T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1661 - 2025/1925 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1661 KARAR NO : 2025/1925 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/12/2022 NUMARASI : 2021/398 E. - 2022/428 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1661 - 2025/1925 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1661 KARAR NO : 2025/1925 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/12/2022 NUMARASI : 2021/398 E. - 2022/428 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/12/2022 Tarih ve 2021/398 Esas - 2022/428 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 2009 yılında ticari faaliyete başlayan, ... markalarının sahibi olan müvekkilinin kurulduğu günden bu yana "..." markasını fiilen kullanmakta olup bu markası ile bir çok ulusal ve uluslararası fuara katıldığını, internet arşivinde yapılacak bir araştırma ile bu hususun ortaya çıkacağını, aynı sektörde faaliyet gösteren ve müvekkilinin katıldığı bir çok fuarda yer alan davalı şirketin bu durumdan haberdar olduğunu, hal böyle iken müvekkilinin uzun yıllar ciddi emek ve sermaye ile oluşturduğu "..." markasının tescili isteğinin davalının "..." markası esas alınarak YİDK tarafından reddedildiğini, davalı şirketin redde dayanak teşkil eden markasının 04/07/2016 tarihinde tescil edildiği nazara alındığında kurulduğu günden itibaren "..." markasını kullanan müvekkilinin başvurusunun reddi için haklı bir neden teşkil etmeyeceğini, davalı şirket ortaklarından ...'nün aynı zamanda müvekkili şirketin de kurucu ortağı olduğunu, dolayısıyla 2009 yılından bu yana müvekkilinin markasından haberdar olan davalı şirketin itirazının kötü niyetli olduğunu, taraf şirketlerin profesyonel veya uzman tüketici veya bu pazarda faaliyet gösteren tacirler tarafından bilindiğini, ortalama tüketicilerin markaları ilişkilendirme veya karıştırmasının ihtimal dahilinde bulunmadığını, müvekkilinin "..." markalarını kullanmakta iken davalı şirketin "..." markasını kullandığını, aynı markayı bütün ürünlerinde kullanan müvekkilinin markasının 5. sınıftaki mallar yönünden korunmuşken 3. sınıfta yer mallar yönünden reddine karar verilmesinin çelişki oluşturduğunu ve 3. ve 5. sınıflar arasındaki farkın ürünün dezenfektan veya antibakteriyel içeriklere sahip olmasından kaynaklandığını ileri sürerek 2021-M-7811 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu başvuru markası ile redde mesnet marka arasında, kısmi ret kararı kapsamında yer alan mallar bakımından karıştırılmaya neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu, “...” ve " ..." esas unsurlu markalar arasında yalnızca bir harfin farklı olduğunu, markaların bu harf farkına rağmen işitsel olarak birbirine yakın okunuşta oldukları gibi, görsel anlamda benzer/yakın renkler ile şekiller ihtiva ettiklerini, dolayısı ile markalar arasında yüksek düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu ve bütünsel olarak bıraktığı izlenim itibariyle kısmi ret kararı verilen 3. sınıf mallar bakımından ortalama tüketici nezdinde markanın itiraza mesnet markalar ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı şirket vekili, müvekkilinin “...” unsurlu markası ile davaya konu "..." markası arasında görüntü, yazılış, ses ve anlam olarak ayirt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, markalar arasındaki tek farkın müvekkilinin markasındaki R harfi yerine K harfinin yer alması ile oluştuğunu, markadaki KOZM"ETIK" ibaresinin genel ibare olmasi sebebiyle marka değeri taşımadığını, bu itibarla ... ile ... ibarelerinin arasındaki bir harften oluşan farkın markaya yeterli ayırt edilicilik katmadığını, markaların görsel ve işitsel olarak çok yakın olduklarını, ortalama tüketiciler nezdinde markalar arasında iltibas ihtimalinin varlığının izahtan vareste olduğunu, bir işaretin marka olarak tescilsiz kullanımının kişiye sadece marka tescil başvurusuna itiraz etme ya da markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep etme hakkı tanıdığını, tescil edilmiş bir marka hakkında kesinleşmiş iptal kararı veya hükümsüzlük kararı verilmemiş ise önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahipliği iddiasına dayalı olarak marka tescilinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında 03. sınıf Ağartma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). Sabunlar. Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks malları yönünden emtia benzerliğinin bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, davalı adına tescilli ".../..." esas ibareli markalar ile davacının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, işbu uyuşmazlığa konu taraf markaları arasında 03. sınıf emtiaları kapsamında karıştırılma ihtimali ve iltibasa sebebiyet verecek düzeyde benzerlik Bulunduğu ve SMK 6/3 ile SMK 6/5 kapsamında ileri sürülen hususlarda esasa girilerek inceleme yapılmasının somut uyuşmazlığın çözümüne bir katkı sunmayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının müvekkilinin sektörde faaliyete başladığı 2009 yılından beri markadan haberdar olduğunu, tarafların bir çok uluslararası fuara birlikte katıldıklarını, birlikte ödül aldıklarını, davalı firmanın müvekkil firmadan haberi olduğu hususunun görmezden gelindiğini, "..." markasının müvekkili tarafından genel olarak ticaret unvanı olarak kullanıldığını, markanın ürünleri üzerinde esaslı unsur olarak genellikle ... markalarının kullanıldığını, davalı şirketin markasının esaslı unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, bu ibare ile müvekkilinin markası arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, taraf şirketlerin faaliyet gösterdiği alanda müşterilerin profesyonel, uzman, tacirlerden oluşması nedeniyle markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını, kaldı ki her iki şirketin de piyasaya arz ettikleri ürünlerde şirket unvanı içeren markaları yerine her ürüne özel tasarlanmış ve ambalaj üzerine konumlandırılmış markalarını kullandıklarını, müvekkilinin markası kapsamında bulunan 5. sınıftaki mallar yönünden benzerlik bulunmadığı sonucuna varılmışken, bu mallar ile tek farkı dezenfektan ya da antibaktiriyel içermesi olan 3. sınıftaki malların benzer görülmesinin çelişkili olduğunu, ... ile ... markaları okunuş olarak benzerlik gösterse bile anlam ve kelime farklılığı içerdiğini, sunulan delillere rağmen bilirkişi heyeti tarafından gerekçe gösterilmeksizin bazı delillerin elendiğini, bilirkişi raporunda tanınmışlığın ispatı için sunulan delillerin yetersiz olduğu sonucuna varılmışsa da bu hususta herhangi bir gerekçe gösterilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davacı Şirketin 14/11/2019 tarihinde, 2019/112788 sayılı "..." ibareli markanın 03 ve 05. sınıflarda tescili başvurusunda bulunduğu, davalı şirketin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itirazın reddine karar verildiği, bu karara yönelik davalı şirketin itirazının ise YİDK'in 2021-M-7811sayılı kararıyla kısmen kabul edilerek 03. Sınıftaki mallar yönünden başvurunun reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dava tarihi ile iptali istenen YİDK kararının verildiği tarih arasında iki aylık hak düşürücü süre geçmediğinden, uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince, davacıya ait ... markası ile davalı şirketin ... markaları arasında 03. Sınıfta bulunan mallar yönünden karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, bu karara karşı yalnızca davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğundan, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, ilk derece mahkemesince benzer olarak kabul edilen mal ve hizmetler yönünden, belirtilen taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru, "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacıya ait “...” ibareli markanın kelime unsurunun üzerinde yeşil renkli üç yapraklı yonca figürünün bulunduğu, ret kararına mesnet markalardan 2016/57846 sayılı markanın figüratif unsurunun yeşil renkte ve fakat farklı formda bir çiçekten oluştuğu, 2019/50325 sayılı markanın figüratif unsurunun pembe, mavi ve beyaz renkte kuşak görüntüsüne benzer şekillerin üst üste konulması ile oluşturulduğu, markalardaki şekil unsurunun kelime unsuruna göre oldukça küçük ve markanın genel kompozisyonu içinde geri planda kaldığı, bu nedenle markaların ayırt ediciliğine herhangi bir katkısının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu halde markaların esaslı unsurunun kelime unsurundan oluştuğu ve davaya konu markadaki "Kozmetik" ibaresi ile davalının itiraza mesnet markasındaki "..." ibaresi tanımlayıcı olduğundan taraf markalarının asli unsuru ... ve ... ibarelerinden oluşmakta olup marka işaretleri arasındaki benzerlik incelemesinde bu unsurlar dikkate alınmalıdır. Buna göre değerlendirme yapıldığında, her iki markadaki "SAN" ekinin "sanayi" anlamında olup tanımlayıcı olduğu ve bu durumda benzerlik karşılaştırmasının "..." ibaresi ile "..." arasında yapılması gerektiği, markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira, karşılaştırmaya esas markaların kısa markalar olduğu, bu tür markalarda yapılacak küçük değişiklikler dahi ayırt ediciliği sağlamak için yeterli olup dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin davaya konu markanın davalının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, ilk derece mahkemesince dosya kapsamına kazandırılan bilirkişi raporundaki markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu yönündeki görüş dikkate alınmamış, ve markalar benzer görülmediğinden tanınmışlık ve önceye dayalı hak sahipliği koşullarına ilişkin bir değerlendirme yapılamamıştır. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile davacının itirazına ve davaya mesnet markaları arasında, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 15/12/2022 gün ve 2021/398 Esas - 2022/428 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile 2021-M-7811 sayılı YİDK kararının iptaline, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 2.988,00-TL'ye, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.106,60-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf yargılaması sırasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.