İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerinin davalı şirkette diğer davalı ... ... ile ortaklıkları bulunduğunu, ... ... aynı zamanda davalı şirketin münferiden müdürü pozisyonunda…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/221 KARAR NO : 2025/1344 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/06/2021 NUMARASI : 2014/702 Esas - 2021/424 Karar DAVA: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerinin davalı şirkette diğer davalı ... ... ile ortaklıkları bulunduğunu, ... ... aynı zamanda davalı şirketin münferiden müdürü pozisyonunda olduğunu, davalı ortağın davalı şirketi uzun zamandır tek başına idare ettiğini, davacı ortaklara herhangi bir hesap veya kar payı vermediğini, davalı ortağın davalı şirketin yaptığı satışları faturasız yaparak kayıt dışı kazanç elde ettiğini, davalı şirketin işyerinin kilidini değiştirerek davacı ve/veya vekillerinin işyerine girişi engellediğini, davacı müvekkillerinin şirketten olan ödenmeyen kar payı ve ayrılma akçelerini alarak şirketteki ortaklıklarının sonlandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; ... ...'in şirketin sorumlu müdürü olduğu ve yasa gereği tek başına temsil ettiğinin doğru olduğunu, ancak ortaklara hesap vermediği yönündeki iddianın doğru olmadığını, şirketin defterlerinin, hesaplarının muntazam tutulduğunu, yıllık bilançoların verildiğini, davacıların da bundan haber olduklarını, faturasız satış yapılması, kayıt dışı gelir elde edilmesi iddiasının iftira olduğunu, sorumlu müdürün şirketin işyerinin kilidini değiştirmesinde bir sakınca olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Nihai olarak mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre; davanın, davacıların ortağı oldukları davalı ... İm. San. Tic. Ltd. Şti. şirketinden TTK. Madde 638/2, 641 ve 642 gereği çıkma ve hesaplanacak ayrılma akçesinin ve ödenmeyen kar payının davalılardan tahsiline ilişkin olduğu, davacılardan ... ...'in 140 hisse adedi, 3.500 TL hisse değeri ile 29.07.2005 tarihinde şirket ortağı olduğu, Suna ...'in 130 hisse adedi, 3.255 TL hisse değeri ile 11.06.2010 tarihinde şirket ortağı olduğu Yasemin ...'in 1440 hisse adedi 36.000 TL hisse değeri ile 31.10.2010 tarihinde şirket ortağı olduğu, davalı ... ...'in %55 hisse oranı ile çoğunluk hissesine sahip ve münferit imza yetkisine sahip müdür olarak tek başına karar alma yetkisine sahip olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 638/ 2 de “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Davalı şirketin ana sözleşmesinde, bir ortağın tek taraflı iradesi ile şirketten çıkabileceğine dair hüküm öngörülmemiştir. Dolayısıyla, bir ortağın tek taraflı iradesi ile şirketten çıkması, esas sözleşmede hüküm bulunmadığı sürece mümkün değildir. Esas sözleşmede çıkmaya ilişkin bir hüküm bulunmadıkça, T.T.K. madde 638/2 hükmü uyarınca ancak haklı sebeplerin varlığı halinde, şirketten ayrılma hakkı doğan ortak, şirketten ayrılmasına izin verilmesini isteyebilir. Çıkma hakkı mahkemeye başvurularak dava yoluyla kullanılabilir. Böyle bir durumda haklı sebebin var olup olmadığını hâkim takdir eder. Bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere, payların çoğunluğuna sahip münferit imza yetkili müdür olan davalının şirketi iyi yönetmediği, şirkete ait ticari defterleri tutmak ve saklamakla görevli müdürün bu ödevine uygun davranmadığı, ortaklarına kar payı dağıtmadığı, 2012 yılındaki özkaynak ile ihtarın ve davanın açıldığı tarihteki 2013 yılındaki özkaynak arasında davalı şirket aleyhine çok büyük bir fark bulunduğu görülmekte olup bu durumun davacı ortaklar açısından, şirketten çıkmak için haklı sebep oluşturduğu kanaati ile, ortaklıktan çıkma yönündeki taleplerin kabulü gerekmiş ve bu doğrultuda karar verilmiştir.Bilirkişiler tarafından kök raporda yapılan mali incelemede, davalı şirketin 2013 yılı itibariyle -32.866,36 TL öz kaynaklar ile kaydi değerlerle borca batık durumda olduğu tespit edilmiş olup, davacıların, davalı şirket ve davalı ortağa Büyükçekmece 9. Noterliğinin 22 Temmuz 2013 gün ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide ettiği ve akabinde 05.08.2013 tarihinde bu davayı açtığı, 2012 yılında 207.902,17 TL olan özkaynağın, 2013 yılında -32.866,36 TL olduğu belirlenmiştir. Mahkememizce tarafların katılımı ile belirtilen yerlerde keşif icra edilmiş ve tespit edilen demirbaşlar ile ilgili değerleme yapılmış olup, ek raporlarda bu değerler de hesaplanarak şirketin mali durumu irdelenmiş olmakla, netice olarak davalı şirketin borca batık olduğundan davacılar payına hesaplanacak bir rayiç hisse değer payı (ayrılma akçesi) alacağının bulunmadığı kanaatine varılarak ayrılma akçesi hesabı yapılamamış ve bu talep reddedilmiştir. Bilirkişi kök raporunda yapılan değerlendirme ve tespitlere göre, davalı şirketin, davacılardan en uzun süredir ortak olan ... ...'in ortaklığa dâhil olduğu 2005 yılından sonraki yıllarda 2006 yılında zarar ettiği 2007, 2008 ve 2009 yıllarında kar ettiği, ancak davalı şirketin 2010 yılında sermaye artırımına gittiği ve geçmiş yıl karlarını sermayeye aktardığı, sermaye aktarımının yapıldığı 2010 yılından dava tarihine kadar geçen sürede de davalı şirketin düşük meblağlarda kar ettiği belirlenmiş olup, zarar eden bir şirketin tabii olarak kar dağıtımı yapamayacağı, sermaye artırımı ve geçmiş dönem karlarının sermayeye aktarımı kararının da ortakların bilgisi ve onayı dâhilinde olması nedeniyle 2010 yılı ve öncesinde davalı şirketin eksik kar | dağıtımında bulunduğu iddiasının yerinde olmadığı, 2011 ve 2012 yıllarında ise düşük meblağlarda kar edilmesi nedeniyle davalı şirket yönetiminin kar payı dağıtmaması kararının yerinde olduğu kanaati ile, kar payı tahsili talebinin reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ortak; davalı şirketi uzun zamandan beri tek başına idare etmiş, davacı ortaklara herhangi bir hesap veya kar payı vermemiş, davalı şirketin yaptığı satışları faturasız yaparak kayıt dışı kazanç elde etmiş, davalı şirketin kilidini değiştirerek davacı ve/veya vekillerinin işyerine girişini engellemiş, mülkiyeti davalı şirkete ait olan elmas kesme makinesi ile ölçüm mikroskobunu ortağı olduğu ... ... Ziraat Hayvancılık Gıda Kimya İnşaat ve Oto Sanayi Ltd. Şti. unvanlı firmasının Merkez Mah. 29 Ekim Cad. Ladin Sk. Kuyumcu Kent İş Merkezi ... Bahçelievler - İstanbul adresindeki işyerine taşıyarak, davalı şirkete zarara uğratmış olduğunu, şirketin olumsuz mali duruma düştüğü kabul edilse dahi bu duruma davalı ortak sebebiyet verdiğinden, davacının ortağı olduğu şirketten herhangi bir ayrılma akçesi ve kar payı alamayacağının kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı ortak, ticari kayıtları sağlıklı bir şekilde tutmayarak, davacıların kar payı ve ayrılma akçelerinin tahsilini imkansız hale getirmeyi amaçladığını, davalı ortak tarafından sağlıklı bir şekilde tutulmayan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesinde "davalı şirketin borca batık olduğu" tespitinin hatalı olduğunu, dava tarihinden bu yana gelinen noktada davalı ortağın ticari defterlerini teslim etmemesinden ne de bazı makinelerin bulunmamasından davalı şirketin borca batık olduğunun davalı tarafça gösterilmesinin amaçlandığını, davalı ortağın, davanın devamı boyunca, sermaye azaltılması veya şirkete ait bazı işletmelerin ya da mal varlığı unsurlarının devri gibi ayrılma akçesi miktarını azaltabilecek bazı işlemler yaptığını, bilirkişi heyeti tarafından gerekli araştırma yapılmadan şirketin borca batık olduğunun tespitinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda kullanılabilir öz kaynak bulunmadığı tespit edilirse; TTK. M.642: "(1) Ayrılma akçesi;a) Şirket kullanılabilir bir öz kaynak üzerinde tasarruf ediyorsa, b) Ayrılan kişinin esas sermaye payları devredilebiliyorsa, c) Esas sermaye, ilgili hükümlere göre azaltılmışsa, ayrılma ile muaccel olur." hükmünü düzenlediğini, bu hükme göre, ayrılma akçesi, kanunda öngörülen üç durumdan birisinin varlığı halinde ortağın ayrılmasıyla muaccel olacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; yerel mahkeme şirketin yeterli kullanılabilir öz kaynağa sahip olmadığını tespit ettiğini, bu sebeple diğer bentte yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiğini, çıkartılan ortağın payının başka bir ortak veya üçüncü kişi tarafından devralınmaması, yahut öz kaynak tutarının ayrılma akçesinin ödenmesine yetmemesi durumunda, çıkartılan ortağın ayrılma akçesinin şirket sermayesinden ödenmesi ve bunun sonucu olarak şirket sermayesinin azaltılması yoluna gidilmesinde kanunen zorunluluk bulunduğunu, bilirkişi heyetinin, makine ve demirbaşların toplam değerinin 109.850,00 TL olduğu tespitinin hatalı olduğunu, tespit edilen makinelerin değerleri piyasa değerlerinden oldukça düşük belirtildiğini, bu makineler, kuyumculuk gibi spesifik bir iş için yapılmış olan ve birçoğu yabancı sermaye tarafından üretilmiş olup yurt dışından ithal edilerek oldukça yüksek fiyatlar ödenerek alınmış makineler olduğunu, bu sektördeki makinelerin ikinci el değeri, makineler revize edip satıldığından, birinci el satım bedelinden çok aşağı bedele düşmediğini, ayrıca davalı şirket envanterinde bulunmasına rağmen, bilirkişi heyeti tarafından tespit edilemeyen makineler ve ham maddeler mevcut olup işbu makinelerin ve ham maddelerin listesi işbu dosyaya sunulduğunu ancak bilirkişi heyeti, işbu dosyaya liste halinde sunulan makinelerin ve ham maddelerin değerlerini hesaplamasına dahil etmediğini, bu sebeple, davalı şirketin öz kaynağı da eksik hesaplandığını, 2010 yılında şirketin sermaye artırımına gitmesi ve karını sermaye artırımına aktarması, davacıların onayı ve bilgisi dahilinde gerçekleşmediğini, davalı ortak; davalı şirketi uzun zamandan beri tek başına idare etmiş, davacı ortaklara herhangi bir hesap veya kar payı vermemiş, davalı şirketin yaptığı satışları faturasız yaparak kayıt dışı kazanç elde etmiş, davalı şirketin kilidini değiştirerek davacı ve/veya vekillerinin işyerine girişini engellediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davalı şirketin 2011 ve 2012 yılında düşük miktarda kar etmesi sebebiyle, davacılara kar payı dağıtılmaması hakkaniyete aykırı olup, hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, davalı şirketin düşük miktarda kar ettiği tespiti de; davalı ortağın, davalı şirketin ticari kayıtlarını kasıtlı olarak sağlıklı bir şekilde tutmaması ve basiretli bir tacir gibi davranmaması nedeniyle ortaya çıkan bir tespit olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, haklı sebebe dayalı olarak limited şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesinin ödenmesi, ayrıca kar payı alacağının tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ayrılma akçesine hükmedilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığı, kar payı dağıtılmasının şartlarının oluşup oluşmadığı, davacıların kar payı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacılar, davalı ... Sanayi İmalat İthalat İhracat Ve Tic. Ltd. Şti.'de toplam % 45 oranında, davalı ... ... ise %55 oranında pay sahibidir.Davacı tarafça, şirket ortaklığından çıkmak için haklı nedenlerin bulunduğundan bahisle ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesinin ödenmesi ile kar payı alacağının tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkeme tarafından davacının ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne karar verilmiş, ancak ayrılma akçesi ve kar payı talebinin reddine karar verilmiştir. Çıkma payı bir nevi tasfiye payıdır. Yani çıkan ortak için tasfiye payının yerine geçmektedir. Bu nedenle bu hak, farazi tasfiye payı olarak ifade edilmektedir. Çıkma ile ortaklık, sadece çıkan ortak için sona erdiğinden, ona düşen payın verilmesi amaçlanmaktadır, zira diğer ortaklar için ortaklık ilişkisi devam etmektedir. Bu bağlamda ayrılma payını, ortaklıktan ayrılan ortağa esas sermaye payını ve bu payın ona sağladığı ortak sıfatını kaybetmesine karşılık kendisine ödenmesi gereken değer olarak kabul etmek gerekir (Bkz. Yrd. Doç. Dr. Nihat TAŞDELEN, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Limited Ortaklıklarda Çıkma Çıkarılma ve Fesih, Ankara 2012, sf. 179 vd.).Hukukun genel ilkeleri ayrılma akçesinin ayrılma ile muaccel olmasını gerekli kılar; bu kural burada da geçerlidir. Ancak bu kural şirketin "kullanabilir öz sermayesi" varsa uygulanır. Çünkü ayrılan ortağa ödenecek ayrılma akçesi, esas sermaye payının gerçek değerine göre belirlenecek olup, payın gerçek değeri belirlenirken şirketin en azından bilanço değerinin bulunması gerekir. Bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin rayiç değerlere göre dahi borca batık olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davacıların ortakları olduğu davalı şirket öz varlığını kaybetmiş durumdadır. Şirketin pasiflerinin aktiflerini aşmış olması nedeniyle rapor tarihi itibariyle davacının payına isabet eden bir ayrılma payı bulunmamaktadır. Davacı tarafça, şirketin olumsuz mali duruma düştüğünün kabulü halinde dahi bu duruma davalı ortağın sebebiyet verdiği iddia edilmiş ise de, ayrılma akçesi yönünden bunun sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Ayrıca, bilirkişi tarafından tespit edilemeyen makine ve hammadelerin mevcut olup liste halinde sundukları makine ve hammaddelerin hesaplamaya dahil edilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, varlığı kanıtlanamayan ve tespit olunamayan makine ve hammadelerin nazara alınması mümkün değildir. Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince ayrılma akçesine ilişkin talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı taraf kar payı ödenmesini de talep etmiştir. TTK. m. 608/1. Maddesine göre dağıtılacak olan kârdan kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanunî yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçelerin de ayrılmış olması gerekir. Davalı Şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesinde, ihtiyat akçesi ayrıldıktan sonra kalan miktarın hissedarlara ödenmiş sermaye üzerinden dağıtılacağı düzenlenmiştir. TTK'nın 616/1-e maddesine göre, kâr payı hakkında karar verilmesi genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır.Şirketin kar etmesi halinde karın dağıtılması önerisi müdür tarafından genel kurula sunulabilir. Ancak, kar dağıtımına ilişkin bir gündem belirlenmemiş ise, karın dağıtılmasını isteyen azlık oyuna sahip ortak veya ortaklar TTK'nın 617/3. Maddesi atfı ile TTK'nın 411/1. Maddesi uyarınca yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilirler. Ancak azlık oyuna sahip davacılar tarafından, TTK'nın 411/3. Maddesinde belirlenen usule göre noter aracılığıyla gündeme kar payının dağıtımına ilişkin genel kurulun toplantıya çağrılmasının veya genel kurul toplanacaksa gündeme madde konulmasının istendiği iddia ve ispat edilmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, kâr payı hakkında karar verilmesi genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olup, genel kuruldan kar payı hakkında olumsuz bir karar alınmadan kar payının dağıtılmasına ilişkin dava açılması mümkün değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince kar payı istemine ilişkin talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025