11. Hukuk Dairesi 2010/9222 E. , 2012/718 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/04/2010 tarih ve 2009/650-2010/118 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları…
**11. Hukuk Dairesi 2010/9222 E. , 2012/718 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/04/2010 tarih ve 2009/650-2010/118 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket aleyhine Wuppertal Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açtığını, mahkemece 25.564,59 Euro anaparanın 25/06/1996 tarihinden itibaren % 4 faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini ve yerel mahkemenin kararının 06/01/2009 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, anılan kararın MÖHUK hükümleri uyarınca tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, MÖHUK'nun 54.maddesinde belirtilen tenfiz şartlarının bulunmadığını, zira kamu düzenine ilişkin ve kesin bir yetki kuralı olan HUMK'nun 17.maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri'nin yetkili bulunduğunu, uyuşmazlığa Türk Hukukunun uygulanması gerektiğini, yabancı mahkemeden karar alınmasının kanuna karşı hile olduğunu, davacının Yimpaş Holdin A.Ş'nin ortağı savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54.maddesi olduğu, davacının Alman mahkemelerinde alacak davası açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve kamu düzenine de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi uyarınca, yabancı mahkeme hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve kesinleşmiş ilamlar hakkında, yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK’nun 38/c maddesi (yeni 5718 sayılı Kanun'un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gereklidir. Kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma haklarının ihlali ise kamu düzenine aykırılıktan bağımsız bir tenfiz engeli olarak 38/d maddesinde (5718 sayılı Yasa’nın 54/ç maddesi) düzenlenmiştir.