İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/03/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında ... ... AŞ'deki payına yönelik 20.10.2022 tarihinde Pay Devri Sözleşmesi yapıldığı,davalının devredilen şirket ile ilgili herhangi bir borç çıkmayacağını taahhüt ettiğini, sözleşmenin "4." maddesinde taraflardan herhangi birinin sözleşme hükümlerine aykırı davranması durumu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/283 KARAR NO : 2026/377 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/12/2025 NUMARASI : 2024/512 Esas 2025/841 Karar DAVA: İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 27/08/2024 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/03/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında ... ... AŞ'deki payına yönelik 20.10.2022 tarihinde Pay Devri Sözleşmesi yapıldığı,davalının devredilen şirket ile ilgili herhangi bir borç çıkmayacağını taahhüt ettiğini, sözleşmenin "4." maddesinde taraflardan herhangi birinin sözleşme hükümlerine aykırı davranması durumunda 250.000-TL cezai şart ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafından imzalanan, 16.08.2023 tarihli hesap dökümünden anlaşıldığı üzere, davalının taahhüdüne aykırı olarak, şirketin 220.773,08-TL borçlu olduğu,davalının, taahhüdüne aykırı davrandığı ve müvekkiline yanlış bilgi vermesinden dolayı, cezai şart ödeme borcu altına girdiğini,ancak ödenmediğinden İstanbul 12.İcra Dairesi'nde ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek; davalı tarafından yapılan itirazın iptaline,alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili;davacının sözleşmenin 3.12. maddesini hatalı şekilde yorumladığını,müvekkilinin ödemeyi taahhüt ettiği vergi borçları dışında vergi ve SGK borcu olmadığını beyanla,çıkması halinde de bu borçtan sorumlu olacağı" şeklinde düzenlendiğini , taahhüt edilen "borç çıkmaması değil" borcun çıkması halinde müvekkilinin borçtan sorumluluğunu kabul etmesi ve borcun ödenmesi noktasında olduğunu, borcun müvekkilince ödendiğini, sözleşmenin ek'i niteliğinde bulunan 16.08.2023 tarihli belge ile şirketin eski ortağı müvekkil ... ve dava dışı Kaan Kuğu'nun ayrı ayrı 110.386,54,-TL ödemesi sonucuna varıldığı her iki tarafında borçlarını ödeyerek sorumluluğunu yerine getirdiğini, böylelikle sözleşme şartlarına uyduğunu, cezai şartın uygulanmasını gerektirir herhangi bir eylemi olmadığını belirterek; davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; Sözleşmenin 3.12 maddesi hükmünün açıkça devir tarihine kadar olan borçlardan dolayı devredenin sorumluluğunu düzenlediği, buna göre devir tarihine kadar, sonradan ortaya çıksa dahi devredenin sorumlu olacağını, sözleşmenin 4. maddesinde ise “taraflar herhangi birisi sözleşmeden doğan yükümlülüklere aykırı davrandığı takdirde karşı tarafın uğradığı tüm zararları gidermekle birlikte 250.000 -TL cezai şart ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder” hükmüne yer verilerek sözleşmenin ihlal edilmesi durumunda cezai şart tazminatı ödeneceğinin kararlaştırıldığı, somut olayda devir tarihinden sonra, dava konusu borcun ortaya çıktığı, davalının sözleşme gereği borcu ödediği davalının sözleşmeyi ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, cezai şart talep etme şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEBLERİ: Davacı vekili; sözleşmenin ''3.12" maddesine göre sözleşme hükümlerine rağmen davalı tarafın, bu sözleşmeye aykırı olarak hareket ettiğini, devredilen şirketin herhangi bir borcu olmadığını taahhüt etmesine karşılık, davalının taahhüdüne aykırı olarak, şirketin 220.773,08 -TL borçlu olduğu tüm dosya kapsamı ve dosyada alınan bilirkişi raporunda açıkça görüldüğünü, imzalanan sözleşme gereği de davalının, taahhüdüne aykırı davrandığı ve müvekkilline yanlış bilgi vermesinden dolayı, cezai şart hükmü uyarınca söz konusu para cezasını ödeme borcu altına girdiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, sözleşme ve taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart istemin ilişkindir. Akdedilen devir sözleşmesinin 3.12 maddesinde "Devir tarihinden önce devir tarihi itibariyle birlikte alıcıların ödemeyi kabul ettikleri ekte listesi verilen vergi borçları dışında kalan şirkete ait devir tarihinden önce Kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza borcu ile vergi, yapılandırma, SGK borcu olmadığını, konuya ilişkin olarak devralana devir tarihi itibariyle ilgili kurumlardan borcun olmadığına dair evrak teslim edeceğini, devir tarihinden önceye ait bu konuda herhangi bir borç çıkması halinde bu borçtan devredenin münferiden sorumlu olacağını gayrikabili rücu olarak kabul, beyan ve taahhüt eder." şeklinde düzenlendiği, ilgili hükme göre payını devreden (davalı) taraf, "taraflar herhangi birisi sözleşmeden doğan yükümlülüklere aykırı davrandığı takdirde karşı tarafın uğradığı tüm zararları gidermekle birlikte 250.000- TL cezai şart ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt etmiş sayılır".denilmiştir. Davalı tarafın devirden sonra çıkan borç nedeniyle ödemesi gereken borcu ödediği, davacı tarafa göre sözleşmede açıkça zararı gidermekle birlikte, 250.000-TL de cezai şart ödemesi yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, öngörülen hükümde borcun bulunmadığı beyan edildikten sonra borç çıkması halinde ödeme taahhüdü altına girilmiştir. Hükümde cezai şart koşulu sadece borcun olmamasına değil, borç çıkarsa ödenmemesi koşuluna bağlanmıştır. Sözleşmeye aykırı davranan taraf hem zararı gidermekle, hem de 250.000,00TL cezai şart ödemekle mükellef olması, borcu ödemekle birlikte cezai şart ödenmesi; borç ödendiğinde cezai şart da ödeneceği anlamına gelmemektedir. Açıklanan nedenlerle;cezai şartın doğumu için sadece borç çıkması değil ortaya çıkan borcu ödenmemesi de gerekir. Davalının devir tarihinden sonra ortaya çıkan borcu ödediği anlaşılmakla taahhüdünü ihlalden söz edilemeyeceğinden cezai şart koşulları oluşmadığından davanın reddine ilişkin hukuka aykırılık bulunmadığından istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/03/2026