T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1505 KARAR NO : 2026/305 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/04/2022 NUMARASI : 2021/527 Esas 2022/249 Karar DAVANIN KONUSU: Haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi Taraflar arasındaki haksız rekabet davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair ver…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1505 KARAR NO : 2026/305 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/04/2022 NUMARASI : 2021/527 Esas 2022/249 Karar DAVANIN KONUSU: Haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi Taraflar arasındaki haksız rekabet davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." isminin yaratıcısı ve fikir sahibi olduğunu, bu ad altında 2019 yılında vergi açılışını yaparak "kahvaltılık, tost, kruvasan, sandviç ve tatlı" ürünleriyle hizmete başladığını ve o tarihlerden günümüze kadar halen "..." adı altında hizmet verdiğini, davalı tarafından müvekkilinin kullanımından sonra 24.12.2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumuna... başvuru numarası ile tescil müracaatı yapıldığını, “..." 12.07.2021 tarihli ve 376 sayılı bültende tam yayın kararı ile ilan edildiğini, ilandan sonra süresinde Türk Patent ve Marka Kurumuna itiraz edildiğini, müvekkilinin bu ad altında hizmet vermeye başlamak için 24.11.2019 tarihinde Zeytinoğlu Cad. ... Sok. No: ... Beşiktaş, İstanbul adresinde bir işyeri kiraladığını ve o dönemde müvekkilinin yanında olan yakın arkadaşı ...'nin (davalı ...'nin oğlu) müvekkilin kira sözleşmesine kefil olduğunu, ...'nin o dönemde yakın arkadaş olduğunu ve ...'nin müvekkilinin "..." adı altında hizmet verdiği alandan haberdar olduğunu ve o tarihlerde bir süre müvekkilinin yanında çalıştığını ve ... ve ... firmaları tarafından müvekkilinin şahıs firmasına kesilen faturalara ...'nin kendi mail adresini yazdığını ve müvekkilin yanında birçok faaliyette bulunduğunu, bir süre sonra kendisine de böyle bir iş yeri açmak istediğini, başka bir isimle yeni bir iş yeri açma fikri olduğunu söyleyerek müvekkilinin yanından ayrıldığını, ancak ...'nin ayrılır ayrılmaz Ortaköy'de, müvekkiline ait "..." adı ile annesi davalı ... adına yeni bir iş yeri açtığını ve 24.12.2020 tarihinde yine annesi aracılığıyla Türk Patent ve Marka Kurumu'na tescil başvurusunda bulunduğunu, ... numaralı başvurunun, müvekkilinin kullandığı "..." markası ile birebir aynı olduğunu ve müvekkilinin logosu ile davalının haksız kullandığı markanın logosunun karşılaştırıldığında net bir biçimde görüleceğini, başvuruyu annesi davalı ... adına yaptığını ve dolayısıyla bu durumdan ...'nin de haberdar olduğunu ve kötü niyetli olarak tescil başvurusunda bulunduklarını ileri sürerek davanın kabulüne, dava süreci boyunca davalının "..." adı altında sanal ortamlarda dâhil tüm ticari faaliyetlerinin ve hizmet vermesinin tedbiren durdurulmasına, TTK kapsamında haksız rekabet durumunun tespit edilmesine davalının "..." adı altında hizmet vermesinin önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı yan cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının 06/12/2019 tarihinde vergi açılışı yaparak "..." ismini kullanarak hizmet vermeye başladığı, dinlenen davacı tanık beyanlarına göre bu ismi ilk olarak davacının kullandığı ve davalının oğlu olan ...'nin bir dönem davacının işyerinde çalıştığı ve bu isimden haberdar olduğu, davalı tarafın sunduğu beyan dilekçeleri ve tanık beyanları ile davalının "dianka"s croissants" ismini kullandığı hususu ihtilafsız olup ihtilaf konusu olan aynı ismi kullanmanın haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinden kaynaklanmaktadır. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından davalının tescil başvurusunun önceden aynı ismin davacı tarafından kullanılması ve kötüniyetli olduğu tespit edilerek reddedildiği, davalının davacı işyeri açılışından sonra 24/07/2020 tarihinden sonra aynı isimle aynı bölgede ve aynı alanda hizmet veriyor olmasının müşteri çevresi yönünden karışıklığa sebebiyet vereceği, davalı tarafın ismin önceden kendisi tarafından kullanıldığının ispatlanamadığı, tanık beyanları, müzekkere cevapları, SGK ve vergi kayıtları ve davalı tarafın beyan dilekçesi ile ilk kullanımın davacıya ait olduğu ve davalı tarafın davacının uyarısı ile ismi kullanmayı bıraktığı dikkate alındığında davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği sabit olduğundan davanın kabulü ile davalının "..." ismini kullanmak suretiyle davacıya yönelik haksız rekabette bulunduğunun tespitine, haksız rekabetin men'ine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına " gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının "..." ismini kullanmak suretiyle davacıya yönelik haksız rekabette bulunduğunun tespitine, haksız rekabetin men'ine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 12/04/2022 tarihli duruşmada davacı vekilinin dinlenmeyen tanığının dinlenmesinden vazgeçildiğini, tarafımızın oluru olmadan davacının tanık dinletme talebinden vazgeçmesi ve dosyadaki tanık beyanlarının yeterli olması gerekçe gösterilerek tanık dinlenilmesinden vazgeçilmesinin hatalı olduğunu, ikinci celse davacı tanığının hazır edilmemesi sebebi ile duruşmanın ertelendiğini, bir sonraki celse tanık dinlenileceğine güvenilerek tüm tanıklar dinlendikten sonra yazılı beyanda bulunulacağının belirtilmesine rağmen bu talebin reddedildiğini, whattsapp mesajları ve tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının cafenin açıldığını daha ilk andan itibaren bilmesine rağmen sessiz kalması sonrasında açılan cafenin büyümesinden rahatsız olmasından kaynaklandığını, davacı tarafından dava dışı ...'nin çalışanı olduğuna dair dosyaya herhangi bir delil sunulmadığını, müvekkil davacının uyarısından sonra henüz dava bile ortada yokken markayı kullanmayı bıraktığını, müvekkilimin eylemlerinin haksız rekabet teşkil edecek davranış yoğunluğunun bulunup bulunmadığının, müvekkili şirket tarafından kurulan şirket sonrası davacı şirketin işlerinde bir aksama ya da değişiklik olup olmadığının araştırılmadığını, whatsapp yazışmalarının dikkate alınmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti ve önlenmesi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 54/2.maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. Haksız rekabet TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 55.maddesinde, ''Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar'' kenar başlığı altında, başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir.TTK'nın 55/1.a. maddesinde, başkalarını veya onların mallarını, işlerin, ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini, yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, kendisini mallarını iş ürünlerini faaliyetlerini, fiyatlarını gerçeğe aykırı, yanıltıcı rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde başkalarının malları, iş ürünleri veya fiyatları ile karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek filleri haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Hükümde kullanılan kötüleme kavramı, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratılmasını ifade etmektedir. Kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için beyanın, başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması, yine bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir (Yargıtay HGK'nun 10.06.2020 tarih, 2017/11-39 E- 2020/396 K sayılı kararı). Davacı vekili, müvekkili şirket unvanının davalıdan önce 2019 yılında kullandığını, davalı tarafından müvekkilinin kullanımından sonra 24.12.2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumuna... başvuru numarası ile tescil müracaatı yapıldığını, şirketlerin faaliyet alanlarının da benzer olduğu dikkate alındığında, ticaret unvanları arasındaki benzerliğin karışıklığa ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini davalı ise cevap süresinin sona ermesinden sonra sunduğu beyan dilekçesi ile davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dosya kapsamından, davacının 06/12/2019 tarihinde vergi açılışı yaparak "..." ismini kullanarak hizmet vermeye başladığı, davalının Türk Patent ve Marka Kurumuna 24/12/2020 tarihinde... başvuru/tescil numarası ile "..." isminin tescil edilmesi için bulunduğu başvurunun davacının itirazı üzerine 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6/3 ve 6/9 maddesi gereği reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Nüfus kayıtlarından davalının dava dışı ... ... annesi olduğu, mevcut SGK kayıtlarından dava dışı ... ... davacının çalışanı olmadığı ancak, davalı tarafça sunulan whatsaap yazışmalarından ve tanık beyanlarından davacıya ait iş yerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı tarafça düzenlenen 31.01.2020 tarihli faturada mail adresi ..gmail.com şeklindedir. Davacı ile dava dışı ... arasında mail adresine ilişkin whatsaap yazışmaları bulunduğu da görülmüştür. Davacı ile aynı olan ... ismini kullandığı davalının da kabulündedir. Dava açılmadan önce ... ismini kullanmayı bıraktığını beyan etmiştir. Ancak hangi tarihte bıraktığına dair bir delil sunmamıştır. Davalının aynı isim ile aynı bölgede aynı hizmeti vermesinin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olabileceği, davalı tarafın dürüstlük kuralına aykırı davrandığı gözetilerek davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Somut olayda, her iki markanın da tescilsiz olduğu, davacı şirketin vergi dairesi kayıtlarına göre 06.12.2019 tarihinden itibaren faaliyet gösterdiği, davalının ise 24.07.2020 tarihinde iş yeri açılışı yaptığı, davacının, Türk Patent ve Marka Kurumuna davalıdan sonra 02.09.2021 tarihinde başvuru yaptığı ve marka tescil başvurusunun kısmen reddine karar verildiği, davalının Türk Patent ve Marka Kurumuna 24/12/2020 tarihinde... başvuru/tescil numarası ile "..." isminin tescil edilmesi için bulunduğu başvurunun davacı itirazı üzerine reddedildiği, davacının eskiye dayalı kullanımı olması nedeniyle öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu, davacının eldeki davayı 17.09.2021 tarihinde açtığı, davalının tescil başvurusundan haberdar olduktan sonra makul sürede dava açtığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeninin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili 12.04.2022 tarihli duruşmada dinlenmeyen tanığı hazır edemediklerini belirterek bu tanığın dinlenmesinden vazgeçilmesini talep etmiştir. Davalı ise tüm tanıklar dinlendikten sonra beyanda bulunacaklarını beyan etmiştir. Mahkemece dosyanın basit yargılama usulüne tabi olması ve HMK'da tanık beyanlarına karşı beyan süresi verilmesi şeklinde bir usuli işlem bulunmaması ve dosyanın geldiği aşama itibariyle talebinin reddine, dosyadaki tanık beyanları yeterli olduğundan vazgeçilmesine karar verilmiştir. HMK'nın 241. maddesi; ''Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir.'' şeklinde olup Mahkemenin tanık dinlenilmesinden vazgeçmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19/02/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.