T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/268 Esas KARAR NO : 2025/1817 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI : 2022/58 Esas- 2022/659 Karar TARİH: 15/11/2022 DAVA: Alacak KARAR TARİHİ: 06/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/268 Esas KARAR NO : 2025/1817 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI : 2022/58 Esas- 2022/659 Karar TARİH: 15/11/2022 DAVA: Alacak KARAR TARİHİ: 06/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yurt içinde ve dışında yük taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, davalının alıcısı olduğu ... ve ... no.lu konteyner muhtevası yüklerin 11.05.20211 tarih ve ... no.lu konşimento tahtında varış ihbarının davalıya yapıldığını, konteynerlerin davalı tarafından teslim alınmadığını ve boşaltılarak iade edilmediğini, davalının yükün mahrecine iadesine de yanaşmadığını, oluşan demuraj bedeli için müvekkili tarafından davalı adına toplam tutarı 28.110 USD olan 4 adet fatura tanzim edildiğini (4.000 +11.310+7.000 + 5.800 ) tanzim edilen faturalara davalı tarafından itiraz edilmediğini, süresinden sonra iade faturası kesildiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından davalıya 22.10.2021 tarihinde ihtarname gönderildiğini, davalı tarafından ödeme yapılmadığını, müvekkili tarafından davalı adına 20.01.2022 tarihinde yeni ihtarname gönderilerek 28.110 USD bedele ilave olarak oluşacak borçların 3 gün içinde ödenmesinin, davalı tarafından müvekkiline depo edilen 16.000 USD'nın borçtan mahsup edileceğinin bildirildiğini, yüklerin halen teslim alınmadığını, tahakkuk eden demuraj bedelinin ödenmediğini, davalı tarafından depo edilen 16.000 USD'nın 28.110 USD'dan mahsup edildiğini kalan 12.110 USD için huzurdaki davanın açıldığını belirterek davanın kabulüne, şimdilik 12.110 USD alacağın fatura tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin plastik atık ithal ettiğini, müvekkili şirket tarafından satın alınan malzemelerin satın alındığı dönemde ithalat yasağı bulunmadığını, satın alınan malzemelerin taşındığı sırada ilgili malzemeler için ithalat yasağı getirildiğini, bu yüzden Ambarlı liman sahasına taşınan malzemelerin teslim alınamadığını, borcun ifası bakımından hukuki imkansızlık bulunduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 15/11/2022 tarih 2022/58 Esas- 2022/659 Karar sayılı kararında;" Dava; konteyner bekleme ücreti (demuraj) için düzenlenen fatura alacağının tahsili isteğine ilişkindir.Göndereni... Ltd., alıcısı davalı ...... Profil San. ve Tic. A.Ş. olan konşimento ile ... ve ... nolu 2 adet 40 feet HC konteyner muhtevası hurda plastik emtiasının ... isimli gemi le Haifa limanından, Ambarlı limanına taşındığı, konişmentoya göre davalının gönderilen, davacının taşıyan fiili taşıyan, konumunda oldukları, buna göre tarafların husumet ehliyetlerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde davalının alıcısı olduğu ... ve ... no.lu konteyner muhtevası yüklerin davalı tarafından teslim alınmadığını ve boşaltılarak iade edilmediğini, davalının yükün mahrecine iadesine de yanaşmadığını, oluşan demuraj bedeli için davalı adına toplam tutarı 28.110 USD olan 4 adet fatura tanzim edildiğini (4.000 +11.310+7.000 + 5.800 ), davalı tarafından depo edilen 16.000 USD'nın borçtan mahsup edilerek kalan 12.110 USD tahsilini talep etmiştir. Davalı taraf ise malzemelerin satın alındığı dönemde ithalat yasağı bulunmadığını, satın alınan malzemelerin taşındığı sırada ilgili malzemeler için ithalat yasağı getirildiğini, bu yüzden Ambarlı liman sahasına taşınan malzemelerin teslim alınamadığını, borcun ifası bakımından hukuki imkansızlık bulunduğunu ileri sürmüştür. Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu alınan bilirkişi raporunda tarafların hesap bakiyeleri karşılaştırıldığında, hesap bakiyeleri arasında 24.117,90 USD fark bulunduğu, bu farkın 24.110 USD kısmının, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen, davalı tarafından iade edilen ve davacı tarafından tekrar tanzim edilen son olarak davalının kayıtlarında yer almayan 5.800 USD, 11.310 USD , 7.000 USD tutarlı demuraj faturaları ile önceki hesaplardan kalan küsurat farklarından kaynaklandığı, tarafların bakiyeleri içerisinde davalı tarafından davacıya verilen 16.000 USD depo bedeli mahsubunun yer aldığı belirmiştir. Buna göre davalının demuraj açıklamalı faturalar nedeniyle sorumlu olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Dava konusu taşımaya ilişkin düzenlenen navlun faturasının dava dışı satıcı adına düzenlendiği, ayrıca konişmentoda freight prepaid kaydının bulunduğu, buna göre navlun sözleşmesinin dava dışı satıcı ile kurulmuş olduğu, davalının gönderilen konumunda olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 1203.maddesine göre taşıma senedi uyarınca gönderilen tarafından eşyanın teslimi istendiğinde, bu istemin dayanağı olan sözleşmenin veya konişmentonun hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacaklar ile kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da ödeyip, üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmesi gerekmektedir. Dosyaya celpedilen gümrük belgeleri ve yük teslim talimat formuna göre davalı tarafça yükün tesliminin istendiği anlaşılmaktadır. Dava konusu konişmentoda demuraja ilişkin düzenleme bulunmakta olup davalıya bu şekilde demuraj tarifesinin bildirildiği, mail yazışmaları ile varış ihbarının yapıldığı anlaşıldığından davalının demuraj bedelinden sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı vekili ithalat yasağı nedeniyle yükün teslim alınamadığını ileri sürmüş ise de gönderilenin, ihbarın kendisine ulaşmasından itibaren gecikmeksizin konteynerin içindeki yükü teslim almak ve konteyner yükünü boşaltarak ilgilisine iade etmek zorunda olduğu, varma limanında emtiaya ilişkin yasal prosedürdeki sorunlar nedeniyle meydana gelen gecikmenin davalının sorumluluk alanında olduğu, bu haliyle varma limanında gönderilenden kaynaklanan demuraj ücretinden davalının sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmiştir. Dosyaya sunulan mail yazışmalarından konteynerlerin 17.05.2021 tarihinde limana geldiği ve 14 gün serbest süre olduğunun bildirildiği görülmektedir. Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nden celp edilen evraklardan da konteynerlerin 17.05.2021 tarihinde varış yaptığı görülmektedir. Dava tarihi itibariyle yükün çekilmediği anlaşılmakla bilirkişi raporunda son fatura tarihi 20.10.2021 tarihi ne kadar konşimento üzerindeki demuraj tarifesi dikkate alınarak 2 konteyner için 17.05.2021 ile son fatura tarihi 20.10.2021 tarihine kadar 33.910,00 Usd demuraj bedeli oluştuğu belirtilmiştir. Bu açıklamalara göre davaya konu 4 adet fatura (4.000 +11.310+7.000 + 5.800 ) toplamı 28.110 Usd den davalı tarafından depo edilen 16.000 USD'nin mahsubu ile bakiye 12.110 USD ve davalı tarafa gönderilen ihtarnamenin tebliği ile ihtarnamede verilen süre dikkate alınarak tespit edilen temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi yönünden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile ''Davanın KABULÜ ile 12.110,00 USD'nin 28/01/2022 tarihinde itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden (USD) 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya kapsamındaki gerek cevap dilekçesinde gerek yazılı ve sözlü tüm beyanlarında belirttikleri hususlar hiçbir şekilde incelenmeksizin, göz ardı edilerek dosyanın karar çıkartıldığını ve İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2022 tarihli, 2022/58 E. 2022/659 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, eksik inceleme sonucu usul ve yasaya aykırı tesis edilen işbu kararın kaldırılması gerektiğini;Somut olayda hukuki imkansızlığın söz konusu olduğunu, bu itibarla müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, dosya kapsamındaki gerek cevap dilekçesinde gerek yazılı ve sözlü tüm beyanlarında bu durumu defaatle belirtmelerine rağmen Yerel mahkeme tarafından bu hususun, araştırılmadığını, tüm beyanlarının göz ardı edildiğini, eksik inceleme sonucu tesis edilen hükmün açıkça hukuka aykırı olduğunu;18/05/2021 tarihli Resmi Gazete’de Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Atıkların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği Ve Denetimi: 2021/3)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği Ve Denetimi: 2021/33) ile etilen polimerlerin, atık plastik maddelerin ithalatının yasaklandığını, müvekkili şirketçe satın alım sözleşmesi düzenlendiğinde dava konusu ithal ürün hakkında herhangi bir ithalat yasaklaması bulunmadığını, ithal edilen ürün, İsrail Limanı'ndan çıkıp Ambarlı Limanı'na transfer edilirken, yani ürün henüz ülkeye ulaşmamış ve sevkiyat aşamasındayken yukarıda belirttikleri mevzuat değişikliği ile dava konusu ürünler hakkında ithalat yasağı getirildiğini, bunun sonucunda ithal polimer atıklar, Ambarlı Liman Sahası'na geldiğinde kendileri tarafından teslim alınamadığını, bu nedenle müvekkili şirketin de mağduriyet yaşadığını, böylece sonradan meydana gelen mevzuat değişikliği nedeniyle hukuki imkansızlık halinin sübuta erdiğini, hukuki imkansızlığın gerçekleştiği an itibariyle ifa sorumluluğunun kanun gereği sona erdiğini;İfa sorumluluğunun sona ermesi için herhangi bir bildirim veya irade beyanı şart olmadığı gibi tarafların bundan haberdar olmasının dahi gerekmediğini, kaldı ki, hukuki imkansızlığın öğrenilmesinden sonraki süreçte müvekkili şirket tarafından sorumlu gümrük müşavirliği ile gerekli iletişimin sağlandığını ve sonraki hukuki imkansızlık durumunun bildirildiğini, dolayısıyla değişen mevzuat sebebiyle hukuki imkansızlık söz konusu olduğundan demuraj bedeline ilişkin davacı şirket tarafından kesilen faturaların, hukuka aykırı olduğunu, bu durumda davacı şirketin dava konusu faturaları düzenleyerek müvekkili şirketten zararın tazminini talep etmesinde hukuki bir dayanak bulunmadığını, bu meyanda müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinin açık olduğunu;Söz konusu hukuki imkansızlık halini mahkemeye defaatle bildirmelerine rağmen bu hususun, mahkemece incelenmediğini, oysaki mevzuat değişikliği nedeniyle hukuki imkansızlığın mevcudiyetinin inceleme sonucu netleştirilmesinin, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunup bulunmadığını ortaya koyacak, bu meyanda davanın seyrini tamamen etkileyecek ve değiştirecek bir durum olduğunu, buna rağmen yargılamanın sıhhati için Çevre Hukuku'nda uzman bir bilirkişinin inceleme yapmasının elzem olduğunu belirttikleri ve Çevre Hukuku'nda uzman bir bilirkişinin de içinde yer aldığı bir bilirkişi heyeti tarafından rapor tanzim edilmesini talep ettikleri 03/10/2022 tarihli itiraz dilekçesinin dikkate alınmadığını ve itirazlarının reddedildiğini, davanın seyri açısından oldukça önem arz eden, bu nedenle öncelikle çözümlenmesi gereken bu hususun, mahkemece göz ardı edilip hiçbir şekilde incelenmemesi, bu duruma ilişkin bir kanaate varılmamasının; hükmün eksik inceleme sonucu tesis edildiğinin açık göstergesi olduğunu, yargılamanın sıhhati, maddi gerçeğin ortaya çıkması ve hak kaybı yaşanmaması adına eksik inceleme sonucu hukuka aykırı olarak tesis edilen işbu kararın kaldırılması gerektiğini beyanla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2022 tarihli, 2022/58 E. 2022/659 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, demuraj alacağının tahsili talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalıya ait yükün, İsrail'in Hayfa Limanı'ndan, İstanbul Ambarlı Kumport Limanı'na konteyner ile taşındığını, yükün varış limanına ulaştığının davalıya bildirildiğini, konişmentoda demuraj ücretinden alıcının sorumlu olduğunun kabul edildiğini, davalının yükü teslim alarak konteynerleri iade etmediği her gün için demuraj alacağının doğduğunu beyan ederek 12.110 USD alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacının konteyner ile taşıdığı yükün plastik hurda olduğunu, taşıma sözleşmesinin kurulmasından önce plastik hurdaların ithalinin yasal olduğunu ancak taşıma sürecinde yapılan mevzuat değişikliği ile yasaklandığını, bu nedenle yükün teslim alınmadığını, hukuki imkansızlığın söz konusu olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; somut olayda hukuki imkansızlığın söz konusu olduğu, bu nedenle davalının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, Mahkemece bu hususta inceleme yapılarak bilirkişi raporu alınmadığı ve eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkindir.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 266. maddesi ile; mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, bilirkişinin oy ve görüşüne başvurabileceği, hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuramayacağı ve aynı Kanun'un 282. maddesi ile, hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği kabul edilmiştir. Bu kapsamda, davalı tarafça ileri sürülen ve taşıma konusu yükle ilgili getirilen ithalat yasağının, alacağı sonlandıracak bir hukuki imkansızlık olup olmadığının Mahkemece değerlendirilmesi gereken hukuki bir savunma sebebi olduğu, çözümü için özel veya teknik bir bilginin gerekmediği, bu itibarla davalı vekilinin, Mahkemece çevre hukukunda uzman bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğine dair istinaf sebebinin isabetsiz olduğu, davalı tarafça ileri sürülen ve ithal edilen plastik hurda cinsi yükün ithalatının, taşıma sürecinin başlamasından sonra yasaklandığına ve hukuki imkansızlık oluştuğuna dair istinaf sebebinin yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda bu savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığının açıklandığı, davacının, davalıdan talep ettiği demuraj alacağının, "tahliyede masrafların alıcıya ait olduğu"na ilişkin olarak konişmentoya konulan kayıttan doğduğu, taraflar arasında yapılmış bir taşıma veya alım satım akdi olmadığı, davacının, dava konusu yükün satıcısı değil taşıyıcısı olduğu, davalının alıcı olarak yükü teslim alarak konteynerleri teslim etme yükümlülüğünün bulunduğu, yurtdışından satın aldığı yükün ithalinin yasaklanmasının kendi nezdinde sonuç doğurduğu, yani yükün teslim alınarak ithal edildiği ülkeye iadesi veya başka bir ülkeye gönderilmesi konusunda yapılacak işlemlerin davalının sorumluluk alanı ile ilgili olduğu, davacıyı ilgilendiren bir husus olmadığı, yükü taşıyan davacıya karşı teslim alınmasını imkansız kılan bir sebep olarak ileri sürülemeyeceği, davacının yükün teslim alınmadığı süre için demuraj alacağına hak kazandığı ve Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.422,29 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 3.855,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.566,39 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.