4. Ceza Dairesi 2013/30277 E. , 2014/31902 K. Esas No : 2013/30277 Karar No : 2014/31902 Tebliğname No : KYB - 2013/250992 Hakaret suçundan sanık D.. Ç.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine dair, Malatya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 28…
**4. Ceza Dairesi 2013/30277 E. , 2014/31902 K.** **"İçtihat Metni"** Esas No : 2013/30277 Karar No : 2014/31902 Tebliğname No : KYB - 2013/250992 Hakaret suçundan sanık D.. Ç.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine dair, Malatya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2011/880 esas, 2013/337 sayılı kararına karşı yapılan itiraz üzerine, kararın temyize tâbi olduğundan bahisle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin, Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/05/2013 tarihli ve 2013/240 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/09/2013 gün ve 250992 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca hâlen yürürlükte bulunan 305. maddesi gereğince, sadece ceza mahkemelerince verilen hükümlerin temyiz kanun yoluna tâbi olduğu, 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca verilen erteleme kararının ise, 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde sayılan hüküm niteliğindeki kararlardan olmaması nedeniyle temyize tâbi olmayıp itiraz kanun yoluna tâbi bulunduğu cihetle, itirazın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA I-Olay: Hakaret suçundan sanık D.. Ç.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Malatya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli kararıyla, 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine karar verildiği, sanığın yokluğunda verilen karara, isim karışıklığı yapıldığı ve kendisinin suçun faili olmadığına yönelik itirazı üzerine, mercii Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2013 tarihli kararıyla, sanık hakkında verilen kararın itiraza tabi olmayıp, temyizi kabil olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, kesin olan bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca verilen, kovuşturmanın ertelenmesine dair karara karşı başvurulacak kanun yolunun belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı CMK’nun 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup "İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesinde; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür. Anılan Kanunun 268. maddesinde itiraz usulü ile itiraz mercilerine ilişkin hususlara, 271. maddede itiraz mercilerinin inceleme yöntemi ile merciince verilecek kararlara yer verilmiştir. 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanma zorunluluğu bulunan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi uyarınca ceza mahkemesince verilen hükümler temyiz yasa yoluna tabidir. Hükümler ise, 5271 sayılı Kanunun 223. maddesinde; a) Beraat, b) Ceza verilmesine yer olmadığı, c) Mahkûmiyet, d) Güvenlik tedbirine hükmedilmesi, e) Davanın reddi, f) Davanın düşmesi, g) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı, Şeklinde belirtilmiştir. 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi uyarınca yukarıda sayılan hükümlerden birinin verildiği ahvalde, kesin nitelikteki hükümler istisna olmak üzere bu kararlara başvurulabilecek olağan yasa yolu temyizdir. 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde, “ (1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir. (2) Hakkında kamu davasının açılmasının veya kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilir. Bu süre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen soruşturma veya kovuşturmaya devam olunur. ...... (4) Bu madde hükümlerine göre cezanın infazının ertelenmesi hâlinde erteleme süresince ceza zamanaşımı durur; kamu davasının açılmasının veya kovuşturmanın ertelenmesi hâlinde, erteleme süresince dava zamanaşımı ve dava süreleri durur. ” hükümlerine yer verilmiştir. Kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi halinde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yoluna maddede yer verilmemiştir. Ancak bu kararın yapısı incelendiğinde, uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir hüküm niteliğinde olmayıp, kovuşturmanın devamını engelleyen ve erteleme kararından itibaren belirli koşulların varlığı halinde, davanın düşmesine, aksi takdirde kovuşturmaya devam olunmasına yol açan durma kararı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi halinde, yargılama faaliyeti duracak ve 3 yıllık bekleme süresi içerisinde sanığın benzer suç işleyip işlemediği denetlenecektir. Yukarıda yer verilen kanun hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, bir kararın temyiz edilebilmesi için bu kararın CMK'nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden olması gerekmektedir. Hükümler uyuşmazlığı nihai olarak çözen son kararlardır. Kovuşturmanın ertelenmesi kararı CMK'nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığı gibi, uyuşmazlığı nihai olarak çözümleyen bir karar niteliğinde de değildir. Bu itibarla, kovuşturmanın durması sonucunu doğuran ve 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca verilen kovuşturmanın ertelenmesine dair karara karşı, CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurulabileceği gözetilerek, itirazın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarih ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hem maddi hem hukuki yönden ele alınması ve her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi ayrıca sanığın suçun faili olmadığına dair savunmasının da değerlendirilmesi gerekirken, kararın temyizi kabil olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, 1-Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/05/2013 tarih ve 2013/240 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2-Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.