12. Hukuk Dairesi 2026/752 E. , 2026/1668 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: …
12. Hukuk Dairesi 2026/752 E. , 2026/1668 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Borçlunun İcra mahkemesine başvurusunda; takip dayanağı ilamın ortaklık pay bedeli ödenmesi suretiyle anonim şirket ortaklığından çıkarılmaya ilişkin olduğunu, eda hükmü içermediğini, bu nevi ilamların kesinleşmeden icra takibine konulamayacağını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; anonim şirketlerde ortaklıktan çıkarılma, pay bedelinin ödenmesi ve pay devrine ilişkin ilamların sicil kayıtlarında herhangi bir değişiklik yaratan ilam niteliğinde olmadığından kesinleşmeden takibe konu edilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği, borçlu tarafından İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, anonim şirketlerin Türk Ticaret Kanunu'na göre kurulmuş tüzel kişiler olduğundan bahisle HMK'nın 350/2 ve 367/2 maddelerine göre kişiler hukukuna ilişkin kararların kesinleşmeden icraya konulamayacağı, kararın kesinleşmesine kadar davacının şirketteki ortaklık hak ve sorumluluklarının da devam ettiği, bu nedenle ortaklıktan çıkma karşılığı olarak lehine hükmedilen çıkma payının tahsili için de kararın kesinleşmesinin aranmasının kabulü gerekeceği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verildiği, kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır. HMK. 367/1 maddesi gereğince, temyiz kararın icrasını durdurmaz. Yani kural olarak kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini önlemez. Bu kuralın istisnaları da yine yasalarda düzenlenmiştir. Taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara, aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar (HUMK.443/4 m.). Mahkûmiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları, (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 4.maddesi), Kira tespit ilamları (12.11.19 79... /1-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Menfi tespit davasına ilişkin ilamlar (İİK 72. madde). Yabancı Mahkeme ilamlarının tenfizi hakkındaki kararlar ( MÖHUK. 41/2 ), Sayıştay Kararları (6085 sayılı Sayıştay Kanunu 53. madde), İdare aleyhine açılan haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar (2577 sayılı İYUK28/1) kesinleşmeden takibe konu edilemezler. Takip konusu ilamın incelenmesinde; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 17.06.2025 tarihli, 2024/243 Esas, 2025/666 Karar sayılı ilamında, " ...TTK'nın 531. maddesi uyarınca davanın fesih yerine davacı pay sahibine payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılması şeklinde kabulüne, buna göre davacı şirketin davalı şirketteki 19.320 pay karşılığı 552.500.802,00-TL çıkma payı ödenmesi suretiyle davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına"...."ilişkin hüküm kurulmuştur. Uyuşmazlık ticari şirketlerde ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve payda mülkiyet değişikliklerine ilişkin ilamların kesinleşmeden icra takibine konulup konulamayacağı hususunda toplanmaktadır. Gerek öğretide gerek Yargıtay uygulamalarında ilamların kesinleşmeden icraya konulması kural olup, kesinleşmeden icra takibi yapılamaması ise istisnadır. Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul edilen ticari şirketlere ilişkin ilamların kesinleşmeden takibe konu olmaması gerekçesi olarak HMK’nın 367/2. fıkrası uyarınca kişiler hukukuna dayandırılmıştır. Bu uygulamada kişiler hukuku cümlesi geniş yorumlanarak tüzel kişilerin organlarına ilişkin verilen kararlar olup, bu sonuca da geniş yorum yapılarak ulaşılmıştır. Her ne kadar Dairemizin bazı kararlarında da ticari şirketlere ilişkin ilamlarda sicil değişikliği yaptığı gerekçesiyle kesinleşme aranmış ise de 02.11.2021 tarihinden itibaren içtihat değişikliğine gidilerek anonim şirketlerde ortaklıktan çıkarılma, pay bedelinin ödenmesi ve pay devrine ilişkin ilamların sicil kayıtlarında herhangi bir değişiklik yaratan ilam niteliğinde olmadığından kesinleşmeden takibe konu edilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış olup somut olayda da, icra takibine dayanak ilam sicil kayıtlarında herhangi bir değişiklik yaratan ilam niteliğinde değildir. Ticaret şirketlerinde ortaklıktan çıkmaya ilişkin ilamların kesinleşmesi sadece 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 16/son maddesi gereği aranmıştır. Bunun dışında ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay mülkiyet değişikliği sonucu doğuran ilamlarda kesinleşmeye ilişkin kanun hükmü bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan hususların Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulünde olduğu ancak ortaklık pay bedeli ödenmesi suretiyle anonim şirket ortaklığından çıkarılmaya ilişkin benzer hükümleri içerir verilen ilk karara dayalı olarak ortaklıktan çıkma payının tahsili için diğer alacaklılar tarafından daha önce başlatılan icra takiplerinin, İcra mahkemelerince şikayet üzerine karar kesinleşmeden infaz edilemeyeceği gerekçesiyle iptaline karar verildiği ve bu kararların Dairemizce de onanarak kesinleştiği, aynı davada son verilen karara dayalı olarak yine aynı nitelikteki alacağın tahsili için başlatılan takipte, kararın infazı için kesinleşmesinin zorunlu görülmemesinin hukuki güvenilirlik ilkesine de aykırı olacağı ifade edildiği görülmekle birlikte, daha evvel farklı pay sahipleri hakkında benzer hükümleri içeren ilk ilam kesinleşmeden takip yapılamayacağı yönünde verilen kararların tarihleri, Dairemizin içtihat değişikliği tarihinden önce olduğundan aynı ilamın tarafları arasında bir menfaat dengesizliği oluşturmayacağı, aksine içtihat değişikliği sonrasında, Dairemizin önceki içtihatları doğrultusunda farklı kararlar verilmesinin hukuki güvenilirlik ilkesini zedeleyeceği tabiidir. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince değişen içtihadımız doğrultusunda, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 18.12.2025 tarih ve 2025/1340 Esas-2025/1470 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.