İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/12/2025 Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketteki %90 hissesinin davalı ... tarafından diğer davalı ...'e vekaletin kötüye kullanılması, sahtecilik ve dolandırıcılık yoluyla devredildiğini, bu durumun öğrenilmesi üzerine İstanbul C. Başsavcılığına su…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/2414 KARAR NO:2025/2181 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:22/09/2022 NUMARASI:2020/646 Esas - 2022/754 Karar DAVA :Pay Devrinin İptali, Tazminat DAVA TARİHİ:25/11/2020 İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/12/2025 Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketteki %90 hissesinin davalı ... tarafından diğer davalı ...'e vekaletin kötüye kullanılması, sahtecilik ve dolandırıcılık yoluyla devredildiğini, bu durumun öğrenilmesi üzerine İstanbul C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, devir işleminin sahte imza ve 20 yıl önce verilen vekaletnamenin kötüye kullanılması yoluyla, noterde devir sözleşmesi yapılarak gerçekleştirildiğini, müvekkilinin karar defterinde bulunan imzasının sahte olduğunu, noterdeki işlemin de müvekkilinin talimatı olmadan yapıldığını, pay devri işlemleri usulsüz olup ortaklar kurulu kararı alınmadığını, tescile ilişkin işlemlerin eksik olduğunu, devir sözleşmesinde gösterilen devir bedeli çok düşük olup müvekkilinin para almadığını, usulsüz işlemler sonucu müvekkiline bedel ödenmeksizin yapılan devir nedeniyle müvekkilinin maddi zarara uğradığını, olay nedeniyle büyük acı ve elem yaşadığını belirterek, hisse devrinin iptaline, şimdilik 1.000-TL maddi ve 50.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 03.03.2021 tarihli açıklama dilekçesiyle; 1.000-TL maddi tazminatın 300-TL'sinin davalı şirketten, 300-TL'sinin davalı ...'ten, 400-TL'sinin davalı ...'dan tahsilini; manevi tazminat talepleri yönünden ise 40.000-TL'nin davalı ...'dan, 10.000-TL'nin ise davalı ...'ten tahsilini talep ettiklerini belirtmiştir. CEVAP:Davalılar vekili; davalı şirketin 23.03.1998 tarihinde kurulan ... ... Ltd. Şti'nin devamı olduğunu, 2014 yılında tarafların arasının bozulmasıyla davacı ile davalı ...'ın portföy ve kazançlarının zımnen ayrıldığını, şirkete 2014 yılında alınan araç 2017 yılında satılmasına rağmen bedelinin şirkete dönmediğini, 2019 haziran ayından beri müvekkili ...'ün şirket hesaplarına erişimi engellenerek komisyon almasının önüne geçildiğini, buna rağmen müvekkilinin orta yol bulmaya çalıştığını, şirketin 30.07.2012 tarihinde şimdiki unvanını aldığını, müvekkili ...'ün 22.04.2014 tarihli genel kurul kararı ile müdür olarak seçildiğini, 2018 yılında davacının müvekkilini darp ederek zorla müdürlüğü elinden aldığını, bu tarihten itibaren davacının güven ilişkisine dayalı olarak ve çek cezasından kurtulmak için kendisine daha önce yapılan hisse devrini suistimal ederek kendisine ait olmayan hisselere çökmeye çalıştığını, şirketin herhangi bir kaydında davacının %90 pay sahibi olduğunun yazmadığını, pay defterinin bulunmadığını, önceki dönemde kadın olan müvekkilinin karşılıksız çekten ceza almaması için payların %90-%10 olarak oranlandığını, 2020 yılında davalının şirketteki hesap ve şifrelerinin davacı tarafından kapatıldığını, bunun üzerine davacının başka bir acente açacağını beyan ettiğini, bunun karşılığında müvekkili ...'ün yıllardır tahsil edemediği hakları ve şirketin borçları karşılığında bedelsiz hisse devrini kabul ettiğini, nitekim davacının hisse devrinden bir hafta sonra eşi adına sigorta acentesi kurduğunu, davacının 2018 yılından itibaren şirketin gelirlerini ve kasasındaki parayı harcadığını, davacı kendi imzasına itiraz etmişse de evraklara birbirinden farklı çok sayıda imza attığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; pay devrinin dayanağı vekaletname ile vekaleten yapılan pay devrine ilişkin noterlik sözleşmesi yönünden bir sahtelik iddiası ileri sürülmediğine ve iddianın pay devrinin onayına ilişkin ortaklar kurulundaki imzanın sahteliğine yönelik olması nedeniyle davanın, davacıya atfen imzanın bulunduğu 24/09/2020 tarihli ortaklar kurulu kararının butlanı ve uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, ortaklar kurulu kararlarının sakatlığı yönünden açılacak davalar ancak şirkete karşı yöneltilebileceğinden, davalı gerçek kişilere yönelik açılan ortaklar kurulu kararının butlanı davasının reddine karar vermek gerektiği, ortaklar kurulu kararına ilişkin davalı şirkete açılan dava bakımından ise TTK'nın 595. maddesi gereğince pay devrinin geçerliliği için noterce onaylatılmasının yanında ortaklar kurulu onayı gerektiği, davacı tarafça İstanbul ... Noterliği'nce düzenlenen 14/04/2000 tarihli vekaletname ile "... hisselerini devre, her türlü devir ve ... şirket hisseleri ile ilgili olarak her türlü devir, ..." yetkilerini içerir davalı ...'a yetki verildiği, Büyükçekmece ... Noterliği'nce düzenlenen 24/09/2020 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi ile işbu vekalete dayalı olarak davalı ... tarafından davalı şirketteki davacıya ait hisselerin davalı ...'e devredildiği, davacı tarafça, pay devrine ilişkin 24/09/2020 tarihli ortaklar kurulu kararında adına atfen atılı imzanın kendisine ait olmadığının ileri sürüldüğü, yaptırılan imza incelemesi sonucu düzenlenen 04/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda, inceleme konusu 24/09/2020 tarihli ortaklar kurulu kararında davacı ... adına atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığının belirlendiği, diğer ortağın şirketteki pay miktarı göz önüne alındığında, tek başına karar alınmasına olanak bulunmadığı, bu durumda davalı şirketin 24/09/2020 tarihli ortaklar kurulu kararının yoklukla sakat olduğu,davacının maddi ve manevi tazminat isteme ilişkin iddialarının soyut olduğu, ne şekilde ve miktarda zarara uğradığının somut delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle, pay devrinin geçersizliği yönünden davalı şirkete yönelik açılan davanın kabulü ile davalı şirketin 24/09/2020 tarihli ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespitine, davalı şirkete yönelik açılan tazminat davasının ve diğer davalılara yönelik açılan tazminat ve pay devrinin geçersizliği yönündeki davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili; pay devrinin hükümsüzlüğü istemi yönünden şirket ortaklarının ve payı devralan kişinin davalı olarak gösterilmesinin zorunlu olduğunu, bu nedenle bu istem yönünden davalı gerçek kişilere yönelik davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, pay devrinin sahte imza ile gerçekleştirildiği sabit olmasına rağmen tazminat talepleri hakkında mahkemece delilleri toplanmadan, bu konuda bir inceleme yapılmadan ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, reddedilen tazminat talepleri bakımından davalılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken üç adet vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili; davacının pay devrine ilişkin süreçten başından beri haberdar olduğunu, davaya konu genel kurul kararının altına bizzat davacının imza attığını, pay devri sözleşmesinin davacının müvekkili ...'e verdiği vekaletname ile usule uygun yapıldığını, vekaletnamede pay devrine ilişkin yetki bulunduğunu, davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının hukuki dayanağı olmadığını,pay devri sözleşmesinden sonra müvekkili ...'ün vekaletiyle usulüne uygun olarak 24.09.2020 tarihli genel kurul kararı alındığını, vekaletnamede genel kurulda temsil yetkisinin bulunduğunu, akabinde ...'ın bizzat kendisinin imza atması yönünde yanlış bir yönlendirme yapıldığını, oysa pay devrine ilişkin genel kurulda payı devreden ve devralanın vekil ile temsil edilebileceğini, bu yönlendirme neticesinde davacının da katılımıyla aynı tarihli ikinci genel kurul kararının alındığını, mahkemece davacının imzası bulunan pay devrine ilişkin kararın yokluğu tespit edilmişse de, aynı tarihli müvekkilinin vekaleten imza attığı genel kurul kararı da bulunduğundan, her durumda geçerli bir pay devrinin söz konusu olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporu eksik ve hatalı olup, karar defterinde yer alan diğer davacı imzalarının incelenmediğini, delil olarak bildirdikleri ... Sigorta'da bulunan davacının imzasını içeren belge aslının getirtilmeyerek incelemeye esas alınmadığını, bu konuda müvekkilince alınan uzman görüşünde, imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda kesin bir sonuç beyan edilmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, bu nedenle mahkemece yeniden imza incelemesi yaptırılmamasının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, limited şirket hisse devrinin iptali ile hisse devri nedeniyle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi tazminatı tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekilince; müvekkilinin ortağı bulunduğu davalı şirketteki %90 orandaki hissesinin davalı ... tarafından diğer davalı ...'e vekalet görevinin kötüye kullanılması yoluyla devredildiği, devrin pay defterine kaydına ilişkin ortaklar kurulu kararında müvekkiline atfen atılan imzanın sahte olduğu, bu nedenle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığı ileri sürülerek, hisse devrinin geçersizliğinin tespiti ile uğranılan maddi ve manevi zararın davalılardan tahsili talep edilmiştir.Davacı tarafından pay devrinin geçersiz olduğu ileri sürüldüğünden, halen şirkette pay sahibi olduğunun tespiti talebini de içeren işbu davada verilecek karar, davacının paylarını devralan ortak ...'ün haklarını doğrudan etkileyecek niteliktedir. Diğer davalı ...'ın ise pay devrine esas vekalet görevini kötüye kullandığı ileri sürülmüştür. Bu nedenle istemin şirket yanında bu davalılara da yöneltilmesi usule uygun olup, mahkemenin pay devri sözleşmesine karşı sahtelik iddiası ileri sürülmediği, bu istemin davalı gerçek kişilere yöneltilemeyeceği gerekçesi yerinde değildir. Ortaklar kurulu kararının butlanı veya iptali istemi bakımından ise davalı gerçek kişilere husumet yöneltilmesi mümkün değildir.Somut olayda; davacı ile davalı ... diğer davalı şirkette ortak iken davacı tarafından davalı ...'a İstanbul ... Noterliğinin 14.04.2000 tarihli vekaletnamesinin verildiği, vekaletnamede davacı tarafından davalıya şirket hisse devri ve şirket hissesinden doğan hakların kullanımını da içeren geniş yetkiler verildiği, davacının verdiği bu vekaletname ile davalı ... tarafından davacının davalı şirketteki 90 adet hissenin Büyükçekmece ... Noterliğinin 24.09.2020 tarihli pay devri sözleşmesi ile 45.000-TL bedelle davalı ...'e devredildiği, şirketin 24.09.2020 tarihli iki ayrı ortaklar kurulu kararıyla pay devrinin pay defterine kaydına karar verildiği, bu kararlardan birisinde davacıyı vekaleten davalı ...'ın temsil ettiği ve altında bu davalının imzasının bulunduğu, ikinci ortaklar kurulu kararında ise davacı adına asaleten atılmış imza bulunduğu anlaşılmaktadır.Davacı tarafça davalının vekalet görevini kötüye kullandığı ileri sürülmüşse de, bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Pay devrinin şirket pay defterine kaydedilmesine ilişkin olarak ise davacı tarafça karar altında kendisine atfen atılmış imzanın sahte olduğu ileri sürülmüştür. Mahkemece bu hususta yaptırılan imza incelemesinde, kararda davacıya atfen atılmış olan imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olup, mahkemece bu rapor doğrultusunda söz konusu ortaklar kurulu kararının geçersizliğine hükmedilmiştir. Mahkemece yaptırılan imza incelemesinde, davacıya ait olup ortaklar kurulu kararı öncesine ait davacının imzasını taşıyan belgeler karşılaştırmaya esas alınmış olmakla, söz konusu rapora itibar edilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu bakımdan davacının şirket karar defterinde yer alan diğer imzalarının incelenmemiş olması sonuca etkili görülmediği gibi, fotokopi belgeler üzerinden düzenlenen uzman görüşüne itibar edilmesi de mümkün değildir.Vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiası ispat edilememiş olmakla, davacının vekaleten temsil edildiği diğer ortaklar kurulu kararı ise geçerli durumdadır.Davacının maddi ve manevi tazminat talebi, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve ortaklar kurulu kararındaki imza sahteliği nedeniyle zarara uğradığına ilişkin olup, davacının ne suretle maddi zarara uğradığı açıklanamadığı gibi, bu hususta herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir.Vekalet görevinin kötüye kullanılması sabit olmadığı gibi, sahtelik iddiasının ispatı da tek başına zararın varlığını kabule yeterli değildir.Olay davacının kişilik haklarını ihlal edecek nitelikte olmadığından, manevi tazminat talep koşulları da oluşmamıştır. Bu nedenle mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi yerindedir. Davacı vekilince; reddedilen tazminat talepleri bakımından davalılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, üç adet vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüştür. Mahkemece reddedilen maddi tazminat istemi bakımından her üç davalı lehine payları oranında olmak üzere reddedilen miktarı geçmemek üzere toplam 1.000-TL vekalet ücretine ve reddedilen pay devrinin geçersizliği istemi bakımından davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olsa da, reddedilen manevi tazminat istemi bakımından ret sebebi ortak olan davalılar ... ve ... için tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; reddedilen manevi tazminat istemi bakımından ret sebebi ortak olan davalılar ... ve ... için tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, hükmün diğer kısımlarının tekrarı ile reddedilen manevi tazminat istemi bakımından ret sebebi ortak olan davalılar ... ve ... için tek vekalet ücretine hükmedilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2022 Tarih 2020/646 Esas - 2022/754 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Pay devrinin geçersizliği yönünden davalı şirkete yönelik davanın kabulü ile,Davalı şirketin 24/09/2020 tarihli davacının şirketteki paylarının devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespitine,Davalı şirkete yönelik açılan tazminat davasının ve diğer davalılara yönelik açılan tazminat ve pay devrinin geçersizliği yönündeki davanın ayrı ayrı reddine,İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 870,96-TL'nin mahsubu ile fazla olan 255,56-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafça yatırılan 669,80-TL peşin harçların davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 1.500-TL bilirkişi ücreti ve 214,65-TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.714,65-TL yargılama giderinin takdiren 1/2'si oranında olmak üzere 857,33-TL'nin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 9.200-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen maddi tazminat talepleri yönünden hesap ve takdir olunan 1.000-TL vekalet ücretinin (davalı şirket için 300-TL, davalı ... için 400-TL, davalı ... için 300-TL) davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 9.200-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ile davalı ...'e verilmesine,Reddedilen pay devrinin geçersizliği istemi yönünden davalı şirket için takdir olunan 9.200-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360-TL arabulucu ücretinin takdiren 1/2'sinin davalılardan, 1/2'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,"Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalılar tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından sarf edilen 102-TL istinaf yargı giderinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.31/12/2025