İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/04/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı şirket yetkilisi; yetkilisi olduğu şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, davalı şirketten mal satın aldıklarını, bu mallara karşılık olarak ... AŞ-Kurtköy Şubesine ait, 70.000-USD bedelli 02/04/2021 keşide tarihli ... nolu, 75.000-USD bedelli, 06/05/2021 keşide tari…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2205 KARAR NO : 2026/745 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/12/2022 NUMARASI: 2021/302 Esas - 2022/1262 Karar DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/04/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı şirket yetkilisi; yetkilisi olduğu şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, davalı şirketten mal satın aldıklarını, bu mallara karşılık olarak ... AŞ-Kurtköy Şubesine ait, 70.000-USD bedelli 02/04/2021 keşide tarihli ... nolu, 75.000-USD bedelli, 06/05/2021 keşide tarihli ... nolu İki adet çeki mal bedeli avansı olarak verdiklerini, davalı şirketin ürünleri teslim etmediği gibi çekleri de iade etmediğini beyan ederek çeklerin icraya konulmasının engellenmesi ve çeklerin ibrazı halinde ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ne tarar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili: davacı şirketin müvekkili şirkete sipariş verdiğini, söz konusu malların satışına ilişkin toplam 1.169.077,04-TL bedelli e-fatura düzenlenerek davacıya iletildiğini, faturaya itiraz edilmediğini, malların davacıya teslim edildiğini ve irsaliye üzerinde davacı tarafın malları teslim aldığına dair kaşe ve imzası bulunduğunu, taraflar arasında 21.12.2020 tarihi itibariyle cari hesap mutabakatı yapıldığını, yine davacının kaşe/imzasının yer aldığı bu mutabakatta borç bakiyesinin 58,04-TL göründüğünü, hal böyle iken, davacının fatura konusu malları eksiksiz bir şekilde teslim almasına rağmen, sırf çekleri ödememek adına huzurdaki davayı açtığını beyan ederek haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacının %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davaya konu ürün satışına ilişkin 12.11.2020 tarih ve ... Nolu 1.169.077,04 TL tutarlı faturanın ve bu faturaya karşılık olarak verilen iki adet çekin her iki tarafın ticari defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, 31.12.2020 tarihli borç bakiyesinin 58,04- TL olduğunun tesbit edildiği,Hesap Mutabakatı konulu belgenin altında davacı şirketi kaşesi üzerine imzası bulunduğu, davacının yasal sürede davaya konu edilen faturaya itiraz ettiğine dair belge sunmadığı, bu haliyle davacının ispat vasıtası getiremediği, davacının son delil olarak yemin deliline başvurması üzerine davalı şirket yetkilisinin davaya konu edilen malların eksiksiz olarak davacıya tesliminin yapıldığı ve çeklerin teslim edilen mallara karşılık olarak verildiğine ilişkin yemini karşısında subut bulmayan davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı yönündeki talebinin şartlar oluşmadığından reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; Davalı şirket yurt dışında faaliyet gösteren cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere yüksek ciroya sahip bir şirket olduğu, bu nedenle satış öncesi ve sonrası stok kayıtlarında satışa ilişkin malların sayısının fazla olması veya satışa yetecek malların olması doğal karşılanabilecek bir husus olduğunu, satış öncesi ve sonrasında stokların azalıp eksilmesinin "... şirketine teslim edilen maldır." şeklinde yorumlanmasının hataya sebebiyet vereceğini, davalı şirketin bahse konu satılan malları farklı bir şirkete vermiş olabileceğinin de araştırılması gerektiğini, eksik olan hususun sadece davalı şirketin stok kayıtlarının incelenmesi olduğunu, diğer bir ifadeyle, bilirkişilerin müvekkil şirketin stok kayıtlarına bakmadığını, salt tek taraflı stok kayıtlarını baz alarak noksan şekilde rapor tanzim edildiğini, müvekkil şirketin Türkiye'de herhangi bir deposu bulunmadığını, öncelikle malların Türkiye'de bir adrese mi yoksa yurt dışına mı gönderildiğinin tespiti gerektiğini, malların yurt dışında teslim edildiği savunması yapılmakta ise; buna ilişkin ihracat kayıtlarına, malların ne şekilde gönderildiğinin ve kime/nereye teslim edildiğinin davalı şirket tarafından açıkça ortaya konulması gerektiğini, her iki tarafın Özbekistan'da faaliyet göstermekte olup, malların yurt dışında teslim edildiği iddiasının belgeler ile ispat edilmesi gerektiğini, ticaretin amacının ihracattan kaynaklandığını, Malların yurt içinde teslim edildiği savunması yapılmakta ise; malların nereye, ne zaman, ne şekilde, kim tarafından ve kime tesliminin gerçekleştiği hususu büyük önem arz ettiğini, bu nedenle kim tarafından teslim edildiği dahi bilinmeyen ve kim tarafından teslim alınarak atıldığı belli olmayan kaşe altındaki imzanın rapora dayanak gösterilmesini kabul etmediklerini, malların nereye tesliminin yapıldığı hususunun açıklığa kavuşturulması yargılamanın neticesini de etkileyecek en önemli husus olduğunu, davalı şirket tarafından malların teslimi yapılmayarak senetlerin kötüniyetli şekilde icra takibine konu edildiğini, her iki firmanın da ihracat kayıtlarının incelenmesi için dosyanın tekrar bilirkişilere tevdi edilerek ek rapor alınması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, davalıdan satın alınacak mallara karşılık avans olarak verildiği ileri sürülen çekler nedeniyle açılan menfi tespit istemine ilişkindir. TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, ... sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." hükmünü haizdir. Hükümden anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde ödeme yaptığını ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya çeki verdiğini iddia eden davacı, aslın hilafını iddia ettiğinden bu iddiasını ispat yükü altındadır. Kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır.Somut olayda davacı teslim alacağa karşılık verdiği çeklerin karşılığını alamadığını çeklerin bedelsiz kaldığını ileri sürmekte ise de ; tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde taraflar arasında ki ticari ilişkinin tek faturadan ibaret olduğu ;davaya konu ürün satışına ilişkin 12.11.2020 tarih ve ... Nolu 1.169.077,04 -TL tutarlı faturanın ve bu faturaya karşılık olarak verilen iki adet çekin her iki tarafın ticari defterlerine usulüne uygun olarak kayıt edildiği, 31.12.2020 tarihli borç bakiyesinin 58,04-TL olduğu ,davacının aldığı faturayı BA formu ile vergi dairesine bildirdiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf,sevk irsaliyesi ,mutabakat mektubu sunarak malları teslim ettiğini savunmuştur. Çeklerin mal satışına karşılık olduğu savunulan fatura davacının ticari defterlerinde kayıtlıdır. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. TTK'nın 21/2. Maddesine göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delille ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddesine bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilen fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davalının faturası davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davacı soyut olarak malları teslim almadığını savunmuş ise de iddiasını kanıtlayıcı delil sunmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davacı tarafça davaya konu çeklerin bedelsiz kaldığı ispatlanamadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile kalan 462,15-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.22/04/2026