olması gerekir. Buna göre senedin geçersizliğini doğurabilecek en temel unsur senedin oluşumundaki irade beyanın sakatlığıdır. Yine senedin kanuni unsurlarının eksik olması da senedi geçersiz kılar. Buna göre senette bulunması zorunlu kayıtlar lehtar, keşide tarihi ve kayıtsız şartsız ödeme vaadidir. Nihayetinde hakların kullanımında dürüstlük kuralına uygun davranılması da işlem geçerliliği açısından genel bir hukuk kuralıdır. Buna göre dinlenen tanık beyanlarına göre davalının manevi baskı ile davacıyı senet imzalamaya zorladığı, davalının davacının çalıştığı finansman şirketinde üye olduğu bu üyeliğe ilişkin ödediği bedelleri aldığı, verilen bu senedin de üyenin alacağına ilişkin bir teminat olarak verildiği anlaşılmaktadır. Zira taraflar arasında bir para alış verişi olmaması bir yana bir üye organizatör ilişkisi olup, aralarında doğacak alacak-borç ilişkisinin sebebi belirlidir. Davalının kendi eşi tarafından belirtilen ekonomik durumuna göre davacıya borç verecek durumda olmadığı, kambiyo ilişkisinin bir borç ilişkisine dayanmadığı, davalının alacağını güvence altına almak üzere şirket görevlisi tarafından verildiği anlaşılmaktadır. Bu durum ise senedin zorunlu unsurlarından olan kayıtsız şartsız ödeme vaadi unsurunu ortadan kaldırmaktadır. Kaldı ki aralarındaki bu ilişki cari iken ve davalı ilgili şirketten ödediği bedelleri de almışken buna dayalı aldığı senedi takibe koyması da dürüstlük kuralına aykırı olup kötü niyetlidir. Bu sebeple davacının bu senetten borçlu olmadığı kanaatine varılmış ve davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddialarının ispat edilememesine rağmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin adeta karşı tarafın yerine geçerek onların dahi dile getirmediği beyanları ve gerekçelere dayanarak karar verdiğini, tanık ifadelerine genel olarak bakıldığında müvekkilinin davacıyı tehdit ettiğine dair hiçbir somut beyan bulunmadığını, müvekkilinin bir kadın olup tek başına elinde bir silah olmadan herkesi şirkete hapsetmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bir kadının tek başına yanında korkutucu bir güç yokken davalıyı ve tüm şirket çalışanlarını hapsetmesinin ve onları tehdit etmesinin mümkün olmadığını, senede kefil olanın korku ve tehdide ilişkin bir şikayeti, beyanı olmadığını, kambiyo senedinin illetten mücerret olduğunu, davacının tehdit ve baskının ne şekilde yapıldığı konusunda açık ve net bir beyanı olmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Genel olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Huzurdaki dava, icra takibi sırasında, İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılan menfi tespit talebine ilişkindir. Kural olarak bu tür davalarda ispat yükü takip alacaklısı olan davalıya aittir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05/11/2003 gün, 2003/13-695 E, 2003/630 K sayılı ilamı). Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa (imzaya itiraz yoksa) senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi., 2020/4224 E, 2021/6365 K) Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:..., K:...; 12.10.2011 gün ve E:..., K:...; 04.12.2013 gün ve E:..., K:...; 14.05.2014 gün ve E:...-..., K:... sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davada, davacı ispat külfeti altındadır. Senetle ispat kuralı gereği, davacı iddiasını kesin delil ile ispatlamalıdır. Ancak, HMK m. 203 de senetle ispat kuralının istisnaları düzenlenmiştir. HMK m. 203/1,ç maddesi gereği, hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddialarında tanık dinlenebilir. Davacının iddiası irade bozukluğuna dayanmakla, bu hususta mahkemece tanık dinlendiği anlaşılmaktadır. Tanık ... beyanında, davacıdan duyduğu kadarıyla, şirketin kapanması gündeme geldiği için davacının iyi niyet göstergesi olarak senedi verdiğini; tanık ... beyanında, kendisinin şirket kapanmadan iki üç ay önce işe girdiğini, olayın davalının teslimat günü gelmesine rağmen teslimatın gerçekleşmemesinden kaynaklandığını, davalının kendilerini şirkete hapsederek, tehditvari konuşarak, gitmelerine engel olduğunu, kendisinin davacıya polis çağırmasını söylediğini ancak davacının şirketin itibarı için kötü olur diyerek kabul etmediğini, iş uzayınca davalıyı odaya çağırdığını, senet imzalama söz vermiş olduğunu, davalının bu söz üzerine oradan ayrıldığını ve ertesi gün de senedin verildiğini; tanık ... beyanında, olay günü gergin bir ortam olduğunu, davalının teslimatını alamadığını ve haklı olarak da sinirli olduğunu, parasını almadan gitmeyeceği yönünde bağırdığını, en son davacı ile görüştükten sonra şubeden çıktıklarını, ertesi gün ise gelerek senedi imzaladıklarını, aralarında alacak borç ilişkisi olmadığını ifade etmişlerdir. Adı geçen tanıklar davacı tanıklarıdır ve beyan içeriklerine bakıldığında senedin yoğun baskı ve tehditle verildiğine ilişkin ispata yeter bir beyan mevcut değildir. Davalı tanıklarının beyanları da iddiayı ispatlar nitelikte değildir Davacının, davalıyı iş yerinde bir odaya çağırdığı ve tarafların konuştukları, senet imzalanmasına yönelik anlaştıkları ve ertesi gün senedin verildiği yönünde beyanlar mevcuttur. Davacı, senedin yoğun baskı ve tehditle yani irade fesadı ile alındığı yönündeki iddiasını ispatlayamamıştır. Davacı vekili, dava dilekçesinde, bonoya dayalı takiplerde hukuki ilişkinin mevcudiyeti yönünden ticari ve muhasebe defterlerinin incelemeye alındığını belirtmiş ise de, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; taraflar tacir dahi olsa kambiyo senetlerinin deftere kayıt zorunluluğu bulunmamaktadır. Yukarıda açıklamalar ışığında, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olmasına, davacının senedin yoğun baskı ve tehditle yani irade fesadı ile alındığı yönündeki iddiasını ispatlayamamasına, aksine tanık beyanlarından davacının senedi kendi rızası ile verdiğinin ve hatta baskı yapıldığı iddia edilen günün ertesi günü verildiğinin anlaşılmasına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde olmamakla, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı HMK m. 353/1,b-2 gereği; Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının yukarıdaki gerekçe ile kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/10/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2- A-Davanın REDDİNE, B-Davalının İİK m. 72/4 gereği talep ettiği tazminatın yasal unsurları oluşmadığından REDDİNE, C-Alınması gerekli 615,40 TL ret karar harcının, davacı tarafça yatırılan 2.390,19 TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye kalan harç miktarının karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, D-İlk derece mahkemesince yazılan harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince iptaline, E-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, F-Dava tarihi itibariyle uyuşmazlık zorunlu arabuluculuk kurumuna tabi olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına (28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle açıkça düzenleme getirilmiştir), G-Kendisini vekille temsil ettirdiğinden davalı yararına takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE, H-Gider avansı ve delil avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra HMK 333. maddeye göre karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davalı tarafın istinaf başvurusu kabul edildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde karar kesinleştiğinde davalıya İADESİNE, b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 102,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 323,20 TL yargılama giderinin davcıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...