6. Ceza Dairesi 2015/862 E. , 2015/44064 K. MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, tefecilik, 6136 sayılı Yasaya aykırılık Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ... ve ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanıklar ... ve....’e hükmolunan her bir cezanın süresine göre, savunmanlarının temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi …
**6. Ceza Dairesi 2015/862 E. , 2015/44064 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, tefecilik, 6136 sayılı Yasaya aykırılık Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ... ve ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanıklar ... ve....’e hükmolunan her bir cezanın süresine göre, savunmanlarının temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Yasanın 318. maddesi uyarınca REDDİNE; I-Sanık ... hakkında, yakınanlar ... ve...’e karşı yağma; sanıklar... ve ... hakkında, yakınanlar ... ve...’a karşı yağma; sanıklar ... hakkında, tefecilik; sanıklar ... ve ... hakkında, 6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde; Müşteki ...’a karşı eylemlerin bir kısmının işyerinde ve silahla, müşteki ...’e karşı eylemlerin bir kısmının işyerinde; müştekiler ... ve...’a karşı eylemlerin birden fazla sanık gerçekleştirilmesi nedeniyle sanıklar ... ve ... Ecrin hakkında, TCK.nun 149. maddesinin ilgili bentleri uyarınca hüküm kurulması gerekirken aynı Yasanın 148.maddesiyle uygulama yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Tefecilik suçuna katılmış olan Hazine yararına her bir sanıktan ayrı ayrı vekalet ücreti alınmasına karar verilip, tefecilik suçundan hükümlülükleri bulunmayan sanıklar ... ve ...’in de anılan ücretten sorumlu tutulmaları, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar... ve ... savunmanlarının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğname gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla CMUK'nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “Katılan Hazine vekili kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... gereğince 3.000,00 TL vekalet ücretinin sanıklardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye verilmesine,” cümlesi çıkartılarak yerine, “Katılan Hazine vekili kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden,... gereğince 3.000,00 TL vekalet ücretinin sanıklar ... ve ...’ten alınarak Hazineye verilmesine” cümlesi eklenmek suretiyle eleştiri dışında, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA; II- Sanıklar... ve... hakkında, müştekiler ... ve ...’a karşı yağma; sanık ... hakkında, müştekiler ... ve ...’a karşı yağma; sanıklar ... ve ... hakkında müşteki ...’a karşı yağma ve ... hakkında, tefecilik suçlarından kurulan hükümlerin incelemesine gelince; Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; müşteki ... karşı eylemin sanıklar ... ve ... tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanıkların faiz karşılığı verdikleri borç paranın bir kısmını aldıktan sonra yalnızca geri kalan kısmını zor kullanarak istemeleri biçimdeki eylemlerinin TCK.nun 150/1. maddesi yollamasıyla tehdit ve yaralama suçlarını oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan yazılı biçimde yağma suçundan hüküm kurulması, 2-Sanıklar ... ve ...’e yüklenen müştekiler... ve...’a karşı yağma suçunun gerektirdiği cezanın alt ve üst sınırları bakımından hükmün açıklandığı 10/04/2014 tarihli oturumda, savunmanları bulundurulmaksızın hükümlülük kararı verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 150/3, 188/1 ve 289/3-e maddelerine aykırı davranılması ve böylece savunma hakkının kısıtlanıp, anılan sanıklar hakkında kurulan hükmün bozulması sonrası yapacakları savunmalara göre, aynı eylemde hükümlülüklerine karar verilen sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin etkilenecek olması, 3-Sanık ...’in, ağabeyi olan ...’e iletilmek üzere mağdurlar ... ile ...’ın kendisine teslim ettikleri paraları almak dışında, adı geçen mağdurlara karşı suçun yapıcı davranışlarına katıldığına ilişkin kanıtların neler olduğu gösterilmeden eksik gerekçeyle yazılı biçimde hükümlülüğüne karar verilmesi, 4-Yargılama sırasında ölmesi nedeniyle dinlenilemeyen mağdur ... soruşturma evresinde, sanık ...’in aracı olması suretiyle ...’den faizle borç para aldığını söylediği halde, mağdurun aile bireyleri olup, borcu ...’e ödeyen mağdureler ... ve ...’nın böyle bir faizli alışverişten haberlerinin olmadığını belirtmeleri; ayrıca mağdur ...’ın, soruşturma evresinde sanık...’in aracı olması suretiyle ...’den borç para aldığını beyan etmesine karşın kovuşturma aşamasında, sanık ...’in her hangi bir borç para alma işine aracı olmadığını söylemesi karşısında; mağdur ...’ın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki ifadeleri arasında bulunan çelişkiler giderilip, sanık Zeki’nin anılan mağdurların faizle borç para almalarına aracılık ettiğine ilişkin maddi kanıtlar ortaya konulmadan, hangi delile niçin üstünlük tanındığı denetime olanak verecek biçimde gösterilip yargılamaya devamla yazılı biçimde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve... savunmanlarının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğname gibi BOZULMASINA, 07.10.2015 tarihinde üye ...un ... ve ... hakkında, mağdur ...'a yönelik yağma; sanık ... hakkında, mağdur ...'ya yönelik yağma; sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik tefecilik suçları ile ilgili muhalefetine karşın oyçokluğu, diğer yönlerden oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY: Olay yeri ...nin ... ilçesidir. Bu ilçede yapılan istihbari çalışmalar sonucu örgüt suçu kapsamında şüpheliler ... ve ... ile soruşturma sırasında ölen ...; haklarında alınan iletişimin tespiti, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi kararı ile dinlenmişler; daha sonra soruşturma genişletilerek yapılan eş zamanlı operasyonlarla konuşmalara takılanlar da dahil tüm şüpheliler hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, üye olmak, bilerek ve isteyerek yardım etmek, yağma, tefecilik ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından düzenlenerek TMK'nın 10. maddesi ile görevli ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen evrakta, örgüt suçlarından takipsizlik kararı verilmesi üzerine, diğer suçlardan Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesine dava açılmıştır. Suç tarihi 16.10.2012 ve öncesidir. Tefecilik suçu ile 6.3.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un 12. maddesi ile CMK'nın 135/8-a maddesine 6 numaralı alt bent olarak eklenen yağma suçu, suç tarihi itibarıyla dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanabileceği katalog suçlar kapsamında değildir. Anılan maddenin 1. fıkrası “Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, ağır ceza mahkemesi (daha öncesinde hâkim) veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl mahkemenin onayına sunar ve mahkeme, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya mahkeme tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır.” şeklinde olup; yukarıda sözü edilen 8. fıkrası, “Bu madde kapsamında dinleme kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.” hükmünü içermekte olup; 9. fıkrası da, “Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.” biçimindedir. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ışığında bir suç soruşturması nedeni ile dinleme kararı alınabilmesi için suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması gerekli olduğu gibi aynı zamanda soruşturması yapılan suçların da 9. fıkrada sayılan suçlardan olması gerekmektedir. Bu husus, Yargıtay CGK'nın 10.12.2013 tarih, 2013/10-283 Esas ve 2013/599 Karar sayılı kararında da, “… telekominikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin aynı Kanun'un 135/8. maddesinde sayılanlar dışında bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılmaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir.” şeklinde belirtilmek suretiyle, yasak delil niteliğinde olan kanıtların hükme esas alınamayacağı ifade edilmiştir. Dosyada; sanıklar ... ve ... hakkında, mağdur...'a yönelik yağma; sanık ... hakkında, mağdur ...'ya yönelik yağma suçları ile sanıklardan ... hakkında, mağdur ..'e yönelik tefecilik suçlarını işlediklerine dair, tapeler dışında mahkûmiyetlerine yeter nitelikte kanıt elde edilememiştir. Telefon dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi hakkında, CMK'nın 135 ve 138/2. maddelerinde sınırlı koşullar öngörüldüğünden, 135/8. maddede yazılı katalog suçlara girmeyen bir suç tespit edildiğinde; bu şekilde elde edilen kayıtlar, kanıt olarak kullanılamaz. Soruşturma sırasında beyanı alınamayan mağdur ... duruşmada, “Sanıklardan ...'den bir araç aldığını, çek verdiğini, karşılığını ödediğini, ancak aracın satışının sanıklar tarafından verilmediğini” söylemiş olup, sanıklarla arasındaki ilişki hukuki mahiyettedir. Kovuşturma aşamasında ifadesi alınmayan mağdur ..., Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde, “Paraya ihtiyacı olduğunu bilen arkadaşı ...'in, kendisini ağabeyi ....'le görüştürdüğünü, Mustafa'dan borç para aldığını, Mustafa'nın tehditi üzerine babası....'nın borcunu ödediğini, ...'den herhangi bir şikayeti olmadığını” söylemiş, babası.... da ifadesinde aynı doğrultuda beyanda bulunmuştur. Mağdur ..., sanık ...'i suçlamışsa da; ağabeyi ..., “Kardeşinin ... olan borcunu ödeyerek senedini aldığını” söylemiştir. Bu suretle atılı suçlar yönünden adları geçen sanıkların aleyhinde savunmalarını aksini gösterir kanıt elde edilemediğinden, bu konuda dinlemeye dayalı kayıtlar da mahkûmiyetleri için yeterli olmadığından, haklarındaki mahkûmiyet hükümlerinin kanıt yokluğundan bozulması görüşündeyim.