7. Hukuk Dairesi 2010/533 E. , 2010/2154 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... Telekomünikasyon A.Ş.tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: 1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptan…
**7. Hukuk Dairesi 2010/533 E. , 2010/2154 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... Telekomünikasyon A.Ş.tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: 1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davacı tarafın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Davacı tarafın kusur miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına ve toplanıp değerlendirilen delillere uygun düşmemiştir. Borçlar Kanununun 44/1 maddesi hükmünde; zarar gören tarafın zararın meydana gelmesine razı olması yahut kendi fiili ile zararın meydana gelmesine veya zararın artmasına yardım etmesi veya zararı meydana getiren kişinin durumunu ağırlaştırması durumunda, hakime hükmedilecek tazminatta indirim yapma veya tümüyle reddetme yetkisi tanımak suretiyle ortak (müterafık) kusurlu davranışın tazminata etkisini kabul etmiş bulunmaktadır. Zararla sonuçlanan hukuka aykırı bir davranışta bu maddenin uygulanabilmesi için, öncelikle ortak kusurun belirlenmesi gerekir. Bunun için de zarar görenin zarardan kaçınma görevini yerine getirmemesi ile ortaya çıkan davranışının objektif ölçülerle bir kusur sayılıp sayılamayacağı ve bu kusurun zararın meydana gelip gelmemesinde bir payı (illiyet bağı) olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Somut olaya gelince; davacı taraf dava dışı belediyenin yüklenicisi olan davalı şirket tarafından yapılan kazı çalışması sırasında telefon şebekelerine hasar verildiğini öne sürmüştür. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davacı idareye ait hasar gören kabloların güzergâhının dava dışı Belediyeye verilmemesi sebebiyle davacı tarafın meydana gelen olayda yüzde 20 kusurlu olduğu açıklanmıştır. Mahkemece anılan rapor hükme dayanak yapılarak karar verilmiştir. Davalı şirkete işi veren dava dışı belediye tarafından, kablo güzergâhını gösteren plan ve proje ile kazı sırasında eleman gönderilmesine ilişkin yazı 05.10.2000 tarihinde gönderilmiş, kazı ise bu tarihten önce 22.09.2000 tarihinde yapılmıştır. Davacının zararına neden olan kazı çalışması yapılmadan önce, plan ve projeleri ile gözetim elemanı göndermesi bu nedenle söz konusu olamayacağından davalı şirketin tam kusurlu olduğu kabul edilmelidir. Hal böyle olunca, mahkemece az yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, bilirkişi raporunda belirlenen hasar bedelinin tamamından davalı şirketin sorumlu olduğunun kabul edilmesi ve hasar bedelinin tamamına hükmedilmesi gerekirken, yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 138,00 TL harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 13.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.