11. Hukuk Dairesi 2011/463 E. , 2012/8430 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 22. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/09/2010 tarih ve 2008/1749-2010/1021 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Dava konusu meblağ 14.510 TL'nın altında bulunduğundan HUMK.'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkik
**11. Hukuk Dairesi 2011/463 E. , 2012/8430 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 22. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/09/2010 tarih ve 2008/1749-2010/1021 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Dava konusu meblağ 14.510 TL'nın altında bulunduğundan HUMK.'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin yurt içi ve yurt dışı yolcu taşımacılığı yaptığını, yurt dışı faaliyetlerinde KDV’den istisna kılındığını, bu nedenle faaliyete ilişkin alımlar karşılığı ödenen KDV’nin vergi dairesince mahsuben ve nakden iade edildiğini, vergi alacağından mükelleflerin müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin davalıdan aldığı mal karşılığında adına düzenlenen 54 adet fatura bedelini ve toplam 4.031.12 TL KDV’ni davalıya ödediğini, ancak davalının hizmete ilişkin faturaları vergi tekniğine uygun olarak beyan etmemesi nedeniyle vergi dairesinde KDV indiriminin yapılmadığını, ceza ve faiz uygulanması üzerine uzlaşmaya giderek toplam 2,821,41 TL ödemesine sebebiyet veren davalının bu miktarda haksız olarak zenginleştiğini, davalının müvekkilinden KDV bedellerini tahsil ederek ticari faaliyetinde kullandığını ileri sürerek, 2,821,41 TL’nın KDV beyan tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin başka firmalar ile ilgili bazı faturalarının taklit edildiğini fark edince durumu vergi dairesine bildirdiğini ve "Kendisi hakkında her hangi bir olumsuzluk tespit yada rapor bulunmadığı halde belgeleri taklit edilen mükellefler listesi” olan kod 6 listesine alındıklarını, 84 seri nolu KDV Genel Tebliğine göre Kod 6 nedeniyle davacının müteselsil sorumluğu olmadığını ve KDV iadesine engel bir durum olmadığını, Karşıt inceleme tutanağında doğruluğu tespit edildiği üzere müvekkilinin KDV beyannamesi beyan ettiğini ve vergi dairesine ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalıdan almış olduğu faturaların gerçek olup taklit edilen faturalar olmadığını tespit ettirip bağlı bulunduğu vergi dairesine alımının gerçek olduğunu ispat etmesi halinde kod 6'nın KDV iadesine engel teşkil etmediği, davacının KDV’yi iade alabilecekken faturaların tenzil yoluna gidildiği, davalı firmanın davacı firmaya satmış olduğu mal ve hizmetlere ilişkin faturalarda gösterilen KDV tutarını beyannamesinde göstererek vergi dairesine bildirdiği, davacının davalı firmadan almış olduğu faturalardan kaynaklanan KDV’ye ilişkin vergi dairesine ödediği 2,821,41 TL’yi davacıdan alamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Mahkemece mali müşavir bilirkişiden alınan rapora, davacının açmış olduğu emsal uyuşmazlıklarla ilgili başka dava dosyalarında alınan ve farklı sonuca ulaşılan bilirkişi raporları mesnet gösterilerek davacı tarafından itiraz edildiğinden, mahkemece aralarında vergi alanında uzman bilirkişilerin de bulunduğu 3 kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınarak, hükme dayanak rapor ile diğer dosyalarda alınan raporlar arasında çelişki bulunup bulunmadığı değerlendirilmek ve davacının rapora karşı itirazları karşılanmak suretiyle bir karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.