(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2012/2287 E. , 2012/10181 K. "" Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, taraflar arasında genel kredi sözleşmesine dayalı kredi ilişkisi olduğunu, bu kredi sözleşmesine istinaden müve…
**(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2012/2287 E. , 2012/10181 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, taraflar arasında genel kredi sözleşmesine dayalı kredi ilişkisi olduğunu, bu kredi sözleşmesine istinaden müvekkili şirketin teminat olarak 1.500,000 TL bedelli bonoyu davalı bankaya verdiğini, davalı bankanın müvekkiline haber vermeden, müvekkilini temerrüde düşürmeden mahkemeden ihtiyati haciz kararı aldığını, müvekkili şirketin merkezinde fiili haciz uyguladıktan sonra 11.04.2009 tarihinde tebliğ ettiği kat ihtarnamesi ile ... İlaç Sanayi ve Tİcaret A.Ş'ne verilen 250.000TL'lik teminat mektubunun 08.04.2009 tarihi itibariyle tazmin olunduğunu belirterek müvekkili şirketin 243,429,79 TL'sini ödemesini ihtar ettiğini, ayrıca başka firmalara verdiği teminat mektuplarının iadesini veya nakdi depo etmesini ihtar ettiğini, davalı bankanın müvekkili şirketten haksız ve hukuka aykırı olarak talep ettiği meblağın 1.026.095,21TL olduğunu iddia ederek müvekkili şirketin davalıya 1.026.095,21 TL borcunun olmadığının tespiti ile 1.500.000TL teminat senedinin bu miktarının iptaline ve davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, takibe konu edilen bononun, müvekkili bankaya borcun ifası için verildiğini, müvekkili bankanın, davacıdan alacaklı olduğunu ve takip tarihi itibariyle alacağı olan rakam üzerinden icra takibine geçtiğini, haczin, icra memuru tarafından yasal ve usulü esaslar dahilinde tamamıyla yasaların tanıdığı hak ve yetkiler kullanılarak icra edildiğini, bankanın tek amacının alacağını tahsil etmek olduğunu, firmanın işlerine devam edebilmesi amacıyla haczolunan anabilgisayar, faks, fotokopi ve yazıcının muhafaza altına alınmayarak şirket yetkilisine yediemin sıfatıyla bırakıldığını, bu nedenle davacı vekilinin uygulanan haczin kendilerine zarar verme amacı taşıdığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkili bankanın ihtiyati haciz kararı almış olmasının ve haczi uygulamasının tamamen borçlu davacının kusuru nedeniyle yani müvekkili bankaya olan borçlarını zamanında ödememesi sonucunda ortaya çıktığını, alacağını tahsil edemeyen müvekkili bankanın kanuni yollara müracaat edip, haciz uygulamasının yasaların kendisine tanıdığı bir hak olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.