11. Hukuk Dairesi 2011/5171 E. , 2012/10458 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/10/2010 tarih ve 2007/870-2010/995 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, ince…
**11. Hukuk Dairesi 2011/5171 E. , 2012/10458 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/10/2010 tarih ve 2007/870-2010/995 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkilinin müşterilerinden ...' na ait kredi kartını 3. kişiye teslim ettiğini, söz konusu kart ile nakit çekimler yapılarak müvekkilinin mağdur edildiğini, davalının dağıtım ve sevk sözleşmesine aykırı davrandığını, davalı şirketin kredi kartının müşteriye tesliminde gerekli özen yükümlülüğünü göstermeyerek kartın üçüncü kişiler eline geçmesine sebep olduğunu, bunun sonucunda 27.12.2006 tarihinde bu kartla 600 TL, 28.12.2006 tarihinde de 600 TL para çekildiğini ve faizleriyle birlikte kredi kartının 1.802,49 TL’na ulaşan borç bakiyesi oluştuğunu, bu tutarın müşteriden tahsil imkanı bulunmadığından davalının sözleşmenin 7. maddesine göre banka ve bankanın müşterilerine karşı sorumlu olduğunu ileri sürerek, 1.802,49 TL'lık zararın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kart teslim edilen ...' nun belediye başkanı olduğunu, teslimi yapanın muhatabın nüfus cüzdanının sahte olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, teslimde mukayese imzasının da bulunmadığını, teslimi yapanın küçük bir ilçede belediye binasına giderek kart hamili olduğu resmi belge ile kanıtlanan kişiye teslim ettiğini, sözleşme koşullarına tamamen uyulduğunu, müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, şifre bilinmeden nakit para çekilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca davalının davacı bankaya ait muhtelif gönderilerin teslim edilmesi, teslim edilmeyenlerin iadesi işini üstlendiği, davalı şirket çalışanının sözleşme hükmüne göre teslim alanın kimliğini kontrol ederek ve imza karşılığı kredi kartını teslim ettiği, kimliğin sahte veya başka bir nedenle gerçek olmadığını teslimat sırasında belirleme şansına sahip olmadığı, ayrıca bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere kredi kartının usulsüz tebliği nakit çekimi için yeterli olmayıp ayrıca şifrenin de yanlış kişiye tesliminin gerektiği, davacı tarafça şifrenin teslimine ilişkin belge ve müşterisi tarafından nakit çekimlere itirazının belgelenemediği ve banka zararının ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.