12. Hukuk Dairesi 2010/19305 E. , 2010/32397 K. MAHKEMESİ : Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 12/05/2010 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklılar vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.1.2002 tarih, 2001/394 E, 2002/5 K.sayılı temyiz edilmeyerek 4.2.2002 tarihinde kesinleşen boşa…
**12. Hukuk Dairesi 2010/19305 E. , 2010/32397 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 12/05/2010 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklılar vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.1.2002 tarih, 2001/394 E, 2002/5 K.sayılı temyiz edilmeyerek 4.2.2002 tarihinde kesinleşen boşanma ilamında yer alan birikmiş iştirak nafakasının tahsilini teminen borçlu hakkında ilamlı takip yapılmaktadır Konuya ilişkin Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2010/2241 sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklı olarak Ş.Ö.-İ.A. gösterildiği, takibin adı geçenlerin vekili olan (Y.Mahalle Noterlmiğince düzenlenmiş 16.2.2010 tarih, 03327 yevmiye nolu vekaletname gereğince) avukat tarafından başlatıldığı görülmektedir. Dayanak ilamın incelenmesinde ise, müşterek çocuk 10.10.1989 doğum tarihli İ.A. 'ın velayetinin davalı annesi Ş.A. 'a verildiği, her ay davacı baba A.A. 'ın 300 milyon lira iştirak nafakası ödemesine hükmedildiği görülmektedir. Takibin açıldığı 24.2.2010 tarihi itibariyle İ.A. reşit olup takibi vekili aracılığıyla yaptığından temyiz olunan kararın gerekçesinde yer alan; "takibi kendisinin açması gerektiğinden" bahisle verilen iptal kararı isabetsizdir. Kabule göre de; iştirak nafakası her an doğup işleyen haklardan olup, küçüğün ergin olacağı tarihe kadar varlığını sürdüreceğinden ve küçüğün velayet hakkı mahkemece kendisine verilen eşe ödeneceğinden, diğer bir deyişle ilamda hüküm altına alınan iştirak nafakasının alacaklısı velayet hakkı kendisine verilen eş olduğundan, küçüğün reşit olmasından önceki döneme ait birikmiş iştirak nafakasının iştirak nafakası alacaklısı eş tarafından istenilmesinde de usul ve yasaya uymayan bir yön bulunmamaktadır. Bu bağlamda boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş taraf, gücüne göre onun bakım, sağlık ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür. (TMK'nun 182/2.maddesi hükmü) Diğer taraftan Hukuk Genel Kurulu'nun 8.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E, 1997/776 K.sayılı ilamında da belirtildiği üzere (....ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Dar yetkili icra mahkemesi hakimi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir.) Bu itibarla belirtilen kurallar gözardı edilerek verilen karar usul ve yasaya uygun olmadığından bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle borçlunun sair şikayet nedenlerinin reddiyle, ödeme olgusunun dayandırıldığı belgelerin İİK.nun 33/2.maddesi koşullarında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken somut olaya, dosyadaki maddi ve hukuki gerekçelere uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 29.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.