Hukuk Genel Kurulu 2025/16 E. , 2026/35 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/96 E., 2024/383 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.11.2023 tarihli ve 2023/10218 Esas, 2023/11360 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliy…
Hukuk Genel Kurulu 2025/16 E. , 2026/35 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/96 E., 2024/383 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.11.2023 tarihli ve 2023/10218 Esas, 2023/11360 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin bozmaya uyarak verdiği karar davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 01.05.2007-30.06.2010 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını ancak çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini, davalı aleyhine işçilik alacakları istemiyle açılan davada 01.05.2007-30.06.2010 tarihleri arasında çalıştığının hüküm altına alındığını ileri sürerek müvekkilinin 01.05.2007-30.06.2010 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili; davacının müvekkiline ait işyerinde çalışmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK/Kurum) vekili; Kurum kayıtlarında davacının iddia ettiği tarihlerdeki çalışmasına rastlanmadığını, hizmetin geçtiği iddia edilen sürede işyerinin Kanun kapsamında bulunup bulunmadığının araştırılması ve davacının çalışma iddiasının yöntemince kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli ve 2015/705 Esas, 2017/590 Karar sayılı kararı ile; taraflar arasında işçilik alacakları istemiyle açılan davada davacının kıdeme esas hizmet süresinin 01.05.2007-30.06.2010 tarihleri arasında kabul edildiği, dosyanın Yargıtay aşamasında olduğunun anlaşıldığı, tüm dosya kapsamı, tanık beyanları ve itibar edilen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının dava konusu dönemde davalı şirkete ait işyerinde hizmet akdi ile fiili çalışmasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı işverene ait ... sicil numaralı davalı işyerinde 01.05.2007- 30.06.2010 tarihleri arasında 1.140 gün sigortalı çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli ve 2018/660 Esas, 2019/641 Karar sayılı kararı ile; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ile feri müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 04.06.2020 tarihli ve 2019/3476 Esas, 2020/2818 Karar sayılı kararı ile; "...Somut olayda, yukarıdaki açıklamalar kapsamında yeterli araştırma yapılmadığı görülmekle; dosya kapsamından 30.12.2008 de yapılan Vergi Denetiminde iki kişinin sigortasız çalıştığının tespit edildiği, ancak davacının adının tutanakta bulunmadığı, Vergi Denetmeni tarafından tutulan tutanağın resmi belge niteliği taşıması nedeni ile bu belgenin aksinin ispatı gerektiği ve davalı tanıklarının davacının kardeşi ...' un davalı iş yerinde çalıştığı, davacının da ihtiyaç olduğunda kardeşi ile zaman zaman çalışmaya geldiği iddiası da gözetilerek; vergi denetimi yapıldığı tarihte davacının iş yerinde bulunmama nedeni araştırılmalı, bu yönde davacının beyanı alınmalı, çalışmanın kısmi yada dönemsel olup olmadığı irdelenmeli, taraf tanıkları ile yetinilmeyip davalı işverenin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler resen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, dinlenilen tanıkların hangi dönemler için dinlenildiği tespit ile beyanlar arasında çelişki var ise giderilmeli, uyuşmazlık konusu husus hiç bir kuşku ve tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit olunmalı, kısmi süreli çalışma olduğunun anlaşılması halinde; gerektiğinde uzman bilirkişi görüşü de alınmak suretiyle, hükme konu dönem içinde bir günde kaç saat çalışmış olabileceği, haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli ve yedi buçuk saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususu saptanarak, sigortalılık süresinin tespitine karar verilmelidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2023 tarihli ve 2020/176 Esas, 2023/454 Karar sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda 19.10.2021 tarihli davacının beyanı ile çalışması kayda geçmiş tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde çalışmanın ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davacının ... sicil numaralı davalı işyerinde 01.05.2007-30.06.2010 tarihleri arasında 1.140 gün hizmet akdine bağlı sigortalı çalıştığının tespitine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Önceki bozma ilamında; "... Somut olayda, yukarıdaki açıklamalar kapsamında yeterli araştırma yapılmadığı görülmekle; dosya kapsamından 30.12.2008 de yapılan Vergi Denetiminde iki kişinin sigortasız çalıştığının tespit edildiği, ancak davacının adının tutanakta bulunmadığı, Vergi Denetmeni tarafından tutulan tutanağın resmi belge niteliği taşıması nedeni ile bu belgenin aksinin ispatı gerektiği ve davalı tanıklarının davacının kardeşi ...' un davalı iş yerinde çalıştığı, davacının da ihtiyaç olduğunda kardeşi ile zaman zaman çalışmaya geldiği iddiası da gözetilerek; vergi denetimi yapıldığı tarihte davacının iş yerinde bulunmama nedeni araştırılmalı, bu yönde davacının beyanının alınması, ..." gereğine işaret edilmiştir. Bozma sonrasında yapılan yargılamada, önceki bozma ilamında belirtilen vergi denetim tutanağının aksinin ispat edilmesine yönelik olarak davacı tarafından yapılan savunmada, binanın 3. ve 4. katında çalışma olduğunu ve denetim sırasında üst katta bulunduğunu iddia ettiği anlaşılmakta olup Mahkemece bu husus tanıklara sorulmamış, bu durumun doğruluğu denetlenmemiştir. Denetim sırasında sigortasız çalıştığı belirtilip tutanakta adı geçen ... ve ...'un adresleri tespit edilerek dinlenilmeli, bu kişilere ve dinlenilen diğer tanıklara davacının savunmasında belirttiği gibi bir durum olup olmadığı, denetim tarihinde çalışıp çalışmadığı açıkça sorulmalı; Mahkemece, hükme esas alınan tanık beyanları ile beyanlarının Mahkemece esas alınmayacağı kabul edilen tanıkların beyanları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi hatalı olup tanıklar yeniden dinlenilerek çelişki giderilmeli ve dinlenilmeyen bordro tanıkları dinlenilerek davacının çalışıp çalışmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulup deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bir kısım tanıklarca davacının iddiasının doğrulandığı, hayatın olağan akışına göre de daha önce beyanı alınan tanıkların tamamının aynı doğrultuda ve çelişkisiz şekilde anlatımda bulunamayacakları, bu hâlde yeterli araştırma neticesinde ortaya çıkan hukuki durumdan yapılan çıkarım ile verilen karara yönelik bozma ilâmına katılmanın mümkün olmadığı, davanın kamusal niteliği gereği gerekli araştırma ve incelemelerin yapılarak hüküm verildiği gerekçesiyle direnme kararı vermiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde fer'î müdahil Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'î müdahil Kurum vekili; tanık beyanlarındaki çelişkilerin nazara alınmadığını, tanık ... ve ...’un dinlenmediğini, dinlenen tanıkların davacının kesintisiz çalıştığına tanıklık yapmadıklarını, kamu düzenine ilişkin eldeki davada araştırmanın kapsamı genişletilerek tanıkların özellikle o döneme ilişkin bordrolardan seçilmesi ve fiili çalışmanın her türlü belge ve bilgi ile duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması gerektiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 01.05.2007-30.06.2010 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde kesintisiz çalıştığının tespiti istemiyle açılan eldeki davada, Mahkemece davanın kabulü yönünde verilen kararın eksik incelemeye dayalı olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre bozma kararında belirtilen araştırma ve incelemeler yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) geçici 7. maddesinin 1. fıkrası ile 86. maddesinin 9. fıkrası, Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (506 sayılı Kanun) 79. maddesinin 10. fıkrası. 2. Değerlendirme 1. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir." yönünde düzenleme bulunmaktadır. 2. Bu durumda 01.10.2008 tarihinden önceki döneme ilişkin hizmet tespiti uyuşmazlıklarında mülga 506 sayılı Kanun; bu tarihten sonraki dönem bakımından ise 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 3. Mülga 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrasında "Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır." hükmü bulunmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrası da aynı doğrultudadır. 4. Öte yandan Kanun'da öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte çalıştırılanlar, kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak bu kimselerin ayrıca Kanun'da sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları 506 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan açık hüküm gereğidir (5510 sayılı Kanun 4 ve 92. maddeleri). 5. Ne var ki sigortalılığın oluşumu için fiili çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili ve gerçek bir çalışmanın varlığı tespit edilmediği sürece sigortalılıktan söz edilemez. 6. Gelinen bu noktada fiili çalışmanın varlığının hangi kanıt ve olgularla belirleneceği konusu üzerinde durulmalıdır. 7. Sosyal güvenlik hukukunun hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanında kalan özellikleri dikkate alındığında özellikle hizmet tespiti davalarında kendiliğinden araştırma ilkesinin ağır bastığı görülür. Gerçekten de hizmet tespiti davaları, taraflarca hazırlama ilkesi kapsamı dışında olup kendiliğinden araştırma ilkesi uygulandığından bu tür davalarda ispat yükü bir tarafa yükletilemez. 8. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabileceğinden bu davalarda işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, mümkün oldukça tespiti istenen dönemde işyerinin yönetici ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde, tarafları veya işyerini bilen veya bilebilecek durumda olanlar kolluk aracılığıyla araştırılarak saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı, çalışmanın konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında beyanları alınarak tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, beyanları diğer yan delillerle desteklenmelidir. 9. Bu amaçla tanıkların hizmet tespiti istenen tarihte işyeri veya komşu işyeri sigortalısı ya da işvereni olup olmadıkları araştırılmalı, Kurumdan, bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu da sorularak elde edilen bilgilerin beyanlarında belirttikleri olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenmeli, işyerinin kapsamı ve kapasitesi ile niteliği bu beyanlar çerçevesinde kontrol edilmelidir. 10. Diğer taraftan bu davalarda işverenin çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı da göz önünde tutulmalıdır. 11. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.10.2025 tarihli ve 2024/10-406 Esas, 2025/633 Karar; 18.06.2025 tarihli ve 2024/10-336 Esas, 2025/366 Karar; 14.05.2025 tarihli ve 2023/10-500 Esas, 2025/289 Karar; 27.09.2023 tarihli ve 2022/10-848 Esas, 2023/853 Karar ile 09.11.2022 tarihli ve 2021/(21)10-553 Esas, 2022/1475 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. 12. Somut olayda davacı vekili müvekkilinin davalıya ait işyerinde 01.05.2007-30.06.2010 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını ancak çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek sözü edilen tarihler arasında davalıya ait işyerinde kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince çalışmanın tanıkların bir kısmı tarafından doğrulandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar eksik araştırma ve incelemeye dayanmakta olup yargılama sırasında dinlenen davalı tanıkları ... ile ... davacının kardeşi ...'un davalı işyerinde çalıştığını, davacının da ihtiyaç olduğunda zaman zaman kardeşi ile çalışmaya geldiğini; davacı tanıklarından ... davacının yengesinin kardeşi olduğunu, davacının avukatlarından duyduğu kadarıyla davacının 2007 yılının 5. ayının 1. günü işe girip 2010 yılının Haziran ayında işten çıktığını; ... davacının eşinin kız kardeşi olduğunu, davacının kendisinden önce işe girdiğini; bordro tanıklarından ... davacının kim olduğunu hatırlamadığını; ... davacının hangi yıllarda çalıştığını hatırlamadığını; ... ise davacıyla bir kaç yıl birlikte çalışmış olabileceklerini ancak tam hatırlamadığını ve fiili çalışmasına bir süre şahit olduğunu beyan etmiştir. 13. Öte yandan 30.12.2008 tarihinde yapılan vergi denetiminde ... ve ... isimli kişilerin sigortasız çalıştığının tespit edildiği ancak davacının adının tutanakta bulunmadığının anlaşılması üzerine sigortasız çalıştığını iddia eden davacının denetim tarihinde tutanakta adının yer almama sebebinin Mahkemece sorulması üzerine davacının 19.10.2021 tarihli duruşmadaki beyanında işverenin binanın 3. ve 4. katını kullandığını, denetim esnasında işyerinde olduğunu ancak işverenin üst katta beklemelerini söylediğini, denetimin işverenin alt kattaki işyerinde yapıldığını, bu iki daire arasında bağlantı olmadığını belirttiği, Mahkemece bu hususun tanıklara sorulmadığı ve doğruluğunun denetlenmediği anlaşılmıştır. Öncelikle belirtilmelidir ki, her ne kadar bozma kararında denetim sırasında çalıştığı tespit edilip tutanakta ismi geçen ... ve ...'un adresleri tespit edilerek dinlenmeleri gerektiği belirtilmiş ise de vergi denetmeni tarafından sigortasız çalıştığı yönünde tespit yapılan kişilerin ... ile ... olduğu dikkate alındığında bozma kararında belirtilen bu hususun maddi yanılgıya dayalı olarak yazıldığı anlaşılmakla bu kapsamda denetim sırasında sigortasız çalıştığı belirtilip tutanakta adı geçen ... ve ... ile dinlenilen diğer tanıklar yeniden dinlenerek davacının savunmasında belirttiği gibi bir durum olup olmadığı, denetim tarihinde çalışıp çalışmadığı açıkça sorulmalı, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, burada kaç işçinin çalıştığı, işyerinin konumu, kapsam, kapasite ve niteliği, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı, iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Çalışmanın kısmi yada dönemsel olup olmadığı irdelenmeli, taraf tanıkları ile yetinilmeyip dinlenilmeyen bordro tanıkları da dinlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, tanıkların hangi dönemler için dinlenildiği tespit edilerek beyanları arasında çelişki var ise giderilmeli, kısmi süreli çalışma olduğunun anlaşılması hâlinde gerektiğinde uzman bilirkişi görüşü de alınmak suretiyle bir günde kaç saat çalışmış olabileceği, haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli ve yedi buçuk saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususu saptanarak uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit olunmalıdır. 14. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır. 15. Diğer taraftan 16.11.2023 tarihli ikinci bozma kararından sonra bozma kararına karşı beyanların alındığı 27.06.2024 tarihli duruşmada "1-Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 2023/102 18... /11360 karar sayılı 16/11/2023 tarihli kararına direnilmesine," karar verildiği, gerekçeli kararda ise bozma kararı içeriğine yer verildikten sonra bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirtilip hüküm kısmında ise "1-Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 2023/102 18... /11360 karar sayılı 16/11/2023 tarihli kararına direnilmesine," karar verildiği dikkate alındığında, gerekçede yer alan bozma ilâmına uyulduğuna ilişkin kısmın maddi hata olduğu kabul edilmiş ve işin esasına etkili görülmeyerek bozma nedeni yapılmamıştır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Fer'î müdahil Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.