TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2022 NUMARASI : 2020/494 Esas 2022/822 Karar DAVA : Maddi Tazminat, Alacak KARŞI DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 13/10/2020 KARŞI DAVA TARİHİ : 03/11/2020 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat, alacak istemine ilişkin dava ile alacak istemine ilişkin k…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/621 Esas 2025/1320 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/621 KARAR NO : 2025/1320 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2022 NUMARASI : 2020/494 Esas 2022/822 Karar DAVA : Maddi Tazminat, Alacak KARŞI DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 13/10/2020 KARŞI DAVA TARİHİ : 03/11/2020 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat, alacak istemine ilişkin dava ile alacak istemine ilişkin karşı davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl ve karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların tasfiyesi tamamlanmış ... Maatbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti'nin %50’şer hisseli ortakları olduğunu, davalının şirketin 10 yıllığına seçilmiş yetkili müdürü sıfatı bulunduğunu, şirket müdürü olan davalının ortak olmadan önce şirketin kiracı olarak faaliyetini sürdürdüğü adresin maliki ve 01/02/1992 tarihli kira sözleşmesindeki kiralayanı olduğunu, davalı tarafından şirket aleyhine açılan tahliye davasının reddedildiğini, temyiz başvurusu üzerine 17.3.1999 tarihli Yargıtay kararı ile kararın onandığını, daha sonra davalının şirkete %50 oranında hisse almak suretiyle ortak olduğunu, ortaklar kurulu kararı ile davalının on yıllığına temsil ve ilzam yetkisiyle şirket müdürlüğüne seçildiğini, davalının önce taşınmazından dava ile tahliye ettiremediği şirketin tahliyesi için şirketi temsil ve ilzam yetkisi dahi henüz gerçekleşmeksizin, 15/02/1999 tarihli tahliye taahhütnamesi düzenlediğini, müvekkiline bilgi dahi vermeden ve ortaklar kurulu kararı almadan eylemsel olarak 13.09.1999 tarihinde şirketin matbaa makineleri ile birlikte başka bir adrese taşıdığını, bu adresin matbaanın çalışması için zorunlu sanayi elektriğinin bile olmadığı bir depo olduğunu, ortaklar kurulu kararına dayanmayan şirket adresinin değişiminin yasal olmadığını, davalının tahliyeyi yasadışı yol ve yöntemlerle gerçekleştirdiğini, işçilerini işten çıkartarak şirketi gayri faal bıraktığını, taahhütlü işlerini dahi yapamaz duruma düşürdüğünü, mevcut müşteri portföyünü dağıttığını, şirketin sektöründeki kurumsal kimliğini ve itibarını yok ederek ticari hayatını bitirdiğini, davalının şirketin zamanın ileri teknolojisine sahip üstün özellikli ve değeri milyonlarca lira olan matbaa makinelerini yok pahasına üçüncü şahıslara satarak elden çıkarttığını, şirkete ait müşteri çeklerini cirolayarak kendisine ait şirketlerin yararına kullandığını, bilerek ve isteyerek şirketi fiilen iflas ettirdiğini, şirket demirbaşlarını da satarak şirketi fiilen bitirdiğini, müvekkili tarafından yaptırılan delil tespitinde, şirketin keyfi taşındığı ve yeni adresinde hiçbir faaliyetinin olmadığı, son derece hassas olan ve periyodik bakım isteyen milyonlarca değeri olan bu matbaa makinelerinin gelişigüzel yerleştirildiği için zarar gördüğü ve bu makinelerin çürümeye terkedildiği, bütün işçilerin işten çıkartıldığının tespit edildiğini, müvekkilinin davalının yasa dışı işlem ve eylemlerinden dolayı ortak sıfatıyla uğradığı şahsi zararların tazmini istemli dava ile şirketin feshi ve tasfiyesi için tasfiye memuru atanması talebiyle dava açtığını, yapılan yargılama neticesinde Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşen kararla, fesih ve tasfiye talebi yerinde bulunarak şirketin tasfiyesine karar verildiğini, diğer şahsi zarar tahsili istemlerinin ise borç-alacak durumunun tasfiye sonrasında ortaya çıkacağı ve ondan sonra talepte bulunulabileceği gerekçesiyle reddedildiğini, davalının tüm belge gizlemeleri, şirketin kayıtlarına ulaşılmasını engellemesi ve tasfiye sürecinin uzamasına yönelik tavırlarına rağmen uzunca süre devam eden şirketin tasfiyesinin tamamlandığını, mahkemenin 15/11/2019 tarihli ara kararı ile tasfiyenin kapatıldığını, 26/12/2019 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanarak şirketin sicilden terkin edildiğini, şirkete ait ticari defter ve kayıtları elinde bulunduran davalının engellemeleri ve savsaklamaları nedeniyle gerçekçi bir irdeleme ve değerlendirme ile inceleme yapılamadığını, zorunlu olarak üzerinde tek taraflı ve kötü niyetli her türlü düzenlemeleri yaptığını düşündükleri kayıtlar üzerinden sonuca ulaşıldığını, davalının yapmış olduğu haksız eylem ve işlemlerle müvekkilinin maddi zarara uğradığını, tasfiye süresince ve tasfiye için yapılan tüm giderlerin müvekkili tarafından yapıldığını ve tasfiye memurunun tüm ücretlerinin müvekkili tarafından ödendiğini belirterek müvekkilinin uğradığı tüm müspet ve menfi zararların güncellenerek tespitine, şirketin aktiflerinin kaybından ve beklenen ticari kayıplarından oluşan maddi zararlarına mahsuben, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 49.924,00 TL miktarındaki giderlerin tamamının, kusuru aşan kasıtlı işlem ve eylemleri ile buna sebebiyet veren davalıdan tahsiline, yerinde görülmez ise şirketteki %50 hissesi oranında avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı-karşı davalı vekili karşı dava cevap dilekçesinde özetle; karşı davada talep edilen vergi ödemesinin karşı davacının tek yetkili olarak yaptığı veya yapmadığı yasaya aykırı işlemi nedeniyle yapıldığını, tüm yetki ve görevin tasfiye memurunda olduğu bir süreçte ve şirketin hiçbir faaliyetinin olmadığı bir dönemde, karşı davacının hukuka aykırı işleminden doğmuş vergi borcu/cezasının sebebi ve tek yükümlüsünün kendisi olduğunu, müvekkilinin hiçbir katkısı, bilgisi ve onayı olmaksızın yapılmış işlem ve eylemlerden doğmuş vergi borcu/cezasının, müsebbibinin sorumluluğunda olacağından müvekkilinin şirket hissesi oranında sorumlu tutulmasının hakkaniyete de aykırı olacağını bildirerek karşı davanın reddini istemiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin kusurlu davranışı sonucunda şirketi zarara uğrattığının ispat edilemediğini, davacının tasfiye aşamasında tasfiye payı nedeniyle alacağı olduğundan bahisle veya ortaklık paylarıyla ilgili olarak hiçbir talepte bulunmadığını, rapor ve bilanço ile gelir tablosunun kendisine tebliğinden itibaren süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, davacının zarara uğradığını ileri sürerek tazminat talep etmesinin yasaya aykırı olduğunu, davacının yapmak zorunda kaldığı masraflardan kaynaklı talep ettiği miktarın zorunlu arabuluculuk aşamasında ileri sürülmediğini, vergi borçları ve cezalarıyla tasfiye giderlerinin şirket ortağı olan müvekkili tarafından ödendiğini belirterek davanın reddini istemiş, karşı davada da, şirketin tasfiye aşamasında mahkeme ara kararında da belirtildiği üzere vergi borçları ve cezaları ile tasfiye giderlerinin şirket ortağı olan müvekkili tarafından ödendiğini, bu konuda karşı davalının hiç bir itirazı bulunmadığını, ... Matbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.'ne ait toplam 51.154,65 TL vergi borcunun müvekkili tarafından ödendiğini, ödeme makbuzlarının tasfiye memuruna teslim edildiğini, müvekkilinin zorunlu olarak ödemek zorunda kaldığı 51.154,65 TL vergi borcunun yarısı olan 25.577,33 TL'nin ... Matbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.'nin %50 hissedarı olan karşı davalının sorumluluğunda olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.577,33 TL'nin karşı davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; ... Matbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.'nin tasfiye aşamasında mahkemece verilen ara kararda belirtildiği üzere vergi borçları ve cezaları ile tasfiye giderlerinin müvekkili tarafından ödendiğini, ödenen bedellerin yarısından karşı davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.577,33 TL'nin dava tarihinden itibarın işleyecek faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Ankara 7. Ticaret Mahkemesinin 2000/14 Esas sayılı dosyasında atanan bilirkişilerce ve işbu dosyada atanan bilirkişilerce davacının uğradığını iddia ettiği müspet ve menfi zararlara ilişkin dosya içerisinde bulunan belgeler kapsamında tespit yapılamadığı, tasfiye sürecine ilişkin tasfiye memurunca da tespit yapılamadığı, tasfiye memurunca hazırlanan bilançoya itiraz edilmediği, davalı şirket müdürünün kusurlu davranışı ile davacı şirket ortağının müspet ve menfî zarara uğradığına ilişkin iddialarını sunulan delillerle kanıtlayamadığı, davacının tasfiye memurunun işlemleri sırasında yapmış olduğu tasfiye giderlerini, aynı şekilde karşı davacının karşı davada talep etmiş olduğu vergi borcu ve cezası nedeniyle tasfiye kapanışı yapmadan ödemiş olduğu tutarların şirket hesabına işlenip, şirketin alacak borç durumunun buna göre belirlenerek tasfiye sürecinin tasfiye memurunca tamamlanması gerektiği, şirket ortaklarının şirketin tasfiyesi ve borcu için yapmış oldukları masraf ve ödemeleri şirketin tasfiye kapanışı yapmış olması nedeniyle rücuen diğer ortaktan talep etmelerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ..., şirkete ortak olmadan önce şirketin kiracı olarak faaliyetini sürdürdüğü adresindeki taşınmazın maliki ve 01/02/1992 tarihli kira sözleşmesindeki kiralayanı olduğunu, davalı tarafından Ankara 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1997/648 nolu dava dosyasından, şirket aleyhine tahliye davası açıldığını, ancak davanın reddedildiğini, temyiz yoluna başvurulması üzerine kararın onandığını, daha sonra davalı ..., şirkete %50 oranında hisse alarak ortak olduğunu, ortaklar kurulunun 9.2.1999 tarih ve 1999/34 nolu kararının, ticaret sicili gazetesinin 23.2.1999 tarihli 4737 sayılı nüshasının 52. sayfasında yayımlanan ilanı ile on yıllığına temsil ve ilzama yetkili şirket müdürlüğüne seçildiğini, ortaklar kurulu kararına dayanmayan bu işlemin hukuki bir anlamı olmadığından, eski TTK’nun 510, yeni TTK'nun 586. maddesine göre hukuken şirket adresinin değişiminin de yasal olarak gerçekleşmediğini, davalının, tek başına aldığı karar ve eylemleriyle, sırf taşınmazından tahliye edebilmek uğruna şirkete ortak olarak tahliyeyi yasa dışı yol ve yöntemlerle gerçekleştirdiğini, işçilerin işten çıkartılarak şirketi gayri faal bıraktığını, şirketi taahhütlü işlerini dahi yapamaz duruma düşürdüğünü, mevcut müşteri portföyünü dağıttığını, nihayetinde sektöründeki kurumsal kimliği ve itibarını yok ederek şirketin ticari hayatını bitirdiğini, davalı bununla da yetinmeyerek, şirketin zamanın ileri teknolojisine sahip üstün özellikli ve değeri milyonlarca lira olan matbaa makinelerini, yok pahasına üçüncü şahıslara satarak elden çıkardığını, şirkete ait müşteri çeklerini cirolayarak kendisine ait şirketlerin yararına kullandığını, bilerek ve isteyerek şirketi fiilen iflas ettirdiği gibi, bizatihi demirbaşlarını da satarak şirketi fiilen bitirdiğini, davalının bütün bu süreçlerle ilgili müvekkiline bilgi vermediğini, müvekkilden habersiz ve müvekkilin şirket ortağı olmaktan kaynaklanan tüm haklarını da yok ederek müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkili tarafından, yaptırılan tespit incelemesinde, şirketin keyfi bir kararla taşındığını ve yeni adresinde hiçbir faaliyetinin olmadığını, son derece hassas olan ve periyodik bakım isteyen milyonlarca değeri olan bu matbaa makinelerinin gelişigüzel yerleştirildiği için zarar gördüğünü ve bu makinelerin çürümeye terkedildiğinin, bütün işçilerin işten çıkartıldığının tespit edildiğini, müvekkili tarafından Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2000/14 Esas sayılı dava dosyasından davalının yasa dışı işlem ve eylemlerinden dolayı müvekkilinin ortak sıfatıyla uğradığı şahsi zararların tazmini istemli dava ile yine Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2000/21 Esas sayılı dosyasından da TTK'nun 549/4 ve 551 uyarınca şirketin feshi ve tasfiyesi için tasfiye memuru atanmasının talep edildiğini, mahkemece 2000/14 sayılı dosya üzerinde davalar birleştirilerek yürütülen yargılama neticesinde, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından da onanarak kesinleşen kararıyla, fesih ve tasfiye talebi yerinde bulunarak şirketin tasfiyesine karar verildiğini, diğer şahsi zararlarının tahsili taleplerinin ise borç-alacak durumunun tasfiye sonrasında ortaya çıkacağını ve ondan sonra bu talepte bulunulabileceği gerekçesiyle reddedildiğini, mahkemenin 15/11/2019 tarihli ara kararı ile tasfiye kapatıldığını, şirketin tasfiyesinin de 26/12/2019 tarihli türkiye ticaret sicili gazetesinde yayınlanarak sicilden terkin edildiğini, davalının, ortaklar kurulu kararı olmaksızın ve hiçbir haklı sebep yokken, şirketin adresinden taşınmış olmasının açıkça yasaya aykırı olduğunu, şirketin taşındığı adreste ticari faaliyetin sürdürülmesinin teknik olarak imkansız oluşunun da davalının açık kötü niyetli, şirkete ve ortağı müvekkiline zarar verme kastı taşıyan bir eylemi olduğunu, tek başına aldığı kararları ve yürüttüğü fütursuz işlem ve eylemleriyle şirketi fiilen iflasa sürüklediğini, süreç içerisinde demirbaş, makine, cihaz ve teçhizatını üçüncü şahıslara 'batan geminin malları' zihniyetiyle sattığını, şirketin işçilerini işten çıkarttığını, şirketin aktifindeki müşteri çeklerini kendisine ait şirketlerin yararına kullandığını, bütün bunları şirketin %50 ortağı olan müvekkilinin bilgisi, rızası ve katılımı olmaksızın keyfi ve yasadışı işlem ve kararlarıyla eylemsel olarak yaptığını, zararın belirlenmesindeki kriterin ise, şirketin yok olan aktifinin yanı sıra, yetkili ortak/davalı özen yükümlülüğünü yerine getirseydi şirketin ve dolayısıyla müvekkilinin elde edebilecekken yoksun kaldığı varlık olduğunu, mahkemece ispat yükünün tevcihinde de hata yapıldığını, yasal özen yükümlülüğünt kasten ihlal ederek, şirketi şahsi karar, işlem ve eylemleriyle fiilen işlevsizleştirerek kelimenin tam anlamıyla ekonomik olarak bitiren davalının, hem şirketi ve hem de ortağını zarara uğrattığını, karine olarak davalı/yetkili ortağın kusurlu olduğunu, zararın oluşmasında kusursuzluğunu ispat yükü yasal olarak davalı üzerinde iken, mahkemece ispat yükünün müvekkiline yüklenmiş olmasının doğru olmadığını, şirket aktifini ne yaptığını dahi açıklayamayan, kusursuzluğunu ispat için hiçbir çaba göstermeyen, tamamen keyfi uygulamalarıyla ortaya çıkan ve sonuçlarından kişisel olarak sorumluluğu bulunan davalının bütün bu haksız ve kötü niyetli karar ve eylemlerinin adeta ödüllendirildiğini, hükme esas alınan hem kök ve hem de ek raporda, mahkemece yapılacak olan tarafların iddia ve savunmalarının özetlenmesinden ve tasfiye raporuna atıftan başka hiçbir teknik tespit, analiz ve değerlendirme yapılmadığını, şirket envanterindeki zamanında çok değerli olan makine ve teçhizat ile varlığı sabit olan zarar irdelenerek hesaplanmadığını, somut olaya ilişkin somut değerlendirme ve görüş bildirilmediğini, bunun gerekçesinin ise delillerin sunulmamış olduğunu belirttiğini, dava dosyası içerisinde, şirketin yasaya aykırı olarak taşındığı adreste yapılmış delil tespiti dahil olmak üzere, ... Matbaacılık Ltd. Şti.'nin yok oluş sürecine ilişkin tespitleri de içeren, hesaplama yapmak ve görüş bildirmek için gerekli ve yeterli delilin bulunduğunu, şirkete ait ticari bilgi ve kayıtları müvekkilinden gizlediği gibi, tasfiye memuru ve bilirkişilere dahi vermemekte direnen davalıya rağmen müvekkilinin uğradığı zararları ispat edecek delil sunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirketin envanterinde bulunduğu sabit olan ve şirketin taşındığı adreste varlığı keşfen raporlanarak tespit edilen matbaa makina ve teçhizatına ilişkin matbaacı bilirkişinin -mukayese edilecek herhangi bir makine ve teçhizatın bulunmaması- gibi bir nedenle hiçbir değerlendirme yapmadığını, mahkemece bu eksikliğe rağmen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının da hatalı olduğunu, oysa bu makinelerin piyasa değerlerinin internet ortamından dahi edinilebileceğini, sonrasında değerlerinin güncellenebileceğini, mahkemece eksik ve yetersiz incelemeye dayanan, davalının eylemleri ile sonuçları arasında illiyet bağı aramayan, denetime de açık olmayan bilirkişi kök ve ek raporlarının hükme esas alınarak, davalının kusurlu davranışları ile şirkete ve müvekkiline zarar verdiği ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davalının fiili engellemeleri, belge ve defterleri vermekten imtina etmesi sebebiyle sınırlı bilgilerle ancak 15 yılda şeklen tamamlanabilen, sadece eksik kayıtlarla hazırlanmış mali durumla ilgili ve davalının vergisel tasarruflarına ilişkin bilgiler içeren tasfiye raporuna itiraz edilmediğinden bahisle ret kararı verilmesinin de isabetsiz olduğunu, tasfiye memuru ortakların eylem ve işlemlerinin meşruluğu ile doğurduğu sonuçları, uğranılan zararı tespit edecek bir yargı mercii olmadığı gibi, düzenlediği bilançonun da yargı kararı olmadığını, tasfiye memurunun raporuyla müvekkilinin uğratıldığı zararın tespiti mümkün olsaydı, zaten derdest davanın açılmasına ve yargılama yapılmasına gerek olmayacağını, mahkemenin görevinin, hiçbir yargısal niteliği ve bağlayıcılığı bulunmayan tasfiye memurunun raporunu onaylamak olmaması gerektiğini, mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun'un 336 ve devamındaki maddelerde belirlenen esaslar dahilinde hiçbir inceleme yapılmadığını, taleplerine rağmen bilirkişilerin bu çerçevede görevlendirilmediğini, kararın bu sebeple de eksik inceleme, hatalı hukuki değerlendirmeye dayalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin tasfiye aşamasında 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.11.2019 tarihinde verdiği ara kararda belirtildiği üzere vergi borçları ve cezaları ile tasfiye giderlerinin şirket ortağı olan ... tarafından ödenmiş olup, bu konuda davacı karşı davalının hiç bir itirazının bulunmadığını, dosya içerisinde bulunan 10 adet vergi dairesi makbuzundan da açıkça anlaşılacağı üzere ... Matbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti. Ne ait toplam 51.154,65 TL vergi borcu Yenimahalle Vergi Dairesi Servis Şefi ...'in makbuzlarda ki imzalı ve kaşeli beyanı 11.06.2019 tarihinde ... tarafından ödenmiş ve söz konusu ödeme makbuzlarının 11.06.2019 tarihinde tasfiye memuru ...'a teslim edildiğini, ...’ın zorunlu olarak ödemek zorunda kaldığı 51.154,65 TL vergi borcunun yarısı olan 25.577,33 TL'nin ... Matbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti. nin %50'şer hissedarı olan davacı/karşı davalının ödemek zorunda olduğu bedel olduğunu, bunun dışındaki tüm tasfiye masraflarının da ... tarafından ödendiğini, bilirkişilerin düzenlemiş oldukları raporda bu hususta iddialarını açıkça kanıtlar nitelikte müvekkilinin 2005-2008 döneminden kalan vergi borcu olan 51.154,65 TL'yi ödediğinin tespit edildiğini, vergi borcunun yarısı olan 25.577,33 TL'nin ... Matbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.'nin %50'şer hissedarı olan davacı karşı davalının ödemek zorunda olduğu bedel olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının karşı dava yönünden kaldırılmasına, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Asıl dava, davalı şirket müdürünün davacı şirket ortağını zarara uğrattığı iddiasıyla tazminat ve tasfiye giderlerinin ödenmesi nedeniyle davalı şirket ortağından tahsili, karşı dava ise, şirketin vergi borçlarının ödenmesi nedeniyle davalı şirket ortağının payına düşen tutarın tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin1999/251 D. İş Esas, Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/273 D. İş Esas 1999/53 Karar sayılı karar suretleri, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/14 Esas 2003/582 Karar sayılı dosyası ile bu dosya ile birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/21 Esas 2000/465 Karar sayılı dosyası, anılan dosyada sunulan 15/11/2019 tarihli tasfiye memuru raporu, banka dekontları, tahsilat makbuzu, tasfiye kapatma ara kararı, vergi dairesi alındı belgeleri, Ankara 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/648 Esas 1998/1442 Karar sayılı karar sureti, yargılama aşamasında hesap uzmanı, mali müşavir, matbaacı bilirkişi heyetinden alınan 07/12/2021 tarihli kök, 26/09/2022 tarihli ek rapor dosya içerisinde yer almaktadır. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/14 Esas sayılı dosyası ile birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/21 Esas 2000/465 Karar sayılı dosyası ile davacı ... tarafından davalı ... ve ... Matbaacılık ... Ltd. Şti. aleyhine davalı şirketin feshi talebiyle dava açıldığı, 19/10/2000 tarihli karar ile dosyanın Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/14 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği görülmüştür. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/14 Esas 2003/582 Karar sayılı dosyasında ise, davacı ... tarafından davalı ... aleyhine davalının %50 ortağı ve şirket müdürü olduğu şirket merkezini ortaklar kurulu kararı almadan ve gerekli ilanları yapmadan başka bir adrese taşıdığı, şirketin faaliyetinin durduğu, ticari ilişkilerin yok edildiği, müşterilerin kaybedildiği, şirketin zarara uğradığı, matbaaya ait makinelerin hasar gördüğü, işçilerin işten çıkarıldığı, şirkete ait çeklerin kendisi tarafından kullanıldığı, matbaanın taahhütlerini yerine getiremediği, maddi zarara uğradığı ileri sürülerek dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği anlaşılmıştır. Anılan karara karşı taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 02/12/2004 tarih 2004/496 Esas 2004/11827 Karar sayılı kararı ile, davacının şirket adına değil kendi adına tazminat istediği, tesis edilen hüküm gereğince şirketin tasfiyesinden sonra tasfiye payı dolayısıyla kişisel zararı olduğu takdirde bu iddiasına o zaman ileri sürmesinin olanaklı hale gelebileceğinden yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddi gerektiği belirtilmek suretiyle hükmün onanmasına karar verildiği görülmüştür. Davacı adına, ... Matbaası için açıklamasıyla dava dışı tasfiye memuru adına yatırılan bedellere ilişkin banka dekontları davacı tarafından sunulmuştur. Dava dışı ... Matbaacılık ... Ltd. Şti.'nin tasfiye masrafları için davacıdan 04/10/2005 tarihinde 1.300,00 TL tahsil edildiğine ilişkin mali müşavir Vedat Kaman tarafından tahsilat makbuzu düzenlenmiştir. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/14 Esas 2003/582 Karar sayılı dosyasında 15/11/2019 tarihli tasfiye kapatma ara kararı ile tasfiye memurunun isteminin kabulüne, ... Matbaacılık ... Ltd. Şti.'nin tasfiyesinin kapatılmasına karar verilmiştir. Anılan dosyada tasfiye memuru tarafından hazırlanan 15/11/2019 tarihli raporda, şirketin masrafları ile mahkemece belirlenen tasfiye memuru ücretinin şirket ortağı ... (davacı-karşı davalı) tarafından banka hesabına gönderilerek yapıldığı, bu ortak tarafından 30/09/2019 tarih itibarıyla tasfiye memuru ücreti ve şirket masrafları için toplam 59.955,00 TL ödeme yapıldığı, şirket ortağı ... (davalı-karşı davacı) tarafından vergi dairesine müracaat edilerek 11/09/2019 tarihi itibarıyla vergi borcunun 51.154,65 TL olarak ödenip, vergi dairesi ödeme makbuzlarının tarafına ibraz edildiği belirtilmiştir. Ankara 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/648 Esas 1998/1442 Karar sayılı kararıyla, davacı ... tarafından dava dışı ... Matbaacılık ... Ltd. Şti. aleyhine tahliye talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Yargılama aşamasında bilirkişi heyetinden alınan kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporda, tasfiye işlemleri için davalı ve davacı tarafça ödenen tutarların tespit edilerek ortaklık payları %50 olması sebebiyle eşit oranda katılacakları da değerlendirildiğinde, davacı tarafça yapılan masrafların tasfiye memuru raporundan 59.995,00 TL, davalı tarafça yatırılan ve karşı davaya konu yapılan 2005-2008 döneminden kalan vergi borcunun tutarının da 51.154,65 TL olduğu, davacının yapılan fazla ödeme tutarının 59.995,00 TL - 51.154,65 TL = 8.840,35 TL'nin yarısı olan 4.420,17 TL'nin davalıdan tahsili gerektiğinin değerlendirildiği, davacının dava dilekçesinde belirttiği, şirketin %50 ortağı ve tek yetkilisi olan davalının ortaklar kurulu kararı olmaksızın kişisel çıkarları uğruna yasa dışı ve şahsi işlem ve eylemleriyle şirketi gayri faal hale getirerek fiilen iflasa sürüklediği iddiasıyla şirket ortağı olarak davacının uğradığını iddia ettiği müspet ve menfi zararlara ilişkin dosya içeriği belgeler kapsamında tespit yapılamadığı, tasfiye sürecine ilişkin tasfiye memurunca da tespit yapılamadığı, bilançoya itiraz edilmediği dikkate alındığında davacının iddialarına ilişkin herhangi bir belge tespit edilemediği, bu kapsamda tasfiye faaliyetleri sırasında tarafların yapmış oldukları masrafların %50 ortaklık payına göre dağıtıldığında davacının 4.420,17 TL alacaklı olacağının tespit edildiği, asıl dava bakımından davacının tasfiye aşamasında yaptığı masrafların talep edilebileceği kabul edilmesi halinde yapılan incelemede davacının yaptığı masrafların 59.995,00 TL olarak hesaplandığı, davacının dava dilekçesindeki talebi 49.924,00 TL olup, 10.071,00 TL'sinin davadan sonra ödendiği, bu meblağın davacının diğer zararlar talebi kapsamında nazara alınıp alınamayacağının takdirinin mahkemeye ait olduğu, davalı karşı davacı ...'ın 2005-2008 döneminden kalan vergi borcu olan 51.154,65 TL'yi ödediği tespit edilmiştir. Davacı yan tarafların %50'şer hisse ile ortak oldukları şirketin tasfiye kapanışıyla terkin edildiğini, davalı şirket müdürü tarafından şirketin adresinin değiştirildiğini, şirketin gayri faal hale getirildiğini, şirket makinelerinin satıldığını, müspet ve menfi zarara uğradığını, tasfiye nedeniyle ödemeler yaptığını iddia etmiş, davalı yan davanın reddini savunmuş, karşı davada ise ödenen vergilerden davacının hissesi oranında sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında dava dışı ... Matbaacılık ... Ltd. Şti.'nin faaliyette bulunduğu taşınmazın davalıya ait olduğu, taraflar arasında kira sözleşmesi bulunduğu, dava dışı şirketin taşınmazdan tahliyesi talebiyle davalı tarafından açılan davanın reddedildiği, davalının sonradan dava dışı ... Matbaacılık ... Ltd. Şti.'nin %50 hissesini devraldığı, şirketin tek yetkili müdürü olduğu, müdür olduktan sonra şirketin kiracı olarak bulunduğu taşınmazına ilişkin adresini değiştirdiği, şirketi yeni adrese taşıdığı, davacı tarafından şirketin feshi talebi ile açılan davanın kabulüne karar verilmesi üzerine şirketin tasfiye işlemleri tamamlanarak sicilden terkin edildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, asıl davada davalı şirket müdürünün keyfi ve yasa dışı işlem ve kararlarıyla eylemsel olarak davacıyı maddi zarara uğratıp uğratmadığı, şirketin aktiflerinin kaybından ve beklenen ticari kayıplarından müteşekkil davacının zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise miktarı, bu miktarın davalıdan tazmininin talep edilip edilemeyeceği, davacı şirket ortağı tarafından tasfiye nedeniyle yapılan masrafların davalı şirket ortağından talep edilip edilemeyeceği, edilebilecek ise miktarı, karşı davada tasfiye masrafları ile şirket adına ödenen vergilerden karşı davalı ortağın sorumlu olup olmadığı, karşı davacının ödediği bu miktarlardan hissesi oranında karşı davalının sorumlu tutulup tutulamayacağı, sorumlu ise karşı davacının talep edebileceği alacak miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda tarafların %50'şer hisse ile ortak oldukları dava dışı ... Matbaacılık ... Ltd. Şti.'nin ticari faaliyetinin sürdürüldüğü adresteki taşınmazın davalıya ait olduğunu, davalının açtığı tahliye davasının reddedildiğini, davalının daha sonra şirket ortağı olduğunu, şirketin tek yetkili müdürü sıfatı bulunduğunu, şirketin müdürü olduktan sonra şirketin adresini ticari faaliyetini sürdüremeyeceği bir adrese ortaklar kurulu kararı almadan taşıdığını, davalının keyfi ve yasa dışı işlem ve kararlarıyla maddi zarara uğradığını, şirketin aktiflerinin kaybından ve beklenen ticari kayıplarından dolayı da zarara uğradığını ileri sürerek davalıdan maddi zararının tazminini talep etmiştir. Anılan talep karşısında ispat külfeti davacı üzerinde olup, davacı davalının eylemleri nedeniyle müspet ve menfi zarar kalemlerinden oluşan maddi zarara uğradığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Davacı ise, maddi zarara uğradığını usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır. Bu durumda mahkemece, davacının maddi zarara uğradığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek maddi zarara ilişkin davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin tasfiye sürecinde tasfiye için yaptığı harcamalardan kaynaklanan alacak talebi hakkında verilen karara karşı istinaf itirazı ile karşı davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde, asıl davada davacı yan davalı ile ortak oldukları şirketin tasfiye sürecinde tasfiye için harcamalar yaptığı, harcamalardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek alacak talebinde bulunduğu gibi, karşı davada da karşı davacıya tasfiye aşamasında ödediği şirket vergi borçlarından hissesi oranında karşı davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek karşı davada alacak talebinde bulunmuştur. Tarafların %50'şer hisse ile ortak oldukları dava dışı ... Matbaacılık ... Ltd. Şti.'nin Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/14 Esas 2003/582 Karar sayılı dosyada birleşen davada davanın kabulüyle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi üzerine tasfiye memuru tarafından hazırlanan 15/11/2019 tarihli raporda, şirketin masrafları ile mahkemece belirlenen tasfiye memuru ücretinin şirket ortağı davacı tarafından ödendiği, davacının yaptığı ödemenin 59.955,00 TL olduğu, davalı tarafından vergi dairesine vergi borcu olarak 51.154,65 TL ödendiği belirtilmiştir. Anılan raporda belirtilen davacı ve davalı ödemeleri şirket kayıtlarına işlenmesi ve tasfiye memurunun talebi üzerine Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/14 Esas sayılı dosyasında 15/11/2019 tarihli ara karar ile tasfiye memurunun isteminin kabulü ile dava dışı ... Matbaacılık ... Ltd. Şti.'nin tasfiyesinin kapatılmasına karar verilmiştir. Şirketin tasfiye süreci tasfiye memuru tarafından tamamlandığının tasfiye memuru tarafından bildirilmesi ile mahkemece tasfiye kapanış kararı alındığından şirketin tasfiyesi ve borcu için yapılan masraf ve ödemelerin artık diğer ortaktan rücuen tahsili talep edilemeyecektir. Hal böyle olunca, mahkemece dava dışı ... Matbaacılık ... Ltd. Şti.'nin tasfiye sürecinin tasfiye memuru tarafından yürütüldüğü, davacı ve karşı davacı tarafından şirketin tasfiyesi için yapılan harcamalar ve vergi ödemeleri şirket kayıtlarına işlendikten sonra şirketin tasfiye sürecinin tamamlandığı, mahkemece ara karar ile şirketin tasfiyesinin kapatılmasına karar verildiği, gelinen aşamada şirket ortaklarının tasfiye aşamasında yaptıkları masraf ve ödemeleri diğer ortaktan rücuen tahsilini talep edemeyeceği gözetilerek dava ve karşı davada yazılı şekilde hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl ve karşı davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı karşı davalıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcının peşin alınan 179,90 TL istinaf karar harcından mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacı karşı davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı karşı davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcının peşin alınan 179,90 TL istinaf karar harcından mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davalı karşı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/11/2025 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...