11. Hukuk Dairesi 2011/6826 E. , 2011/13978 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30/03/2011 tarih ve 2008/448-2011/305 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, d…
**11. Hukuk Dairesi 2011/6826 E. , 2011/13978 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30/03/2011 tarih ve 2008/448-2011/305 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin 1995 yılında kurulan dava dışı Pazarcık İplik Dokuma San ve Tic AŞ.'nin %20,5 oranında hisseye sahip ortakları olduğunu, anonim şirket ana sözleşmesinin 8/2.maddesi hükmüne göre, şirket yönetim kurulunun yaptığı işlemlerin geçerli olabilmesi için üç imzanın gerektiğini, şirketin 25.06.2002 tarihli genel kurul toplantısında, davalılar ..., ... ve ...’in yönetim kurulu üyeliğine, davalı ...’nın ise denetçiliğe seçildiğini, yönetim kurulu üyesi olan davalı ...’in 24.03.2004 tarihinde davacıların ortağı olduğu Pazarcık İplik Dokuma San ve Tic A.Ş.'nin tek mal varlığı olan ve yaklaşık 9 Trilyon lira değerindeki 277, 280, 282 parsel sayılı taşınmazlar ile üzerlerindeki tüm teferruatları (fabrika ve makinelerini de) 228.330.000.000 TL gibi çok düşük bir bedelle diğer davalı Günkurt Tekstil San.ve Tic. A.Ş.'ne sattığını, yönetim kurulu üyeleri tarafından yapılan satış işleminin şirket ana sözleşmesinde belirtilen şirketin amacına ve konusuna aykırı olup, özünde şirketi büyük oranda ortadan kaldıran satışın yapılması gerekli ise, bunun da tüm ortakların rızası ile olması gerektiğini, şirket yönetim kurulu üyelerinin, ana sözleşme, TTK ve diğer kanunların kendilerine verdiği yetkiyi kişisel menfaatleri için kullandığını ve trilyonluk şirketi bir gün içinde bitirdiklerini, bu durumların olabileceği yönünde müvekkillerince uyarılan denetçinin de görevini yapmayarak, adeta şirketin içinin boşaltılmasına göz yumduğunu, yönetim kurulu üyelerinin üç imza ile işlem yapması gerektiği ve şirketin tek mal varlığının satışı konusunda tüm ortakların rızasının alınması gerektiği halde, tek yönetim kurulu üyesinin imzası ve ortakların tümünün muvafakati alınmadan yapılan satış işleminin geçersiz olduğunu ileri sürerek, şirket ana sözleşmesi, TTK, BK, MK ve hukukun genel ilkelerine aykırı tapu işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili, müvekkillerinin Pazarcık İplik Dokuma San ve Tic A.Ş.'ni zarara uğratmadığını, şirketin son dönemdeki mali duruma gelmesine yönetim kurulu üyeleri değil, sermaye artırımına katılmayan pay sahiplerinin neden olduğunu, 25.06.2002 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine seçilen müvekkillerine şirketi idari ve mali işlerde temsil hususunda münferiden yetkili kılındığını, davalı ...’ın münferiden imza yetkisine sahip olması nedeniyle satış işlemini gerçekleştirdiğini, satış işleminde kusuru olmayan davalı ... ile satış işleminde imzaları olmayan diğer davalı yönetim kurulu üyelerine ve denetçiye husumet yöneltilemeyeceğini, TTK.'nun 324.maddesi gereğince mal varlığı borçlarını karşılamayan şirketin tasfiyesi gerektiğini, şirketin fabrikayı satmaması halinde fabrikanın değerinin düşmesi, borçların yükselmesi karşısında, toplam mal varlığının borçlarına yetmez hale geleceğinden, şirketin iflasını talep etmesinin TTK.'nun 324.madde hükmü gereği olduğunu, makinelerin beklemeye bağlı teknik donanımının yıpranması ve kullanmadıkça değerinin hızla düşmesi karşısında satışın sorumlu ve basiretli bir yönetici için zorunlu olduğunu, taşınmazın 228.000.000.000.-TL'na değil, 1.660.000.000.000.-TL'na satıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Günkurt Tekstil San. ve Tic. A.Ş. vekili, davacıların şirket adına dava açma hakları bulunmadığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, şirketin borca batık olup, genel kurulda feshine karar verildiğini, müvekkilinin, üzerindeki takyidatlar ile birlikte taşınmazı satın alıp, Pazarcık A.Ş. borçlarının müvekkilince ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ...’ın şirketi tek başına temsil yetkisi bulunduğu, yapılan taşınmaz satımının şirketin zararına olmadığı, diğer davalılara husumetin yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket yönünden davanın esastan, diğer davalılar yönünden husumetten reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Ancak; dava genel kuruldan karar alınmadan davalı anonim şirkete ait taşınmazın tümü ile davalı şirkete satıldığı iddiasıyla, taşınmaz satışının iptali istemine ilişkin olup, davalılarında ortağı olduğu dava dışı Pazarcık İplik Dokuma San. ve Tic. A.Ş. yönetim kurulu üyeleri aleyhine, dava konusu olayı da içine alacak şekilde, şirkete ait taşınmazların düşük bedelle satılarak, şirketin ve ortakların zarar uğratıldığından bahisle hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan kamu davası açıldığı, işbu dava da şirkete ait taşınmaz ve üzerindeki müştemilatın değerinin 5.749.072,99 TL olduğu halde bu miktarın çok altında bir fiyatla davalı şirkete satıldığı gerekçesiyle, mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın 11. Ceza Dairesi tarafından savunma hakkının kısıtlandığından hareketle bozulduğu anlaşılmaktadır. Anılan ceza davasında, dava konusu olayı da kapsayacak şekilde yapılan saptamaların, Borçlar Kanunu’nun 53. maddesine göre hukuk hakimini bağlayacağı kuşkusuzdur. Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, anılan ceza davasının sonucu beklenerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.