11. Hukuk Dairesi 2023/5269 E. , 2024/6950 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1417 Esas, 2023/657 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/613 E., 2019/1034 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istin
**11. Hukuk Dairesi 2023/5269 E. , 2024/6950 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1417 Esas, 2023/657 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/613 E., 2019/1034 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirketin ortağı, diğer ortakların da davacının kız kardeşleri olduğunu, davacının haklarının verilmemesi sebebiyle aralarında bir çok dava bulunduğunu, ana sözleşmenin 9.maddesi gereğince yönetim kurulu üye sayısının üçten fazla olmaması gerektiği halde ana sözleşmeye aykırı olarak dört kişiye çıkarıldığını, bu kararın iptali için açılan davanın İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/815 Esas sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, daha önce alınan raporlarda şirketin sadece kiralama geliri elde etmesi sebebiyle yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı aldığı 10.000,00 TL huzur hakkının fahiş olarak değerlendirildiğini, 01.12.2016 tarihli genel kurul toplantısında da yine hukuka aykırı kararlar almaktan çekinilmediğini, bu kararların iptali için de İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/233 E., sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, bütün bunlara rağmen davalı şirketin 01.03.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında da hukuka ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı kararlar alındığını, gündemin 3., 4., 5. ve 7. maddesine alınan kararların iptalinin talep edildiğini, müvekkilinin genel kurula vekili aracılığıyla katıldığını, alınan kararlara karşı olumsuz oy kullandığını, yönetim kurulu ibra oylamasının TTK.'nun 436.maddesine aykırı yapıldığım, hesapların ve faaliyet raporunun kabulüne dair kararlarda da yasaya aykırı şekilde oy kullanıldığını, yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık net 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesinin davacının alacağı kâr payını azaltacağını, bu kararın da dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin şirketin içini boşaltmaya devam ettiklerini iddia ederek; davalı şirketin 01.03.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5 ve 7 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını somut bir şekilde açıklamadığını, soyut ve afaki iddialar ile yetindiğini, alınan kararlarda usul ve yasaya aykırılığın söz konusu olmadığını, şirketin ana sözleşmesinde başkaca iştigal konularının da yer aldığını, davalı şirketin sadece kiralama işi yapmadığını, iplik alım-satımı da yaptığını, ayrıca inşaat alanında da çalışmalarının bulunduğunu, huzur hakkının yüksek olmadığını, davacının açtığı diğer davalardaki iddialarını tekrarladığını, şirketin içinin boşaltıldığı iddiasının Mahkemeyi yanıltmaya yönelik ortaya atıldığını, davanın haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İptali istenen 5 numaralı karar yönetim kurulunun oy çokluğu ile ibrasına ilişkin olup, TTK'nun 436/2 maddesine göre özel bir oydan yoksunluk halinin mevcut olduğu, buna göre şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisini taşıyan kişilerin yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin karalarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacaklarının düzenlendiği, ayrı ayrı oylama yapılsa bile yönetim kurulu üyelerinin tamamının kendilerinin ve birbirlerinin ibralarında oy kullanamayacaklardır. Davalı şirketin ..., ... , ..., ...'dan oluşan 4 kişilik yönetim kurulu üyesinin olduğu, ibrada kullanılan oyların tamamının yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ... isimli yönetim kurulu üyelerine ait olduğu, bu durumun TTK'nun 436/2 maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğinden iptali gerektiği; Bordrolara göre; her bir yönetim kurulu üyesinin yıllık huzur hakkı toplamı 166.995,96 TL olduğu, 4 yönetim kurulu üyesi olduğuna göre toplam yıllık huzur gakkı olarak 667.983,84 TL huzur hakkı ödendiği, şirketin yıllık geliri olan kira hasılatı toplamının 2017 yılı için 1.511.251,11 TL olduğu nazara alındığında bu gelirin %45 oranındaki kısmının huzur hakkına ödendiği, davalı şirketin 5 ortağı olup bunlardan davacı dışındaki 4 ortak yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, davalı şirketin bir aile şirketi olduğu ve ortakların kardeş olduğu, gayrimenkullerinden kira geliri elde etmekte olduğu, bu kardeşlerden 4 ünün yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğinden hasılatın öenmli bir kısmının huzur hakkına gittiği, bu durumun ise davacının yıllık kardan pay alma hakkını açıkça ihlal emekte olduğu, yönetim kurulu üyesinin bir kişi olması halinde makul edilebilecek olan bu ücretin 4 kişiye ayrı ayrı ödenmesi halinde şirketin finansal durmu ile harcanan emek ve mesaiye uygun olmadığının açıkça anlaşıldığı, üstelik genel kurulda huzur hakkının herkes için aynı tutarda belirlendiği, herhangi bir görev kapsamı belirlenmediği, ayrım ve tenzilat yapılmadığının anlaşıldığı, bu açıklamalar ışığında 4 adet yönetim kurulu üyesine aylık ayrı ayrı 10.000,00 TL ödenmesi yönünde genel kurulda alınan 7 nolu kararın açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davalı ...’nin 01.03.2018 tarihli genel kurulunda alınan yönetimin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın ve huzur hakkı ile ilgili 7 nolu kararın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 01.03.2018 tarihli genel kurul toplantısında 5 nolu kararın usulüne uygun şekilde oylamaya sunulduğunu, neticede usul ve yasaya uygun nisap ile yönetim kurulunun ibralanmasına karar verildiğini, mahkemece bahse konu karar alınırken yönetim kurulu üyelerinin her birinin diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanmış olduğunu, bu kararın iptaline karar verilmiş ise de mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, yönetim kurulu üye sayısı ana sözleşme ile ilan ve tescil edilmeksizin genel kurulun oyçoğunluğu ile bu konuda karar verilebileceğini, bu sebeple genel kurul tarafından 4 kişi olarak belirlenen yönetim kurulunun üye sayısı bakımından ana sözleşmeye ve usule aykırılığın söz konusu olmadığını, mahkemece genel kurul toplantısında usul ve yasaya uygun nisap ile alınan genel kurul kararının da iptaline karar verildiğini, ancak mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, huzur hakkının harcanan emek ve mesai karşılığında bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere TTK m. 394 gereği yönetim kurulu üyelerine genel kurul kararı ile tanınan bir hak olduğunu, yönetim kurulunun huzur hakkı takdir yetkisinin genel kuruluna ait olduğunu, gerek oy nisabı ve gerekse davacının haklarının hiçbir şekilde ihlal edilmeksizin usulüne uygun şekilde alınmış olan karar olduğunu, kararın iptal edilmesi halinde yönetim kurulu üyeleri emeklerinin karşılığı olan ücreti alamayacaklarını, hak kaybına uğrayacaklarını, ayrıca huzur hakkının alınmasının ve yönetim kurulunun ibrasının durdurulmasını gerektirecek kadar açık bir hukuka aykırılık durumu var olmadığını, işbu davanın sonucunda davacı tarafın telafisi güç ve imkansız herhangi bir zarara uğramasının da hiçbir şekilde söz konusu olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Genel kurul kararlarının alınmasında oydan yoksunluk hallerini düzenleyen TTK 436/2 madde fıkrası; "(2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." düzenlemesini içermektedir. TTK 436. madde hükmü emredici niteliktedir. Bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile ibraya ilişkin genel kurul kararmın iptalini talep edilebilir. TTK 436/2 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendisi veya diğer yönetim kurulu üyesi ayırımı yapılmadan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacağı emredici bir şekilde düzenlenmiştir. Salt oydan yoksun payların oy kullanması alınan ibra kararını geçersiz kılmayıp, kullanılan oyların sonuca ve karar nisabının sağlanmasında etkili olması halinde karar geçersiz hale gelecektir. Oydan yoksun payların kullandığı oylar düşüldükten sonra ibra için 0 (sıfır) oy kullanılıp, yeterli nisabın sağlanamadığı anlaşılmakla davalı vekilinin genel kurulun 5 numaralı kararına yönelik istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Şirketin 2017 yılı kira gelirinin 1.511.251,11 TL olduğu, 4 yönetim kurulu üyesine toplam yıllık 667.983,84 TL huzur hakkı ödendiği, ödenen huzur hakkının şirketin kira hasılatının %45'ine tekabül ettiği, 5 ortaklı şirketin davacı hariç 4 ortağının yönetim kurulu üyesi sıfatına sahip olduğu, şirket gelirinin önemli bir kısmının huzur hakkı olarak bu ortaklara aktarıldığı, şirketin yaptığı faaliyetler dikkate alındığında 4 hakim ortağa bu miktar huzur hakkı verilmesinin makul olmadığı, diğer ortağın kâr payı alma hakkının ihlal eder nitelikte olduğu bir bakıma hakim ortaklara örtülü kâr aktarımı mahiyetinde olduğu, eşitlik ve dürüstlük kurallarına da aykırı olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 5 nolu karara karşı istinaf taleplerinin olmadığını, ancak Bölge Adliye Mahkemesi ret gerekçesinde bu talebin de sanki davalı tarafın talebiymiş gibi algıladığını ve gerekçeye eklediğini, İlk Derece Mahkemesi kararında yalnızca 7 nci madde hakkında, mahkeme kararında kabul bulunduğunu, 7. Maddede belirtilen 10.000,00 TL bedelin enflasyonist bir ülkede hiçbir değerinin bulunmadığını, egemen ortak diye mahkemenin nitelendirdiği ortaklar ile birlikte davacının da kâr payı bölüşümünden yararlandığını, o halde 10.000,00 TL gibi bir bedele de itiraz etmenin anlamı olmadığını beyanla temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 515 inci maddesinin 1 inci fıkrası, 516 ncı maddesinin 1 inci fıkrası, 436 ncı maddesinin 2 nci fıkrası 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.