T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/274 KARAR NO: 2025/1508 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 03.12.2021 NUMARASI: 2020/897 Esas - 2021/1071 Karar DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara kar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/274 KARAR NO: 2025/1508 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 03.12.2021 NUMARASI: 2020/897 Esas - 2021/1071 Karar DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinden banka hesaplarına hacizle haberdar olduklarını, süresinde itiraz edilmeyen takibin kesinleştiğini ve takip bedelinin icra dosyasına ödendiğini, taraflar vade farkına ilişkin her hangi bir sözleşme olmadığını, davalının temerrüt ihtarında bulunmadığını, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını ileri sürerek, takip dosyasında ödenen 69.023,16 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ile 19.07.2019 tarihinde ticaretin başladığını, 06.06.2020 tarihinden itibaren davalının, davacıya satılan malların bedelini ödemediğini, anlaşma gereğince verilmesi gereken 150 gün vadeli çekin verilmediğini, 183.305,00 TL bakiye için kesilen faturaların vadesinin 150 günü geçtiğini ve verilen çeklerin 300 güne tekabül ettiği için davacıya ... nolu iade faturasının gönderildiğini, davacının faturaları iade ettiğini, daha donra düzenlenen ... nolu faturanın davacıya iade edildiğini, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını savunarak, davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların ticari defter ve belgeleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına nazaran; aralarında ticari ilişki bulunan tarafların vade farkı isteyebilmesi için, yanlar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 sayılı ilamı). Yargıtay uygulamasına göre de, teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davacı tarafça itirazsız olarak ödenmiş olması gerekmektedir. Dosya kapsamına göre, taraflar arasında vade farkı ödeneceği yönünde yazılı bir anlaşmanın bulunmadığı ve yine vade farkı uygulamasına yönelik fiili bir uygulamanın yani zımni bir anlaşmanın da bulunmadığı anlaşılmakla, davalı tarafından davacıya haksız olarak başlatılan icra takibinin süresinde itiraz edilmemesi sebebiyle kesinleşmesine istinaden, takip dosyasına davacı tarafça yapılan ödemenin usul ve yasaya aykırı olduğu..." gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Sunulan WhatsApp yazışmalarından görüleceği üzere, davacı şirket yetkilisine vade süresi geçildiği takdirde vade farkı talep edileceğinin yazılı olarak bildirildiğini, HMK'nın 199. maddesine göre bu yazılın belge olduğunu, Yargıtay kararlarında da bu tür yazışmaların belge olarak kabul edildiğini, Yargıtay uygulamasına göre vade farkı talep edilebilmesi için alacağını ispatlanması, vade farkını yazılı bir sözleşmeyle kararlaştırılması, yazılı bir sözleşme bulunması halinde bu yönde alışa gelmiş bir uygulamanın bulunması gerektiğini, bu iki koşuldan birinin varlığının yeterli olduğunu, taraflar arasında vade farkı talep edileceği bildirilen yazışmanın yazılı sözleşme niteliğinde olduğunu, mahkeme tarafında bu hususuta bir inceleme yapılmadan verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Taraflar arasında vade kararlaştırılmasına rağmen süresinde ödeme yapılmadığını, sektörde bu gibi durumlarda vade farkı ödenmesi gerektiğine ilişkin teamül oluştuğunu, mahkemece sadece defter ve belgelerin incelendiğini ve ticari teamüle ilişkin bir araştırma yapılmadığını, taraflar arasında uzun süren bir ticari ilişki bulunduğunu, koli sektöründe vadesinde ödeme yapılmaması halinde vade farkı ödeneceğine ilişkin teamül bulunduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, kesinleşen icra takibi kapsamında ödenen tutarın istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesinin kısa ve gerekçeli kararında davanın kabulüne karar verilmiş, ancak hükmedilen alacak miktarı ile faizine ilişkin bir açıklama yapılmamıştır. Mahkeme kararının hüküm fıkrası icra edilecektir. Dava dilekçesinde 69.023,16 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte talep edilmesine rağmen, bu konuda bir hüküm kurulmadan, davanın kabulüne karar verilmesi ile infazı ve icrası mümkün olmayan bir karar verilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. HMK'nun 297/c, 27/c maddelerinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. İlk derece mahkemesinin infaz edilecek hüküm fıkrasında hükmedilen şeyin miktarı ve niteliği ile talep edilen faize ilişkin bir açıklık bulunmadan, davanın kabulüne karar verilerek infazı mümkün olmayan ve infaz denetimine elverişsiz bir karar verilmesi nedeniyle, usulüne uygun ve infazı kabil bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK’nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.09.2025