İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya davalı bankanın ... Şubesi'nden 29/01/1999 tarihinde vadeli USD hesabı açıldığını, aynı gün hesaba 100.000,00-USD yatırdığını, hesaptan son olarak 04/10/1999…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1410 KARAR NO:2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/06/2022 NUMARASI:2020/272 Esas - 2022/457 Karar DAVA:Alacak (Bankacılık Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya davalı bankanın ... Şubesi'nden 29/01/1999 tarihinde vadeli USD hesabı açıldığını, aynı gün hesaba 100.000,00-USD yatırdığını, hesaptan son olarak 04/10/1999 tarihinde 80.125,00-USD çekildiğini, vadeli hesapta bulunan mevduat tutarına sonradan ne kadar faiz işlemiş olduğu ve mevduatın mevcut miktarının bilinmediğini, davacının zaman zaman Amerika'da ikamet ettiğini ve Türk vatandaşı olduğunu, hesap vadeli hesap olduğundan zamanaşımına uğramayacağı söylendiğinden hesabı kendi haline bıraktığını ve sonrada unuttuğunu, davacının bir süre sonra bankadaki parası ile banka hesabının zamanaşımına uğradığı ve ... Fonuna devir edildiğinin söylendiğini, 5411 Sayılı Kanun'un 62. maddesinde, bankalar nezdinde mevduatların, hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların zamanaşıma tabi olduğu belirtilmiş ise de devrin yapılabilmesi için yasal gereklerin eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerektiğini, geçmişte davalı banka tarafından davacıya hesabın zamanaşımına uğradığı yönünde geçerli bir ihtar mektubu gönderilmediğini, tek başına bir hesabın zamanaşımına uğramasının hukuken mümkün olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile haksız ve usulsüz şekilde zamanaşımına uğratılarak ...'ye devredilmiş olduğu bildirilen ve miktarı yargılama sürecinde bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacak olan davacıya ait mevduat alacağının şimdilik 1.500,00-USD'lik kısmının mevduat tutarının fona devir tarihine kadar işlemiş faiziyle ve devir tarihinden itibaren de hesap sözleşmesindeki faiz üzerinden işletilecek sözleşme faizi ile beraber davalıdan davacıya iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hesaptaki tutarın davacıya ödenmediği iddiasının mesnetsiz olduğunu, dava konusu hesabın açıldığı tarihin 29.01.1999, davacı yanca ibraz olunan hesap cüzdanına göre son işlem tarihinin ise 04.10.1999 yılları olduğunu, aradan yaklaşık 20 yıl geçtiğini, aradan geçen bunca zaman zarfında söz konusu hesaplardaki tutarların çekilmemiş olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hesap cüzdanlarının kıymetli evrak vasfında olmadığından hesaptan para çekmek için hesap cüzdanı ibrazı zorunlu olmadığını, Bankacılık Kanunu gereğince en son işlem tarihinden itibaren 10 yıl süre ile aranmayan her türlü mevduat ...’ye devredildiğinden, davacının hesap cüzdanı ibraz etmeksizin dava konusu tutarı hesabın açıldığı tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde çektiği anlaşıldığını, ancak hesapla ilgili belge saklama yükümlülüğü 10 yılla sınırlı olduğundan ödeme belgelerinin bankada bulunmadığını, ödemeye ilişkin belgelerin saklanma süresi işlem tarihinden itibaren TTK ve Bankalar Kanunu gereği 10 yıl olduğunu, davacının, hesabın TMSF’ye devrinden önce çekebileceği azami tarihin 04.10.2009 tarihi olduğunu, bu durumda azami 04.10.1999 tarihinde gerçekleştirilen işlemlerle ilgili olarak davalı bankanın ödeme belgelerini saklama süresinin 04.10.2009 tarihinde dolduğunu, kanunen saklama süresi sona eren belgenin aradan 10 yıl geçtikten sonra bankadan istenmesi ve ödediğini ispat etmesinin beklenemez olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, dosyaya sunulan hesap cüzdanlarına itirazlarının bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda," , ...Mahkememizce yapılan değerlendirmede; dava konusu paranın davalı banka nezdinde bulunan hesaba yatırıldığı, davalı banka tarafından hesap bakiyesinin ...'ye devredildiği anlaşıldığından bu durumda ispat yükü davalı bankadadır. Davalı banka tarafından hesaptaki bedelin 10 yıllık zamanaşımına uğradığından bahisle 22.06.2013 tarihinde ... nin T.C. Merkez Bankasındaki hesabına devredildiği anlaşılmaktadır. 01.11.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan "Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat Katılım Fonu Emanet ve Alacaklara ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in 8. maddesinde bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması, bankaca, hak sahiplerinin iadeli taahhütlü bir mektupla ve ilanla uyarılması koşuluna bağlı tutulmuştur. Bu bakımdan bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek ilan ve tebligatların yapılması koşuluna bağlıdır. (Yarg. 11. HD. 11/01/2010 T. 2008/8695 E. 2010/154 K.) Davalı banka tarafından mevzuat gereği gerekli ilanlar usulüne uygun yapılmıştır. Ancak banka, davacıya gönderildiği beyan edilen PTT barkod numarasını dosyaya bildirilmişse de tebliğe ilişkin herhangi bir belge sunulmamış olduğundan; mahkememizin 09/09/2020 tarihli duruşmasında PTT'ye barkod numarası belirtilerek iadeli taahhütlü mektup davacıya tebliğe ilişkin belgenin gönderilmesi için müzekkere yazılmış, PTT'den gelen yazı cevabında gönderinin iade işlemine tabi tutulduğu, yani belgenin davacıya usulüne uygun tebliğ edilmediği belirtilmiştir. Bu durumda davalı bankanın zamanaşımı uyarı yazısının bila tebliğinden sonra hiç adres araştırması yapmadığı, Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca tebligatın usulüne uygun yapılmasına çalışılmadığı, davacıya usulüne uygun tebliğ yapılmadığı tespitiyle davacının davalı banka nezdinde hak ve alacaklar zamanaşımına uğramadığı kanaatine varılmıştır. Belirtilen bu nedenlerle, bankalarda bulunan mevduat ve emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek ilan ve tebligatın yapılması koşuluna bağlı olduğu, hesap sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdinde hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramayacağı, somut olayda usulüne uygun davacıya tebligat şartı gerçekleşmediğinden davacının hesabının zamanaşımına uğramadığı takdiriyle; 37.651,18-USD'nin dava dilekçesinde talep edilen 1.500,00 USD'lik kısmına mevduatın ...'ye devri tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinden fona devir tarihi olan 22/06/2013 tarihinden itibaren, bakiye 36.151,18-USD'ye usulüne uygun ıslahın yapılarak harcın yatırıldığı tarih olarak kabul edilen 20/12/2021 tarihinden itibaren olmak üzere 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca 1 yıllık USD mevduatına kamu bankalarınca uygulanan en yüksek oran üzerinden faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davanın kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hesaptaki tutarın davacıya ödenmediği iddiasının mesnetsiz olduğunu, ifa delillerinin ilelebet davalı banka tarafından muhafaza edilmesinin beklenemeyeceğini, aksi halde hukuk düzeninin kişileri ilelebet arşiv tutma yükümlülüğü ile sorumlu tutacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının zamanaşımı süresi dolmadan önce zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yaptığını kanıtlayamadığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, dosyaya sunulan hesap cüzdanlarına itiraz ettiklerini, bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, bilirkişinin yetkisini aşar bir biçimde hukuki mütalaa verdiğini, kabulünün mümkün olmadığını, rapora bu yönü ile itiraz ettiklerini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava; davacıya ait davalı bankada bulunun vadeli USD hesabının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ...’ye devrine ilişkin işlemin usulsüz olduğundan bahisle açılan alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesine, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı tarafa usulüne uygun yapılan dava dilekçesi ve tensip zabtının tebliğine rağmen yasal süresi içinde davaya cevap verilmemiş olmakla 6100 Sayılı HMK 128 maddesi gereği davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları inkar etmiş sayılır. Davalı taraf daha sonra sunduğu beyanlarında evrak bulunmadığını 10 yıllık evrak saklama süresinin geçtiğini savunmuş ise de davacıya ait hesabın 2013 yılında ...'ye devrediliği davanın açıldığı 2016 tarihi itibarıyla evrakların davalı bankada bulunduğu, bilahare mahkemece yazılan müzekkerelere verilen cevaplar ile davacıya ait hesap bakiyesinin zamanaşımına uğradığından bahisle 2013 yalında ...'ye devredildiği anlaşılmaktadır. Bankalarda bulunan Mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların zaman aşımına uğraması halinde yapılacak işlemler somut uyuşmazlıkta bankaya hesabın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanununda bu Kanunun mülga edilmesi ile yerine geçen 4389 sayılı Bankalar Kanununda ve bu kanununda yürürlükten kaldırılması ile onun yerine geçen 5411 sayılı Bankacılık Kanununda düzenlemeler bulunmaktadır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesi uyarınca, 10 yıl süreyle sahipleri tarafından aranılmayan mevduat, hak ve alacaklar zamanaşımına uğrayıp devir edileceği kanuni düzenleme gereğidir. Bu durumda devir işlemlerinin anılan yasa maddesi uyarınca BDDK tarafından çıkarılan yönetmeliğe uygun şekilde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerekir. 01/11/2006 tarih ve 26333 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki yönetmeliğin 8.maddesi devirde izlenecek yolu belirlemiştir. 8/1. maddesinde mevduatın 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı yasal düzenlemeye paralel şekilde düzenlenmiş olup, 2. maddede izlenecek yol belirlenmiştir. Buna göre, bankalar bir takvim yılı içinde zamanaşımına uğrayacak mevduatların fona devir edileceği hususunda mevduat sahibini iadeli taahhütlü mektupla uyarmalı, alacakları Şubat ayından itibaren kendi internet sitesinde yayınlamalı ve listenin kendi internet sitesinde ilan edildiği hususunu Şubat ayının 15. gününe kadar ülke genelinde yayım yapan tirajı en yüksek 2 gazetede 2 gün süreyle ilan etmelidir.Mevduat hesabının zaman aşımına uğradığı hususunun az yukarıda verilen Bankacılık Mevzuatı gereği usulüne uygun olarak yapılan işlemlerden sonra gerçekleştiğinin davalı bankaca ispatı gerekmektedir.Somut olayda; davalı bankanın davaya konu hesaplar açılırken bildirilen adrese iadeli taahhütlü mektup gönderdiği iddia edilmiş ise de; bankanın iadeli taahhütlü gönderi fotokopisi diye sunduğu "müşteri kabul listesi" başlıklı fotokopi üzerinde hiçbir veri yer almadığı, davalı vekilince mahkemeye bildirilen barkod numarası gönderinin akıbeti hakkında ptt ye yazılan müzekkereye verilen cevapta "gönderinin adresten ayrılmış" bilgisi ile iade işlemine tabi tutulduğu, göndericisine iadeten teslim edildiği" bilgisinin verildiği görülmektedir. Davalı bankaca iadeli taahhütlü olarak davacının hesap açılırken verilen adresine çıkarıldığı iddia edilen gönderinin hangi adrese çıkarıldığı belli değildir. Bu durumda mevzuat gereği davacıya çıkarılması gereken iadeli taahhütlü mektubun davalının bankadaki adresine tebliğe çıkarıldığının ve davalıya tebliğ edildiğinin ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk dairesinin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, yapılan işlemin usulüne uygun olarak kabul edilebilmesi için anılan tebligatın yapılması şarttır. Bu nedenle salt hesap açılırken bildirilen adrese tebligat çıkarılmış olması bile bankayı sorumluluktan kurtarmaz. Bankanın mudinin güncel adresini tespit etmek için gereken özeni gösterdiğini de ispat etmesi gerekir. (Emsal Yargıtay 11 HD. 2020/2189 E. 2021/2424 K. Sayılı ilamı)Bu durumda davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf istemi yerine görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 10.899,30 TL harcın, alınması gerekli olan 43.596,99 TL harçtan mahsubu ile bakiye 32.697,69 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026