T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/925 - 2026/127 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/925 KARAR NO : 2026/127 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/11/2022 NUMARASI : 2019/593 E. - 2022/856 K. DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/11/2022 t…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/925 - 2026/127 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/925 KARAR NO : 2026/127 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/11/2022 NUMARASI : 2019/593 E. - 2022/856 K. DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/11/2022 tarih ve 2019/593 E. - 2022/856 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından, internet servis sağlayıcılığı (İSS) kapsamında yetkilendirildiğini, abonelerine DSL internet hizmeti sunabilmek için, ... A.Ş.’nin erişim ve transmisyon şebekesini kullanmaya ihtiyaç duyduğunu, sektörün denetleyicisi ve düzenleyicisi olan BTK'nın, 11/01/2013 tarihli ve 2013/DK-SRD/29 sayılı Kurul kararı ile davalı ... ’u etkin piyasa gücüne (EPG) sahip işletmeci olarak belirlediğini ve ...'a erişim sağlama, taraflar arasında sözleşme niteliğinde olan Referans Erişim Teklifleri (RET) hazırlama ve yayımlama, ayrım gözetmeme gibi bir takım yükümlülükler getirdiğini, ancak ...'un müvekkilinin port tahsis taleplerini, gerçeği ve somut durumu yansıtmayan sebeplerle keyfi, haksız, sözleşmeye, BTK ve Rekabet Hukukuna ilişkin düzenlemelere aykırı uygulamalarla reddettiğini, bu durumun müvekkilini müşteri ve itibar kaybı yaşayarak zarara uğrattığını, davalı yanın hukuka aykırı bahse konu uygulamalarının BTK tarafından 17/07/2018 tarih 2018/IKSDD/217 sayılı Kurul kararı ile bizzat tespit edildiğini, "...'un sabit şebekesinin bulmduğu lokasyonlardaki TSS’lerin xDSL tesis ve nakil taleplerinin webservisler aracığıyla “boş port yok” gerekçesiyle geri çevrildiği, tesis ve nakil siparişlerinin webservisler aracılığı ile referans teklifte sayılan ret gerekçeleri dışında bir uygulama ile geri çevrildiği, ... altyapısının bulunduğu lokasyonlardaki xDSL siparişlerine ait erişim taleplerinin tüm İSS’ler için ayrım gözetmeksizin sağlanması gerekirken ... tarafından yapılan başvurulara yönelik “fakat portlar dolu” olarak dönüş yapılan hata mesaj oranlarının diğer İSS’lere nazaran oldukça düşük seviyede bulunduğu, ... ’un ayrım gözetmeme yükümlülüğüne aykırı davrandığı" gerekçesiyle hakkında üç ayrı ihlali sebebiyle idari para cezası uygulandığını,müvekkili şirketin davalı hakkında 4054 sayılı Kanun kapsamında Rekabet Kurumuna şikayette bulunduğunu, açılan soruşturmanın devam ettiğini, davalı yanın haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkilinin port transmisyon başvurularını reddetmesi ve müvekkili şirketin bu nedenle zarara uğraması nedeniyle huzurdaki davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu, davalının aynı zamanda boş port tedarik edecek önlemleri alıp yatırım da yapmasının gerektiğini, davalının müvekkilinin müşterileri için yapılan port tahsis taleplerini reddettiğini ancak aynı müşterilerin kısa süre içinde davalının iştiraki olan ... A.Ş.'ye yaptığı başvurularda port tahsisi yaptığını, yine müvekkilinin arıza bildiren müşterisine ... A.Ş.'ye geçmesi halinde sorunun giderileceğini bildirdiğini, sonuçta müvekkiline itibar ve müşteri kaybettirdiğini ileri sürürek, müvekkil şirketin hem ...'un sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle doğan zararının hem de rekabete aykırı eylemleri nedeniyle uğradığı zararın üç katı oranında tazminatıyla birlikte tazminine karar verilmesini, fazlaya ve faize ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000,00-TL tutarındaki maddi zararın, 100.000,00-TL tutarındaki manevi zararın, ...’un eylemlerinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması hakkındaki Kanuna aykırılık teşkil etmesi sebebiyle 100.000,00-TL zararın tazmini ile bu kanunun 58. Maddesi uyarınca üç katı oranında tazminatın, müvekkilinin zararının doğduğu tarihten tahsil tarihine değin işleyecek TCMB avans faizi ve cezaları ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın niteliği itibariyle kısmi dava olduğunu, belirsiz alacak davası şartlarını taşımadığını, davacının somutlaştırma yükü uyarınca zarar kalemlerini, hangi fiilden ne miktarda zarara uğradığını açıklamasının gerektiğini, davacının zararını ve zarar tarihini açıklayamadığını, zararının müvekkilinin hangi fiilleri sonucu oluştuğunu da kanıtlayamadığını, eksik inceleme neticesinde tesis edilen ve davacıyı ilgilendirip ilgilendirmediği, ne kadar ilgilendirdiği belli olmayan BTK kararını ve henüz devam etmekte olan rekabet soruşturmasını işaret ederek, hukuka aykırılık iddiasında bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle davacının her hukuki sebep için ayrı zarar talebinde bulunduğunu, ancak bu zararların ne tip zarar olduğunu açıklamadığını, müvekkili şirketin talep eden tüm işletmecilere toptan seviyede hizmet verdiğinden karlılık ve müşteri memnuniyeti çerçevesinde hiçbir işletmeciye ayırım gözetmeksizin işlem tesis ettiğini, davacı tarafından port taleplerinin “doğru ret kodu verilmediğinden “ port takibinin yapılmasının engellendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, "... dan kaynaklanmayan nedenler ” şeklindeki ret nedeninin bizzat sözleşmede yer alan bir ret gerekçesi olduğunu, müvekkilinin her daim boş port bulundurma zorunluluğunun söz konusu olmadığını, ...’un XDLS başvurularına ve sürece konu yazışmalara ilişkin başkaca herhangi bir inceleme yapılmaksızın ve sadece üç günlük ve sınırlı bir inceleme neticesinde varılan tespite dayalı BTK kararının davacının hukuka aykırılık iddiasına dayanak olamayacağını, rekabet soruşturması sonucunun kesinleşmesine kadar huzurdaki davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının zararın varlığını ispatlayamayacağını, kabul etmemekle birlikte zararın varlığı halinde katlanılmayan maliyetlerin düşülmesinin gerektiğini, zarar etmemekle birlikte hem pazar payının hem de abone sayısının düzenli olarak arttığını, manevi tazminat ve 4054 sayılı Kanun'un 58.maddesi anlamında üç kat tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 4054 sayılı Kanun'daki piyasadaki rekabeti bozan tavır, davranış ve uygulamalar ile TTK 54 vd. ve TBK m. 57'deki rakip tacirler arasındaki dürüst rekabeti engelleyici tavır ve davranışlara aykırı eylemlerin her bir kanunda ayrı ayrı gösterildiği, 4054 sayılı Kanun'a aykırı eylemler nedeniyle, TTK'daki haksız rekabete ilişkin kuralların uygulanmasının doğru olmadığı, söz konusu eylemler için 4054 sayılı Kanun'da ayrı müeyyideler öngörüldüğü, somut olayda, davacı tarafça ileri sürülen piyasadaki hakim durumu kötüye kullanılması iddiası yönünden, Rekabet Kurumu tarafından idari soruşturma yapılması ve eylemin sabit görülerek idari yaptırım kararının verilmesi uygulanması bundan zarar görenlerin ise ancak idari soruşturmanın kesinleşmesinden sonra 4054 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca zararlarının tazminini talep etme haklarının öngörüldüğü (Yargıtay 11.H.D. Başkanlığı’nın 04/12/2017 tarih, 2016/4553 E., 2017/6833K. sayılı ilamı), davacı Şirket tarafından açılan işbu davada Rekabet Kurulu tarafından davacının şikayetine istinaden verilen idari yaptırım kararı sonrasında açılmış bir dava bulunmadığı aksine dava sürecinde bekletici mesele yapılan Rekabet Kurulu kararı ile davacı hakkındaki iddiaların sabit görülmediği ve idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, diğer taraftan,davacı tarafın davalının piyasada hakim durumunu kötüye kullandığı ve bu nedenle zarara uğradığı iddiasını kanıtlar nitelikte belge ve delilin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının, toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarında hakim durumda bulunduğunu, müvekkilinin abonelerine internet hizmeti sunabilmesi için davalıdan altyapı hizmeti almasının zorunlu olduğunu, ancak davalının, müvekkilinin port tahsis taleplerini gerçeği/somut durumu yansıtmayan sebeplerle, keyfi, haksız, taraflar arasındaki sözleşmeye, BTK ve Rekabet Hukukuna ilişkin düzenlemelere aykırı uygulamalarla reddettiğini, reddettiği bu talepler için müşterileri kendi iştiraki olan ... A.Ş.'ye yönlendirdiğini, bunun sonucunda müvekkilinin müşterilerine hizmet sunamadığını, gelir ve itibar kaybına uğradığını, nitekim benzer ihlalleri nedeniyle BTK tarafından davalıya idari para cezası uygulandığını, aynı nedenlerle davalının müvekkili ve diğer şirketler tarafından Rekabet Kurumu'na şikayet edildiğini, bu şikayetler üzerine davalı hakkında Kurum nezdinde soruşturma başlatıldığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının boş portları kendi müşterilerine sakladığının, telekom altyapı uygunluk durumu gösteren sistemlerin güncel olmadığının, davalının müvekkilinin faaliyetlerini zorlaştıran eylemlerde bulunduğunun, müvekkilinin müşterilerine yönlendirme yaptığının, kendi müşterilerine öncelik sağladığının, davacının referans erişim teklifindeki sürelerde hizmet alamadığının, port transmisyon başvurularının haksız olarak yerine getirilmediğinin belirtildiğini, Rekabet Kurulu'nun 30/09/2021 tarih, 21/46 667-332 sayılı kararının içeriğinde yer verilen soruşturma raporunda ve muhalefet şerhinde 4054 sayılı Kanun'un 6.maddesinin ihlal edildiğinin bildirildiğini ancak mahkemece bu hususların dikkate alınmadığını, Rekabet Kurulu kararı kesinleşmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, Ankara 20. İdare Mahkemesi'nin 2022/2017 Esas sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, diğer şikayetçi ... A.Ş. Tarafından aynı kararın iptali için açılan davanın da derdest olduğunu, mahkemenin davalının sistemlerinde yaptıracağı bilirkişi incelemesi ile zararın boyutlarını ortaya çıkarabilecekken bu delilleri toplamadığını, müvekkilinin işbu davada münhasıran Rekabet Hukuku ihlaline dayanmadığını, davalının eylemlerinin BTK kararına ve sözleşmeye aykırı olduğunu da ileri sürdüğünü, mahkemenin bu iddiaları da değerlendirmediğini, ihlal iddialarının dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporu, BTK kararı, Rekabet Kurulu soruşturma dosyası içeriği ile ortaya konulduğunu, müvekkilinin bir abonesi tarafından ADSL bağlantısının sık sık kopması nedeniyle ... nezdinde arıza kaydı açıldığını, ... müşteri hizmetlerinin müşteriyi arayarak ...'a geçmesi halinde sorunun çözüleceğini bildirdiklerini, buna dair dilekçeyi dosyaya sunduklarını, davalı tarafından sözleşmeye aykırı ret kodları seçilerek port takibi yapılmasının engellendiğini, tazminat sorumluluğu hakkında değerlendirme yapma yetkisinin adli mahkemelere ait olduğunu, müvekkilinin zararının hesaplanması için davalının defter, kayıt ve verilerinin incelenmesi talebinin reddedilmesinin kararın eksik inceleme ile verildiğini gösterdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, hakim durumun kötüye kullanılmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 57. maddesinde, her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecbur olduğunun, aynı Kanun'un 58. maddesinde ise rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenlerin tazminat isteminde bulunulabileceğinin düzenlendiği, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre Rekabet Hukuku anlamında rekabetin kısıtlanmasından kaynaklanan zararların tazminine karar verilebilmesi için öncelikle Rekabet Kurulu tarafından 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4, 6 ve 7. maddelerinin ihlal edildiğinin saptanmış bulunmasının gerektiği, ne var ki somut olayda Rekabet Kurulu tarafından verilen 2018-2-055 dosya no.lu, 30/09/2021 tarihli ve 21-46/667-332 sayılı kararda, "...'un toptan sabit genişbant internet erişim hizmeti pazarında hakım durumda olduğuna, 4054 sayılı Kanun'un 6.maddesi kapsamında hakim durumunu kötüye kullanmadığına ve bu nedenle teşebbüse aynı Kanun'un 16.maddesi idari para cezası uygulanmasına yer olmadığına" karar verildiği, bu durumda eldeki davada anılan ön şartın yerine getirildiğinden söz edilemeyeceği, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun özel hüküm mahiyetinde bulunduğundan, davacının iddialarını bu Kanun'a dayandırabileceği, bunun dışında sözleşmeye aykırılık, haksız fiil, haksız rekabet hükümlerine dayanılamayacağı (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/04/2015 tarih, 2014/9088 Esas, 2015/5989 Karar sayılı kararı) anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan (269,85-TL+269,85-TL) 539,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 192,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.