11. Hukuk Dairesi 2024/4818 E. , 2025/3103 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1942 Esas, 2024/1230 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/8 E., 2021/788 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafınd…
**11. Hukuk Dairesi 2024/4818 E. , 2025/3103 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1942 Esas, 2024/1230 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/8 E., 2021/788 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %49 hisse oranında ortağı bulunduğunu, şirketin diğer ortağının %51 hisse ile davacının babası olduğunu, davadışı ortak ve müdür olan davacının babasının tasarruflarını davacıdan gizlediğini, yeni sözleşme yapma kararlarını tek başına aldığını, babasının yine davacının da ortak olduğu çok değerli arsaları kendi üzerine aldığını, davacının 2010'dan sonra şirkette ne olup bittiğini bilmediğini, babasının yeni şirket kurarak davalı şirketin içini boşaltmış olabileceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 613/2 ve 626. maddelerine aykırı davrandığını, şirketin uzun süredir kâr dağıtmadığını ileri sürerek şirketin feshi ile 2 ortaklı şirkette %51 paya sahip olan şirket müdürünün yasal olmayan bir tek kendisinin katıldığı ortaklar kurulu toplantısında kendisini yeniden müdür seçtiğinden 25.03.2013 tarihli kararın yok hükmünde sayılmasına, ayrıca müdürün TTK'nın 630. maddesine göre Mahkemece görevden alınabileceğinden mevcut müdürün müdürlüğünün yok hükmünde sayılmadığı takdirde görevinden alınarak müdürlük görevinin %49 paylı müvekkiline verilmesine, bunların hiç biri olmaz ise müdürün görevden alınarak acilen ve tedbiren şirketin kayyım marifeti ile idaresi için kayyım atanmasına, atandıktan sonra şirketin feshine ve mahkemece tayin edilecek tasfiye memuru tarafından tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iddianın aksine şirketten maddi menfaat elde eden ve şirkete yüksek bedellerde borçlu olanın davacı olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin davacıdan olan alacaklarının araştırılarak takas mahsuba konu edilmesini talep ettiklerini, davacının şirkete olan sermaye borcunu dahi ödemediğini, davacının bankalara şahsi talimatlar vermek suretiyle bizzat kendi hesaplarına aktardığı veya fiilen bankalardan çekim yaparak aldığı nakitler nedeniyle şirkete borcu bulunduğunu, davacının şirket kasasından şahsi harcamalar için çektiği nakitlerin de bulunduğunu, 25.03.2013 tarihli genel kurul toplantı gündemi ve çağrısından davacının haberdar olduğunu, iptal davası açamayan davacının sonradan öğrenmiş gibi yaparak ve kararların yok hükmünde olduğunu ileri süremeyeceğini, 25.03.2013 tarihli genel kurul kararı ile ... 'in şirket müdürü olmasının kanuna ve usule uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının davalı şirketin 23.05.2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısının yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin talebi yönünden, TTK'nın 617/1 hükmü kapsamında, davalı şirketin davacıya 05.03.2013 tarihinde gönderdiği ihtarda toplantının 25.03.2013 tarihinde yapılacağının belirtildiği, ihtarın davacıya 15 gün öncesinde tebliğ edildiği, yapılan müdür seçiminde yasaya herhangi bir aykırılığın söz konusu olmadığı, davalı şirketin ortaklarının %49 hisse ile davacı ve %51 hisse ile dava dışı ... olduğu, baba oğul ortakların geçinemedikleri, davacının şirket ve şirketin diğer ortağı ile aralarında muhtelif davalar ve uyuşmazlıklar bulunduğu, ortaklar arasında ... duygusunun kalmadığı, bu hususlar göz önüne alındığında ortaklığın çekilmez ... gelebileceği ve şirketin haklı sebeple feshine ilişkin yasal koşullarının oluştuğu, ancak şirketin sermayesinin tamamını bünyesinde muhafaza ettiği, öz varlığının müspet olduğu, şirketin mali yönden fesih ve tasfiyesini gerektiren bir hususun bulunmadığının bilirkişi kurulu rapor ve ek raporlarında belirtildiği, bu belirlemeler göz önüne alındığında TTK'nın 636/3 hükmü uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ortağın esas sermaye payının davacıya verilerek davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin daha uygun bir çözüm niteliğinde olduğu, davacının karar tarihine en yakın tarihteki talep edebileceği ortaklık payının 678.943,76 TL tutarında olduğu gerekçesiyle davacının davalı şirketin 25.03.2013 tarihli ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine yönelik talebinin reddine, davacının davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin talebi yönünden TTK'nın 636/3 hükmü gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacının şirket ortaklığından çıkartılmasına, hesaplanan davacı ortağın payının gerçek değeri olan 678.943,76 TL'nin kararın kesinleşme tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin 25.03.2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespiti ile davalı şirketin TTK'nın 636/3 hükmü gereğince feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 06.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.