T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/790 KARAR NO : 2026/141 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2024 NUMARASI : 2018/373 E. - 2024/521 K. DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Tespiti, Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/790 KARAR NO : 2026/141 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2024 NUMARASI : 2018/373 E. - 2024/521 K. DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Tespiti, Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/12/2024 tarih ve 2018/373 E. - 2024/521 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin ulusal ve ... projelerde sayısız ödüller almış bir mimar olduğunu, kurduğu ... Mimarlık – ... ismi altında bir çok proje hazırladığını, Ankara Mevlana Camii ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Camii projelerinin ... Vakfı’nın talepleri üzerine 2013 ve 2015 yıllarında müvekkilince hazırlanıp yaratıldığını, Ankara Mevlana Camii projesinin ön taslak projesinin yapılan seçimde birinci seçilmesiyle uygulama ve detay projesinin de idare onayından geçtiğini, akabinde keşif/metraj ve ihale dosyalarının da müvekkilince hazırlandığını, mimari proje ve yapı ruhsatında mimar/müellif olarak müvekkilinin isminin yer aldığını, Ankara Mevlana Camii inşaatı tamamlandıktan sonra Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Camii’nin aynısının Diyanet İşleri Bakanlığı’nın müvekkilinden izin alınarak projelendirilip inşa edildiğini, bu camiye ait mimari proje mimar ve müellifi olarak geçtiğini, bu hususta davalılardan ... Proje’nin dava dışı TOKİ ile Artvin ili Yusufeli ilçesinde inşa edilecek Yusufeli Barajı ve HES projesi kapsamında teknik müşavirlik sözleşmesi ve bir dizi mimari/mühendislik projelerini hazırlayıp TOKİ’ye teslim eden bir firma olduğunu, dolayısıyla projelendirme ve yapım sürecine doğrudan müdahil bulunduğunu, TOKİ’nin yapım ihalesi ilanında Yeni Yusufeli Merkez Camii Projesinin müvekkili tarafından önceki tarihlerde projelendirilen Ankara Mevlana Camii ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Camii projelerinin birebir aynısı olduğunun tespit edildiğini, bu ilanda mimari projenin davalı ... Mimarlık ve yetkilisi ... tarafından hazırlanıp önce diğer davalı ...’ye verildiğini, daha sonra ise TOKİ’ye teslim edildiğini, davalıların eyleminin FSEK'in 14,15,16,21.,22. ve 23. maddeye aykırılık oluşturduğunu, yine söz konusu eylemin TTK kapsamında haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürerek, müvekkiline ait mali ve manevi hakların ihlali suretiyle haksız rekabet yaratıldığının tespitine, 100.000,00 TL manevi, FSEK'in 68. maddesi gereğince 3 kat 1.500,00 TL telif tazminatı ile 500,00 TL elde edilen kazancın ihlal tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 01.11.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile telif tazminatı talebini 627.933,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... ... A.Ş. Vekili, müvekkilinin TOKİ ile akdedilen sözleşme kapsamında teknik müşavirlik hizmetleri işine dahil edilen projeleri, 23/12/2013 tarihli sözleşme ile davalılardan ... Mimarlık San. ve Tic.Ltd.Şti.’ne verdiğini, projelerin tümünün ... Mimarlık Ltd. Şti. tarafından hazırlandığını, müvekkilinin bu projelerin nasıl hazırlandığını denetleme yükümlülüğünün olmadığını, hazırlanan projelerin davalı ... Mimarlık Ltd. Şti. tarafından dava dışı TOKİ onayına sunulduğunu, bu nedenle husumet itirazlarının olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ve ... Mimarlık San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, müvekkili ...'ın çok sayıda ödül alan tecrübeli ve başarılı bir mimar olduğunu, dava konusu olan ve davalı müvekkili tarafından projelendirilen caminin tek başına planlanan bir eser olmadığını, içinde birden fazla binanın da bulunduğu 40 kalem işin sadece birisi olduğunu, camii projesinin bütün içinde küçük bir yer tuttuğunu, diğer davalı ... tarafından sunulan sözleşmede de görüldüğü üzere %15 gibi bir bedeli bulunan iş için davacının talep ettiği bedelin fahiş olduğunu, davacının Mevlana ve Tekirdağ NKÜ Camii projelerinin özgün bir eser olmadığını, bu projelerin hiçbirinin davacı tarafından hazırlanmadığını, ... Mimarlık firmasının esas olarak 3 mimardan oluştuğunu, ancak bilinmedik sebeplerle ... ve ...’ın ortaklıklarının resmi olarak tescil edilmediğini, ... Mimarlık tarafından yürütülen projelerin hemen hemen tamamında fiili projeleri üreten, takip eden ve sonuçlandıran mimarlar olduğunu, bu iki camii projesinin de bu şahıslar tarafından hazırlandığını, ... Mimarlık'ın önceki internet sitesinde üç mimarın adının ortak geçtiğini, Ankara Mevlana Camii sayfasında proje mimarının ... ve ... olarak gözüktüğünü, Mevlana Camii işinin sahibi Diyanet İşleri Başkanlığı ve yüklenicisi ... A.Ş.’ye Avukatlık Kanunu kapsamında sorulan soruya verilen cevaplarda, mimarların ... ve ... ile davacı olduğunun bildirildiğini, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ise sadece ... olduğunu beyan ettiğini, yazışmalardan görüleceği üzere tüm işleri baştan sona ... ve ...’ın yaptığının ortaya çıktığını, her iki camii projesinin de mimari, teknik ve bilimsel açıdan orijinal yaratılmış eserler kategorisinde olmadığını, Mimar Sinan Camii'lerinin bir devamı olan dava konusu camilerin de günümüzde ülkemizin her tarafında bir fikri hakka dayanılmadan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın olurları ile yapılmaya devam edildiğini, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu tip projelere tekrarlayan seferlerde giderek düşen ve bir süre sonra bedelsiz hale gelen proje ücretleri ödediğini, davacının eserlerinin %100 başka eserlerden alınan ve fikri mülkiyet koruması altında olmayan projelerden olduğunu, Mevlana Camii ile Mimar Sinan’ın ustalık eseri İstanbul Süleymaniye Camii karşılaştırıldığında her iki eserin %90 oranında benzediğini, Osmanlı Dönemi mimari üslubunda projelendirilip inşaa edilen tek kubbeli camiilerin, Osmanlı coğrafyasının her yerinde inşa edildiğini, Cumhuriyet döneminde de farklı camii projeleri üretilse de çoğu zaman aynı tip camiilerin inşa edildiğini, bu nedenle önemli bir kısmının telif hakkı dahi doğurmadığını, davacı ile ... A.Ş. arasında imzalanan camii yapım işi sözleşmesinin 2. maddesinin son paragrafında “bu hizmet ihalesi kapsamında elde edilecek tüm projelerin tüm fikri ve müelliflik haklarının idarenin sayılacağı” ibaresinin açıkça yazıldığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu Mevlana Camii ve Tekirdağ NKÜ Camii projelerinin FSEK'in 2. maddesi kapsamında eser niteliğinde bulunduğu, dava konusu eserlerin hak sahibinin FSEK 18. maddesi kapsamında davacı olduğu, dava dışı ... ve ...’in iştirak halinde eser sahipliği iddiasının mevcut delillerle ispatı sonucuna varılamadığı, dava dışı ... ve ...’in davacıya ait şirketin ortağı olduğu değerlendirmesi yapılması halinde ise mali hakkın başkasına devri veya kullanma ruhsatı verilmesi eyleminin olağanüstü yetki kapsamında olacağından ve davacının bu kapsamda muvafakatinin tespit edilemediğinden, bu hususun sonuca etkili olmadığı, FSEK'in 11. maddesi kapsamında davacının eser sahibi olduğu, davaya konu projeler karşılaştırıldığında, Namık Kemal Üniversitesi Merkez Kampüs Cami Projesi ile 1. bodrum kat dahil üst üste konduğunda bire bir örtüşen proje olduğu, 2. bodrum katta teknik mekan ve servis alanı ve rampaların arazi yapısı nedeniyle değişkenlik gösterdiği, minare sayısının tek olduğu, ana aks yönünde Ø 40 cm. ebatlı 4 adet kolonun Yusufeli Merkez Cami projesinde Ø 60 cm.'e çıkarıldığı, ancak proje bütünlüğünün bozulmadığı, bu nedenlerle davacının mali ve manevi haklarının ihlal edilmek suretiyle haksız rekabet yaratıldığı, davacının FSEK 21, 22, 23. maddelerindeki mali haklarının ihlali sonucu, FSEK'in 68. maddesi kapsamında 3 kat telif tazminatı olarak 3 kat toplam 627.933,00 TL hesaplandığı, davacının FSEK'in 14,15 ve 16. maddelerinde sayılan manevi haklarının ihlal edildiği ve bu kapsamda tazminat miktarının takdiren 100.00,00 TL olarak belirlendiği, davacının FSEK'in 70/3. maddesi kapsamında ilave bir tazminatı hak etmediği, kaldı ki bu talep kaleminin de artırılmadığı gerekçesiyle davacının mali ve manevi haklarının ihlal edilmek suretiyle haksız rekabet yaratıldığının tespitine, 01/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 100,000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, FSEK 68. madde uyarınca 627.933,00 TL maddi tazminatın 01/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, FSEK m. 70/3 kapsamındaki talebin reddine, karar kesinleşince hüküm fıkrasının özetinin Türkiye genelinde yayımlanan ve tirajı 300.000'i aşan bir gazetede bir defa ilanına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... AŞ vekili, müvekkili Şirket ile davalı ... Mimarlık San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen sözleşme ile yeniden yerleşim alanı olarak inşa edilecek Yusufeli İlçesi'ne ilişkin tüm yapıların projelendirilmesi işinin, davalı ... Mimarlık San. ve Tic. Ltd. Şti'ne verildiğini, sözleşmede belirtilen yapıların projelerinin tümüyle davalı ... Mimarlık şirketi tarafından hazırlandığını, dolayısıyla davacı tarafından işbu davada müvekkiline husumet yöneltilmesinin yerinde olmadığını, hükmün ilanına karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalılar vekili, dava konusu Mevlana Camii ve Tekirdağ NKÜ Camii projelerinin FSEK'in 2. maddesi kapsamında eser niteliği taşımadığını, mahkemenin hatalı bir değerlendirme ile FSEK'in 18. maddesi kapsamında davacıyı hak sahibi kabul ettiğini, oysa söz konusu camilerin projelerinin davacı tarafından hazırlanmadığını ve yaratılmadığını, mahkemenin hatalı, eksik, çelişkili bilirkişi raporlarını hükme esas aldığını, söz konusu yapıların CAD ortamında ... tarafından tasarlandığını, bu tasarım aşamalarının dijitallerinin CD olarak dosyaya sunulmasına rağmen bilirkişi raporunda "Evvela dosya kapsamında dava dışı ...’ın söz konusu projeleri kendisinin hazırladığını beyan ettiği görülmekte ise de bunun hangi şekilde hazırlandığını gösterir fiziki veya dijtal bir kayıt sunmadığı" şeklinde açıklama yapıldığını, oysa bilirkişilerin eksik inceleme yaptığını ve bu dijitalleri incelemediğini, davacının projede imzasının bulunmasının, asıl eser sahibi olduğu anlamına gelmediğini, gerek ... gerekse ...'in yapmış oldukları tanıklıklarında, projeyi bizzat ...'ın yaptığını tüm detayları ile birlikte ifade ettiklerini, TD Proje firması web sitesinde de Ankara Mevlana Camii sayfasında proje mimarı olarak ... ve ...'ın gözüktüğünü, diğer bir çok eserde de aynı şekilde söz konusu mimarların adının mimar müellif olarak tek başlarına yer aldığını, dava konusu projenin gerçekleştiği dönemde ... davacının yanında sigortalı olarak çalışmadığından ve projeyi geliştirdiğinden davacıdan bedelini tahsil ettiğini, dava dışı ... ve ...’in davacıya ait şirketin ortağı olduğu değerlendirmesi yapılması halinde ise mali hakkın başkasına devri veya kullanma ruhsatı verilmesi eyleminin olağanüstü yetki kapsamında olacağından ve davacının bu kapsamda muvafakatinin tespit edilemediğinden bu hususun sonuca etkili olmadığı tespitlerinin de yerinde olmadığı, belirlenen mimari proje bedelinin de hatalı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, davacıya ait olduğu ileri sürülen eserden doğan mali ve manevi hakların ihlali suretiyle gerçekleştirilen haksız rekabetin tespiti, manevi ve maddi tazminat ile telif tazminatı istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça, kendisine ait mimari projenin, davalılar tarafından birebir kopyalandığı, bu suretle eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlal edildiği ileri sürülmüş, davalılar ... ile ... Mimarlık Ltd. Şti. vekili ise söz konusu projelerin davacıya ait olmadığını, eser sahiplerinin dava dışı ... ile ... olduğunu savunarak, bu savunmasının ispatına yönelik deliller sunmuş, mahkemece de dava konusu eserlerin hak sahibinin FSEK'in 18. maddesi kapsamında davacı olduğu, dava dışı ... ve ...’in iştirak halinde eser sahipliği iddiasının mevcut delillerle ispat edilemediği, dava dışı ... ve ...’in davacıya ait şirketin ortağı olduğu değerlendirmesi yapılması halinde ise mali hakkın başkasına devri veya kullanma ruhsatı verilmesi eyleminin olağanüstü yetki kapsamında bulunduğu ve davacının bu kapsamda muvafakatinin tespit edilemediği, FSEK'in 11. maddesi kapsamında davacının eser sahibi olduğu kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. FSEK'in 8. maddesinde, bir eserin sahibinin, onu meydana getiren olduğu hüküm altına alınmış, Kanun'un 11. ve 12. maddelerinde ise eser sahipliğine ilişkin karineler düzenlenmiştir. Somut olaya uygulanması gereken FSEK'in 11/1. maddesine göre yayımlanmış eser nüshalarında, eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. Yukarıda değinilen FSEK'in 11/1. maddesinin açık hükmünden anlaşılacağı üzere burada öngörülen karine, aksi ispat edilebilen bir karinedir. 6100 sayılı HMK'nın 190/2. maddesinde de, kanuni bir karineye dayanan tarafın, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altında olduğu, kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı tarafın, kanuni karinenin aksini ispat edebileceği hüküm altına alınmıştır. Fikri ürün olan bir eserin sahibi, maddi bir fiiliyle o eseri meydana getiren kişi veya kişilerdir. Eser sahibi, yaratma faaliyetinin gerçekleşmesi ile birlikte eser üzerindeki tüm hakları da kazanır. FSEK kapsamında eser sahibi olabilmek için herhangi bir eğitim veya yeterlilik şartı gerekmemektedir. Zira Kanunla gerçek hak sahipliği prensibi kabul edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.11.2020 tarih, 2019/1137 Esas, 2020/5228 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere fikri ürün olan eser maddi bir fiil ile meydana getirildiğine ve üzerinde ismin yazılması da eser sahipliğine yönelik adi kanuni karine oluşturduğuna göre, böyle bir karinenin aksi her türlü delille ispat edebilir (ERDİL, Engin, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Şerhi, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2009, s. 343 vd. ile 390 vd.; LEVENT, Yavuz/ALICI, Türkay/MERDİVEN, Fethi, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu, s. 373). Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, mahkemece benimsenerek hükme esas alınan kök bilirkişi raporunda, 28/10/2013 tarihli ... A.Ş. ile ... Mimarlık-... arasında imzalanan proje yapım sözleşmesinde, Mevlana Camii uygulama projelerinin müellifinin davacı olduğuna ilişkin kayıt olduğu, Ankara Büyükşehir Belediyesinin 26/03/2019 tarihli müzekkere cevabında da, projenin müellifinin davacı olduğunun belirtildiği, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından gönderilen CD içerisindeki mimari projelerde müellif olarak davacının gözüktüğü, Süleymanpaşa Belediyesinin gönderdiği projelerde de proje müellifinin davacı olduğu, 10/04/2015 tarihli Tekirdağ İl Müftülüğü ile ... Mimarlık-... arasında imzalanan proje yapım sözleşmesinde, Tekirdağ NKÜ Kampüs Camii uygulama projelerinin müellifinin davacı olduğuna ilişkin kayıt bulunduğu, bu kapsamda FSEK'in 11/1. maddesi uyarınca davacının dava konusu Mevlana Camii ve Tekirdağ NKÜ Camii projelerinin eser sahibi olduğu sonucuna varıldığı, dosya kapsamında dava dışı ...’ın söz konusu projeleri kendisinin hazırladığını beyan ettiği görülmekte ise de bunun hangi şekilde hazırlandığını gösterir fiziki veya dijtal bir kayıt sunulmadığı, ayrıca dava dışı ...’ın, davacıya ait ... Mimarlık şirketi adına faaliyette bulunduğu, buna göre davacı tarafın FSEK'in 18. maddesi kapsamında çalıştıran veya işi tayin eden sıfatına sahip olmaya devam ettiği, işin, işveren tarafından belirlenen yer ve zamanda görüldüğü, denetim ve gözetimin işverence yapıldığı, bağımlılık ilişkisinin devam ettiği, bu doğrultuda dava dışı ...’ın iştirak halinde eser sahipliği söz konusu olma ihtimalinde dahi meydana getirdiği eserin işiyle bağlantılı olması, bu şahsın aksi bir sözleşme sunmaması, işin mahiyetinden de aksinin anlaşılamaması sebebiyle davacının yine de FSEK'in 18/2. maddesi kapsamında mali hakları kullanma yetkisine sahip olduğu sonucuna varıldığı açıklanmıştır. Öncelikle belirtilmesi gerekir ki, ilgili belediyeler tarafından gönderilen mimari projeler üzerinde, proje müellifi olarak davacının adının yazılı olması, FSEK'in 11/1. maddesindeki karine uyarınca davacının eser sahibi olarak kabulünü gerektirmektedir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere bu karinenin aksinin ispatı da mümkün olup, bu hususta her türlü delile dayanılabilir. Davalılar ... ile ... Ltd. Şti. vekili davaya cevap dilekçesinde, davaya dayanak cami projelerinin, ... Mimarlık adlı adi ortaklığın davacı dışındaki diğer iki ortağı ... ve ... tarafından fiili olarak üretildiği, takip edildiği, sonuçlandırıldığı, dolayısıyla eser sahibi olarak bu kişilerin kabul edilmesi gerektiği savunulmuş, bu savunmanın ispatı için de delil olarak ... Mimarlık adi ortaklığının önceki web sayfasına, TD proje firmasının web sitesine, Mevlana Camii işinin sahibi dava dışı Diyanet İşleri Başkanlığı ve yüklenicisi ... AŞ'den alınan yazı cevaplarına, adı geçen kişilerin, işlerin yapılması sürecinde yaptıkları yazışmalara, projenin CAD ortamında ... tarafından hazırlandığını gösterir bir adet CD'ye dayanılmıştır. Öte yandan, 20.10.2020 tarihli duruşmada tanık olarak dinlenilen ..., davaya dayanak projenin, ...'a ait olduğunu, davacının mimari projeye herhangi bir katkısı bulunmadığını beyan etmiş, ... ise "dava konusu olan Tekirdağ cami aslında benim tarafımdan tasarlanan Ankara Mevlana Cami'nin revaksız halidir, yine Tekirdağ caminin de tasarımı benim tarafımdan yapılmış mühendislerle görüşülmesi keşif ve metrajına kadar benim tarafımdan takip edilmiştir, ortak ofisimiz bulunduğu için ana kısım olan tasarım dışında kalan detaylarda mesela çizim desteği gibi hususlarda davacıdan ve diğer ortağımızdan zaman zaman destek almış olabilirim bunu çok ayrıntısı ile hatırlamıyorum ancak ana tasarım tarafıma aittir, davacının tüm projelerde imzasının bulunması şahıs şirketinin onun üzerine olması ile ilgilidir." şeklinde beyanda bulunmuştur. İlk derece mahkemesince, davacı lehine FSEK'in 11/1. maddesi uyarınca oluşan eser sahipliği karinesinin aksinin, her türlü delille ispatının mümkün olduğu gözetilerek, bu hususta yukarıda anılan davalı delillerinin tamamının değerlendirilmesi, bu kapsamda özellikle davaya dayanak eserin, dava dışı ... tarafından hazırlandığını gösterdiği savunulan CD içeriği ile davalı tarafça dayanılan web sitesi içeriklerinin, içinde bilgisayar mühendisi bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetine inceletilmesi, yine dosya kapsamından, davacının dava konusu proje ile ilgili olarak Mimarlar Odasına, ... ve ... aleyhine şikayette bulunduğu anlaşılmış olup, bu şikayetin akıbetinin de araştırılması, buna göre davacı lehine oluşan eser sahipliği karinesinin aksinin ispat edilip edilmediğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı delilleri yeterince incelenmeden ve FSEK'in 11. maddesindeki karinenin aksinin ispatının mümkün olduğu gözetilmeden, bu hususta eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Öte yandan, ilk derece mahkemesince hem FSEK'in 11. maddesi uyarınca davacının eser sahibi bulunduğu kabul edilmiş hem de dava konusu eserlerin hak sahibinin, FSEK'in 18. maddesi uyarınca davacı olduğu tespitine yer verilerek çelişkili değerlendirmelerde bulunulmuştur. Zira, FSEK'in 18. maddesindeki düzenleme, eser sahipliğine ilişkin olmayıp, eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakların kullanımına ilişkindir. Bu itibarla, bir yandan davacının eser sahibi olduğunun, bir yandan da FSEK'in 18/2. maddesi uyarınca aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki hakların, bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılacağına ilişkin hüküm uyarınca davacının hak sahibi bulunduğunun kabulü yerinde değildir. Söz konusu hükümlerin hukuki sonuçları farklı olup, FSEK'in 11. maddesindeki düzenleme eser sahipliğine ilişkin karineyi gösterir iken, aynı Kanun'un 18/2. maddesi ise belirli şartlarda mali hakların kullanılması yetkisine ilişkindir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin gerekçesi bu yönden de yerinde olmayıp, öncelikle davacının hukuki konumunun, diğer bir deyişle eser sahibi mi yoksa eser üzerindeki mali hakları kullanma yetkisine sahip kişi mi olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince, bir an için davacı ile dava dışı ... ve ...’in adi ortaklık ilişkisi içinde olduğunun kabulü halinde ise adi ortaklığa ait eser üzerindeki mali hakkın başkasına devri veya kullanma ruhsatı verilmesi hususunda davacının muvafakatinin tespit edilemediği, dolayısıyla bu hususun sonuca etkili olmadığı değerlendirilmiş ise de bu değerlendirme de yerinde değildir. Zira, adi ortaklığın bizzat eser sahibi olması mümkün olmadığına göre burada kastedilen, davacı ile dava dışı ... ve ...'ın, davaya dayanak cami projeleri üzerindeki ortak hak sahipliğidir. Böyle bir durumda ise FSEK'in 9 ve 10. maddelerinde düzenlenen birden fazla kişinin birlikte eser sahibi olması ya da eser sahipleri arasındaki birliğe ilişkin hükümlerin değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece bu hususun da göz ardı edilmesi doğru olmamış, birbiri ile çelişen ve aynı hükümde, birbirlerinin ikamesi olmayan hukuki müesseselere dayanılması yerinde görülmemiştir. Kabule göre de; FSEK'in 68. maddesi kapsamında talep edilebilecek tazminatın belirlenmesi yönünden dosyaya sunulan kök bilirkişi raporunda, mimarlık ve mühendislik hizmet bedeli hesabında kullanılan yapı yaklaşık birim maliyetleri hakkındaki 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğe göre değerlendirme yapılarak davacının üç kat 145.512,00 TL talep edilebileceği açıklanmış, 11.05.2023 ve 06.02.2024 tarihli ek raporlarda da aynı kanaat tekrar edilmiş, bu yönden hükme esas alınan 28.06.2024 tarihli ek raporda ise "Kök raporumuzda belirttiğimiz üzere, davacı FSEK 68. Madde gereği 3 kat telif tazminatı talebinde bulunduğundan bu bedelin 3 katı olarak 627.933 TL talep edilebileceği kanaatimizde değişiklik olmamıştır." açıklaması yapılarak, FSEK'in 68. maddesi uyarınca 627.933,00 TL istenebileceği belirtilmiş, mahkemece de bu miktar hüküm altına alınmıştır. Ancak, kök raporda FSEK'in 68. maddesi kapsamında istenebilecek bedel, hüküm altına alınan 627.933,00 TL olarak hesaplanmadığı gibi bu meblağa nasıl ulaşıldığı da denetime elverişli biçimde gösterilmemiştir. Bu durumda, açıklanan yönden de ilk derece mahkemesi kararı yerinde değildir. FSEK'in 68. maddesi kapsamında, sözleşme yapılmış olması halinde istenebilecek bedelin (varsayımsal sözleşme bedeli) ne şekilde tespit edileceği konusunda HGK'nın 20.03.2002 tarih, 2002/176-214 E.K. sayılı ilamı yol gösterici niteliktedir. Anılan kararda, varsayımsal sözleşme bedelinin, eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta gibi kriterler dikkate alınarak eser sahibinin tecavüzde bulunanla sözleşme yapması halinde isteyebileceği bedele göre belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Varsayımsal sözleşme bedeli belirlenirken, varsa ihlal konusu mali hakkın devrine ilişkin önceki sözleşmelerden yararlanılabilir. Bu tür sözleşmeler emsal alınırken, sözleşmenin dava konusu olaya ne ölçüde uyduğunun, aradaki farklılıkların ve benzerliklerin neler olduğunun gözetilmesi zorunludur. Mahkemece açıklanan ilkeler doğrultusunda, koşullarının oluşması halinde FSEK'in 68. maddesi kapsamında istenebilecek tazminatın tespiti hususunda denetime elverişli olacak şekilde bir bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, Dairemizce, davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/12/2024 gün ve 2018/373 E. - 2024/521 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı ... AŞ tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 37.285,19-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde anılan davalıya iadesine, 5-Diğer davalılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 12.440,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde diğer davalılara iadesine, 6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, 9-Kararın niteliğine göre İİK'nın 36. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması kararı için Ankara 8. Genel İcra Dairesinin 2025/4834 sayılı dosyasına davalı ... tarafından verilen 0841KRTM25000047 sayılı ve 2.490.000,00-TL tutarlı teminat mektubunun davalı ...'a GERİ VERİLMESİNE, 10-Kararın niteliğine göre İİK'nın 36. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması kararı için Ankara 8. Genel İcra Dairesinin 2025/4834 sayılı dosyasına davalı ... tarafından verilen 2.500.000,00-TL tutarlı teminat mektubunun davalı ...'ne GERİ VERİLMESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/01/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/01/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...