T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1671 - 2025/1897 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1671 KARAR NO : 2025/1897 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/12/2022 NUMARASI : 2021/139 E. - 2022/399 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1671 - 2025/1897 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1671 KARAR NO : 2025/1897 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/12/2022 NUMARASI : 2021/139 E. - 2022/399 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/12/2022 tarih ve 2021/139 E. - 2022/399 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı gerçek kişinin müvekkili şirketin kurucularından olduğunu, şirketteki hisselerini 2012 yılında davacı şirket kurucu ortağı ...’ya devrettiğini, kendisinin ortaklıktan çıktığını, müvekkilinin 17.01.2008 tarihinden beri "www.....com" adlı web sitesi üzerinden faaliyette bulunduğunu, bugün Türkiye’nin en büyük ve en seçkin villa ve apart kiralama portföyüne sahip olduğunu, "...", "..." ibareli müvekkili şirketin markaları olduğunu, davalı yanın 2019/104762 başvuru numaralı "....com ..." ibareli, 2019/104760 başvuru numaralı "..." ibareli, 2019/104759 başvuru numaralı "... ..." ibareli, 2019/104638 başvuru numaralı "... ..." ibareli, 2014/105500 başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurularında bulunduğunu, davalının, müvekkilinin itiraz etmediği ve bu sebeple benzerlik araştırması yapılmaksızın kabul edilen 2014/105500 başvuru numaralı "..." ibareli markası dışındaki marka başvurularının reddolunduğunu, dava konusu 2019/104759 sayılı marka başvurusuna yönelik müvekkili itirazının, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 2019/101955 sayılı müvekkili markasına dayalı olarak kısmen kabul edildiğini ve bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara yönelik davalı itirazının ise redde mesnet markanın, Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile reddedildiği gerekçesi ile YİDK tarafından kabul edildiğini, oysa müvekkilinin 36. sınıfta tescilli 2011/26266 sayılı, 39-43. sınıflarda tescilli 2013/66232 sayılı "...” ibareli markalarının bulunduğunu, buna rağmen davalının 2014 yılında 2014/105500 başvuru numarası itiraz görmeden tescil edilmiş "..." ibareli markasını kullanmasının kötü niyetli olduğunu, Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/588 Esas sayılı dosyası ile davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edildiğini, anılan dosyada alınan raporun müvekkili lehine geldiğini, davalı tarafından tescili talep edilen "... ..." marka başvurusunun, müvekkili adına TURKPATENT nezdinde tescilli "..." ve türevi markalar ile neredeyse birebir aynı olduğunu, YİDK kararının aksine "..." ibaresinin markaya ayırt edicilik sağlamadığını, davalının markasını müvekkili markalarından uzaklaştırma niyeti olmadığını, markaların kapsamlarının aynı olduğunu, 2011 ve 2013 yıllarından beri tescilli markanın kullanıldığı hizmette, davalının da yıllardır faaliyette bulunduğu ve bu sektörde tescil almaya çalıştığı halde alamadığını, davalının 2013 yılından beri binlerce yerli ve yabancı turiste hizmet verdiğini ifade ettiğini ancak bunun gerçek olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-2097 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı yanın önceki tarihli ve koruması devam eden markalarının 36, 39 ve 43. sınıf hizmetlerde tescilli olduğu, anılan hizmetler bakımından taraf markalarının aynı, aynı tür hizmetleri kapsadıkları, bununla birlikte dava konusu marka kapsamında 35. sınıfta yer alan hizmetler ile davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan hizmetler arasında benzerlik bulunmadığı, davacı yanın 35. sınıf hizmetleri kapsayan 2019/101955 sayılı markasının ise müddet konumunda bir marka olduğu, öte yandan işbu dava kapsamında davacı yanın, davalıya ait marka başvurusunun yayınına yönelik itirazlarının, yalnızca 2019/101955 sayılı davacı markası bakımından kabul edilerek, başvuru kapsamından 35. sınıftaki hizmetlerin ilk olarak çıkartılmasına karar verildiği, verilen bu karara karşı davacı yanca itiraz edilmediği, yalnızca davalı başvuru sahibi tarafından itiraz edildiği, dolayısıyla YİDK karar aşamasında Kurum tarafından yapılan incelemenin, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından verilen kararın tek gerekçe markası olan 2019/101955 sayılı marka açısından yapıldığı, anılan markanın da YİDK karar tarihi olan 18.03.2021 tarihi itibariyle reddine karar verilmiş ve hakkındaki karar kesinleşmiş bir marka olması nedeniyle, 35. sınıf yönünden verilen ret kararının iptal edildiği, dolayısıyla YİDK kararının iptali istemi açısından, iptal kararının gerekçesi gözetildiğinde SMK m. 6/1 kapsamında karşılaştırılabilir hiçbir markanın mevcut olmadığı, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... ..." ibareli markası arasında görsel unsurların bütüne olan etkileri itibariyle birbirleri ile bir benzerlik taşımadığı, bununla birlikte görsel unsurlar itibariyle yaratılan farklılığın, bütüne hakim sözcük unsurları açısından bulunmadığı, davacı markalarında "..." şeklinde yer alan ibarenin dava konusu markada da "..." şeklinde yer aldığı, dava konusu markanın ön sesinde "..." harfleri kullanılmış ise de anlamlı bir kısaltma olmayan, zihinde kalıcılığı düşük ve görsel anlamda dahi "..." kelimelerine nazaran daha silik yazılmış bu ibarenin, tüketicinin ilk anda dikkatini uyarır nitelikte olmayacağı, "..." şeklindeki bir tamlamanın, turizm hizmetleri ve konaklama hizmetleri açısından ayırt edici vasfının zayıf olduğu, dikkat düzeyi yüksek bir tüketicinin dahi bu hizmetlerden yararlanırken yapacağı bir araştırmada salt bu ibarelerle oluşturulmuş internet siteleri ile karşı karşıya kalacağı gözetildiğinde, birbirine bu denli yakın şekilde oluşturulmuş isimlerle hizmet sunan işletmeleri birbirlerinden ilk anda ayırt etmesinin mümkün olamayacağı, "..."–"..." hakim unsurlarından oluşan markalardaki ek ibarelerin, işaretlerin birbirlerinden somut bir biçimde ayrıştırılmaları için yeterli olmadığı ve dikkat/bilinç düzeyi yüksek tüketicilerin dahi işaretlerin iktisadi kaynakları bakımından yanılgı yaşayabilecekleri, dava konusu markadaki "..." ibaresinin de gerek marka içerisindeki yazım biçimi gerekse de ayırt ediciliği itibariyle akılda kalıcılığının son derece düşük olduğu gözetildiğinde, tüketicinin markalardaki algılarıın ilk unsur olarak "..."–"..." ibareleri üzerinde olacağı, bu kavramlardaki benzerlik düzeyinin ise tüketicinin yanılgı yaşayabilmesi için yeterli bulunduğu, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, somut uyuşmazlıkta davacı yanın dava dosyasına tanınmışlık iddiaları ile ilgili herhangi bir delil sunmadığı, davalının markanın amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak davacıya ve 3. kişileri baskı altına alma, engelleme, santaj, yedekleme, tuzak, marka ticareti yapma konusunda kötü niyetli başvuruda bulunduğuna dair delilin mevcut olmadığı, yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın, kötü niyetin kabulüne yeterli bulunmadığı, kötü niyet iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'nın 2021-M-2097 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2019/104759 kod nolu "... ...+Şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, davacı tarafça YİDK nezdinde itiraz edilmeyen ve dolayısıyla YİDK tarafından değerlendirilmeyen hususların mahkemece değerlendirildiğini, bunun yanı sıra kullanımın ispatlanmadığı kararı verilen iki adet markanın, SMK'nın 19/2 maddesinde öngörülen kullanım ispatı müessesesi hiçe sayılarak, kullanımı ispatlanmış gibi SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali incelemesine esas alındığını, somut olayda kullanım ispatlanamadığı gibi SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında öngörülen kanuni kriterlerin de mevcut olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, ilk derece mahkemesince, taraf markaları arasında görsel unsurların bütüne olan etkileri itibariyle birbirleri ile bir benzerlik taşımadığı belirtilmiş ise de bu değerlendirmeye rağmen markaların benzediği ve iltibas ihtimali bulunduğu şeklinde karar verilmesinin, hükmün çelişkili olmasına yol açtığını, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, müvekkili markasının ayırt edici bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK.’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta da ilk derece mahkemesince, kararın gerekçesinde YİDK kararının iptali davası bakımından, iptal kararının gerekçesi gözetildiğinde SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karşılaştırılabilir hiçbir markanın mevcut olmadığı, öte yandan hükümsüzlük davası yönünden ise başvuru kapsamında yer alan 36, 39 ve 43. sınıf hizmetler bakımından taraf markalarının aynı, aynı tür hizmetleri kapsadığı, bununla birlikte dava konusu marka kapsamında 35. sınıfta yer alan hizmetler ile davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan hizmetler arasında benzerlik bulunmadığı açıklanmasına rağmen hüküm kısmında, YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın da tümden hükümsüzlüğüne karar verilerek, gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye yol açılmıştır. Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçe ile hükmün çelişkili olmamasına ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde, gerekçe ile hüküm arasında yaratılan çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, hükmün gerekçesi ile hüküm arasında çelişki olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/12/2022 gün ve 2021/139 E. - 2022/399 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/10/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.