İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, borçlular tarafından takibe itiraz edildiğini, takip işlemlerini durdurulduğunu, dava süresince borçluların ödemelerini tatil ederek…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1515 KARAR NO : 2025/1623 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 03/09/2025 NUMARASI : 2025/610 Esas (Derdest) DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari KrediliMevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, borçlular tarafından takibe itiraz edildiğini, takip işlemlerini durdurulduğunu, dava süresince borçluların ödemelerini tatil ederek, malvarlığını kaçırma, gizleme ve devretme eğiliminde olduğu haber alındığını, taşınır ve taşınmaz malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yetecek miktarının ihtiyaten haczini talep etmek zarureti doğduğunu, davacı banka ile davalı asıl borçlu ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri ile diğer sözleşmeler imzalandığını, diğer davalılar ... ... ve ... ... ... İnş.Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.nin sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, borçlunun bankadan kullandığı kredilerden kaynaklanan borçlarını ödemediğini, borçlarını ödemesi için Kat ihtarnamesi keşide edildiğini, ve sonrasında borçlular aleyhine İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasından haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, anılan icra takip dosyasına, davalı borçlular tarafından itirazda bulunulduğunu belirterek davalı borçlular aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 03/09/2025 tarihli ara karar ile "...Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davaya konu Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi, ihtarname, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; asıl borçlu ve kefil ... ... ... İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi açısından Taşıt Rehin Sözleşmesinin olduğu, bu sözleşmelerde miktar belirtilmediği, rehinle temin edilmiş miktarın borcu karşılayıp karşılamadığının belli olmadığı, rehinle karşılamayacak miktarda alacağın bulunduğunun bu aşamada belli olmadığından bunlar hakkında talebin reddine, diğer borçlu ... ... yönünden verilmiş ipotek, taşıt rehni bulunmadığı anlaşıldığından onun açısından ihtiyati haciz koşulları oluştuğu anlaşılmakla talebin ihtarnamede belirtilen 4.708.036,71 TL yönünden %15 teminatla kabulü ile ihtiyati haciz konulmasına, fazlaya ilişkin talebin yargılamayı gerektirdiğinden reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rehin sözleşmesinde rehin bedeli yazılması için hukuki zorunluluk/yasal düzenleme olmadığını, ayrıca somut olayda ticari bir borç söz konusu olduğunu, rehin bedelinin sözleşmede yer almıyor olmasının, araç rehninin, tüm borcu karşılayıp karşılamayacağında tek başına esas alınabilecek bir kriter olmadığını, bankalar tarafından kredi teminatı olarak taşıt rehni verildiği durumlarda taşıt üzerine kaydi olarak rehin şerhi konulduğunu, rehinli malın zilyedliğinin devir alınamadığını, yargılama neticesinde alacaklının haksız çıkması durumuna karşın dosyaya baştan teminat alınarak borçlunun hak kaybının önüne geçildiği bir sistemde, eşitlik ilkesi gereğince ihtiyati haciz kararı verilerek alacaklının alacağın da güvence altına alınması gerektiğini, aksi yönde bir kararın borçlunun malvarlığını azaltarak borcunu ödemekten kaçınmasına sebebiyet verebileceğini, somut olaya konu taşıtın rehni 3 milyon üzerinden RPÇ takibine konu edildiğini, banka alacağının ise 3 milyonun hayli üzerinde olduğunu, motorlu araçların kasko bedellerinin Türkiye Sigorta Birliği' nin sayfasında ilan edilmekte olduğunu, somut olaya konu araçların kasko bedellerinden hareketle tüm alacağın karşılanmayacağının yaklaşık olarak ispatlandığını, bu yaklaşık ispatın ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz talebinin kabulü ile, davalı borçlu şirketler aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesine, kararın İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün ...E. Sayılı dosyasından uygulanmak üzere verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE Talep, genel kredi ve kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin ihtiyati haciz kararı verilmesi, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı banka ile davalı ... Ltd. Şti arasında 100.000.000 TL limitli 30/05/2024 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı ... ... ve ... Ltd. Şti. nin müteselsil kefaletinin bulunduğu ayrıca asıl borçlu tarafından 1.500.000 TL limitli gayrimenkul ipoteği ve ayrıca limiti belirlenmemiş araç rehni tesis edildiği, kefil ... Ltd. Şti.'nin de kendi kefaleti ile birlikte asıl borcun borcunu teminat olmak üzere limiti belirlenmemiş araç rehni tesis ettiği anlaşılmaktadır. İhtiyati haciz isteyen taraf, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmediğinden bahisle incelemeye konu ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olarak talepte bulunmuştur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır(Yargıtay 19 HD'nin 12/12/2019 Tarih,2019/2300 E-2019/5531 K). Somut olayda; davalı ... Ltd. Şti. ile banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, asıl borçlunun 1.500.000 TL gayrimenkul ipoteği ile birlikte limiti belirlenmemiş araç rehni verdiği kefil ... Ltd. Şti. tarafından da limiti belirtilmemiş araç rehni ile kendi kefaleti ve asıl borcun teminatı olarak rehin tesis edildiği, davacı banka tarafından araç rehinlerinin ve gayrminkul ipoteğinin paraya çevrilmesi için takiplerin başlatıldığı anlaşılmaktadır. İhtiyati haciz talep aşamasında ipotek ve araçlar paraya çevrilip rehin açığı belgesi sunulmadığı da anlaşılmaktadır. İİK.'nın 45. maddesine göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflâsa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflâs veya haciz yolu ile takip edebilir. Anılan hüküm, asıl borçlu ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğini düzenlemektedir. Buna göre, İİK'nun 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, müteselsil kefiller hakkında uygulanmaz. Rehin, müteselsil kefilin, kendi kefaletinin teminatı olarak verilmişse, müteselsil kefil asıl borçlu konumuna geleceğinden İİK. 45. maddesi artık müteselsil kefil hakkında da uygulama alanı bulacaktır. 6098 sayılı TBK 586. maddesi "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir." düzenlemesini içermektedir. Asıl borçlunun taşınmazları üzerinde tesis edilen ipoteklerin müteselsil kefillerin borcunun da teminatı olması halinde TBK'nin 586/2. ve İİK'nın 45. maddeleri uyarınca müteselsil kefiller hakkında ihtiyati haciz kararı verilemez. Ancak; ipoteğin müteselsil kefillerin borcunun teminatı olarak verilmemesi halinde TBK'nın 586/1. maddesi uyarınca asıl borçlu hakkında takip yapılmadan ya da asıl borçlunun borcunun teminatı olan rehnin paraya çevrilmesi yoluna gidilmeden kefiller hakkında takip yapılmasına hukuken bir engel yoktur.Öte yandan TBK’nın 586’ncı maddesinin 2’nci fıkrasının 1’inci cümlesinde müteselsil kefil hakkında icra takibi yapılmasına engel olan istisna öngörülmüştür. Bu hükme göre, alacağın teslime bağlı menkul rehni (TMK m.939) veya alacak rehni (TMK m.954 vd) ile güvence altına alınması hâlinde rehnin paraya çevrilmesinden önce müteselsil kefil hakkında takip yapılamayacaktır. Ancak, TMK’nın 940. maddesinin II. fıkrasında “Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde, zilyetlik devredilmeden de, taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir. Rehnin kurulmasına ilişkin diğer hususlar tüzükle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemeden hareketle kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar bakımından, teslime bağlı rehin yanında, zilyetliğin alacaklıya devrine gerek olmaksızın, taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile kaydedilmek suretiyle taşınır mal üzerinde rehin kurulabilir. Böyle bir rehin teslime bağlı taşınır rehni olmadığından, TBK’nın 586’ncı maddesinin 2’nci fıkrasının 1’inci cümlesine göre müteselsil kefillerin takibine engel teşkil etmez. Mahkemece ipotek ve taşınır rehni ile teminat altına alınan kısımlar yönünden ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş ise de, Dosya içeriğinden ipoteğin kefaleti kapsamadığı ve rehin sözleşmesi ve sicil kaydına göre rehnin TMK’nın 940’ıncı maddesine göre oluşturulan sicilli taşınır rehni olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan müteselsil kefil ve asıl borçlunun yönünden alacağın taşınır rehni ile güvence altına alındığından bahisle bu kısma ilişkin ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/10002 E. 2015/11357 K. ilamı)HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesinin 03/09/2025 tarihli ara kararı isabetli görülmemiş ve bu nedenle ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesinin 03/09/2025 tarihli ara kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılmak üzere ara kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/11/2025